Gündem

Kara Kuvvetleri Komutanı Çolak: Darbeciler bana "Erdoğan da Fidan da tutuklanacak" dedi

"El ve ayaklarımızdaki kelepçeyi biz söktük"

30 Ağustos 2016 11:20

Darbe girişimi sırasında Genelkurmay'da rehin alınıp Akıncı Üssü'ne götürülen Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak'ın ifadesinin tamamı ortaya çıktı. Sözcü'den Asuman Aranca'nın haberine göre, darbecilerin kendisine “Cumhurbaşkanı,
MİT Müsteşarı ve İçişleri Bakanı da tutuklanacak” dediklerini söyledi.

Salih Zeki Çolak'ın ifadesi şöyle:

Emir subayı aradı: 15 Temmuz günü saat 16.00 sıralarında Genelkurmay Başkanımız bana, 2 Skorsky ve bir Cougar helikopterin saat 19.00'dan itibaren izinsiz uçuş yapacağını söyleyip, araştırmamı istedi. Saat 18.50 sıralarında Kara Havacılık Komutanlığı'na ulaştım. Tümgeneral Hakan Atınç ile odasında özel görüştük. Akşam için uçuş planı olup olmadığını, varsa bu uçuş planını getirmesini söyledim, pilotların da listesini istedim. Akşam için uçuş olmadığını beyan etti. Kurmay Başkanımız Orgeneral İhsan Uyar da denetime katıldı. Helikopterler hangardaydı. Olağanüstü bir durum görmedik.

Arabaya ateş ettiler: Saat 21.35 sıralarında Genelkurmay Başkanımızı bilgi vermek için aradığımda emir subayı Yarbay Levent Türkkan ‘Genelkurmay Başkanımız sizi ve Kurmay Başkanımız İhsan Uyar'ı karargaha bekliyor' dedi. Karargaha gidince darbeciler tarafından derdest edildik. O anda bir şey olduğunu hisseden Koruma Müdürüm Yüzbaşı Burak Akın koşarak olaya müdahale etmek istedi. Biri, Akın'a ateş edip yere düşürdü. Daha sonra, kendisini vuran kişinin bir tabur komutanı Yarbay Halit Kazancı olduğunu söyledi. Bu esnada aracımın hareket etmemesi için iki ön lastiğini de ateş ederek söndürdüler ve radyatörüne ateş ettiler. Arkadaki Kurmay Başkanım İhsan Uyar'ın aracına da aynı şeyleri yaptılar.

Rütbeleri söktüler: Daha sonra kafamıza bir başlık geçirildi ve helikopterle Akıncı Üssü'ne götürüldük. İki kişilik bir koltuğa oturttular. Ayağımızı kelepçe ile bağladılar. Bu esnada İhsan Uyar ellerindeki kelepçe nedeniyle ellerinin uyuştuğunu beyan etti. Darbecilerden rütbeli olan kişi kızarak ‘Bunu daha önce düşünecektin. Askeri lise ve harp okulunda aldığımız değerlere aykırı hareket ediyorsun. Sizin gibi Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, MİT Müsteşarı da tutuklanacak, birazdan onları da buraya getireceğiz' dedi, sonra da ‘İhsan Uyar'ın rütbelerini sökün alın, elbisesindeki Atatürk rozetini de sökün' diyerek aşağılayıcı hareketlerde bulundu. Uyar'a ‘Hiç mi helal süt emmedin' dedi.

Üzerimizi aradılar: Yaklaşık 3-4 saat kadar bu şekilde oturduk. Bu arada bir grup geldi ve üzerimizi aradı, kalem, tarak gibi eşyalarımı aldılar. Üzerimizde silah da yoktu. Bir ara 3 personelin daha getirilerek aynı oda içerisine konduğunu hissettik. Bu kişilerin Tümgeneral Şevki Şentürk ve Albay Tuncay Polat ile emir subayım Binbaşı Yunus Can olduğunu anladık. Bunların gelişinden itibaren ayaklarımızdaki kelepçeleri kestiler, ellerimiz yine kelepçeliydi. Su ihtiyacımızı kendileri ağzımıza tutarak verdiler. Tuvalet ihtiyacımız için de yan tarafa bizi ittirerek götürdüler.

Anonsları duyduk: Saat 08.00-09.00'dan itibaren uçaklarla bombalar atıldığını duyduk. Saat 10.00'da ‘Bu yaptığınız Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı bir ayaklanmadır, derhal üssü terk edin ve teslim olun' şeklinde anonslar duyduk. Saat 15.15'e kadar bu şekilde bekledik ve kapıdaki iki görevlinin yok olduğunu hissettik. ‘Görevli' diye bağırdık, cevap veren olmadı. Kafamıza geçirilen maskeyi ve kelepçeleri ileri geri ittirerek çıkardık..

Silah bulduk: Civarda keşif ve arama yaparken bir minibüs gördük. Bu aracın içerisinde 3 adet şarjörleri dolu M-16 silah, iki adet de Özel Kuvvetler'e ait içi malzeme dolu sırt çantası bulduk. Şoför mahalline Albay Tuncay Polat geçti. Kışlanın ne kadar vahim boyutta olduğunu, bombalandığını, bazı yerlerin yanmakta olduğunu gördük.

 

"El ve ayaklarımızdaki kelepçeyi biz söktük"

 

Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, darbecilerden şikayetçi olduğunu söyledi ve şöyle konuştu: “Nizamiyenin dışında 500 metre kadar ilerleyince Zırhlı Tümen Komutanlığı'ndan gelen tanklar ve askeri zırhlı araçların bölgeyi güvenlik altına aldığını gördük. Burada cep telefonu olan personelden istifade ederek ailelerimizi ve diğer komutan arkadaşlarımızı aradık. 17.00 sıralarında Kara Kuvvetleri karargahına geldik. Akıncı'dan kurtulmamızda ve ellerimizdeki ve ayaklarımızdaki kelepçelerin sökülmesinde dışarıdan herhangi bir kişi gelmedi.”