Gündem

Adli Tıp uzmanı Fincancı: Devlet, Güneydoğu'da kimin nasıl öldüğünü gizlemek için cenazelere 24 saat zorunluluğu getirdi

"Tahir Elçi'nin bedeni yıkandığı için doku örneği alınamadı"

30 Ocak 2016 18:05

Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, çatışmaların yoğunlaştığı Güneydoğu'da cenazelere 24 saat içinde defin zorunluluğu getirilmesi nedeniyle otopsilerin tam yapılamayacağını belirtti. Fincancı, “Nasıl öldükleri tespit edilemeyecek” dedi.

Özgür Düşünce'den Cihan Acar'a konuşan Fincancı, söz konusu değişiklikte "amacın kimin nasıl öldüğünü gizlemek olduğunu" savundu. Fincancı yasakların devam ettiği bölgelerde bağımsız gözlemcilerin, hekimlerin ve avukatların otopsilere katılmalarında zorluk çıkarıldığını ifade etti.

 

"Cenazelerden korkuyorlar"

 

Fincancı, şöyle devam etti:

“Cenazelerin bir kısmı ortada. Toplanan cenazeleri gömmek için hızla değişiklikler yapıldı. 9 gün arayla 2 yönetmelikte 3 değişiklik yaptılar. Önce ölüyü gömme süresini 3 güne indirdiler, daha sonra 24 saate indirmiş oldular. Yani bu şekilde ölen kişiyi alıp hemen gömecekler. Böylece nasıl öldüğüne dair otopsi de yapılamayacak ve kimse nasıl öldüğünü öğrenemeyecek. Ölenlerin bedenlerinde bir takım yaralar meydana geliyor. Ama bunlara ilişkin bu yaraların nasıl oluştuğuna dair açıklama yapılmıyor. Silahlı yaralanmalarda doku örnekleri alınmıyor. Bu uygulama olmazsa olmazdır. Ama cenazelerden dahi korkar oldular."

 

"Darbe dönemlerinde de
benzer uygulamalar vardı"

 

Darbe dönemlerinde de cenazelerin hızla gömüldüğünü hatırlatan Fincancı, “12 Mart’ta asılanlar hemen defnediliyordu. O dönemde bugün olduğu gibi birtakım uluslararası sözleşmeler yoktu. Şimdi bir sürü uluslararası sözleşmenin tarafı. Bir gün gelecek bu ihlaller ortaya çıkacak. Bu ihlallerin ortaya çıkmaması için devlet iç hukukunu buna göre düzenliyor. Biz bir kural getirdik diyerek işin içinden sıyrılmak isteniyor. Ama buna rağmen hiçbir şey gizli kalmaz” şeklinde konuştu.

 

"Kafaya tek atış yapılmış"

 

Yasakların başlamasıyla bölgede çok sayıda sivilin top atışı veya mermi gibi silahlarla öldürüldüğünü aktaran Fincancı şunları anlattı:

“Başlangıç döneminde bağımsız gözlemcilere ve hekim arkadaşlarımıza otopsiye katılmaları için izin veriliyordu. Ama son dönemde avukatlara izin verilmemeye başlandı. Zaten can güvenliği kaygısı had safhada. Şimdiye kadar yapılan otopsilerin bir çoğunda görülen durum şöyle; isabetli ve kafaya tek atış, mermi çekirdeğine bakıldığından harp tüfeği olarak belirleniyor. Doğrudan öldürmeyi hedefleyen saldırılar.“

Sur, Cizre ve Silopi gibi bölgelerde en büyük zararı sivil halkın gördüğüne dikkat çeken Fincancı devlet kademesinden hiç bir yetkilinin sivil ölümlere ilişkin açıklama yapmamasına tepki gösterdi.

 

"Bebek nasıl terörist olabilir?"

 

Şimdiye kadar 198 sivilin hayatını kaybettiğini ifade eden Fincancı, “Annesinin karnındaki bebekten 70 yaşında hayatını kaybedenler oldu. ‘Sivil değil’ diyerek işin içinde çıkıyor. 80 günlük bir bebek öldü bu bebek nasıl terörist olabilir? İnsanlar el arabasıyla cenaze topluyor” diye konuştu.

 

"Elçi'nin bedeni yıkanmadan
yarasından doku örnekleri alınsaydı"

 

Basın açıklaması sırasında öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin cenazenin muayene öncesi yıkandığını belirten Şebnem Korur Fincancı şu bilgileri verdi:

“Atış mesafesini öğrenebilmek için o yarasından doku örnekleri alınması gerekiyor. Ama maalesef ki cenaze yıkandığı için doku örneği alınamadı. Eğer Elçi'nin bedeni yıkanmadan yarasından doku örnekleri alınsaydı atışın mesafesi açısından bir takım ipuçları verebilirdi. Cilt altı dokularda kalan mesafeleri tespit etme olanağı olacağı için mermi çekirdeği olmasa bile kimin atışı ile vurulduğu tespit edilebilirdi. Çünkü kimin hangi mesafede olduğuna dair görüntüler var. Etkili soruşturmanın olmadığını gösterir ve her şeyden önemlisi bu resmen bir karartmadır.”