07 Mayıs 2022

Marka değerinizin karşılığı bu mudur?

Keşke bütün bu tuhaflıklar yerine sadece futbolu ve futbolda yaşananları konuşuyor olabilseydik!

Otuz sekiz yıl sonra Trabzonspor şampiyon oldu ve şampiyonluk öncesinden başlayarak hem tartışmaların ardı arkası kesilmedi hem de şampiyonluk karşılaşmasında yaşananlara verilen cezalar, var olan gerginliği daha da yukarıya tırmandırdı. Hiç şüphesiz bu yaşananların arkasında hem geçmişin izleri hem de Türkiye futbol federasyonunun herkese eşit mesafede olduğunu beyan etmesine karşın ortaya çıkan cezai kararlardaki tuhaflıklar damga vurdu. Öncelikle yaşananlara dair kısa bir bilgi verelim ardından olup bitenler üzerinden değerlendirmede bulunalım.

Adana Demirspor karşılaşmasında elde edilen galibiyet sonrasında kendi sahasında oynayacağı Antalyaspor karşılaşmasında alınacak bir puan bile Trabzonspor kulübünü şampiyon yapacaktı. İşte bu noktada kutlamalara ilişkin gelişmeler özellikle de Trabzonspor bayraklarının farklı kentlerde asılması girişimleri beraberinde tartışmaları getirdi. Örneğin Samsun kentinde Samsunsporlu taraftarlar, kente asılmak istenilen Trabzonspor bayraklarına yönelik tepkilerini sert bir bildiri ile kamuoyuna aktardılar. Benzer şekilde Fenerbahçe spor kulübünün kalbi olarak nitelendirilen Bağdat Caddesinde kutlama yapma isteği ve bayrak asma girişimleri tartışmalara yol açtı. Ne yazık ki bu durum geçtiğimiz cumartesi gecesi Trabzonspor kulübünün şampiyonluk kutlamaları sonrasında da çeşitli kentlerde sokaklarda kovalamacalarla sonuçlandı. Ülkedeki şampiyonluk kutlamaları tartışmasını belki biraz daha geniş bir pencere üzerinden semt, taraftarlık ve kimlik ilişkisi ile yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Ancak yine de futbolu ve orada yaşananları da yine öteki ile kurmuş olduğumuz ilişkiden bağımsız düşünmememiz gerekiyor.

Trabzonspor ile Antalyaspor arasında oynanan karşılaşmada maçın başlangıcı öncesinde son yıllarda tüm stadyumlarda görmeye alıştığımız takım koreografilerinden bir tanesi adeta tüm yaşananların başlangıç noktasındaki işaret fişeği oluverdi. Abdullah Avcı’nın omuzunda tüfeğiyle avlanmakta olduğunu gösteren görselde tüfeğin ucuna oturtulan kanarya-ki burada Fenerbahçe kulübünü temsil etmektedir-2010-2011 şampiyonu Trabzonspor pankartını tutmaktadır. Söz konusu pankartın özellikle Fenerbahçe kulübünün Rize’den dönüş yolunda karşı karşıya kaldığı silahlı saldırıya göndermede bulunmakta olduğu, çeşitli kişilerce dile getirildi. Perşembe günü Fenerbahçe kulübü başkanı Ali Koç’un düzenlediği basın toplantısında da bu pankarta uzun bir bölüm ayrıldı.

Maçın bitimine bir iki dakikalık bir süre kaldığı bir anda Trabzonsporlu taraftarların maç bitti zannetmeleri üzerine sahaya girmeleri sonrasında ortalık birbirine girdi. Maçın bitmesi sonrasında ise Antalyaspor kalecisinin sahadan çıkarken bazı Trabzonspor taraftarları tarafından darp edilme görüntüleri ise geceye hiç yakışmadı. Ama bundan da önemlisi söz konusu yaşananlar sonrasında profesyonel futbol disiplin kurulunun verdiği ceza ise ülke futbolunun marka değerinin sadece altı yüz bin lira olduğunu ortaya koymuş oldu. Size yaşananları ve verilen cezaların komikliğini anlamanız açısından filmi biraz daha geriye sarmanın tam zamanı olduğunu belirtiyorum. 6 Ağustos 2017 tarihinde Samsun’da oynanan süper kupa karşılaşmasında sahaya giren Konyaspor taraftarlarının çıkarttıkları olaylar sonrasında sahaya girmeleri nedeniyle kulübe 5 maç seyircisiz oynama cezası verildi. Beşiktaş kulübü de 1 maç seyircisiz oynama cezasına çarptırıldı.

Trabzonspor karşılaşmasında yaşananlar sonrasında verilen cezalar ise şu şekildedir; “TRABZONSPOR A.Ş.'nin, 30.04.2022 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş.-FRAPORT TAV ANTALYASPOR Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu müsabakasında, Kurulumuza yapılan sevk ve sevke konu müsabaka görevlileri raporları doğrultusunda taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 368.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT'nin 52/3. maddesi uyarınca saha olaylarına karışan taraftarların bulunduğu DERGİLİK DOĞU ALT TRİBÜNÜ H, I, J, K, L, KUZEY KALE ARKASI ALT TRİBÜNÜ H, I, J, K, L ve VESTEL GÜNEY ALT I, J, K, L bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine, Aynı müsabakada TRABZONSPOR A.Ş.'nin, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 2. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, Aynı müsabakada TRABZONSPOR A.Ş.'nin, anons sisteminin ev sahibi takımı destekleyici şekilde kullanılmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 32.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, Aynı müsabakada TRABZONSPOR A.Ş.'nin, kulüp başkanının 1. güvenlik bariyeri dahilinde yayıncı kuruluş haricinde röportaj verilmesinden dolayı Süper Lig ve TFF 1. Lig Yayın Talimatının 8/13. maddesi uyarınca 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir."

Verilen toplam cezanın 600 bin lira olduğu ortaya çıkıyor ve bu durum yaşananların ne kadar tuhaf bir hale büründüğünü de net bir biçimde ortaya koyuyor. Türkiye Futbol Federasyonunun herkese eşit mesafede olduğu ifadeleri ne yazık ki yıllar içerisinde yaşanan örnekler ile her geçen gün biraz daha anlamsızlaşmaktadır. Futbolun bu topraklar üzerinde futbol dışında her türlü alan ile işliyor olması en çok futbola zarar vermektedir.

Bundan sonra Türkiye’nin bütün stadyumlarında taraftarların sahaya girmesine verilecek olan cezanın bedelinin altı yüz bin lira olacağı mesajının verilmiş olması son derece acıdır. Futbol sahalarındaki şiddetin önüne geçmekle görevli olanların şiddetin yaşanmasına yönelik etkilerde bulunması durumu da herhalde yine bize özgü bir durum olsa gerektir. Bırakın futbol kendi mecrası içinde herkese eşit kurallarla ve eşit yaptırımlarla işleyebilsin.

Aksi olduğu durumda futbolun, futbol olmaktan çıkmakta olduğunu aklımızdan çıkartmamalıyız. Siyasetin ve kuralsızlığın içinde olduğu futbol ortamı bir adım sonrasında başka problemleri beraberinde getirecektir. Trabzonspor kulübünün kazandığı şampiyonluğun sonrasında farklı kulüplerin tepkilerinin artması, geleceğe dönük sorunların daha da büyüyeceğini ortaya koymaktadır. Futbolu, futbol olmaktan çıkarttığımız sürece yeşil sahalarda olup bitenlerin sadece orada kalabilmeleri mümkün değildir.

Türkiye Futbol Federasyonu Türkiye’de futbolun marka değerini temsil etme konusunda en yetkin organdır. Buna karşın yıllar içerisinde almış olduğu kararlar ile tam aksi bir eğilimi ortaya koymayı ısrarla sürdürmektedir. Özellikle son olaylar sonrasında verilen cezaların, ülkedeki diğer takım taraftarlarının nezdinde hiçbir inandırıcılığının olmadığını belirtmeliyim. Verilen cezalar adeta ödül niteliğindedir ve bundan sonra oluşabilecek olan olası olayların önüne geçmeyi değil tam aksine daha da körükleyebilecek bir potansiyelin oluşmasına yol açabilecek bir görünüm arz etmektedir.

Futbolun sonucun belirsizliği temelinde başka bir alan olduğu gerçeğini el birliği ile ortadan kaldırmış olduk. Ne yazık ki bu yaşananlar, Ahmet Çalık Sezonunda ülkenin en iyi futbolunu oynayan Trabzonspor kulübünün yıllar sonra kazanmış olduğu şampiyonluğunun da önüne geçmiş oldu. Keşke bütün bu tuhaflıklar yerine sadece futbolu ve futbolda yaşananları konuşuyor olabilseydik! Korkum odur ki önümüzdeki sezon bu son gelişmelerin yarattığı dalganın ortaya çıkartacağı daha büyük gelişmelerle futbolu değil futbolun dışındaki yaygarayı daha fazla konuşmak zorunda kalacağız.

Yazarın Diğer Yazıları

İzmir Duvarı

Çalışmayı çok önemsediğimi ve böylesi çalışmalarla içinde yaşadığımız ülkenin sosyal bilimler alanında daha iyi anlaşılmasına ve buradan çıkacak sonuçların hem toplumsal açıdan hem de kültürel ve siyasi anlamda bize yol göstereceğine inancım tam. Bununla beraber İzmir kentinin hiçbir zaman için bir duvar imgesi ile tarif edilebileceği kanaatinde değilim

Haksız tahrik ve kaybolan adalet 

Pınar Gültekin davasının sonucunda verilen haksız tahrik indirimi bugüne kadar verilen kararların yeniden sorgulanmasının önünü açmalı ve kamuoyunun bu tuhaf kararlardan arındırılmasına vesile olmalıdır

Öğrenci affı ve üniversite sınavını kaldırmaya dair

Kısa vadeli ve belirli bir kitleyi hedef alan çözüm önerilerinin sonuçları üniversite açısından yarardan ziyade zarar olarak kendisini göstermiştir/göstermektedir. Umarım yanılırım ancak geçmiş deneyimlerim durumun yine bu minvalde ilerleyeceğini ortaya koymakta