"Dur yolcu, dur ve işe!"

İngiliz edebiyatından, en karanlık zamanlarda bile gülmenizi, en azından gülümsemenizi sağlayacak 12 komik ya da absürd şiir örneği… Roni Margulies’in henüz yayımlanmamış bir antolojisinden, tadımlık niyetine.

16 Mart 2020 08:44

İngiliz (ve dolayısıyla) Amerikan şiirinde müthiş bir dalga geçme, eğlenme geleneği vardır. Bu şiire Türkçe tam olarak ne denebileceğini kestirmek kolay değil: Komik, mizahî, esprili, nükteli, hafif, güldürücü (veya en azından gülümsettirici)...

Zaten İngilizcede de birkaç alternatif var: Light verse (hafif), comic verse (gülünç), absurd verse (absürt, anlamsız).

Sadece bu tarzda şiir yazarak ün kazanmış, Edward Lear veya Alis Harikalar Diyarında yazarı Lewis Carroll gibi şairlerin yanı sıra, Alexander Pope, Lord Byron veya W.H. Auden gibi hiç beklenmedik isimler, dönemlerinin önde gelen şairleri de mizahî şiirler yazmıştır.

Şair, denemeci ve fıkra anlatıcısı Roni Margulies, bu şiirleri çeviriyor ve bir antoloji hazırlıyor. Bu antolojiden seçtiğimiz 12 şiiri yayınlıyoruz.

 

*

 

Uzun sakallı adam

Yaşlı bir adamın sakalı iyice uzunmuş,
“Korktuğum başıma geldi” diye ulumuş:
           “İki baykuşla bir diğer kuşun dişisi,
           Dört tarlakuşuyla çalıkuşunun abisi
Sakalımda hep beraber yuva kurmuş.”

Edward Lear (1812-1888), ressam, müzisyen, yazar, şair.
Ama günümüzde artık sadece absürt şiirin en büyük ustası olarak ünlüdür.

 

*

 

“İhtiyarladın, William Baba”

“İhtiyarladın, William Baba” dedi genç adam, 
      “Saçların bembeyaz oldu artık, baksana,
Ama amuda kalkmış duruyorsun hababam,
      Makul bir şey midir sence, bu yaşta?”

“Gençliğimde,” dedi William Baba oğluna,
      “Korkardım beynimi zedeler belki diye,
Ama o kadar eminim ki artık beynim olmadığına,
      Kaygılanmadan kalkıyorum amuda habire.”

“İhtiyarladın,” dedi genç, “az önce dediğim gibi
      Ve o kadar kilo aldın ki, kalmadı filden farkın,
Ama ters takla atarak girdin şu kapıdan şimdi,
      N’olur söyle, ne anlamı var bu yaptığının?”

“Gençliğimde,” dedi bilge, ak sakalını sıvazlayarak,  
      “çok çaba harcadım formumu korumak için,
bu melhemi kullanarak. Kutusu bir sterlin, bak,
      Bir iki kutu satın almak ister misin?”

“İhtiyarladın,” dedi genç, “çenen artık güçlü değil,
      lapa yediğinde bile zorlanacak gibisin,
Ama yeyiverdin şu ördeği, kemiklerle gaga dahil,
      Çok rica ederim, söyle nasıl becerdin?”

“Gençliğimde,” dedi babası, “hukuk çalıştım bir ara,  
      laf yetiştirebilmek için sevgili eşime
Ve öyle bir güç verdi ki bu çaba çene kaslarıma,
      Duruyor hâlâ ağzımın gücü yerli yerinde.”

“İhtiyarladın,” dedi genç, “gelmez kimsenin aklına,
      eskisi kadar keskin olduğu gözlerinin,
Ama yılan balığını dengeliyorsun burnunun ucunda,
      Nedir sırrı bu harika yeteneğinin?”

“Üç sorunu cevapladım işte, yeter de artar,”
       dedi babası. “Kaçırmaya gerek yok endazeyi.
Oturup burada saçmalık dinleyemem bu kadar.
      Yürü git, basmayayım kıçına tekmeyi!”

Lewis Carroll (Charles Lutwidge Dodgson, 1832-1898),
matematik
profesörü ve yazar. Alis Harikalar Diyarında’nın yazarı.

 

*

 

Newton

Doğa ve yasaları Doğa’nın, gecenin karanlığında saklıydı,
“Newton olsun!” diye buyurdu Tanrı ve her şey aydınlandı.

Alexander Pope (1688-1744),
18. yüzyılın belki de en büyük İngiliz şairi.

 

 

Einstein

Uzun sürmedi: Bağırdı Şeytan, “Einstein olsun!” diye
Ve dönüverdi her şey yine eski hâline.

 C. Squire (Sir John Collings Squire, 1884-1958),
yazar ve dergi editörü.

 

*

 

Castlereagh’in Mezarı

Tarih görmeyecek bir daha
Bundan daha asil bir köşe:
Castlereagh yatıyor burada:
Dur yolcu, dur ve işe! 

Lord Byron (George Gordon Byron, 1788-1824)
bu şiiri İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Castlereagh hakkında yazmıştır.

 

*

 

Kral II. Charles Hakkında Doğaçlama

Tanrı kralımızı korusun, iyi ve inayetli:
Olmadı inanan bugüne dek hiçbir vaadine;
Aptalca bir laf ettiğine rastlanmadığı gibi,
Olmadı akıllı bir şey yaptığını gören de.

John Wilmot, Earl of Rochester
(Rochester Kontu, 1647-1680),
asilzade ve şair.

 

*

 

Huzur

Geçirirken yalnız başına hücrende
Yaşlı keşiş, hayatın akşamını, buruk,
Koy elini kalbine ve söyle, ey bilge,
Nasıl bulurum, nedir mutluluk?

Buydu sorum ve sorduktan sonra,
Karanlığa alışırken yaşlı gözlerim,
Şu cevabı verdiğini duydum bana:
“Gel, evlat, gel bir bira içelim.”

Thomas Gray (1716-1771), şair ve tarih profesörü.

 

*

 

Determinizm

Dedi ki bir genç, “Hay aksi,
Bakıyorum da, çok açık ki
            Saptanmış bir biçimde önceden
            Devinen bir nesneyim ben.
Tramvay gibiyim; ne otobüs, ne de taksi.

Ogden Nash (1902-1971), Amerikalı şair.

 

*

 

Entelektüeller Hakkında Not

Sıradan vatandaş, emin olabiliriz ki,
       Keskin gözlerle bakan biridir dünyaya
Ve her duyduğunda entelektüel kelimesini
       Karısını aldatan adamlar gelir aklına.

W. H. Auden (1907-1973), şair.

 

*

 

Bir Yazarın Umudu 

Ölüp gittiğimde, umarım ardımdan şöyle derler:
“Sayısızdı günahları, ama kitapları hep bestseller!” 

Hilaire Belloc (Joseph Hilaire Pierre René Belloc, 1870-1953),
Fransız doğumlu İngiliz yazar, şair, tarihçi, milletvekili.

 

*

 

Bir Köy Mezarlığında Ağıt

Emekçileri şu İngiltere’nin
Yatıyorlar kendi ülkelerinde
Ve arısı, kuşu İngiltere’nin
Uçuyor mezarlarının üstünde.

Ama askerleri İngiltere’nin,
Peşinden giden kayan bir yıldızın
–Ah, ne acı ki İngiltere için–
Dibinde, gurbetteki mezarların.

Ve efendileri İngiltere’nin
Boy gösteren yüksek kurultaylarda
–Ah ne acı ki İngiltere için–
Mezarlarında değil işte daha.

G. K. Chesterton (Gilbert Keith Chesterton, 1874-1936),
yazar, felsefeci, edebiyat ve sanat eleştirmeni,
Father Brown'ın yazarı.

 

*

 

Şarkı

Ne zaman bir hatır istesem ondan
     doğru kiliseye koşar dindar Selinda,
Ama iyi kalpli aptal gözyaşlarına boğulur
     bırakıp onu gideceğimi sandığında.

Ne olur kalksın artık bu sınırlar, 
     Diyeyim, onu kazanma umudum var!
Ya o benden bir evliya yaratsın
     Ya da ben ondan bir günahkâr!

William Congreve (1670-1729), şair ve tiyatro yazarı.

 

RESİM

 

Alice'in Harikalar Diyarında karşılaştığı sürekli gülümseyen, sırıtkan kedi. John Tenniel'in çizimi.