17 Kasım 2021

Şansımız sürüyor

Şansımızın sürüyor olmasının ardından futbol medyasında pek çok isim bu durumda olmamızın arkasında hem Şenol Güneş’in hem de Stefan Kuntz’un katkıları olduğunu daha son maç oynanmadan dile getirmeye başlamışlardı. Ancak bu görüşe katılmadığımı belirtmek isterim.

Son dakikacılık huyumuzu bir türlü sona erdiremediğimiz için her seferinde benzer gerilimleri ve bir o kadar da heyecanlı saatleri yaşamayı sürdürüyoruz. 2022 Katar Dünya kupası eleme grubunda aslında her şey çok ama çok iyi başlamıştı. Önce Hollanda’yı ardından Norveç’i üstelik deplasmanda yenmiştik. Ardından kendi sahamızda oynadığımız iki karşılaşma da Letonya ve Karadağ ile üstelik iki farklı öne geçmemize rağmen berabere kalmak suretiyle bir çuval inciri berbat etmiştik. Hollanda karşısında alınan 6-0’lık mağlubiyet sonrasında teknik direktör Şenol Güneş ile yolların ayrılması sonrasında tünelin ucundaki play off oynama şansını göreve getirilen Stefan Kuntz ile yakaladık. Karadağ’ı bir sıfır yenik düştüğümüz karşılaşmada iki bir yenerek grup ikincisi olmayı başardık.

Türkiye Futbol Federasyonu hiç beklenmedik bir biçimde Şenol Güneş ile yola devam etmeme kararı aldı ve yönetim kurulu üyesi Hamit Altıntop’un arayışları sonrasında Stefan Kuntz ile yeni bir dönem için imzalar atıldı. Çok kısa bir süre içerisinde Kuntz’un kendi takımını oluşturabilmesi mümkün olmayacaktı ancak bir önceki dönemde ısrarla tekrarlanan hataları yapmamak suretiyle bile önemli bir fark yaratmasını bildi. Şenol Güneş’in bir türlü vazgeçemediği futbolcuların yerine son dönemde giderek yıldızı parlayan Kerem Aktürkoğlu ve Halil Dervişoğlu’nu direkt on birde başlatmak suretiyle başka türlü bir yaklaşımı hayata geçirmeye çalıştığını gösterdi. Buraya Orkun Kökçü, Barış Alper Yılmaz, Berkan Kutlu ve Rıdvan Yılmaz gibi gençlerden kurulu isimleri de eklediğinizde aslında bir nevi önümüzdeki yılların Milli Takımının iskeletini kurmaya başladığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Şansımızın sürüyor olmasının ardından futbol medyasında pek çok isim bu durumda olmamızın arkasında hem Şenol Güneş’in hem de Stefan Kuntz’un katkıları olduğunu daha son maç oynanmadan dile getirmeye başlamışlardı. Ancak bu görüşe katılmadığımı belirtmek isterim. Şayet Şenol Güneş görev başında olsaydı bu noktaya gelebileceğimizi hiç sanmıyorum çünkü Avrupa şampiyonasında kalan Milli Takımın bir silkelenmeye ihtiyacı vardı ve bunu da aynı ekiple yapabilmek mümkün değildi! Öte yandan Cebelitarık maçı sonrasında düzenlenen basın toplantısında teknik direktöre seçilen oyuncuların kendi takımlarında oynama dakikaları üzerinden neye göre seçiyorsunuz sorusunu soran muhabirin, acaba aynı soruyu bir önceki teknik direktöre neden sormadığını da merak etmiyor değilim.

Dünya kupası yolunda umutları sürdürüyor olmak gayet güzel fakat hep aynı şarkıyı dinlemek yerine artık başka bir şarkıyı söylemenin ve dinlemenin de zamanıdır diye düşünenlerdenim. Bunun için ise uzun soluklu bir bakış açısını hayata geçirmeli ve son dakikalarda biz bitti demeden bitmez demek yerine ilmek ilmek örerek, kendimizi bütün bu olasılık hesaplarının dışına çıkaracak oyun planını devreye sokmalıyız. Mart ayına kadar önce olası rakiplerimiz üzerinden ardından rakipler belli olduğunda bu kez oynanacak olan karşılaşmaya dair bolca yorum dinlemeye ve okumaya devam edeceğiz. Fakat galiba asıl noktayı yani ölüm kalım uğraşı olarak görmek yerine keyif alma kısmını atladığımız ve her defasında gerçek anlamda çalışmak yerine işimizi şansa bıraktığımız için bütün bunları yaşamaya devam ediyoruz! Umarım bundan sonraki yolculuğumuzda olup bitenleri çok daha farklı bir gözle görebilecek ve futbol ile hayatlarımızı tesadüflerle değil üzerinde çalışmak suretiyle kesiştirecek uğraşları dolaşıma sokabiliriz. Bizim Çocuklar destan yazdılar söylemleri ile gazete sayfalarını doldurmak yerine Milli Takımımızın destanlara ihtiyaç duymadan da yoluna devam edeceği günleri inşa etmenin başlangıcı olarak bu üç karşılaşmayı daha iyi analiz edebiliriz. İyi başlayıp kötü devam ettirdiğiniz yolculuğunuzu son anda toparlayarak yola devam etme ihtimalini sürdürdüğünüz için tebrikler hepinize.

‘Ey sevgili uzatma dünya sürgünüm benim’ diyen büyük şair Sezai Karakoç’u kaybettik. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Yazarın Diğer Yazıları

Akıl, sağduyu ve hakkaniyet giderek yok oluyor

Burası hakikaten çok ama çok ilginç bir ülke ve futbol bu ülkenin insanları için bir varlık nedeni olma durumunu sürdürmekte. Kulüp başkanları ve yöneticiler bu ilgiyi kötü yönde kullanmayı sürdürdükçe, oynanan oyun her geçen gün biraz daha fazla çirkinliklerle birlikte hayatlarımızı karartmayı sürdürecek

Futbol kalmadı size yabancı madde verelim!

Türkiye'deki taraftar güzellemeleri aksini iddia etse de ülkenin taraftar kültürünün maç öncesi bağırıp çağırmanın ve oynanan karşılaşmayı motive etme doğrultusunda değil tam aksine kışkırtma amaçlı bir eğilim içerisinde olduğunun örnekleri saymakla bitmez

Marka değerinizin karşılığı bu mudur?

Keşke bütün bu tuhaflıklar yerine sadece futbolu ve futbolda yaşananları konuşuyor olabilseydik!