Dünya
Deutsche Welle

Yorum: Avrupa için bir tehlike

Brüksel günlerdir felce uğramış durumda. Şimdiye dek kayda değer önemli bir ipucu ortaya çıkarılmadı. DW Editörü Max Hofmann, Belçika makamlarının beceriksizliğinin Avrupa için bir tehlike olduğu kanısında.

24 Kasım 2015 15:04


Brüksel'in birçok şeye tahammülü var: Çarpık yapılaşma, bitmeyen trafik, sokaklardaki çöpler ve hatta sonbaharda yağan aralıksız yağmur. Elbette Brüksel, davetkar cazibesi, neşesi, yanlışları ve hayat dolu haliyle herşeyi affettiren bir şehir. Ancak sorun şu ki; cazibe tek başına teröristleri yakalamaya yetmiyor.

Avrupa'nın başkentinin kapısında fiilen büyük harflerle "kapalı" tabelasının asıldığı üçüncü güne giriyoruz. Metro yok, büyük etkinlikler iptal, okullar da kapalı. Günlerini evde geçirmeyi tercih eden Brüksel sakinleri de resmi makamların rica ettiği gibi, en fazla evlerinin penceresinden görünecek kadar uzaklaşıyor ve "ciddi" işaretleri olan saldırıların polis ve ordu tarafından engellenebilmesini umuyor.

Twitter'da kara mizah

Ancak Belçikalı makamlara neden güven duyulması gerektiği ise bir muamma. Brüksel'in Molenbeek semtinin İslamcıların kalesi olduğunu Avrupalıların daha fark etmediği zamanlarda da bu "şirin" ülkenin polisinin beceriksizliği ve keyfi hareket edildiği biliniyordu. İşlediği suçlarla 20 yıl önce Avrupa'yı şoka uğratan barbar çocuk katili ve pedofil Marc Dutroux'la ilgili soruşturmada yapılan hatalar, Belçika için bu konuda bir utanç anıtı.

Herkes elbette daha farklı olmasını isterdi. Brükselliler efsanevi sabrıyla kuşkuya rağmen polisine en azından başlangıçta güven duyduğunu gösterdi. Pazar akşamı uslu bir şekilde çağrılara uydu, sosyal medyada da sükunetini korudu. Avrupa başkentinin birçok semtinde siren sesleri duyulurken ve sis bombaları atılırken #BrusselsLockDown etiketi ile bilgi değil, sadece kedi fotoğrafları paylaştı. Ve kent cazibesini bir kez daha gösterdi.

Yetki karşaması

Peki tüm bu yaşananlar ne getirdi? Hiç, en azından şimdilik böyle görünüyor. Çok sayıda kişi gözaltına alındı, geçen hafta da yaşandığı gibi. Gözaltına alınanlar kısa süre içinde hakim karşısına çıkartıldı ve büyük bir bölümü yeniden serbest bırakıldı. Ve şimdiki duruma göre tüm bu külfetin ardından elle tutulur tek sonuç, Paris saldırılarının kaçan zanlısı Salih Abdeslam. Abdeslam'ın 13 Kasım sonrası Molenbeek'te görüldüğü söyleniyor, ayrıca Liege ve Almanya istikametindeki bir otobanda da. Anlaşılan o ki Belçika'nın tümü zanlının nerede saklandığını biliyordu, ancak sadece yetkililer onu yakalamayı beceremedi.

Belçika polisinin görevi ve yetki dağılımı da kolay değil. Bir ya da iki değil, tam altı polis teşkilatı Brüksel'in 19 ilçesinden sorumlu. Ayrıca bu birimler arasında dil karmaşası var. Bir kısmı Flamanca, bir kısmı Fransızca konuşuyor ve eğer şansın yoksa sadece tek bir dil konuşan polisle de karşılaşabilirsin. Geçmişte bunun yıkıcı sonuçları oldu: Pecrot'ta 2001 yılında meydana gelen tren kazasında 12 kişi hayatını kaybetmişti. Trendeki çalışanlar Flandern bölgesinden geliyordu ve Valonlarla dil engeli nedeniyle anlaşamamıştı.

Avrupa tehlikede

Brükselli yetkililere geri dönelim. Molenbeek'te İslamcıların kötü çorbasının kaynadığı on yıllardır biliniyor ve buna karşı çok fazla girişimde bulunulmadı, tabii arada sırada sis bombası atmak ve kapıları tekmelemek dışında. Ancak kent günlerdir felce uğramış olmasına rağmen polisin şimdiye kadar işini şimdiye kadar iyi yapmaması sadece Brüksel sakinlerini endişelendirmiyor. Belçika makamlarının beceriksizliği Avrupa'nın tamamını tehlikeye atıyor.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle