Gündem

HDP'li Beştaş: 16 yaşındaki Muharrem Aksan'ın cansız bedeni özel harekâtın atış talimi yaptığı yerde bulundu

28 Mart 2022 14:32

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş,Muharrem Aksan, 16 yaşında Urfalı bir Kürt çocuğu. Fırat’ın kenarında cansız bedeni bulundu, beden bile diyemiyorum, uzuvları parçalanmış. Özel harekat polislerinin atış talimi yaptığı bir yerde cansız bedeni bulundu. Fırat’ın kenarlarındaki ölümlerden kimsenin haberi olmadı. Karartılıyor. Bu bir cinayet mi? Eline bir malzeme mi aldı, patladı? Ne oldu? Soruların cevabını bilmiyoruz. Yeni bir cezasızlık ile karşılaşmak istemiyoruz. Bununla ilgili soruşturmanın yakından takipçisi olacağız. Bir Kürt çocuğunun daha ölümünden büyük üzüntü duyduğumuzu yinelemek istiyorum” dedi.

Beştaş, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Beştaş, “Muhalefeti ve iktidarı ile Nevruz’u görmedi. Hem muhalif basın hem yandaş medya çığlığı ve talepleri yazmadı. Ukrayna Rusya savaşı birinci haber olarak geçiyor. Ama bizim ülkemiz içinde, milyonlarca insanın kutladığı bayram görülmedi. Kürtçe konuştuğumuzda ‘bilinmeyen dil’ diye, ‘x’ diye tutaklara geçiyor. Bunu da bilinmeyen kutlama olarak mı kodladılar. Ne derseniz deyin, milyonları duyduğunuzu biliyoruz” diye konuştu.

Beştaş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Yapılmadık bir şey kalmadı. İki yaşındaki çocukların üstünü çıkarmışlar, sarı-kırmızı-yeşil renk var diye. Nevroz meydanlarını boş göstermek için her türlü yöntem kullanıldı ama halk barajları yıktığı gibi bütün bentleri aşarak Nevroz’unu kutladı. Hiçbir engellemeniz, halkın önünde duramaz. Milyonlar; barış, demokrasi ve özgürlük istediğini haykırdı. 2015 Dolmabahçe Mutabakatı’nın arkasında olduğunu ilan etti. Diyalog kanallarının açılmasını da en üst perdeden ilan etti. Halkın talebi, savaş politikasına karşı barış politikasıdır. Barış talebidir” 

“9 milyon işsiz hiçbir gelir elde edemiyor… ‘Taş kaynatın yiyin’ diyen bir iktidar anlayışı var. 140 milyar TL ihale dağıtılmış. AKP iktidarının çocukları sosyal medyadan utanç videoları çekmeye devam ediyor. Bir tarafta sarayda şatafat içinde yaşayan diğer yanda halk var” 

"İzlerken, kendi adıma utandım"

“Çiftçiler dertlerini anlattılar, çözüm önerilerini sordular. Ne oldu? Tokat’ta bu sorunları dinleyen Cumhurbaşkanı ‘manda yoğurdu yiyin’ dedi. Şaka değil! Halkın aklıyla alay etmeye devam ediyorlar! Çiftçiler büyük hayal kırıklığı yaşadı. Bu da ne kadar tükenmiş olduklarını ortaya koydu. İzlerken, kendi adıma utandım. Nasıl böyle bir dil kurulabiliyor, bu nasıl bir umursamazlık anlamakta zorluk çektim. Ekonomide çözüm modelleri yok. Bir bakanları var, artık gözlerinde de ışıltı kalmadı. Garip garip konuşmaya devam ediyor. Ama çözüm önerilerine de kulaklarını tıkıyorlar” dedi.

"Çeteye ne diyelim, Mahmut mu diyelim?"

“Skandal maddeler var, bu kanun teklifinde. ‘Beşli çete’ demek yasaklanıyor, artık. Vergi kaçıranlara yine af imkanı geliyor. ‘Beşli çete’ diyen gazetecilere, üç yıla kadar hapis cezazı öngörülüyormuş. Söz konusu şirketlere yönelik güvensizleştirici ve itibarsızlaştırıcı ifade olarak belirttiği için... İtibarsızlaştırma ne demek, güvensizlik ne demek? ‘Beşli çeteye’ sizin dışınızda güvenen var mı? Bir avuç insan dışında onlara itibar atfeden var mı? Çöreklenmişler devletin içine; halkın vergileri ile yiyorlar da yiyorlar. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yemeye devam ediyorlar.

Bu çete Türkiye yurttaşlarının üzerine, AKP eliyle karabasan gibi çöktü. Şimdi bunlara özel yasa getiriliyor. Bu çete esas alınarak kanun teklifi getiriliyor. Üstüne üstlük vergi teklifleri bu çete esas alınarak getiriliyor. Kamu İhale Kanunu, bu çete için kaç defa değiştirildi? Sayamıyoruz bile. Çete yerine ne diyelim? Mahmut mu diyelim? Abbas mı diyelim? Ne diyelim? Çeteye çete, hırsıza hırsız diyoruz. Adı ne ise onu söyleyeceğiz. Yandaşa da yandaş demeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.

‘Beşli çete’ dediğimizde çok incinmişler çünkü onların çeteleri. Zamanında Abdülhamit ‘burun’ demeyi yasaklamıştı. Gülmeden edemiyor insan. ‘Burun’ demeyi yasaklamaktan çeteye çete demek yasaklanıyor. Yaralı var. Yarası olur gocunur, yaran yoksa gocunmazsın. Yakında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçu kapsamını genişleterek bu tip kavramları getirecekler. Geçenlerde vekillerimizin dokunulmazlığı kaldırıldı. Bunlara dokunulmazlık getiriliyor. Bu beşli çetecilere gelsinler bir de yemin içirtsinler. Bakanların dokunulmazlığı var ya bunlara da dokunulmazlık atfetsinler.”

"İstanbul Sözleşmesi'ni kaldır sonra ceza artır"

“Hakikaten ne denir? İstanbul Sözleşmesi’ni kaldır sonra kadına yönelik şiddetle ilgili cezayı artır. Hiçbir mahkeme, ‘kravat taktı diye cezayı indirdim’ demez ki. Bu taktirdir. Bu, kadına bakışın mahkemelere yansımasıdır. Yaralama suçu 4 aydan 6 aya yükseliyor. Artık bu eril bakış açısı kadınlara şiddet uygulamayacak! Şaka mı bu” (ANKA)