Gündem

Bahçeli: Maden felaketine neden olan ihmallerde payı bulunan hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalı, olayda hiçbir sisli nokta bırakılmamalı!

20 Şubat 2024 10:32

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erzincan'ın İliç ilçesindeki siyanürlü altın madeninde meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili sisli bir alan bırakılmadan olayın tüm ayrıntılarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Felaketle ilgili ortaya atılan iddiaların kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nca dinlenmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Herkes eteğindeki taşı döksün de bilelim. Ülkemizi töhmet altında bırakan, yöre insanımızı istismar eden kim veya kimler varsa muhakkak görüş ve düşüncelerine müracaat edilmelidir. Milletimizin ak koyunu da kara koyunu da açıklıkla tefrik etmesi için uygun zemin oluşturulmalıdır" dedi. Bahçeli "Maden felaketine neden olan ihmallerde payı bulunan hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmaması temennimdir" diye ekledi.

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan Bahçeli ayrıca Danıştay 5. Dairesinin, FETÖ'yle irtibat ve iltisakları gerekçesiyle meslekten ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı göreve iade etme kararına tepki gösterdi; “Karar çok tehlikelidir, hukuku bir temeli yoktur” dedi. MHP lideri, Danıştay’ı hedef alan sözlerinin devamında da “Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETO’cularla PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür” ifadelerini kullandı. Bahçeli, “Fiyat anarşistleri de FETO’cudur, dükkânları ve evleri kapanmalıdır!” diye konuştu.

İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak’ın AKP'nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimini 4 ay öncesinden bütün ayrıntılarıyla bildiği iddiasına da ateş püskürdü. Bahçeli, "Bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir" dedi.

Öte yandan MHP lideri, Cumhurbaşkanı ve AKP'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 11 yıl sonra Kahire!ye gerçekleştirdiği ziyaret gündemiyle ilgili olarak da, "Türkiye ile Mısır’ın yakın diyalogu İsrail zulmüne karşı güvenlik şemsiyesidir. Mısır’ın Gazze tavrı memnuniyet vericidir" görüşünü açıkladı

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İliç'teki maden faciası

"Milletimizi hüzne boğan bir felaket meydana geldi. Maalesef 9 maden işçimiz toprak altında kaldı. Toprak kaymasından hemen sonra kriz masası kuruldu. Devletimiz gecikmeksizin bütün imkanlarıyla seferber oldu. İlgili bürokratlarımız kısa süre içinde maden sahasına gitti. Bir haftadır AFAD ekipleri gönüllü yardım kuruluşları hatta yöre insanımız çalışmalarını fedakarlıkla yürütmektedir. İşçilerimize ulaşmak adına maden alanına yığılan toprağın tahliyesi dikkatle sürdürülmektedir. Ancak heyelan bölgesinde halen riskli alanların varlığı ister istemez arama kurtarma ekiplerini zora sokmaktadır. Üstelik bölgenin yağışlar sebebiyle çamurla kaplanması araştırma ve incelemelerin metal dedektörlerle yapılmasını mecbur hale getirmektedir. İşçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dileğimizdir. Üzgün olsak da ümitsiz değiliz. Ümitlerimizi diri tutarak bölgeden gelecek iyi haberlere kulağımızı çevirdik.

"Altın madeni faciasının her boyutuyla tetkik edilmesini. Konuyla ilgili hiçbir sisli noktanın bırakılmaması arzumuzdur. Özellikle bazı tv yorumcuları sözde çevreciler ve rant devşirme peşinde koşan siyasetçilerin kamuoyuna yansıyan iddialarını dikkate alarak meclis araştırma komisyonu marifetiyle alayının dinlenmesi, kanaatimce doğru bir tercih olacaktır. Herkes eteğindeki taşı döksün de bilelim. Ülkemizi töhmet altında bırakan, yöre insanımızı istismar eden kim veya kimler varsa muhakkak görüş ve düşüncelerine müracaat edilmelidir. Milletimizin ak koyunu da kara koyunu da açıklıkla tefrik etmesi için uygun zemin oluşturulmalıdır.

"Dünyada altın ayrıştırmasında en fazla kullanılan kimyasal madde siyanürdür. Altın madenciliğinde sıvı kimyasallar vasıtasıyla değerli materyallerin kazanılmasında kullanılan siyanür ve diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkileri olduğu bilinen bir husustur. Elbette altın madenciliği yapan kuruluşların her türlü tedbiri azami düzeyde almaları, risk ve tehlikeleri minimize etmeleri istenen ve olması zorunluluk içeren sağlık  ve güvenlik önlemidir.

"Çöpler Altın Madeni’nde geçmişe sari var olan ihmaller zincirinin 13 Şubat faciasındaki payını yok saymak mümkün değildir. Çalışanların risklerden korunması için alınması gereken tedbirlerin göz ardı edildiği, Yığınlarda oluşan çatlaklara karşı gerekli müdahalenin zamanında yapılmadığı, İş güvenliği uzmanlarının ikazlarına rağmen çatlakların oluştuğu alanlara solüsyon basılması gibi eksik, hata ve kusurların süreç içerisinde yaygınlık kazanarak felaketin alt yapısını hazırladığı, ABD’li şirketin alt işverenleri yeterince denetim ve gözetime tabi tutmadığı için tali kusurlu, maden operasyonlarından sorumlu olanların da asli kusurlu sayıldığı,  Maden sahasında oluşan çatlaklar nedeniyle bazı alt yüklenici firmaların işçilerini çektiği, ancak asıl yüklenici firmanın çalışmaya devam ettiği gibi iddialar bir haftalık süreç içinde ziyadesiyle gündeme yansımıştır. Bu kapsamda yürütülen adli soruşturmanın sağlam ve sağlıklı sonuçlar verebilmesi için hazırlanan bilirkişi raporunun aceleye getirilmesi bir başka tartışma konusudur.  Bu nedenle bilirkişi raporunun tekrar ele alınması, yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulması bizim görüşümüze göre akla en uygun seçenektir.

"Adli soruşturmanın sağlıklı sonuçlar verilmesi için hazırlanan bilirkişi raporunun aceleye getirilmesi bir başka tartışma konusudur. Bilirkişi raporunun tekrar ele alınması yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulması bizim görüşümüze göre akla en uygun seçenektir. Çöpler Altın Madeni felaketiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum ne hikmetse hedef tahtası haline getirilmiştir. Haksız ve hayasız eleştirilerin sükun etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. Bir defa Çöpler Altın Madeni’nin yüklenici firmasına ÇED raporunu veren bakanlık değildir söz konusu bakanlık yalnızda çevresel etkenleri  değerlendirmektedir. Bahsi geçen altın madeni geçmişte defalarca denetlenmiş, daha önce de sorunlu göründüğünden bu şirkete en üst sınırdan ceza verilmiştir. Anlaşılacağı üzere Sayın Murat Kurum görevini layıkıyla yapmıştır.

Ümit Özdağ'a tepki

"Adeta uzaya çıkar gibi, özel koruyucu kıyafetlerin üstüne dehşet uyandıran maskeler takan ve ikinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı Deresi’ne akıtıldığını ve bu atıkların yağışla beraber yeraltı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla mükelleftir. Ağzıyla değil de karnıyla konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarından taşmıştır.

TIKLAYIN - Özel maske ve kıyafetlerle Erzincan'a giden Ümit Özdağ, maden sahasına alınmadı

"9 canı, 9 hayatı kurtarma çalışmaları sürüyorken, kayan toprak kütlesinin içinde hangi ağır metallerin bulunduğuyla ilgili resmi ağızlardan bir açıklama yapılmadığını eleştirenlerin amacı bize göre üzüm yemek değil, bağcı dövmek için mevzi almaktır. Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır, izansızlıktır, pis bir fırsatçılıktır. Kayan toprak inşallah kaldırılacaktır, yaralarımız elbirliğiyle sarılacaktır, peki insanlığını kaybedenler tekrar eski hallerine nasıl dönebileceklerdir? Ayıp değil mi? Günah değil mi? Yazık değil mi? Karşımızda çok ciddi bir sorun vardır. Bu ağır sorunun kalıcı şekilde çözümüyle birlikte, ucu nereye dayanıyorsa dayansın sorumluluğu somut delillerle belirlenen kurum ya da kişilerin adli ve idari temelde hesap vermesi acil ve elzem bir ihtiyaçtır.

Maden faciasında ihtimaller zinciri

"Maden felaketine neden olan ihmallerde payı bulunan hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmaması temennimdir. Taşı toprağı altın olan İliç ilçemizin ve Çöpler Köyümüzün tekrar belini doğrultacağı günler yakındır, devlet-millet dayanışmasıyla bu sıkıntılı günler sabırla, sebatla aşılacaktır. Çevresiyle buzları eriten anlaşmazlıkların düğümünü çözen, yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen muhalefet partilerini kıskandırmaktadır. 

Mısır ile ilişkiler

"Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. İki ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Ekonomi, ticaret, enerji, turizm, eğitim, kültür ve savunma sanayi alanlarında Türkiye ile Mısır’ın yakın temas ve irtibatı iki ülkenin stratejik avantaj ve kazancını tahkim edecektir.

"Türkiye ile Mısır’ın yakın diyaloğu İsrail zulmüne karşı da güvenlik şemsiyesidir"

"Muhalefet partilerinin koro halinde “dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun” çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudunu yapay zekaya bağlaya dursunlar, Cumhur İttifakı Türk milletinin muazzam zekasıyla daha çok işleri başaracak, çağın alnına Türk ve Türkiye Yüzyılının mührünü inançla basacaktır. Türkiye ile Mısır’ın yakın diyaloğu İsrail zulmüne karşı da güvenlik şemsiyesidir. Mısır’ın Gazze’de işlenen soykırım suçuna yönelik tavrı memnuiyet vericidir.

Kudüs mesajı

"İsrail’in Refah’a girmesi halinde Mısır’ın barış anlaşmasını askıya alacağını duyurması, 1967 ve 1973 savaşlarının daha şiddetli olarak tekerrür edeceğini, bu defa İsrail’in çok ağır bedel ödemek durumunda kalacağını muhataplarına ihsas ve ilan etmektedir. İsrail katliamlarına son vermelidir. Uluslararası toplum yalnızca sözle, sızlanmayla, kınamayla yetinmemelidir. Müşerref olacağımız mübarek Ramazan ayı girmeden kalıcı ateşkes sağlanmalı, insani dram bitmelidir. İki devletli çözüm için Birleşmiş Milletler ve küresel vicdan çok acil harekete geçmelidir. Tekrar ediyorum, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları temelinde, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz Filistin kurulmadan Ortadoğu’da barış, huzur ve istikrar sadece hayalden ibaret kalacaktır.

"CHP’nin yerel yönetimde yedek kulübesine çekilmesi, terbiye edilmesi milli bir görevdir"

"Muhalefet partilerinin Türkiye’nin egemenlik haklarını ve beka mücadelesini hafife alması, bununla da yetinmeyip savsaklama ve sulandırma çabası ağır yaralı ve yüreksiz bir siyasetin ibra ve ifşasından başka bir şey değildir. Bölücü terör örgütü PKK’yla DEM’lenerek bağ kurmak, FETÖ’yle taşeronlar eliyle bağlantıya geçmek ülkemize ve milletimize yapılabilecek en vahim kötülüktür. CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti  kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır.

CHP'ye Esenyurt ve Mersin eleştirisi: DEM Parti CHP’nin kumanda odasına kadar nüfuz etmiş 

"DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. CHP ile DEM iç içe geçmiş, birisini diğerinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Cumhur Bizim Türkiye Hepimizindir.

AYM’nin Danıştay'ı hedef aldı

"Devlet demek hukuk demektir. Türk devlet ve yönetim felsefesinin dayanağı adalettir. Adalet ve hukukun tahribatı devletin zaafına yol açacaktır. Özellikle Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliğimizin ruhuna zarar verdiği açıktır.

"Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür.  Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır?  15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, hain örgütle ilişki ve iltisakı belirlenen yaklaşık 4 bine yakın hakim ve savcı meslekten ihraç edilmişti. FETÖ’cüler diğer alanlarda olduğu gibi, yıllar içinde adalet müessesine de yuvalanmışlardı. Türk hukuk sistemi zehirlenmiş, haksızlık ve hukuksuzluk habis bir ur gibi yayılmıştı.

"Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5.Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? FETÖ’cüleri göreve iade etmek cinayet değil midir? FETÖ’ye merhamet şehitlerimize hakaret değil midir? Danıştay 5.Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir. Allah’tan Hakimler ve Savcılar Kurulu devreye girmiş ve mesleğe iadesi yapılan 387 kişi hakkında yeni bir inceleme başlatmış, aynı zamanda Danıştay İdari Davalar Genel Kurul’una da gerekli itirazlar yapılmıştır.

Dilipak'a tepki 

"Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki: “Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu…” Şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, işbirlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Eğer yanılıp yenilip üstümüze gelen olursa, tavsiyem boy ölçüsüne uygun kefen biçtirmesidir, çünkü yatacağı yer sadece mezardır, hesabı da Yüce Allah’a verecektir.

"Kuyuya düşen yoktur. Yusuf Suresi’ne konu olacak bir şey yoktur. Kuyuda Yusuf değil, kuyruğu kesilen yılan vardır, bu defa kafasını koparmak da bizim için and olsun şeref ve namus bahsidir. Devlet, toplum ve siyaset alanı başta olmak üzere, farklı kesimlere saklanmış ve bulunduğu ortamın rengini almış kripto damarı bulup lime lime doğramazsak emin olunuz ki, günü geldiğinde acınacak hale düşmekten kaçamayız, kurtulamayız, yakamızı kurtaramayız. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılamaz. Şansını denemek isteyen varsa hodri meydan, bu vatanın meydanları boydan boya mücadele ruhuyla bezenmeye sonuna kadar hazırdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak,  Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 8.yargı paketinin, hak arama hürriyetini daha da güçlendireceğinden, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeleri ihtiva ettiğinden ve adalet hizmetlerinin etkinliğini artıracak olmasından dolayı destekleyeceğimizi bu vesileyle açıklıyorum.