Gündem

Kılıçdaroğlu: Beyefendi kalkıp Suriye'nin fethinden söz ediyor; fetih, bir devleti savaşarak almaktır

15 Ekim 2019 13:23

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'na ilişkin olarak, "İnşallah en kısa zamanda bu fetih müyesser olur" sözlerine tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, "Açtım TDK'nın sözlüğüne baktım. Bir devleti savaşarak almak deniyor. Nasıl olur da Suriye'de fetihten söz eder, hangi gerekçeyle?" dedi.

Türkiye'nin Suriye'deki harekâtını Arap Birliği'ni toplayarak kınayan Suudi Arabistan'a da sert bir dille tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Bunu biz kabul etmiyoruz" dedi. Kılıçdaroğlu iktidarın tutarsız ve maceracı bir dış politika izlediğini ifade ederek, "Geçmişten ders çıkarmak aynı yanlışı tekrar etmemek anlamına gelir. Dış politikanın derinlikli bir yapısı vardır. Dış politika ülkelerin halkları arasında derin kırılmalara neden olabilir" uyarısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Barış Pınarı Harekâtı Koordinasyon Toplantısı'na AKP'lilerin katılmasına ateş püskürdü. "Sizin ne işiniz var orada?" diye soran Kılıçdaroğlu, "İşte bu parti devletidir arkadaşlar. Tabii yaptığı işin yanlış olduğunu onlar da biliyor. Cumhurbaşkanlığı sitesine koyuyorlar ama bazı isimleri yazmıyorlar. İnsan utanır biraz. Fotoğrafta varlar zaten. E utanmak için ar damarı lazım tabii!" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Harp okulu öğrencilerinin anneleri, TBMM'ye girmek istiyor ama gözaltına alınıyorlar. Bir anne için çocuğunun ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Hepimiz annemizin zerine titreriz. Anneler çocuklarının üzerine daha fazla titrerler. Dolayısıyla annelerin hakları, beklentileri, söylemleri varsa neden polisleri annelerin üzerine salıyorsunuz? Neden annelere saygı duymuyorsunuz? Oy versin vermesin bütün annelere saygı duyuyoruz. Sizlere söz veriyorum sizin için sonuna kadar mücadele edecek ve çalışacağım."

"Kadının elinin değdiği yerde bereket, huzur var. Dolayısıyla kadınlar üretim alanına girdikçe zenginleşen Türkiye oluyor. Kadınların önlerindeki bütün eylemlerin kaldırılması lazım. Aramızda çevreciler var onlara da Türkiye'nin doğasını korudukları için teşekkür ediyorum. Onların da büyük çoğunluğunu anneler oluşturuyor. Annelerin bu talebini de karşılamak için üstümüze düşen tüm görevleri yerine getirmeye söz veriyorum."

"Gelin hep beraber elimizi kaldıralım Kastamonu'na gazilik unvanı verelim."

"Ali Topuz, aşağı yukarı hepimize emeği olan bir siyasetçi. Bir beyin kanaması geçirdi, uzun süredir hastanede yatıyordu. Kendisini son ziyaret ettiğimde bir şeyler söylüyordu ama yapamıyordu. Akşam onu sonsuzluğa uğurladık. Allah'tan rahmet diliyoruz. Ali Topuz gibi insanlar kolay unutulmazlar. Sadece bir siyasetçi değil Kızılay'da Darülacezede'de görevler alan bir siyasetçiydi. Salt bir siyasetçi değil aynı zamanda yardımsever bir insandı. "

"Bir toplumun hayatında acı günler de ver güzel günler de var. Elbette ki sevinçte ve yasta ortak olmalıyız. İbrahim Çolak Dünya Jimlastik Şampiyonası'nda birinci oldu. Kendisini yürekten kutluyoruz. Tabii Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası da var. Buse Naz Çakıroğlu, 51 kiloda, Elif Güneri de 91 kiloda boks şampiyon oldular. Onların şampiyonluk kazanması sadece onlar için geçerli bir sevinç değil. İstiklal Marşımızın okunması hepimizin gururudur. Yürekten teşekkürlerimi sunuyorum."

"Terörden çok çektik. İnsanlarımız öldü. Kadın erkek demeden çok kişi hayatını kaybetti. Terörün bir insanlık suçu olduğunu defalarca dile getirdik. Terör insanların düzenini bozmak için yapılanlardır. Bir amacı yoktur. Biz CHP olarak herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği, bundan dolayı da kimsenin suçlandı bir Türkiye istiyoruz."

"Teröre karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Terörün bir iç boyutu bir de uluslararası boyutu vardır. Uluslararası dayanışmanın önemi büyüktür. Onlara sağlanan mali imkanların önünü kesmek uluslararası ilişkilerin samimi bir şekilde yürütülmesine bağlıdır. Uluslararası ilişkiler atlatmaya yönelik değil de beraber mücadele ederlerse terörü hep birlikte sonlandırabiliriz."

"Her seferinde gerek burada gerek tv konuşmalarında gerek miting meydanlarında defalarca iktidarı uyardık. Yanlış yapıyorsunuz dış politikada dedik. Duygusallıktan uzak akılcı ve gerçekçi bir politika izleyin dedik. Çünkü devletlerin çıkarı akıllı politikalar üretilmesine bağlıdır. Dış politikanın karşılıklı çıkarlar üzerine inşa edildiği unutulmamalıdır.Suudi kralı öldürüldüğünde biz yas ilan ettik. Cemal kaşıkçı öldürüldü, öldürenler ellerini kollarını sallayarak gittiler. Failler buradaydı,i iktidarın ellerinde ses kayıtları vardı, ama öldürenlerin tamamı gittiler. Şimdi aynı Suudi Arabistan Arap Birliği'in topluyor, teröre karşı verdiğimiz mücadeleyi kınıyor. Bunu biz kabul etmiyoruz. Duygusallıktan uzak akıllıca politikalar. Onlar da Müslüman, eyvallah. Biz kendi ülkemizin çıkarlarına bakarız. Efendim Suudi Arabistan Kralı beni hoş karşıladı' E zaten onun görevi o. Siz de onu karşılayacaksınız. Ama siz yaşadığınız terör ortada dururken bunları bir tarafa atıp sadece Türkiye'yi suçlama noktasına gelirseniz sizin akılcı ve tutarlı bir politika uygulamadığınızı anlarız. Geçmişten ders çıkarmak aynı yanlışı tekrar etmemek anlamına gelir. Dış politikanın derinlikli bir yapısı vardır. Dış politika ülkelerin halkları arasında derin kırılmalara neden olabilir."

"Suriye'de yaralanan teröristleri Türkiye'ye getirdikler, gizli gizli tedavi edip Suriye'ye geri gönderdiler. Dost mu kazanırız böyle. Doğruyu söyleyenin arkasında duracaksınız AK Parti'ye oy veren arkadaşlarım. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovmak değil, karşılamak gerekir. Maceracı değil tutarlı ve akılcı dış politika uygulayın dedik. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceğiz dediler. Bu maceracıdır. Türkiye'nin maceracı bir dış politikaya ihtiyacı yoktur. Neden bu kadar maceracı bir dış politika? Üç milyon 600 bin Suriyeli Türkiye'de. Ve bu ülke, 82 milyon 40 milyar dolar para harcadık. Maceracı politikanın Türkiye'ye çıkardığı faturadır. Komşularımızın toprak bütünlüğüne saygı gösterelim dedik. Ki onlar da bizim toprak bütünlüğümüze ve egemenliğimize saygı göstersin. Eğer saygı göstermezsek düşman kazanırız. Ve bugün dünyanın neredeyse tamamını kendimize düşman ettik. "

"Orta Doğu egemen güçlerin at koşturdukları bir ortamdır. Egemen güçlerin ateşi tutan maşası olmayın dedik. Devam ettik, onların çıkarlarına hizmet etmeyin, bağımsız, tarafsız, dostane tutumunuzu koruyun dedik. Yeri geldi ey Trump diye başladılar. Trump bir ayağa kalktı, Brunsun'ı bize vermezsen görürsün' dedi. Ardından bizden yine bir ses geldi; 'Emredersin.' Bu itibar kaybıdır. Arkasında duramayacağın sözleri etmeyecek, yutamayacağın lokmayı çiğnemeyeceksin. Şimdi şakacı Trump'a geldik. O aklına geleni söylüyor, bizimki şaka yapıyor diyor. Göreceğiz."

"Türkiye'yi Trump kadar aşağılayan başka bir lider çıkmamıştır. Ve bu kadar ağır sözlere karşı tek kelime laf etmeyen bir iktidar da daha önce olmamıştır. İlk kez bunların döneminde oldu. Malum ordumuz Suriye'de, kendi güvenliğiniz için. Yapılanın bir savaş olduğu söyleniyor, evet. Bu söyleniyorsa bunu AK Parti'nin yetkilileri de söylüyor. Ama başkası savaş deyince kızıyorlar. Savcılar harekete geçiyorlar. Neden savaş dedin? Ama senin bakanların savaş dedi. Peki Suriye politikası hanedana göre mi değişecek, adamına göre mi olacak. Ve beyefendi kalkıyor Suriye'nin fethinden söz ediyor. Açtım TDK'nın sözlüğüne baktım. Bir devleti savaşarak almak deniyor. Nasıl olur da Suriye'de fetihten söz eder, hangi gerekçeyle?"

"Arap ülkeleriyle tarihi, kültürel ilişkilerimizi geliştirelim ama aralarındaki anlaşmazlıklara taraf olmayalım. Sormadan kimseye de akıl vermeye de kalkmayalım. Danışılan ülke olalım dedik. Bunu söyledik. Karışmayın dedik. Türkiye danışılan bir ülke olsun dedik. Orta Doğu bataklığına girmeyin dedik. Bugün geldiğimiz nokta, askerlerimiz orada. Siyaset kurumunun yanlış politikası Türkiye'nin geleceği için yanlışları düzeltmesi için orduya görev verdik. 17 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor, bu yanlışları kim yaptı, Türkiye'yi savaşa götüren politikalar hangileriydi? Her vatandaşımızı akla davet ediyorum. Kahramanlık edebiyatı yapıyorlar. 17 yılda bu memleketi bu hale hangi yüzle getirdiniz? Bunu anneler sormak zorundadır."

"Mısır'a gitti ivan kardeşliği. Bir başka partinin amblemini getirdi Türkiye'de kendi amblemi haline getirdi. Niçin? İvanın işaretini kullanmak için bir şeyler uyduruyorlar. Bu TC. tarihinde bir ilktir. Dış politika ciddi bir iştir, deneyim ister dedik. Liyakat olmazsa olmazdır dedik. Yandaşlardan, partizanlardan büyük elçi olmaz dedik. Ama bunların hiçbirini dinlemediler. İstedikleri gibi dış politikayı iç politikanın malzemesi haline getirdiler. Bu ülkeyi kuran insan yani Gazi Mustafa Kemal savaş meydanlarından gelen biri. Ne söylüyor; zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir diyor. Türkiye'yi bu noktaya kim getirdi?

Tehdit dili kullanılmaz dış politikada. Bir şey yaparsan yaparsın. Ne demek 'Gelirim ha', 'Giderim ha' Gelirsen gelir, gidersen gidersin. Yine dedik ki dış politikayı iç politikaya malzeme etmeyin dedik. Dış politika millî olmak zorundadır dedik. Çünkü dış politikada ülkenin çıkarları esas alınır dedik. Ama onlar böyle yapmadılar. Kahraman ordumuz Suriye'de iken bütün anneler çocuklarının sağ dönmesini isterler. Ortak ses çıkarılmasını isterler. Çünkü ordumuzun harekâtı hepimizin destek verdiği bir harekâttır. Türkiye'nin çıkarlarının bu bölgede korunması lazımdır. Politika bu noktaya getirdi bizi. Ama ülkemize güvenmek zorundayız. Ama birileri bütün bu dramları yaşarken buradan partime nasıl çıkar sağlarım derdinde. Mantığın durduğu yerdeyiz. 9 Ekim saat 16:00'da harekât başladı. Bizler de dualarımızı ettik. Barış Pınarı Harekâtı koordinasyon toplantısı yapılıyor Saray'da. Yapılır mı yapılır tabii. Strateji geliştirmek gerekiyor tabii. Ama bakın şimdi bu toplantıya Mustafa Şentop, Adalet Bakanı, Milli Savunma Bakanı, MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü katılıyor. Bunlara hiçbir şey demiyorum. TBMM Ak Parti Grup Başkavekili. Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz. Ne işin var senin orada? Numan Kurtulmuş'un, Hayati Yazıcı'nın Mahir Ünal'ın ne işi var orada? AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ne işiniz var orada? İşte bu parti devletidir arkadaşlar. Tabii yaptığı işin yanlış olduğunu onlar da biliyor. Cumhurbaşkanlığı sitesine koyuyorlar ama bazı isimleri yazmıyorlar. İnsan utanır biraz. Fotoğrafta varlar zaten. E utanmak için ar damarı lazım tabii!

"TC sıradan bir devlet değildir, gelenekleri tarihsel birikimleri dünyada saygınlığı vardır. Anayasa'da kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır. TC'de kural olarak üç güç halkın çıkarları için beraber çalışırlar ve aynı zamanda birbirlerini denetlerler. Bu resim TC.'nin bir kişinin iki dudağı arasına bırakılmasının göstergesidir."

"Buradan milletimizin her bir ferdini Ak Parti kadrolarında yer alması için saflarımıza bekliyorum' diyor. Düşünebiliyor musunuz, ordumuz savaşıyor. Bu Türkiye'nin yönetilmediğini savrulduğunu gösteriyor. Kişisel çıkar üzerine yönetilen bir düzeni gösteriyor. Halktan kopuk bir düzeni gösteriyor. Ordumuz orada mücadele ederken, gazilerimiz varken Erdoğan Ak Parti'ye nasıl oy devşirebilirimin peşinde. 10 Ekim'de, 'Millet ittifakının parçalanması çok çok önemlidir' demiş. Yahu Türkiye nerede bu beyefendi Millet İttifakı'ykla uğraşıyor. Koltuğunun çıkarı peşinde. Hayatımda böyle bir devlet anlayışıyla hiç karşılaşmadır. Nasıl bir anlayıştır bu. Hangi akıldır, mantıktır? Birlikten, beraberlikten, siyasi parti ayrımını ortadan kaldırıp Türkiye'nin millî çıkarlarını öne çıkarmamız lazım. Al koltuğu başına çal kardeşim. Ne yapacağız ki koltuğu! Milletten nasibini almayan sensin. "

"Bunları dile getirmemin nedeni Ak Partili kardeşlerimin gerçeği görmesidir. Benim çocuklarım da burada büyüyecekler. Her partiden yoksulluk çeken var, her ailede işsizlik çeken var. Dertleri ortaklaştırmamız lazım. Bir partinin çıkarları üzerine millî politika oluşturulmaz. Partilerin politikaları ayrıdır. Milletin çıkarlarıyla bu kadar oynanmaz. Kendi çıkarlarınız için feda etmediğiniz hiçbir şey kalmadı. Kendi çıkarlarınız için bu şehitler geliyor. Yanlış yaptınız dış politikada, devam ediyorsunuz. kendi çocuğunu askere göndermezsin, garibanın çocuğunu gönderirsin. Dış politikada yalnızlaştık. Oysa biz yurtta barışı dünyada barışı söyleyen bir gelenekten geliyoruz. Herke bize cephe almış. dost bildiğimiz ülkeler bildiğimiz ülkeler de dahil olmak üzere. Trump'ı saymıyorum. Tweet atıyor bizimkiler korkudan bir şey söylemiyor. Emin olun bunlar ülkenin çıkarlarını kesinlikle düşünmüyorlar. Bunların özel çıkarları ülke çıkarlarının üzerindedir. "

Çok ciddi suçlamaları var Trump'ın. Bir şey söylediler mi buna karşı. Ben konuşunca dilleri bülbül gibi. Sabah başka öğle başka. Tehdit edilen Türkiye Cumhuriyeti'dir. Yöneticiler sessiz kalıyorsa demek ki bir sorun var. Hesabını veremedikleri cesaret edemedikleri bir sorun var. Saray hanedanına göre Türkiye'nin iki sorunu var. Plastik poşet kullanımını azaltmak için para ödüyor. Türkiye'nin en temel sorunu bu, bununla ilgili düzenleme yaptılar. İkinci düzenleme, vatandaşın kendi arabasında sigara içmesini yasakladılar. Yahu bu milletin başka sorunu mu kalmadı? 

İşsizlik rakamları açıklandı. Geçen yılın Haziran Temmuz Ağustos ayına göre bir yılda 1 milyon 65 bin kişi daha işsiz kaldı. İşsiz kalan ailelere ve kişilere sesleniyorum, sarayda işsiz var mı?

Önümüze seçimler var. Herkesin oturup düşünmesi lazım. Sen bir ailenin bir babanın çocuğunu üniversiteye hangi hayallerle gönderdiğini sen biliyor musun Sayın Erdoğan? Çocuk üniversiteyi bitirdikten sonra o çocukların aylarca yıllarca iş bulamadığını biliyor musun? Sen kalkıp nasıl derdin her üniversiteyi bitiren iş bulacaktır diye bir kaide yoktur diye!

22 milyon 500 bin kişi açlık sınırının altında yaşıyor. Bütün fakirler size söylüyorum onlar köşeyi döndü. Siyasete yırtık ayakkabıyla atılmışlardı şimdi 1100 odalı sarayda yaşıyorlar. Senin pozisyonun yine değişmesi sen hep fakir kaldın. O zaman sandığa gidince demokrasi dersi vereceksin. Fakir fukara için, memleket için yeter diyeceksin."

"Tank palet fabrikasıyla ilgili iki soru sormuştum. Kimse bir şey söylemiyor dut yemiş bülbül gibiler. Bunlara bir türlü cevap vermiyorlar. Sanıyorlar ki cevap olmayınca ben arkasını bırakacağım, asla! Asla bırakmayacağım. 28 Aralık 2018'de fırtına obüslerini üreten bölüm BMC'ye tahsis edildi. Nasıl tahsis edildi, şimdi ne yapıyorlar. Üretim garantisi verildi mi? Kimlere verildi. Askeri fabrika ve tersanelerin TSK'nın faaliyetlerini aksatmamak kaydıyla dışarıdan iş alabilir' ifadesi kaldırıldı. İşletme hakkını BMC firmasına, hayatını sana vakfeden firmanın sahibine sen hangi şartlarda verdin? İhale yaptın mı yapmadın mı? İhale yapmadıysan hangi usule göre verdin. Bu soruların cevabını istiyorum. Bu soruların cevabını alacağım yeni sorular gelecek. tank palet fabrikasının Katar ordusuna peşkeş çekilmesini ben ne kendime ne de partime yediremem. Milliyetçi geçirenler kapak olsun bu."

"Oralar bizim topraklarımız değil, oralardan çekileceğiz. Niye bizim çocuklarımız şehit olsun. Esad'ın askeri var. Soğuk kanlı olacağız, olayları dikkatle takip edeceğiz. 15 Temmuz şehitlerimiz için paralar toplandı. O dönemin parasıyla 100 milyon dolar. Resmi Gazete'de bir açıklama yapıldı ve dendi ki, Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Derneği kuruldu dendi. Şimdi vakfın ikametgâhına bakıyoruz sadece Ankara deniyor. Arkadaşlarımıza sormuş, verilen adrese gittiler, öyle bir dernek yok. Verilen adreste böyle bir vakıf yok. Fotoğraflarını çektik. Vakfın mal varlığı 10 milyon lira. 309 milyon lira toplanmıştı ne oldu bu paraya? Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 19 Temmuz 2019'da yayımlanan kararı bu. Malı götürdüler herhalde oradan. Sormuştum yine soruyorum, bu vakfın adresi biye yok? Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde telefon numarası yok. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi internet sitesinde vakıfların adresleri telefonları var ama bu vakfın telefon numarası, tebligat adresi yok. Adres telefonla soruldu, ilgili arkadaşlar adres verdiler, gittik, orada böyle bir vakıf yok. Vakıf yönetim kurulu yok. Neden yok? 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 20 Temmuz'da bir sicil darbe olduğunu söylemiştir. Bu sivil darbe dönemi şeffaf olmayan, vatandaştan toplanan paranın hesabının verilmediği dönemdir.  Benim şehit yakınları ve gazilere verdiğim sözdür, kuruşu kuruşuna bu parayı takip edeceğiz."