21 Mart 2019

İngiltere’de sokak röportajları - 3

Bazı kitaplar, süpermarkette ya da otobüs durağında bekleyen insanlara sorularınızı sormanızı öneriyor

İhlal ettiğim kuralı hemen açıklayayım. Yakın çevreden birine soru sordum; çünkü zamanım daralmıştı. (Baskı altında insan neler yapabilir?) Üniversite yemekhanesinde kasada duran kadın, 20 yaşında, öğrenci ve Brighton’dan. (Gazetecilik ‘ödevi’ olduğunu söyleyince insanların sizi daha korunaklı bir yere koyduğu ortada.) Yurt dışından gelen öğrencilerin kalacak yer bulup bulamaması hakkında şunları söyledi:

“Koşullara göre değişebilir. Üniversitede bir yer ayarlarsanız kolay olacaktır. Özel bir yer bakarsanız engeller çıkabilir. Mesela konuştuğunuz dilin bile kalacak yer bulamamanıza etkisi olabilir.”

Fotoğrafını çekmemi istemeyeceğini düşündüm. Çekingen duruyordu. Sorunca hemen kabul etti. Gülümsedi. Önemsedi. Saçını düzeltti. Niçin kabul etmez diye düşündüm? İnsanlara söz hakkı vermek önemli bir sorumluluktu. Ne hakkında olursa olsun. Görüşlerini almak değerliydi. Ve alınacak ders belli: Asla varsayma. Çık, sor, aldığın cevaba göre yoluna devam et. Karel van den Berg* diyor ki varsayım gazetecilikte fikir öldürmenin en büyük kaynaklarından biridir.

Diğer yandan insanlar meşgul. Vakitleri yok. Bazı kitaplar, süpermarkette ya da otobüs durağında bekleyen insanlara sorularınızı sormanızı öneriyor. Kamera kullanacaksanız sabit bir noktaya kurup yerini oynatmamanız işe yarıyor. Gürültü varsa yaka mikrofonu tam bir kurtarıcı. Makul, temiz kıyafetle yola çıkarsanız iyi intiba bırakıyorsunuz. Anlamadığınız bilgi olursa tekrar sormak gerekiyor ki bazılarımız o yola hiç girmedi. Dinler gibi yaptı, geçti. Sonuç fiyaskoydu.

Aslında, insanlara aniden soru sormak gerçeği ne kadar yansıtıyor bilemiyorum. Hafızanın oynadığı oyunlar, gerçeğin her seferinde başka bir yerinden kurulması… Hemen sonra yıkılması… Yaşlı bir hanıma sormak istiyorum sorumu. Gözü görmez, kulağı duymaz, derdimi anlatamam diye vazgeçiyorum. Al sana ayrımcılık. Bir sonraki güleç yüzlü ve 80 yaşlarındaki kadın da koşarak kaçtı zaten benden. Ona ne yapacağımı düşünmüş olabilir? Üstelik etraf nasıl kalabalıktı.

Trendeyim. Yer verenler oluyor. Yanımdaki adam gülümsedi. Sorsam cevaplar mı acaba? Satış müdürü, 53 yaşında, Shoreham-by-sea’de yaşıyor. Dedi ki:

“Yurt dışından gelen öğrencilerin kalacak yer bulması çok kolay. Etrafta bir sürü seçenek var.”

Hemen ardından, 59 yaşındaki Afrikalı turist kadın ise şunları söyledi:

“Öğrencilerin durumunu bilemem. Benim gibi ziyaretçiyseniz ve tanıdığınız varsa kalacak yer bulmak kolay.”

Tanıdığınız olduğunda ne kolay değil ki?

İnsanların düşünceleri hakikatin ne kadarını yansıtıyor? Sokakta yatmak zorunda kalan arkadaşımın hikâyesi, ne ol(ma)saydı başka türlü olurdu? İleride bir Evsizler Derneği kurması için belki bu yoldan geçmesi mi gerekiyordu?

Sanırım sokak röportajları yolculuğum devam edecek. Her yanlışta bir sonraki doğrumu inşa ettiğimi unutmadan…


https://www.journalismfestival.com/news/what-is-journalistic-creativity/

Not: Yukarıdaki link vesilesi ile Uluslararası Gazetecilik Festivali 2019 katılımcılarına baktım. Aralarında Türkiye’den bir kişiyi görebildim: Kaya Genç (https://kayagenc.net/writing/).

Yazarın Diğer Yazıları

Sanat terapisinin söyledikleri

Sanat terapisinde nedendir bilinmez dediğimiz o şeylerle ilgileniyoruz

Sultan Komut’un Öte’si

Sultan Komut ile akademik metinlerle haşır neşir olmayı, durağanlığı, sıradanlığı, geleneksel yazını reddetmeyi, kitabın basılmasıyla yazar olunup olunamayacağını ve sebat etmeyi konuştuk.

Şakıma Bayramı’mız kutlu olsun

Sibel Köse yürüyen, yüzen ve uçabilen köklü bir ağaç. Bu tek ağacın içinde nasıl oluyorsa hem elma hem armut hem karadut hem papaya aynı anda yetişebiliyor