Gündem

Ertuğrul Özkök: Erdoğan'ın seçim sonrası 17 santimlik slim fit devrimini fark ettiniz mi?

12 Temmuz 2023 06:35

Ertuğrul Özkök, "Zamanın Ruhu" başlığıyla ve "Newsletter" olarak paylaştığı yazısında bugün,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmasını yakmasını, "Beyler, İsveç kararı Türkiye’nin dış politikada son yıllardaki en önemli ve alkışlanacak kararıdır…
Mısır’daki "İhvan Kardeşliği" zihniyetinin bir kenara bırakılıp "milli çıkarlar" esprisine dönülmesinden sonra şimdi Batı ile ilişkilerde de buna uygun bir denge arayışına girildi. Lütfen "milli çıkarlar" temelinde alınan bu kararı, sırf muhalefet etme uğruna popülist bir demagojiye kurban etmeyin" ifadelerini kullandı.

Ertuğrul Özkök'ün "Erdoğan'ın seçim sonrası 17 cm slim fit devrimini fark ettiniz mi?" başlıklı yazısı şöyle:

Erdoğan'ın seçim sonrası 17 cm slim fit devrimini fark ettiniz mi?

Bugün size hemen hemen aynı günlerde çekilmiş iki ayrı fotoğraf göstereceğim.
Önce dün dünyanın önde gelen medyalarında yayınlanan şu fotoğrafa dikkatle bakın.
Bu fotoğrafta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı çok radikal değişimin ipuçları var.
Dikkatli bakın fark edeceksiniz.

Seçim sonrası pantolon kesiminde slim fit'e geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonrasında giyim tarzında radikal bir değişiklik yaptı ve…
Pantolon kesiminde "slim fit’e" doğru bir adım attı.…
Yani dar kesime…
Bu değişim, aynı zamanda beden diline de yansıdı.

Baltık'ı NATO denizi yapan tarihi fotoğraf

Fotoğrafta üç kişi görüyorsunuz.
Solda Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortada NATO Genel Sekreteri ve onun yanında İsveç Başbakanı.
NATO’daki kriz aşılmış, Türkiye İsveç’in NATO’ya girişine yeşil ışık yakmış.
Tarihi bir anın fotoğrafı bu.
Bu yüzyılın başından beri tarafsız siyaset sürdüren İskandinavya yarımadasında, bu siyasetin sonunu simgeliyor.
Bu fotoğrafla birlikte Baltık Denizi, artık Rusya’nın hakimiyet bölgesi olmaktan çıkıp NATO hakimiyetine giriyor.

Erdoğan'ı ilk defa böyle bir hareketle görüyoruz

Fotoğrafta çok önemli iki unsur var.
Biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beden dili…
Onu bu hareketle gösteren böyle bir fotoğrafını ilk defa görüyoruz.
Seçim öncesi ayağını sürüyen, etrafa yoğun gözlerle bakan Erdoğan gitmiş; fit, zinde, kendinden emin bir lider gelmiş.
Kilosu da tam kontrol altında ve bu hareketi taşıyor.
Seçim öncesinde pantolonunun içinde ayağa takılan bir alet taşıdığı ile ilgili bütün dedikodulara son veren bir kesim ve beden dili bu.
Bir defa daha rahmetli Demirel’in o sözünü getiriyor önümüze:
Hiçbir şey başarının yerini tutamaz…
Erdoğan, siyasi kariyerinin en olumsuz, hatta kazanılması imkansız şartlarında, çok az umutla girdiği seçimden zaferle çıkmanın keyfini çıkarıyor.

Pantolon paçasında 17 santime hızlı geçiş

Bu yeni psikoloji bir şeye daha yansımış.
Erdoğan’ın pantolunun paça genişliğine…
Benim hesabıma göre 17, en fazla 18 cm paça.
Tam olamasa da, bildiğimiz Ralph Lauren veya İtalyan slim fit kesimine, kendi ölçüsüne göre oldukça cesur bir adım..
Yani "Yetmez ama evet" ölçüsünde bir geçiş.
Neticede, Erdoğan’ın seçim sonrasında gördüğümüz bütün pantolonlarında paçalar görünür biçimde daralmış.
Cumhurbaşkanı, önümüzdeki 5 yılı için zinde bir imaj amaçlandığı apaçık ve bunu da bayağı başarmış.
Erdoğan, artık açık ara Türk siyasetinde en iyi giyinen lider.

Kralın Savile Road kesiminin yanında Biden'ın paça genişliği

Şimdi bu karenin yanına ikinci bir kareyi daha koyuyorum.
ABD Başkanı Biden’ın İngiltere Kralı Üçüncü Charles’la geçen hafta çekilen fotoğrafı.
Burada bir Kral Charles’ın pantolonunun paçalarına bir de Biden’ınkine bakın.
Kralınki Savile Road terzi dikimi geniş paça klasik pantolon, ama 77 yaşındaki Biden de tıpkı Erdoğan gibi dar paçaya geçmiş.
Onunki kesin 17 cm.
Biri 69 yaşında 5 yıllığına yeniden seçilmiş; öteki 77 yaşında ikinci dönemi için mücadeleye hazırlanan iki lider.
NATO zirvesi öncesi anlaştılar…
Bir "slim fit" ittifakı…

İletişim Başkanı'ndan üç saat sonra gelen şok

Şimdi eskilerin deyişi ile işin zarf tarafından mazrufa bakalım.
Yani bu kıyafetlerle alınan kararlara…
İtiraf edeyim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç konusundaki kararı ile beni şaşırttı.
Yine itiraf edeyim, bu benim için çok mutlu bir şaşkınlık oldu…
Haksız da değilim… Şu tabloya bir bakın…
Daha geçen hafta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsveç’teki görüşmelerden sonra Türkiye’nin İsveç’e yeşil ışık yakmasına imkan olmadığı izlenimi veren bir açıklama yapıyor.
Dahası, yeşil ışık kararının açıklanmasından 3 saat önce İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsveç’e karşı zehir zemberek bir açıklama yapıyor.
Ama o ne…
O gün akşam üzeri Türkiye, İsveç’in yolunu açıyor.

İslamcı-Milliyetçi-Ulusalcı yeni ittifakın kara günü

Benim görüşüm şu;
Erdoğan, İsveç politikasını olağanüstü bir maharetle sürdürdü ve sonuç aldı.
Bir vatandaş olarak, kendisini kutluyor ve gönülden destekliyorum.
Neden mi?
Türkiye’ye egemen olan İslamcı-Milliyetçi-Ulusalcı yeni elit, tam gaz Amerika ve Avrupa düşmanlığı yaparken, Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin çıpasını bir anda yeniden Batı’ya bağladı.
Avrasyacıların kara günüydü geçen pazartesi.
Ama emin olun Türkiye için umut verici bir gündü.

Şu an Türkiye, Ukrayna'da en Batıcı politikaya geçti

‘İki…
(*) İsveç’e yeşil ışık yakarken bir yandan da Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden canlandıracak bir mesaj verdi.
Üç…
(*) Biden bile Ukrayna’nın NATO üyeliğine soğuk bakarken, Türkiye’yi bir anda Ukrayna’yı NATO’ya ve Batı’ya taşıyan ülke haline getirdi.
Şu an itibarıyla Avrupa’nın en büyük Ukrayna savunucusu lideri konumuna geldi.
Dört;
(*)Türkiye’de sürgünde yaşayan Azov komutanlarını da Ukrayna’ya göndererek, dengeyle götürdüğü Rusya politikasında belki riskli bir yere oturttu ama Türkiye’yi Batı ittifakında etkili bir yere oturttu.
Beş;
(*) Hiç kuşkunuz olmasın ki, Rusya ile ilişkileri de aynı maharetle dengeleyecektir.

CHP liderinin "ama dün tersini söylemiştin" deyişini anlamıyorum

Muhalefete gelince;
İçeride en güçlü ortağı MHP’nin itirazı var. Ama Devlet Bahçeli, kararı Cumhurbaşkanı'na bırakarak, bu muhalefeti retorik sınırlar içinde tutuyor.
Bu olayda benim anlamadığım, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun tavrı.
Atatürk’ün dış politika ilkelerine, Batı istikâmetli politikalarına bağlı bir partinin genel başkanı, böyle bir karara nasıl muhalefet eder anlamıyorum.
CHP gibi bir parti, "Dün böyle demiştin, bugün böyle diyorsun, onlar Kur'an yaktı sen onlarla anlaşıyorsun" gibi ucuz bir demagojiden nasıl medet umabilir…
Bunu söyleyen lidere, "Dün söylenenler bu kadar önemliyse siz, daha bir yıl önce "Aday olursam genel başkanlıktan ayrılacağım" derken bugün seçilemediğiniz halde genel başkanlıkta kalma kararınızı hangi ilkeyle açıklayacaksınız…"
CHP’yi bu konuda İslamcı-Milliyetçi-Ulusalcı Avrasya cephesiyle aynı saflarda görmek beni şaşırtıyor.

Beyler, Türk dış politikası milli çıkarlar eksenine dönüyor

Beyler;
İsveç kararı, Türkiye’nin dış politikada son yıllardaki en önemli ve alkışlanacak kararıdır…
Mısır’daki "İhvan Kardeşliği" zihniyetinin bir kenara bırakılıp "milli çıkarlar" esprisine dönülmesinden sonra şimdi Batı ile ilişkilerde de buna uygun bir denge arayışına girildi.
Lütfen "milli çıkarlar" temelinde alınan bu kararı, sırf muhalefet etme uğruna popülist bir demagojiye kurban etmeyin.

Son sözüm o 25'lere ve bir de yargıya

Bir sözüm de, şu meşhur "25’lere…"
Hani festivalleri ve müziği yasaklamak için ortak bildiri yayınlayan 25 derneğin yöneticilerine…
Cumhurbaşkanı'nın İsveç’in NATO üyeliğini, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine bağlayan politikasının samimiyetine inanıyorsanız eğer;
Lütfen imzaladığınız o ortak bildiriyi de bugün geri çekin.
Bir de yargıya sözüm var…
Sayın hâkimler, sayın savcılar, lütfen Osman Kavala, Merdan Yanardağ, Can Atalay ve öteki Gezi tutukluları hakkında hazırlanan iddianameleri, mütalaaları bir okuyun…
Elinizi vicdanınıza, vicdanını adaletin terazisine koyun…
Yakışıyor mu 21’inci Yüzyıl Türkiye’sine bunlar…
Sığıyor mu vicdanınıza…