02 Ocak 2022

Boğaziçi direnişi umuttur! Berke'ye Perit'e özgürlük! Direnişçilere selam!

Mücadele umuttur, yaşamak direnmektir; gerçek üniversite fikrini savunan akademisyenlerin, öğrencilerin, Boğaziçi direnişçilerinin yanındayım

Boğaziçi direnişi birinci yılında.
Bir yıldır direnen Boğaziçi akademisyenlerine
selam olsun.
Mücadele bayrağını yere düşürmeyen
Boğaziçi öğrencilerine selam olsun.
Yılbaşını demir parmaklık arkasında geçiren
Berke'yle Perit'e selam olsun.
Görevine son verilen Can Candan'a,
dersleri kapatılan Feyzi Erçin'le Seda Binbaşgil'e
selam olsun.
Yazın bir kenara:
Direniş umuttur!
Yaşamak direnmektir!
Hepinizi gönülden kutluyorum.
Çünkü "üniversite"yi savunuyorsunuz.
Aklın tutsak alınmasına hayır diyorsunuz.
Aklın özgürlüğünden yanasınız. 
Eleştirel düşünce diyorsunuz.
İtiraz hakkından tarafsınız.
Saray iktidarı özgürlüğe karşı!
Herkes kendisi gibi düşünsün istiyor.
Farklı seslerden nefret ediyor.
Özgür akıldan değil,
"medrese kafası"ndan yana.
Her türlü fikrin kuşlar gibi özgürce uçuştuğu
üniversite fikri, Saray'ın vücut kimyasını bozuyor.
Üniversiteler korku mekanları değildir.
Üniversitelerde bilim yapılır.
Bilimin olduğu yerde korku değil 
özgürlük geçerlidir.
Boğaziçi'nde bir yıldır akademik özgürlüğü savunanlara
bir defa daha selam olsun.
Direnişlerinin yanındayım.


****

Aşağıda bir açık mektup var.

Yıllar içinde dördüncü kez köşeme alıyorum.
Bu mektup, Amerika'nın önde gelen üniversitelerinden 
Columbia’nın Rektörü Prof. Dr. Jonathan R. Cole 
tarafından kamuoyuna yazıldı.
Rektör, İsrail’e karşı bir siyasal eyleminden dolayı 
Prof. Edward Said’in üniversiteden atılması
için Amerika'da kampanya başlatan Yahudi Lobisi 
dahil bazı çevrelere karşı
akademik özgürlüğü savunuyor açık mektubunda.

Columbia Üniversitesi’nde
akademik özgürlüğün anlamı nedir?

Üniversite yönetmeliğinin 70. maddesi şöyle der:
“Akademik özgürlükten kasıt,
bütün öğretim görevlilerinin,
sınıflarında konularını tartışırken
özgür olmalarıdır. Bu özgürlük,
araştırma ve bu araştırmaların
sonuçlarını yayımlama
özgürlüğünü de içerir. Öğretim
görevlileri fikirlerini ifade
etmelerinden veya özel ya da
kamusal alanda kurdukları
ilişkilerden dolayı üniversite
tarafından cezalandırılmaz.”

Columbia Üniversitesi’nde bir
düşünce yasası olduğuna
inanmadığımız gibi, 
düşünce
polisi
 gibi davranmayı da
reddederiz.
Üniversite, bir görevlisinin
fikirlerini açıklamasına veya
davranışlarına karşı, bunlar
yargının alanına girse bile
müdahale etmeyebilir.
Bir üniversite için, bireyin

siyasi olarak egemen bir
ideolojinin titretici, felç edici
etkisinden korkmaksızın,
görüşünü ifade etmekte
kendisini özgür hissetmesinin
güvencede olmasından daha
önemli bir şey yoktur.
John Stuart Mill
, "Özgürlük
Üzerine" adlı eşsiz makalesinde,   
bize hoş gelmeyen fikirlerin ifade
edilebilmesini desteklememizin
özgürlük kavramı açısından niye
çok önemli olduğunu açıkça
ortaya koyar ki; o fikirler bizim
fikrimize aykırı olabilir veya
fikrimizi tehdit eder görünebilir:
“Eğer tüm insanlığın, farklı
düşünen tek bir kişiyi
susturmasını haklı
buluyorsanız, gün gelip o tek
kişinin iktidarı ele       
geçirdiğinde tüm insanlığı
susturmasına karşı çıkmaya da
hakkınız olmaz.”

Bazı fikirler bize çirkin gelebilir.
Doğruluk anlayışımıza aykırı düşebilir.
Yargılarımıza veya kabullerimize
meydan okuyabilir.
Ama ne olursa olsun akademik
düzenimizin temel yapısını tehdit
etmedikçe güvence altında
olmaları gerekir.
Üniversite yöneticisi olarak
otoritemi, öğretim üyelerinin
fikirlerini idarenin bakış açısına
uydurmak için asla kullanmam.
Akademik özgürlük temel
esastır.
Bu nedenle, Profesör Edward
Said'in çevresinde süre giden
son tartışma da bizi rahatsız etmemelidir.

Yeter ki bu tartışma, özgür fikir
alışverişine zincir vurmasın veya
Said'e yaptırım uygulama
çanlarını çalar hale gelmesin!
Hepimizi ve akademik özgürlüğü
tehdit eden, Said’in ifade
özgürlüğünü ya da eleştirilerini
sınırlama düşüncesinin ta kendisidir.
Öğretim üyelerimizin görüşlerine
yönelik bu tür kısıtlamaların, bu
üniversitenin saygın bir özelliği
açısından uzun süreli olumsuz
etkileri olabilir.
Bu özellik, çoğunluğun kabul
edilemez görebileceği fikirlere
karşı hoşgörü göstermektir.
Eğer Said'in özgürce yazma ve
konuşmasını güvence altında
tutmayı reddedeceksek, bir
sonraki bastırılanın kim
olacağını da, kimin fikirlerini
çekinmeden ifade edeceğini
belirleyen engizisyon üyesinin
kim olacağını da şimdiden
düşünmeye başlamamız
yerinde olmaz mı?
Öğrenciler ve öğretim görevlileri,
benim de pek doğru
bulmayabileceğim şeyler
yapabilirler.
Ancak bir üniversite yöneticisi
olarak kendi otoritemi, onların
fikirlerini üniversite idaresinin
bakış açısına uydurmak için asla
kullanmam.
Prof. Dr. Jonathan R. Cole,
Columbia Üniversitesi Rektörü.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Batı'yla veto pazarlığı: Erdoğan Türkiye'yi cehennem çukurunun kıyısına getirdi!

Yoksa iflas da kapıda mı?.. Çünkü söylentiler dolaşıyor: Türkiye, Londra bankalarındaki "altın stoku"nu döviz bulmak için eritmeye hazırlanıyor!

Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler!

Canan Kaftancıoğlu'nu izliyorum. Her zamanki gibi dimdik, dan dan dan konuşuyor: "Asla umutsuz olmayacağız!"

Selahattin Demirtaş'tan mektup...

"Sizler toplumun vicdanı, ortak aklı ve hakkaniyetin sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz"