22 Haziran 2020

Turkcell’in Varlık Fonu'na devriyle ilgili cevapsız 25 soru

Devletin Koronavirüs nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan yüz binlerce çalışana, ekonomik dengeleri sarsmamak adına ayda ancak 1.170 lira ödeyebildiği bir konjonktürde Turkcell operasyonuna girişmek sizce doğru mudur?

1) İsveçli Telia, Turkcell'deki hisselerini neden piyasa değerinin yüzde 54 altına sattı?

2) Bu tip hisse satışlarında genel kabul gören oran, piyasa değerinin yüzde 15-20 altı değil midir? Nitekim Avrupalı yatırım bankacıları, Telia'nın hisselerini piyasa değerinin yüzde 54 altına satmasının "hayal kırıklığı" olduğunu söylüyor. Bu "hayal kırıklığı"nın sırrı nedir? Telia piyasa değerinin yüzde 54 altına nasıl razı oldu?

3) Ekonomi yazarı Erdal Sağlam'ın sözünü ettiği gibi kapalı kapılar arkasında "kol bükme" operasyonu mı yapıldı

4) Eski bankacı Kerim Rota, borsada 4.7 milyar dolarlık piyasa değeri olan Turkcell'in alımında üç ayrı fiyat uygulandığını hesaplıyor: Telia'nın hisseleri alınırken, Turkcell"in toplam değeri 2.2 milyar dolar olarak hesaplanmış; ama Çukurova'nın hisseleri alınırken değer 16.1 milyar dolar kabul edilmiş. Bu farkın sebebi nedir?

5) Hiselerin satın alım fiyatları nasıl, hangi kriterlere göre belirlendi?

6) Yoksa amaç, Ziraat Bankası'nın 1.6 milyar dolarlık kredisinin Varlık Fonu tarafından ödenmesi midir?

7) Eğer amaç Ziraat'in kredisini temizlemekse bu, devletin bir cebinden alıp diğer cebine koymak anlamına gelmez mi? Bunun daha dolambaçsız bir yolu bulunamaz mıydı?

8) Türkiye Varlık Fonu'nun amacı kamu bankalarının batıklarını kurtarmak mıdır?

9) Eğer Türkiye Varlık Fonu, başka ülkelerdeki varlık fonları gibi bağımsız bir yönetime sahip olsaydı yine de Turkcell'e yatırım yapar mıydı?

10) Bu fiyattan yapar mıydı?

11) Türkiye Varlık Fonu, yatırım yapacağı şirketlerin "stratejik" olup olmadığına neye göre karar veriyor? Bu konuda açık, net, şeffaf kıstasları var mı?

12) 50 milyon dolar bulunamadığı için Katar'a satılan tank palet fabrikasına neden yatırım yapılmadı da Turkcell"e yapıldı?

13) Turkcell, tank fabrikasından daha mı stratejik?

14) Türkiye Varlık Fonu Turkcell alımını finanse etmek için borçlanmaya gidecek mi?

15) Bu, devletin borçlanma ihtiyacını artırmayacak mı?

16) Bazı yabancı yayın organları Varlık Fonu'nun 2 milyar dolarlık dış borçlanmaya gideceğini öne sürdü, bu tutar doğru mu?

17) Doğru değilse bu satın alma nasıl finanse edilecek?

18) Devletin Koronavirüs nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan yüz binlerce çalışana, ekonomik dengeleri sarsmamak adına ayda ancak 1.170 lira ödeyebildiği bir konjonktürde Turkcell operasyonuna girişmek sizce doğru mudur?

19) Neden şimdi?

20) Devletin telekomda hem Turkcell hem Türk Telekom'la faaliyet göstermesi büyük bir verimsizlik oluşturmayacak mı?

21) Mesela geçenlerde OYAK verimi artırmak için çimento şirketlerini birleştirdi. Turkcell ve Türk Telekom'un birleştirilmesi veya en azından iki şirketin eşgüdümünü sağlayacak bir birimin oluşturulması masada mı?

22) İşin bir de rekabet boyutu var: Telsim ve 4G ihalelerinde Türkiye'ye milyarlarca dolar yatıran Vodafone'u devletin iki şirketiyle rekabete zorlamak rekabet kurallarına aykırı değil mi?

23) Rekabet Kurumu bu konuya bakacak mı? Yoksa konu devlet olunca rekabet kuralları kalkıyor mu?

24) Rekabet kurallarının hiçe sayıldığı bir ülkeye yabancı sermaye neden yatırım yapsın?

25) Bu kadar büyük bir satın almanın bir basın toplantısıyla duyurulması ve gazetecilerin sorularının yanıtlanması gerekmez miydi?

Yanıtlar için email adresim: bar.soydan@gmail.com

Saygılarımla.

Yazarın Diğer Yazıları

Elvan top çeviriyor ve görevden alınacağı günü mü bekliyor?

Bayramlaşmak için aradığım Ankara’daki bir kaynağımla şundan bundan konuşuyorduk. Söz, Hazine ve Maliye Bakanı’na geldi; Lütfi Elvan’ın top çevirdiğini, Erdoğan’ı kızdırmamak için elinden geleni yaptığını ve buna rağmen bu yıl içerisinde büyük ihtimalle bir kabine değişikliğinde görevden alınmayı veya başka göreve geçmeyi beklediğini ve hatta kendisinin de bunu istediği yorumunu yaptı.

"Mülteciler olmasa fabrikalarda çalışacak işçi yok"

Hiçbir şeyin ekonomiden bağımsız olmadığını düşünen "eski kafalı"lardanım. Mülteciler konusunu ekonomik boyutunu ele almadan tartışmanın da gerçek manzarayı ıskalamak anlamına geleceğini düşünüyorum

AKP'nin seçim algoritması: Kredi pompala-Diyarbakır'a gidip Kürtler'in oyunu iste

Bayram öncesi ağzımı hayra açmak isterdim ama korkarım yine aynı filmi göreceğiz. Seçim yaklaşırken faizler indirilecek, kamu bankaları eliyle yine kredi pompalanacak. Ve bir süre sonra ekonomi yine duvara toslayacak. AKP iktidardan inerken geriye bir enkaz bırakacak