Gündem

Dr. Ekrem Yılmaz yazdı: Bu ülkenin hekimi olmak ve umut üzerine…

Hekimler olarak, siyasette çok güçlü ve etkili olabileceğimizi, olmamız gerektiğini düşünüyorum. Daha çok sayıda hekim, tüm siyasi partilerde, yerel ya da genel merkez fark etmez, her seviyedeki karar alma süreçlerinde, rol ve sorumluluk üstlenirse, birbirine destek olursa, iyileştirme odaklı bakış açımızı yönetime yansıtabileceğimize, siyaseti ve pek çok konudaki kötü gidişatı kısa sürede değiştirebileceğimize samimiyetle inanıyorum

Çizgi: Tan Oral

30 Temmuz 2022 00:00

Dr. Ekrem Yılmaz*

Hekim ve umut… Ne yazık ki, bu iki kelime, bu topraklarda, uzunca bir süredir, aynı cümlede dahi bir araya ge(tiri)lemez oldu. Bu yazı, biraz da bunun için kaleme alındı. Merkezinde sağlığın yani hayatın olduğu bir mesleğin olmazsa olmazı olan umudu, mizacen iyimser ve otuz üç yıllık (Sanırım bu beni her ölçüye göre yeterince tecrübeli yapıyor) bir hekim olarak, başta genç meslektaşlarım olmak üzere herkese bir kez daha hatırlatmak için.

Önce bir durum değerlendirmesi yapmak isterim. Hekimlerin, mesleki alışkanlıkla, herkesi hasta görme eğiliminde olduğu söylenir. Kendimden biliyorum, bu tespitte haklılık payı var. (Biriyle konuşurken bile konuştuğum kişinin yüzünde bir hastalık aradığımı sonradan fark ediyorum.) Biraz da bundan cesaret alarak (ve galiba sadece yüzüne bakarak bile) söyleyebilirim ki, memleketimiz hasta. (Bir bünyedeki kimi hayati organ ve sistemler normal fonksiyonlarını icra edemez ve bu durum, kimi arazlar, ağrılar biçiminde kendini gösterirse, biz buna hastalık deriz.) Bünye güçsüz düşmüş, uzun zamandır kendini takviye edememiş. Bu nedenle, iyileşmekte, mevcut hastalıklarından kurtulmakta zorlanıyor. Bağışıklık sistemi de zayıflamış. Bu da, onu başka ve belki de daha ağır hastalıklara, dış saldırılara karşı savunmasız hâle getiriyor. En kötüsü de, her türlü iyileşme için olmazsa olmaz olan moral ve motivasyonu çok azalmış. Yani iyi durumda değil. Bu itibarla, ondan normali, normal davranışları, tepkileri beklemek yanlış olur. Aksi hatta öfkeli olması, onu çok sevenlere ve onun için büyük fedakârlık yapanlara dahi kaba ve kötü davranması mümkün ve o da bunu yapıyor. Ama bu durum geçici. Çünkü hasta, tablonun tüm olumsuzluğuna rağmen, hâlâ hayatta, inatla hayata tutunuyor, bir şekilde dayanıyor. Bu, yaşadığı onca kötü şeyden sonra hakikaten müthiş bir şey. Buna güvenebilir, bunun üzerine bir tedavi inşa edebiliriz. Allah'ın izniyle, hastanın yeniden eski sağlığına, gücüne, görünümüne kavuşması mümkün. İş ki, teşhis, tedavi ve daha da önemlisi hekim sağlam/doğru olsun.

* * *

Hekimler, herkesin sükûnetini kaybettiği en zor zaman ve durumlarda, en acil vakalarda dahi sakin kalıp, sorunun içindeki çözümü arayıp bulmaya, yaralıyı, hastayı kurtarmaya, iyileştirmeye odaklanan insanlardır. Mucizevi geri dönüşler olarak bilinen binlerce vak'a göstermiştir ki, hakikaten çıkmadık candan umut kesilmez. Her zaman yapılabilecek bir şey daha vardır. Geldiğimiz noktada, bize düşen, hekim olmaya karar verdiğimiz ilk günden beri yaptığımız gibi, hiç yılgınlığa kapılmadan çok çalışmaya, sabırla ve kararlılıkla mücadele etmeye devam etmek olmalıdır.

* * *

Çocukluğumda bize hep büyüyünce ne olacağımız sorulurdu. "Doktor olacağım" demeyen çocuk olmazdı. Doktorluk en önemli, en değerli mesleklerden biri sayılırdı da ondan. Sünnet için gelen çocuk hastalarımdan biliyorum, artık çocuklar doktor olmak istemiyorlar. Buna bir hekim olarak çok üzülüyorum. Galiba hekimlerin çok zor koşullarda çalışıp emeklerinin tam karşılığını alamadıklarından, itibarsızlaştırılmalarından, giderek artan seviyede şiddet ve mobbinge maruz bırakılmalarından onlar da haberdar ve etkileniyorlar. (Bugünlerde sıkça sözü edilen daha çok Almanya'ya yönelik hekimler göçünün ilk işaretini, yıllar önce bir 23 Nisan'da önemli bir haber kanalının canlı yayınında, büyüyünce doktor olmak isteyen bir kızımız vermişti. Tam bir "Çocuktan al haberi" durumu imiş. Çocuklar, bozulmamış vicdanlarıyla, hakikatin en saf hâlini seslendirirler zira.) Bu yakıcı gerçeği değiştirip, hekimliği, o eski itibar ve cazibesine kavuşturmak, her şeye rağmen önce biz hekimlere düşüyor. Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Bence, siyasetle. Ülkemiz siyasetinin en genç partilerinden birinde, yerel seviyede, yaklaşık 1.5 yıldır siyaset yapan (15 yıldan uzun süre görev yapıp artık ikinci memleketim olarak gördüğüm Aşkale'de de dendiği gibi "teze") bir siyasetçi olarak, sınırlı deneyimimle dahi söyleyebilirim ki, siyasetle, siyaset üzerinden bir değişim başlatmak, bir fark yaratmak mümkün. Çünkü siyaset vasıtasıyla herkese, her toplum kesimine ulaşmak, erişmek imkânı var. Elbette ki, siyasetin, sunduğu müthiş fırsatlar kadar kısıtları, kısıtlayıcı tarafları da var. Ama bunlar, sorun çözme, alternatif üretme kapasitesi çok yüksek biz hekimleri durdurabilecek şeyler değil.

Hekimler olarak, siyasette çok güçlü ve etkili olabileceğimizi, olmamız gerektiğini düşünüyorum. Daha çok sayıda hekim, tüm siyasi partilerde, yerel ya da genel merkez fark etmez, her seviyedeki karar alma süreçlerinde, rol ve sorumluluk üstlenirse, birbirine destek olursa, iyileştirme odaklı bakış açımızı yönetime yansıtabileceğimize, siyaseti ve pek çok konudaki kötü gidişatı kısa sürede değiştirebileceğimize samimiyetle inanıyorum.

Benim hâlâ umudum var. Sizin de olsun. Çünkü bütün güzel şeyler umuttan doğar.



* DEVA Partisi Büyükçekmece İlçe Başkanı