03 Ağustos 2020

Kanıksamanın dayanılmaz hafifliği

Futbolun her geçen yıl biraz daha fazla komplo teorilerinin üretilmesine ve dolaşıma sokulmasına müsait bir alan olduğu gerçeğini anlamalısınız. Unutmak ve alışmak ülkeyi de, ülke futbolunu da tarif edebilecek en iyi iki kelime gibi gözüküyor

Son üç ay içerisinde ülke futbolunda yaşanan gelişmeleri arka arkaya yazsak herhalde bizi her fırsatta kıskandıklarını söylediğimiz Avrupa ülkelerinin liglerinin tamamını toplasak bu kadar malzeme çıkmaz. Salgının başlangıcında yaşadıklarımızı hatırlayın ardından geçen süre boyunca yaşanan gelişmeleri şöyle bir yeniden gözden geçirin ve son bir haftada olup bitenleri alt alta sıralayın. Karşınıza çıkacak olan tuhaflıkların saymakla bitmeyeceği bir süreci sanki her şey normalmiş gibi yaşamak zorunda bırakıldığımızı göreceksiniz. Salgın süresince yaşanan gelişmelerde bir araya gelmeyi beceremeyen Kulüpler Birliği'nin her nasıl olduysa küme düşmenin kaldırılması ve takım sayısının arttırılması konusunda bir araya gelmeyi başardıklarına şahit olduk. Çok değil Haziran ayının başında 'küme düşmenin kaldırılması konusu kendisine konuşulduğunda, bu durumu dünyaya anlatamayız' ifadesini kullanan federasyon başkanı, geçtiğimiz gün tarihi denilen toplantı sonrasında ise her nasılsa şu açıklamalarda bulunuyordu:

"Kulüplerimizin pandemi sürecinde koyduğu iyi niyeti fedakarlığı ortaya koymak isterim. Süper Lig Kulüpler Birliği'nin Federasyonumuza yaptığı 'ligden düşmenin ortak talebini' değerlendirdik. Pandemi sürecini ve sonrasında etkileri konuştuk. Yönetim Kurulumuzda, oy birliği ile alınan karara göre, Süper Lig'in yanısıra, TFF 1. Lig, TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig'de düşme olmayacaktır. 2020-21 sezonunda düşme olmayacaktır. 2020-21 sezonu sonunda 4 takım küme düşecek. TFF 1. Lig 18 takım, TFF 2. Lig 39 takım ile oynanacaktır. Yeni yabancı kuralının 1 yıl ertelenmesi talebini oy birliğiyle kabul ettik".

Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu da toplantıda yer alıyor ve alınan kararların ne kadar hakkaniyetli olduğunu dile getiriyordu. Oysa son dört aylık süreç içerisinde spor dünyamızda yaşanan gelişmeler konusunda, örneğin çocukların spor yapabilmelerini sağlayacak spor okulları Ağustos ayı itibariyle ancak faaliyete geçebiliyordu. Bir de her nedense hiç kimse küme düşmenin kaldırılması ve yabancı kuralının bir yıl ötelenmesi gibi bir konuda sayın bakanın neden açıklamaları doğrudan yapan kişi olduğu meselesini sorgulamıyordu. Oysa sayın bakanın bir tarafında Kulüpler Birliği Başkanı, diğer tarafında Futbol Federasyonu Başkanı'nın olduğu o görüntü bile aslında ülkemizde futbolun siyasetin neresinde yer aldığını göstermesi açısından gayet iyi bir örnek teşkil ediyordu.

Söz konusu örneklere küme düşmenin kaldırılmasının ardından kümede kalan kulüplerin arka arkaya yaptığı açıklamalarda kullanılan ifadeler dikkat çekiciydi. Bunlardan en ilginç olanı ise Kayseri surlarına asılan teşekkür pankartlarıydı. Kayseri'nin sembol noktalarından olan tarihi Kayseri Kalesi surlarına, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, AK Parti Milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve Hes Kablo Kayserispor Başkanı Berna Gözbaşı imzalarıyla kalenin farklı cephelerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu ile TFF Başkanı Nihat Özdemir'e teşekkür mesajı içeren afişler asıldı. Afişte Kayserispor logosu ile birlikte, "Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu'na ve TFF Başkanı Sayın Nihat Özdemir'e şükranlarımızı sunarız" ifadeleri yer aldı. Bu küme düşmenin kaldırılması sonrasındaki ilk yaşanan gelişmelerdi. Hemen ardından ise bu kez Süper Lig'e yükselemeyen takımlardan sesler yükselmeye başladı. Önce Bursaspor taraftarları kentin milletvekillerini Twitter üzerinden protesto etti, ardından Adana Demirspor için Süper Lig'e alınsın kampanyası başlatıldı.

Tüm bu olup bitenleri çok kısa bir zaman dilimi içerisinde yaşadığımız gerçeğini bir kez daha dile getirdikten sonra işin asıl boyutunu sağlayan futbol medyasına geçmek gerekiyor. Çünkü onlar aracılığıyla aslında var olan durumun normalleştirilmesini sağlayacak altyapı hazırlanılıyor. Futbol Federasyonu'nun almış olduğu ve tarihi diye dile getirilen kararlar öncesinde futbolun kanaat önderlerinin arka planı oluşturacak açıklamaları geliyor. Bu açıklamalar tıpkı siyasal alanda yapılan düzenlemeler öncesinde bazı köşe yazarlarının yazılarıyla topluma verilen sinyallerde olduğu gibi futbol alanında da benzer bir işlevi yerine getiriyor. Televizyon ekranları aracılığıyla ve gazetelerdeki köşe yazılarıyla futbolseverler yaşanacak gelişmelere bir anlamda hazırlanılmaya başlanıyorlar. Kanıksama duygusunun yerleştirilmesi demek olası tepkilerin ve huzursuzlukların da azaltılması anlamını taşıyor. Bir başka deyişle bu sayede olup bitecek olanlar tartışmaya açılarak kitlelerin gazı alınıyor. Her defasında yok artık bu da olmaz denilenlerin olduğu bir gelişme hayata geçiriliyor ve kanıksama duygusu normalleştirmenin önünü ardına kadar açmaya yardımcı oluyor.

Bir zamanlar futbola/spora siyaset karıştırılmasın diyenlerin seslerini duyardık fakat hepinizin gayet iyi hatırlayacağı gibi eski Futbol Federasyonu Başkanı referandum öncesinde, üstelik bir futbol zirvesinde açıkça olmasını istediğini yani rengini belli etmişti. Benzer şekilde bazı futbolcular ve ülke futbolunun en önemli kanaat önderlerinden bir tanesi de renklerini açık etmişlerdi. Şike sürecinden bugüne kadar yaşananlar ve alınan kararlar, sürekli hakem tartışmaları vb. uygulamalar her nedense sadece futbola ilişkin gibi gözükmüyorlar. Hatta stadyumların toplumsal hayatın maketi olduğu gerçeğini en çok bu yıllarda iliklerimize kadar hissediyoruz. Tıpkı küme düşmenin kaldırılması ve Süper Lig'in 21 takımla oynanması kararında olduğu gibi. Kulüplerin borç batağında olduğu ve var olan durumu sürdürebilmek için sürekli olarak devlet desteğine muhtaç olduğu bir konumda seslerini çıkartabilmeleri mümkün değildir. Çünkü onlar açısından da alınan kararlar, örneğin yabancı futbolcu uygulamasının bir yıl ötelenmesi harcama limitlerinin esnetilmesi gibi durumlar işlerine gelmektedir. Yayıncı kuruluşun alınan kararlara ilişkin itirazlarının olması ise küçük bir ayrıntı, süreç içerisinde kurun sabitlenmesi ile başlayan düzenlemeler ve şimdi gelinen noktada indirime gidilmesi kadar federasyonun kendileri ile çalışma arzusu da durumu netleştiriyor.

Gelelim taraftar boyutuna, artık var olan futbolun ve takımların forma aşkıyla veyahut rekabetle karşı karşıya geldikleri masalına inanmaktan vazgeçin. Yaşanan bütün gelişmelerde varlığınız benimsenmiyor ve her defasında yok farz ediliyorsunuz. Futbolun her geçen yıl biraz daha fazla komplo teorilerinin üretilmesine ve dolaşıma sokulmasına müsait bir alan olduğu gerçeğini anlamalısınız. Ligden düştünüz birkaç gün sonra yeniden lige yükseldiniz veyahut şimdi yapılan kampanyalar sonrasında bir veya birkaç takımı daha Süper Lig'e aldılar. Peki bu takımların taraftarları, bu gelişmelerin yıllar sonra bile başınıza kakılacağını bilmiyor musunuz? Ya da bu şekilde lige yükseltilmeyi içinize sindirebiliyor musunuz? Eğer sindirebiliyorsanız, o halde eli biraz daha yükseltmenin tam sırasıdır. Sizler de önce kentlerinizin milletvekillerine, ardından onların aracılığıyla futbol federasyonuna başvurarak takımlarınızın Süper Lig'e alınması talebinde bulunun. Bu ülkede bir zamanlar kırmızı ve beyaz grup diye birinci ligin iki grup halinde oynandığı gerçeği ortadayken şimdi de olağanüstü zamanlardan geçiyoruz denilerek var olan ligi yeniden kurgulayabiliriz. Örneğin Adana Demirspor, Bursaspor, Akhisarspor gibi son anda kaybedenleri alabiliriz, ardından ligi yedinci bitiren Altay'ı, sekizinci bitiren Keçiörengücü'nü, dokuzuncu Menemenspor'u ve onuncu Giresunspor'u da alarak toplamda 28 takımdan oluşan iki grupta on dört takımlı lig modelini hayata sokabiliriz. Bu sayede iki grupta ilk dört sırayı alan takımlar aralarında bir play-off oynamak suretiyle hem heyecanı arttırırlar, hem de fikstür garabetini ortadan kaldırmış oluruz. Öte yandan mutlaka böyle olmak durumunda olmadığını da, önerilerle daha fazla takımı da arttırarak naklen yayın gelirlerini çoğalacağını zanneden kulüp başkanlarının fikirleri de hayata geçirilebilir. Çünkü nasıl olsa burada her şey halledilir, olmazsa uydurulur. Unutmak ve alışmak ülkeyi de, ülke futbolunu da tarif edebilecek en iyi iki kelime gibi gözüküyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Bir fotoğraf üzerinden Türk futbolunu anlatabilir miyiz?

Görsel bize bir kez daha ülke futbolunun dört büyüklerden ibaret olduğu gerçeğini zihinlerimize kazıyor, ülkedeki futbolseverlerin büyük bir kısmını oluşturan taraftar grupları zaten bu dört takımın taraftarları, öyleyse diğerleri için uğraşmaya, içerik hazırlamaya bile gerek yok!

Kurucu felsefenin evrimi

Prof. Dr. Zafer Toprak hocanın Atatürk Kurucu Felsefenin Evrimi kitabıyla Atatürk'ü bambaşka bir gözle okumaya başlıyorsunuz

Türkiye Futbol Federasyonu ibra edilmiş

Türkiye'de kulüplerin yoldan çıktığını söyleyenlerin futbol federasyonunda yaşananlar hakkında da bir şeyler söylemeleri için daha acaba neler lazım gelmektedir?