01 Mayıs 2024

Erdoğan küçük heyetle Paris'e gitmeye isteksiz

Kamuda tasarrufun Cumhurbaşkanlığını kapsayıp kapsamadığını test etmenin bir yolu da önümüzdeki dönem yapılacak dış seyahatlere bakmak olabilir

Recep Tayyip Erdoğan

Kamuda tasarruf mu dediniz?

Daha üç gün önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tasarruf çalışmalarıyla ilgili açıklama yaparken "Devlet, millete hizmet etmek için var. Bu görevini en etkin, en verimli şekilde yapmalı ama bunu yaparken gereksiz harcamaları da olabildiğince azaltmalı" dedi.

Yılmaz, kamudaki tasarrufa ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığının yaptığı, çeşitli tedbirleri içeren bir çalışma olduğu bilgisini de verdi.

Bu tedbirler Cumhurbaşkanlığı için de geçerli olacak mı, merak ediyorum. Bazı işaretlere bakarak, Cumhurbaşkanı'nın "itibardan tasarruf olmaz" ilkesinden vazgeçmeye pek niyeti olmadığını tahmin ediyorum.

Buna dair bir örneği 26 Temmuz'da Paris'te yapılacak Olimpiyatların resmi açılış törenine dair verebilirim.

Bu törenlere devlet ve hükümet başkanları davetli. Ancak Türk gazetecilere açıklama yapan Fransa Spor Bakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın henüz gelip gelmeyeceğine dair bilgi vermediğini söylemiş.

Erdoğan şimdilik Paris'e gitmeyi planlamıyor

Duyumlarıma göre, Erdoğan Paris'e gitme konusunda isteksiz. Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan hoşlanmadığından değil. Sonuçta vaktini Macron'la değil, oraya gelen düzinelerce liderle birlikte geçirecek. Ayaküstü görüşme, Türkiye'nin gelecekteki Olimpiyatlar yada başka zirvelere ev sahipliği yapmasına dönük kulis yapmak için iyi bir fırsat.

Anladığım kadarıyla Fransa protokolü, devletlere küçük heyetlerle gelmesini istemiş.

Bunun pek çok nedeni var. Olimpiyatların yapıldığı şehirlerdeki halk yaşanan zorluklar, özellikle de polisler eşliğinde yol alan büyük kortejlerin yarattığı trafik sıkıntısı, geçişe kapatılan yollar nedeniyle burnundan soluyor.

Zaten, Fransız resmi daireleri dışında, uluslararası örgütler ve diplomatik misyonların çalışanlarına azami ölçüde Ağustos ayında şehir dışına gitmeleri istenmiş.

İslamcı terör endişesi

İşin bir de güvenlik boyutu var. Fransa farkını, ilk kez Olimpiyat açılışını stadyum dışında Seine nehri üzerinde yaparak ortaya koymak istiyor. Ancak nehrin kenarından ve üstündeki köprülerden töreni izleyeceklerin sayısı ilk aşamada 600 bin olarak öngörülürken, bu sayı geçen ay alınan bir kararla güvenlik gerekçesiyle 300 bine indirildi. Özellikle "islamcı terör tehtidinden" endişe ediliyor. Açılış töreninin son anda stadyuma alınması da gündeme.

İşin tabii iklim değişikliği tartışmalarına dönük boyutu da vardır elbet. Sonuçta şu veya bu nedenle, liderlere "küçük heyetle" gelin denmiş.

Lakin cumhurbaşkanımızın küçük heyetle gezmeye alerjisi var sanırım.

Hatırlayın İskoçka'daki 2021 İklim Değişikliği Konferansı'na da "küçük heyetle gelin" talebini kabul etmediği için gitmedi. Araya dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson bile girdi de, İskoçlar da, Erdoğan da ikna edilemedi.

Benzer bir durum, geçen sene Moldova'da 1 Haziran'da yapılan Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesinde de yaşanmış. Başkent Kişinev'e 35 kilometre uzaklıkta bir şatoda yapılan zirve için Moldovalılar küçük heyetle gelinmesini istemiş. 3 milyon nüfuslu el kadar bir ülkeden bahsediyoruz. Kapasitesi sınırlı. Hoş, zaten Cumhurbaşkanı zirvenin içeriği açısından da gitme heveslisi değildi; ama küçük heyet talebi de kararında etkili oldu diye anlıyorum.

2021'de yazdığım bir yazıyı da hatırlatmakta fayda var.

Her sene devletin resmi uçak filosu için diğer devletlerden kapsamlı izin isteniyor. Bir küçük Batı Avrupa ülkesi, gelen listenin kabarıklığı karşısında "Türk Hava Yolları ile karıştırmadınız değil mi" diye şaşkınlığını ifade etmiş.

Kamuda tasarrufun Cumhurbaşkanlığını kapsayıp kapsamadığını test etmenin bir yolu da önümüzdeki dönem yapılacak dış seyahatlere bakmak olabilir.

Cumhurbaşkanı her sene New York'a Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına gidiyor. Yıllar evvel New York heyetinin listesini görmüştüm; elbet yazılmamak kaydıyla bu listeye bakabildim.

Gözlerimden yaş gelecekti. Liste uzun mu uzun. BM Genel Kurulu toplantısıyla ilgisi olmayan düzinelerce insan. AKP'ye bağlılıkların bu tür gezilerle sağlam tutulduğu yandaşlar.

Genel Kurul'da sabahtan akşama çalışan diplomatlar ise, New York'a giden iki uçakta yer verilmeye layık görülmedikleri için, tarifeli uçakla, ekonomi sınıfında gitmek zorunda kalıyorlar.

Barçın Yinanç kimdir?

Barçın Yinanç, 1968 yılında doğdu, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. 1990'da stajyer olarak başladığı Milliyet Ankara Bürosu'nda 10 yılı aşkın bir süre diplomasi muhabirliği yaptı. Ardından televizyon haberciliğine geçerek önce TV8, sonra CNN Türk Ankara Bürosu'nda çalıştı.

Türkiye-ABD, Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra Kafkaslar'dan Ortadoğu'ya, geniş bir coğrafyada Türk dış politikasıyla ilgili gelişmeleri takip etti. Çok sayıda yabancı hükümet yetkilisiyle söyleşiler yaptı, BM, NATO ve AB gibi uluslararası kuruluşların zirvelerini, perde arkası gelişmeleri yerinden haberleştirdi.

2004 yılında İstanbul'a yerleşti, CNN Türk ve Referans gazetesinin ardından İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News'da (HDN) çalışmaya başladı. Haber koordinatörü, yorum sayfası editörü olarak çeşitli görevler aldı; 2010'dan başlayarak on yıl boyunca gazetenin pazartesi söyleşilerini gerçekleştirdi. Bu süre boyunca dış politika analizlerini yazmaya devam etti.

Pek çok uluslararası düşünce kuruluşunun toplantılarına konuşmacı, kolaylaştırıcı olarak katılıyor, yabancı yayın organlarının yayınları için yorumlar yapıyor. AtlatmaHaber adlı podcast serisini hazırlayan Yinanç Diplomasi Muhabirleri Derneği, Uluslararası Kayak Kayan Gazeteciler Derneği (Ski Club of International Journalist) ve Dış Politikada Kadınlar platformunun üyesi.

Son yayını; Women, Peace and Security Agenda in Turkey and Women in Diplomacy: How to Integrate the WPS Agenda in Turkish Foreign Policy (Türkiye'de Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası-Diplomaside Kadın: Türk Dış Politikası'na Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası nasıl dahil edilir) başlığını taşıyor.

Aralık 2020'den itibaren T24'te yazan Barçın Yinanç, T24 ekranında da, her hafta Metin Kaan Kurtuluş'la birlikte "Dış Politika ile İçli Dışlı" adlı programı yapıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

CHP'ye en az güven duyulan konu dış politika

Reform Enstitüsü'nün yaptığı araştırmaya göre mülteciler sorununu CHP, AK Parti'den daya iyi yönetir diyenler çoğunlukta iken, dış politikayı AK Parti daha iyi yönetir diyenlerin oranı CHP daha iyi yönetir diyenlerden daha fazla. Burada çelişkili bir durum var. Mülteci sorununun temelinde AK Parti'nin hatalı dış politikası var. Üstelik bu sorunun çözümü mahir bir dış politikadan geçiyor

“Türk elçiyle Türkçe konuşmazsam başımı kessinler”

Reformcu kimliğiyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Azeri Türkü Pezeşkiyan’ın göreve gelmesi, Türk-İran ilişkilerinde görece bir avantaj yaratabilse de bu avantajı büyütmemek gerekiyor. Zira her şeyden önce özellikle dış politikadaki kritik konularda ipler dini rehberin elinde. Pezeşkiyan Türk-İran rekabetinin arttığı bir dönemde göreve geliyor

Fidan, Türkiye'nin çarpık vize politikasına el attı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türkiye'nin suistimale açık vize rejimine el attığı söyleniyor. Selefi Mevlüt Çavuşoğlu döneminde vize verilmesinde aracı kurumların devreye sokulması gevşek bir vize sistemi pratiğine neden oldu. Afganistan, Orta Asya ve Afrika'dan pek çok kişiye çok kolaylıkla vize verildi. Batı'ya geçmeden Türkiye'yi son durak olarak gören bu ekonomik göçmenlerin varlığı toplumdaki rahatsızlığı arttırıyor. Öte yandan vize gelirlerine dair şeffaflığın arttırılması için de Dışişleri Teşkilatı'nı Güçlendirme Vakfı'nın kurulduğu belirtiliyor. Ancak vize rejiminin sıkılaşması Afrika ülkelerini huzursuz etmeye başlamış