Dünya
Deutsche Welle

'Kirchnerler dönemi' kapanıyor

Arjantin'de pazar günü yapılacak devlet başkanlığı seçimi ile 12 yıllık 'Kirchnerler dönemi' sona eriyor.

24 Ekim 2015 17:41


Arjantin, 2003 yılında yönetime gelen Nestor Kirchner ve ardından devlet başkanlığı görevini devralan eşi Cristina Fernandez de Kirchner ile 12 yıl süren "Kirchnerler dönemi"nden sonra ülkeyi 2019'a kadar yönetecek devlet başkanını seçmeye hazırlanıyor.

Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez de Kirchner, Arjantin basınına politikaya geri dönüşünü duyurduğunda “Umarım 2019’da artık bana ihtiyacınız kalmaz” diye konuşmuştu. Friedrich Ebert Vakfı'nın Buenos Aires Temsilcisi Dörte Wollrad’a göre ise Kirchner’in asıl söylemek istediği ise “Bana muhtaç olacaksınız!” idi.

Kesin olan bir şey varsa o da 62 yaşındaki Devlet Başkanı için koltuğuyla vedalaşmanın hiç de kolay olmadığı. Nitekim Arjantin’in eski First Lady’si olan Kirchner, başkanlık koltuğunda daha uzun süre oturabilmek için bir anayasa değişikliğini hayata geçirmeye çalışmıştı. Ancak başkana üçüncü kez göreve gelmenin yolunu açacak olan bu değişiklik için Kirchner, meclisin üçte ikisinin onayını alamamıştı.

Bir peronist olan ve 1989 yılında Arjantin’in Santa Cruz eyaletinden milletvekili seçilerek siyasi kariyerine başlayan Kirchner, şimdi sekiz yılın ardından devlet başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda kalıyor. Kendisinden sonra devlet başkanlığı koltuğuna oturması beklenen ve seçim kampanyasında Kirchner’in desteğini alan Daniel Scioli ise bir kargaşayı miras alacak.

Batmakta olan bir gemi

Enflasyon, kamu borçları, ihracat durgunluğu, cari açık ve resesyon… Arjantin bir ekonomik kaosun içine düşme tehlikesi ile karşı karşıya. Üstelik ülkenin problemleri bununla da sınırlı değil. Arjantin’in en önemli ihracat ürünleri olan soya ve buğday, küresel pazarda 2014’e oranla daha da gerileyerek yüzde 20 ila 35 oranında bir düşüş gösterdi.

Yaşanan bu derin krizin ışığında uzmanlar yeni başkanın sosyal yardım ve sübvansiyonlarda kısıntıya gitmek zorunda kalacağı konusunda hemfikirler. Friedrich Ebert Vakfı'nın Buenos Aires Temsilcisi Dörte Wollrad, “Artık bu şekilde devam edilmesi mümkün değil” diyor ve ekliyor: “Cristina Kirchner bu zor reformları uzaktan izleyecek. 2019’da da anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak ve politikaya geri dönecek.”

Arjantinli siyaset bilimci Prof. Dr. Marcos Novaro ise bu teoriye daha temkinli yaklaşıyor. Buenos Aires Üniversitesi Politik Araştırmalar Merkezi (Cipol) Direktörü olan Novaro, “Cristina Kirchner 2019’da hala sevilen bir politikacı olabilir. Zira birçok köylü ve çiftçi onu bir hayırsever olarak görüyor” şeklinde konuşuyor. Ne var ki Novaro’ya göre Kirchner’in yeniden göreve gelmesi oldukça düşük bir ihtimal. Novaro “Toplumun çoğunluğu kritik bir bilançoya doğru sürükleniyor” diyor.

Milyonlar yolsuzluğa karşı sokakta

Novaro'ya göre 2013’te bu kritik tablonun sinyalleri görülmeye başlanmış ve bir milyondan fazla insan başkent sokaklarında hükümet çevrelerindeki yolsuzluk ve Cristina Fernandez de Kirchner’in otoriter yönetim şekliniprotesto etmişti.

Buenos Aires’in çevresindeki daha yoksul yerleşimlerdekiler için ise hayatta kalma savaşı yolsuzluğa karşı mücadeleden daha ön planda. Öyle ki, bu bölgelerde Arjantinliler devlet başkanını yaptığı yardım programlarından dolayı bir hayırsever olarak görüyor. 1990 ile 2010 yılları arasında Arjantin'deki sosyal giderler gayri safi yurtiçi hâsılanın yüzde 18,5'inden neredeyse yüzde 28'ine çıktı.

Arjantinli köşe yazarı Jorge Lanata İspanyol gazetesi El Pais’e verdiği röportajda Devlet Başkanı'nın muhaliflerin dahi saygısını kazandığını şu sözlerle açıklıyor: “Kirchner hükümeti olağanüstü bir özeliğe sahip ve bu da onların cesareti” diyor. Lanata, hükümet için “Ne kadar köşeye sıkıştırılırlarsa o kadar pokere hazır hale geliyorlar” diye konuşuyor.

Nitekim bu siyasi poker meyvelerini veriyor. Devlet Başkanı, Amerikan Hedge fonlarının taleplerini inatçı biçimde reddederek seçmenlerinden tam puan almayı başarmıştı. Öte yandan bu korkusuz politikaların sonucu Arjantin 2014 yılında teknik olarak iflas etmiş ve uluslararası finans piyasalarına girişini şimdiye dek bloke etmişti.

“Doğuştan bir popülist”

Dörte Wollrad Kirchner’in bu politik becerilerine ilişkin “O doğuştan popülist. Nereden oy toplayacağını iyi biliyor” diyor. Nitekim Kirchner, Hedge fonları tartışmasının ardından Arjantin'e bir faydası olmasa da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı sert konuşma ile popülaritesini daha da artırmıştı.

Papa’ya karşı olan tavır değişikliği de Devlet Başkanı'nın bu stratejik hamlelerine bir örnek. Öyle ki, Kirchner'in azılı düşman olarak gördüğü Buenos Airesli Başpiskopos Jorge Mario Bergoglio, Papa seçilince, bir gecede Roma’daki kutsal Arjantinliye dönüştü. Kirchner bir anda Papa Franziskus'un büyük bir hayranı haline geldi.

Cristina Fernandez de Kirchner2019’da yeniden adaylığını koymasa da Arjantinliler toplumu kutuplaştıran Devlet Başkanlarını kolay unutacağa benzemiyorlar. Marcos Novaro: “O, toplumu kendisini destekleyenler ve desteklemeyenler olarak ikiye böldü” diyor ve Kirchner döneminin kapanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor: “Bir sonraki hükümetin iktidar alanı bu kadar geniş olmayacak. Bu da olumlu bir gelişme.”

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle