06 Mayıs 2022

Peker neden yeniden ses verdi?

Aksi takdirde Peker’in sakladığı iddia edilen video kayıtlarının gündeme gelmesi süreci hızlanabilir

Kendisine yapılan “kaç” uyarısı sonrasında Türkiye’den kaçarak Birleşik Arap Emirlikleri’nde “zorunlu ikâmet” eden organize suç örgütü hükümlüsü Sedat Peker, uzun süren yokluğundan sonra geçen hafta yeniden sosyal medyada görüntü verdi.

Türkiye’yi terk ettikten sonra önce Balkanlar’a, oradan Fas’a ve son olarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) geçen Peker, buradan geçen yıl yayımladığı video yayınlarıyla iktidarı, siyasetçileri, iş dünyasını, adliye ve emniyet birimlerini hedef alan açıklamalarıyla epeyce gündem yarattı.

Peker’in gerek video yayınları, gerekse sosyal medya paylaşımlarındaki en önemli hedefi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oldu. Soylu, katıldığı birkaç televizyon programında vaziyeti kurtarmaya çalıştı. Ancak baktı ki, kurtarmaktan ziyade durum daha vahim boyutlara gidiyor, Meclis’teki bütçe görüşmeleri dışında hiçbir ortamda konuşmadı. Yok hükmünde gelişmeleri idare etmeye çabaladı.

Herhangi bir İçişleri Bakanı hakkında konuşulması ve yazılması bile şık olmayan tanımlamaları Soylu için kullanmaktan çekinmeyen Peker, geçen yaz sonu itibarıyla sessizliğe büründü.

Bu arada hatırlatayım; Peker’in iddialarıyla ilgili ne adli ne de idari soruşturma açılmadı. Bu konulardan sorumlu herkes, - soruşturmalarda daha önemli boyutların ortaya çıkmasından duyulan endişe nedeniyle olmalı - kulağının üzerine yatmayı tercih etti. Sadece bir adli soruşturma başlatıldı. O da Soylu’nun 10 bin dolar aldığını iddia ettiği siyasetçi konusunda. Bu soruşturmanın da akıbeti meçhul şimdilik.

Hem fiziki hem dijital tecrit

Sonrasında dolaylı kanallar üzerinden bilgilendirme yapmayı tercih etti. Bu tercihin sebebi Türkiye’nin BAE nezdindeki diplomatik girişimiydi kuşkusuz. Türkiye, hakkında yakalama kararı çıkardığı Peker’in kontrol altında tutulması BAE yönetimine ilettikten sonra Peker ailesiyle birlikte denetim altına alındı. İkamet koşulu yüzünden dolaylı ve doğrudan verdiği mesajlar sonlandı.

Böylece Peker, geçen sonbahardan itibaren dijital ve fiziki tecride alındı. Sadece avukatı aracılığıyla Türkiye kamuoyuna zaman zaman mesajlar verdi.

Suç örgütü liderinin durumuyla ilgili Türkiye ile BAE arasındaki durumu geçen şubatta Büyüteç’te aktarmıştım.

Türkiye’nin Peker’e yönelik stratejisi “Ben isteyim, sen verme ama başka bir yere de gönderme!” oldu.

Yeniden ses vermenin gerekçesi

Bu strateji geçen haftaya kadar gayet iyi işledi.

Ancak Peker nisanın son günlerinde dolaylı da olsa bir kez daha “ben buradayım” mesajını verdi.

Hakkındaki kimi paylaşımları kendi sosyal medya hesabından takipçilerine ulaştırmaya başladı.

Peki ne olmuştu ki Peker yeniden ses verdi?

Peker’in aktif hale geçmesinin sebebi elbette hakkında yaşanacak adli bir gelişme değil. Sürecin başlamasının en önemli nedeni için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ramazan’ın son günlerinde kalabalık bir heyetle Suudi Arabistan’a yaptığı ziyarete bakmak lazım.

Bu bölüme başlamadan önce kısa bir bilgilendirme yapmam gerekiyor.

Şöyle ki; BAE ile Suudi Arabistan arasındaki ilişki Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerle benzerlik taşıyor. Her iki yönetim de ABD’nin bölgedeki müttefiki. ABD’nin hem BAE, hem de Suudi Arabistan üzerinde etkisi var.

BAE’de Abu Dabi gücü

Uluslararası alanda ABD ekseninde yer alan Abu Dabi ve Riyad yönetimlerinin kendi aralarındaki ilişkiler ise deyim yerindeyse limoni. Bir iyi, bir kötü. Bu, işin bir yönü.

Diğer yönü, BAE’nin yönetiminin Abu Dabi Emirliği’nde olması. Her ne kadar Dubai daha önde gözükse de BAE’de söz sahibi olan Abu Dabi Emirliği. Petrolün yüzde 90’nının Abu Dabi’de çıkması, devlet başkanlığının Abu Dabi’de olmasını sağlıyor.

Hatırlayalım; Türkiye, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle Suudi Arabistan’la kanlı bıçaklıyken BAE ile ilişkiler yeni döneme girmişti. Aradaki soğukluk kalkmıştı.

Hatta İstanbul’da geçen kasımda toplanan Interpol’ün 89. Genel Kurulu’nda Türkiye, işkence iddiasıyla hakkında suç duyurusu bulunan BAE’li General Ahmed Nasır el Reisi’nin kazanması için ev sahibi konumuyla kulis bile yaptı. El Reisi, oyların yaklaşık yüzde 70’ni alıp Interpol Başkanı oldu.

El Reisi’nin Uluslararası Polis Teşkilatı’nın bir numaralı koltuğuna oturması, BAE’de yaşayan Peker’in denetim altında tutulmasında Türkiye lehine önemli rol oynadı.

Dediğim gibi Peker bu süreçte sadece nefes alabildi BAE’de. Ailesiyle bir arada olma imkanını elde etti. Ta ki, Erdoğan’ın Riyad ziyaretine kadar!

Erdoğan Mekke’de, Peker internette

Erdoğan’ın Mekke’de umre yaptığı günlerde ne tesadüf ki Peker’de BAE’den henüz kısık da olsa ses verdi.

Hakkındaki sosyal medya paylaşımlarını, kişisel hesabından takipçilerine ulaştırıp bir nevi sessizliğini bozdu.

Uzun zamandır tecritte olan Peker’in, sessizliğini bozmasını “kişisel davranış” olarak düşünmenin saflık olacağı kanaatindeyim.

Diplomasiyi yakından izleyen uzmanlar elbette daha iyi bilecektir.

İşin aslı BAE yönetiminin, Suudi Arabistan’la yeni sayfa açmaya çalışan Erdoğan yönetimine “aba altından sopa gösterme”dir kanımca.

Şimdi, yakın zamanda Türkiye’nin bu defa BAE nezdinde “gönül alma” yaklaşımda bulunması muhtemeldir. Belki siyasi, belki de güvenlik birimleri üzerinden bir temas kurulacak.

Zira durumu görmemezlik ya da inatlaşma Türkiye’nin lehine sonuç vermeyecek.

Aksi takdirde Peker’in sakladığı iddia edilen video kayıtlarının gündeme gelmesi süreci hızlanabilir.

Bu da iktidarın şu günlerde yaşanmasını isteyeceği en son durum olsa gerek.

Yazarın Diğer Yazıları

T24, Kaşıkçı dosyasını açıklamaya devam ediyor: "Türkiye'de yargılanan dört Suudi yetkili, ortak soruşturma ekibinde görevli çıktı"

Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı'na bağlı Riyad Ceza Mahkemesi Birinci Ortak Dairesi'nin "gerekçeli kararı" üzerinden yaşananları aktaracağım

HSK kararnamesinde; Adliye: 1 – Emniyet: 1

Suç ve suçlularla eş güdüm halinde mücadele eden devletin iki önemli kurumu adliye ile emniyet arasında hemen her dönem sıkıntılar olmuştur. Ancak, özellikle son yıllarda bu sıkıntıların ortak akılla aşılması yerine tarafların daha da keskinleşerek suç ve suçlularla mücadele yerine birbirleriyle ters yaklaşımlarda bulunduklarına tanık oluyoruz

MOSSAD – MİT operasyonun bilinmeyenleri: İsrail vatandaşlarına saldırı nasıl önlendi?

Anlaşılıyor ki, ülkedeki IŞİD'çiler kimi faaliyetleri aleni biçimde yürütüyor. Kendilerini gizlemeden, saklamadan… Kaldı ki, IŞİD yönetiminin Türkiye'ye karşı eylemsellik sürecine yol verdiğini de unutmamak gerek