Çocuğunuz okuyacağı kitapları kendi seçmeye başladığı zaman…

"Okuma yazmayı bilmeden önce ebeveyni ona kitap seçerken, okuryazarlıkla birlikte çocuk kendi seçimlerini yapmaya başlıyor. Okumayı öğrenen çocuk bir eşikten geçiyor ve artık bir okura dönüşmeye başlıyor. Artık kendi edebi seçimlerini yapabilen 7-12 yaş aralığında öne çıkan kitapları sizler için derledik."

Çocuk edebiyatını yaş gruplarına ayırmak tartışılan bir konu. Bilinen klasiklerin aslında çocuklar için yazılmadığı düşünülecek olursa bu tartışma çok da anlamsız değil. Fakat dünyanın önde gelen yayınevleri için bu bir gereklilik. Her şeyden önce basım ve dağıtım açısından pratik bir çözüm. Bu ayrım elbette sekiz yaşın beş yaş kitaplarını okuyamayacağı anlamına gelmiyor. Bu örneği verdim, çünkü bu çok kolay akla gelen bir soru. Çocuk dilediği yaş kategorisinde, dilediği kitabı özgürce okuyabilmeli. Zaten boyunu aşan kitapları anlayamadığı için o alana da elini pek uzatmıyor.

Çocuk kitaplarını yaşa göre kategorize etmenin elbette evrensel temelleri var. Fakat temel belirleyici o ülkenin eğitim sistemi. Global düzeyde baktığımızda, bu ayrıştırmanın ülkelerin kültürel yapısıyla da ilgisi olduğunu hemen görebiliyoruz. Yerel dinamikler burada etkili. Çocukların hayatı deneyimleme biçimleri, büyüme sürecinde anne-baba etkisi ve sosyal ilişkilerdeki sınırlar gibi temel yaşam alışkanlıkları kitap seçimlerini ve dolayısıyla kategorize edilecek yaş aralığını da değiştiriyor. Avrupa’da 10 yaş ve üzerine tavsiye edilen bir kitabın Türkiye’de 13 yaş ve üzerine tavsiye edildiğini görebiliyoruz.

Çocuk kitaplarını yaşa göre kategorize ederken temel alacağımız belirleyici kriterin çocuğun okuryazarlığı olması gerektiğini düşünüyorum. Tabii burada az metinli, bol resimli kitapları da doğrudan okul öncesi kategorisine atmamak lazım. Resimli kitapların taşıdığı felsefe ve ulaştırdığı alt metin bazen fazlasıyla derin olabiliyor. İşte o zaman biz bu kitaplara “yaşsız kitaplar” diyoruz. 7 yaşındaki bir çocuk 12 yaşa uygun bir kitabı okuduğunda belki kitabı yeterince anlayamıyor. Ya da 10 yaşında bir çocuk 5 yaşa uygun bir kitabı okuduğunda çok basit bulabiliyor, keyif almayabiliyor. Fakat her iki durumda da aslında bir sorun yok. Çünkü aynı yaşta iki çocuğa baktığımızda, eğer okuma deneyimleri farklıysa yine benzer durumla karşılaşmamız mümkün. Hatta biz yetişkinlerde de durum tam olarak bu şekilde olmuyor mu? Okuduğumuz her kitabı aynı oranda sindirip aynı çıkarımları yapmamız pek mümkün değil.

Çocuk okurda kritik dönem 7-12 yaş aralığı. Çocuk okuma yazmayı bilmeden önce ebeveyni ona kitap seçerken, okuryazarlıkla birlikte çocuk kendi seçimlerini yapmaya başladığı için bu ayırım önemli. Okumayı öğrenen çocuk bir eşikten geçiyor ve artık bir okura dönüşmeye başlıyor.

12 yaşın ergenliğin kapısı olduğunu da düşünürsek, bu ikinci dönüşümü yaşamadan önce çocuğun kendi kitaplarını seçme hazzına varmış olması önemli. Maalesef bu yaş grubundaki çoğu çocuk değerler temelli ve eğitim kaygısı olan kitapların kıskacında kalıyor.

Okuma yazma engelini aşan çocuksa bir okur olma yolunda bireyselleştikçe kendi kriterlerini yaratmaya başlıyor. Bir yetişkin gibi seçimler yapmayı öğreniyor. Tabii yine çocuk edebiyatının kendi dinamiğinde belli başlı ilgi alanları söz konusu. Okul öncesinde kitaplarla haşır neşir olan çocuklar bu süreçten daha çok keyif alıyor. Diğer yandan pek kitaplarla büyümemiş, ebeveynleri tarafından bu dünyayla tanıştırılmamış çocuklar tam tersi reaksiyon verebiliyorlar. Okumayı öğrenmekle birlikte kitapları bir ödev, bir görev olarak algıladığında çocuk hazdan kopuyor. Kitaplarla ilişkisini bir okur olarak değil, öğrenci olarak kuruyor ve bu bağ keyif almanın çok ötesine düşüyor. Görev tamamlanınca kitabın kapağı da kapatılıyor.

Peki, kendi kitabını seçmeye başlayan ve zamanla bir okura dönüşen bu yaş grubundaki çocukların ortak seçim kriterleri var mı?

Tam olarak aynı diyemesek de belli başlı kriterleri paylaşıyorlar:

Okulda söz edilen, popüler bir kitabı bilmek bu yaş grubu için önemli. Genelde bu tür kitaplar bir seri olarak yayınlanıyor. Başkahramanın gerçekçiliği bu yaş çocuğunu etkiliyor. Böylece çocuk öyküdeki olayları ve başkahramanın çözümleme stilini kendisi üzerinden yorumlayabiliyor. Ne de olsa bu yaşlar çocuklarda somut işlemsel dönem. Net olan, amaca yönelik, gerçekçi kurguların onları cezbetmesi son derece normal.

Son beş yılda yayınevlerinin bu yaş grubuna yönelik çeviri kitaplara ağırlık verdiğini de gözden kaçırmamamız gerek. Çeviri edebiyatın dönüştürücü etkisi burada da seçimleri etkiliyor. Farklı kültürler ve o kültürlerdeki edebi birikim ülkemizin çocuk edebiyatına bakış açısını da canlandırmış durumda. Türkiye’de bu yaş grubuna daha çok iknaya yönelik, değerler eğitimi ağırlıklı edebiyat dayatılırken, çeviri edebiyatla bu döngünün kırılacağına olan inanç bizlere umud vaat ediyor. Fakat şunu da unutmamak lazım; döngü kırılacak ve çocuklar bir anda nitelikli okuma yapabilecekleri tercihlere kavuşacaklar diye düşünmek fazlasıyla hayalcilik olur. Çünkü doğası gereği bu yaş grubu nitelikli okuma için seçim yapmakta zorlanır. Bunun yerine genel eğilimlerin peşine takılabilir. Tüm dünyanın okuduğu trendleri takip etmeyi tercih eder.

7-12 yaş aralığında dikkat çeken türler

Türkiye’de son dönemlerde bu yaş grubu için yeni sayılabilecek kategorilerden söz edilebilir. Polisiye roman kurgusuyla daha öncelerde 12 yaş sonrası ilk gençlik dönemi yayınlarında karşılaşırdık. Şimdi ise 7 yaşa uygun, kaliteli polisiyeyle karşılaşmak mümkün. Yine bu yaş kategorisinde çizgi roman çeşitliliği göze çarpıyor. Üstelik eskilerin Teksas Tommiks kurgusunun oldukça ötesinde, günümüz gerçeklerine fazlasıyla yakın kurguları bulmak mümkün. Mizah da sıkça başvurulan bir alan. Özellikle aile içi sorunlara mizahla yaklaşan kurmaca bu yaş çocuğunu etkiliyor. Ve tabii bir de fantastik kitaplar var. Bu aslında başlı başına ele alınması gereken bir konu. Bu yaş popülasyonunda bir Harry Potter çılgınlığıdır gidiyor.

Ebeveyn desteği şart

Artık kendi başına okuyabilen 7-12 yaş çocuklarımıza destek olmak konusunda biz ebeveynlere de çok iş düşüyor. Onları kendi seçimlerinde özgür bırakabilmek için zemin hazırlamak bizlerin görevi. Aynı zamanda okul müfredatının çocuk zihninde önemli bir değer olduğu bu süreçte çocuğun kendi bağımsız edebi seçimlerini yapabilmesi gerekiyor. “Edebiyat benim seçtiğim, özgür olduğum alan” zihniyetini kavrayan çocuk sonrasında gelecek müfredat tuzaklarına pek takılmıyor. Kitaptan bir sonuç çıkarmaya, bir şey öğrenmeye programlanmadan kendi seçimlerinin keyfini sürmeye başlıyor. Burada demleniyor ve iyi bir okura dönüşüyor.

Türkiye’de bu yaş grubuna en çok dayatılan kategorilerin başında klasikler geliyor. Aslında bu durumu biraz biz yetişkinlerin ezikliği olarak görmek mümkün. Entelektüel olmanın, iyi bir okur olmanın ön koşulunu klasiklerde aradığımız için çocuklarımız da ilk onları okusun istiyoruz. Halbuki çağdaş dünya edebiyatında bu yaş aralığına hitap eden başka onlarca önemli yazar ve eserlerini bulabiliyoruz. Yeter ki doğru yerlere bakabilelim.

Hiçbir çocuğun okumadan büyümesine izin verilmemesi gereken yazar Roald Dahl, Martıya Uçmayı Öğreten Kedi ile sevdiğimiz Luis Sepulveda, Bitmeyecek Öykü ve Momo ile Michael Ende, Küçük Kara Balıkile Samed Behrengi… Bu ve benzer yazarların ortak noktası, bu yaş çocuğunu içine çekecek dünyayı kurgulamaktaki ustalıkları.

Okumayı öğrenmekle bir okura dönüşmek arasında kalan ve artık kendi edebi seçimlerini yapabilen 7-12 yaş aralığında öne çıkan kitapları sizler için derledik. “Seçtik” demiyorum, çünkü artık seçim bize ait değil. Yönlendirme önemli, fakat onların edebiyatta bulacakları damak tadı tamamen kişisel ve özgür olmalı. Bu nedenle aşağıdaki on kitap son dönemlerde en çok tercih edilen ve bizler tarafından saygıyla kabullenilen bir edebiyat seçkisinden oluşuyor.

Gianni Rodari
Gökyüzünden Gelen Pasta
çev. Eren Cendey
resimleyen: Sedat Girgin
Can Çocuk
15. baskı
2020, 96 s.

Neden okumalı?

Dünyanın en iyi çocuk kitabı yazarlarından Rodari, Andersen Ödüllü bu kitabı ile çocuk dünyasında kurmacanın sınırlarını zorluyor. Yine her Rodari kitabında olduğu gibi, bildiğimiz dünya tepetaklak. Söylesenize, hangi dünyada ağızlara layık kocaman bir pasta aynı zamanda bir uçan daire olabilir?

Sıra dışı bir uzaylı hikâyesi olan Gökyüzünden Gelen Pasta’da iki kardeşin cesareti ve gizem çözme çabaları sürükleyici bir dille anlatılıyor.

Rodari’nin bu kitabını iyi yazarla tanışma ve güçlü edebiyata giriş için tavsiye ediyoruz.

Anna Gavalda
35 Kilo Tembel Teneke
çev. Azade Aslan
Günışığı Kitaplığı
2019
92 s.

Neden okumalı?

Fransa’nın en sevilen yazarlarından Gavalda’nın çocuklar için yazdığı bu kitap alternatif eğitim sistemi konusunda ufuk açıyor. Bir çocuğu başarılı yapan okuldaki notları mıdır? Okul kriterlerine göre başarısız olan bir çocuk tembel midir? Sürekli düşük notlar aldığı için bir çocuğu başarısız görmek doğru mudur? Peki, ya bu çocuğun potansiyeli başka bir alandaysa?

Kitabın kahramanı Grégoire tam da böyle bir çocuk. Yıllardır altıncı sınıfta takılıp kalsa da, dedesinin marangoz atölyesinde çıkardığı işler herkesi hayrete düşürecek cinsten.

Okul, çocuk ve başarı algısındaki yanlışı esprili bir dille öne çıkaran Gavalda bu kitabıyla her çocuğa kendi potansiyelini sorgulayacak ipuçları veriyor.

Asa Lind
Ellika Tomson’un Keşif Günlüğü
çev. Ali Arda
Pegasus Yayınları
2017
128 s.

Neden okumalı?

Kumkurdu serisi ile çocuk edebiyatında yalın anlatıma yeni bir bakış açısı getiren İsveçli yazar aynı geleneği bu kitabında da sürdürüyor. Ancak bu defa daha mizahi ve coşkulu bir tempoyla… Kumkurdu’ndaki felsefi açılım burada yok ama bağımsız olarak değerlendirildiğinde, Lind bu kitabında sürükleyiciliği yüksek bir tempoyu yakalamış. Kitabın kahramanı bir kız çocuğu. Ellika hafta sonu ödevi için bir kâşifin hayatıyla ilgili kısa bir yazı hazırlamak zorunda. Bundan pek memnun değil. Üstelik yaşadığı apartmana sıkışıp kalmış. Kitap 24 saat içerisinde Ellika’nın apartmandan ayrılmadan çıktığı keşif yolculuğunu anlatıyor.

Helena Duggan
Mükemmel Diye Bir Yer
çev. ?, Doğan Egmont
2020
368 s.

Neden okumalı?

İrlandalı grafik tasarımcı ve yazar Helena Duggan’ın bu kitabı özellikle bu yaş grubunun keşfetmesi gereken bir okuma deneyimi sunuyor. Aslında bu üç kitaplık bir seri. Ancak Türkçede sadece serinin ilk kitabına erişebiliyoruz. Kitap, babasının işi nedeni ile “Mükemmel” adlı bir kasabaya taşınmak zorunda kalan, Violet adlı bir kız çocuğunun yaşadıklarını konu ediyor. Tüm kasaba halkı ilginç çerçeveli gözlükler takıyor ve aşırı düzenliler. Gözlüksüz görmeye izin yok bu kasabada. Ancak Violet gözlüklerini çıkardığında gözlük takmayan bir çocukla tanışıyor. Ne ironiktir ki, bu çocuğun adı kitap boyunca “çocuk” olarak geçiyor. Düzeni sorgulayan, nedenlerin peşine takılan cesur çocuklarla karşılaştığımız bu denli sürükleyici o kadar az kitap var ki! Bu yüzden bu kitabı pas geçmemek gerek.

Eleanor Estes
Yüz Elbisenin Sırrı
çev. Esra Özilhan Çiftci
resimleyen: Louis Slobodkin
Beyaz Balina
2017
92 s.

Neden okumalı?

Amerikalı yazar Estes’in bu kitabı son derece nahif ve doğrudan kalbe dokunuyor. Kitap her gün okula giderken aynı mavi elbiseyi giyen ama arkadaşlarına “evde renk renk 100 elbisesi olduğunu söyleyen” Wanda’nın hikâyesini anlatıyor. Diğerleri kadar şanslı olmayan, hep geriden gelmek, bir diğerinin eskisini giymek zorunda kalan çocukların yüreğini açıyor bizlere.

Kitap şartlar ne olursa olsun çocuk olmanın doğasında olan umudu, hep olumlayan, kocaman kalpli bakış açısını hatırlatıyor. Biraz hüzünlü, çokça umut dolu, herkesi çocukluğuna geri götürebilecek güçte bir kitap 100 Elbisenin Sırrı.

Yazar Eleanor Estes 1988 yılında vefat etmiş. Ancak kızı, annesi için yazdığı önsözle kitabı bizlere ulaştırmayı başarmış Buradan öğrendiğimize göre yazar bu öyküyü bir çocukluk anısından yola çıkarak kaleme almış. Estes bu kitabı ile Newbery Onur Ödülü’ne lde ayık görülmüş. Yazarın Newbery Onur Ödülü’nü alan iki farklı kitabı daha bulunuyor.

David Walliams
Buz Canavarı
çev. İpek Şoran
resimleyen: Tony Ross
Can Çocuk
2020
488 s.

Neden okumalı?

İngiliz yazar Walliams’ın ünü her geçen gün artıyor. Yazarın bu popülerliğinin altı hiç de boş değil. Ona Roald Dahl’ın vârisi deniyor ki, bu azımsanmayacak bir övgü. Walliams’ın kalemi bu övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Yazarın Türkçedeki son kitabı Buz Canavarı 1899 yılı Londrası’nda geçiyor. Ana kurguda on yaşında bir yetimle on bin yaşındaki bir mamutun dostluğu anlatılıyor. Şartlar son derece zor, ancak Walliams ustalığı burada devreye giriyor. Tüm kötü kalpli insanlarına, kötü giden şartlarına, kötü dönem koşullarına rağmen kitabın bize hissettirdiği asla bir dram değil. Bu kitapta mizah daima ön planda. Walliams’ın tüm kitaplarında olduğu gibi, çocuk zekâsı ve dünyayı algılayış biçimi Buz Canavarı’nda da bizi çarpıyor. Maceranın sonuna kadar hissedildiği, umudun asla kaybedilmediği, aksiliklerle mücadelenin mizaha izin verdiği bu öykü neredeyse 500 sayfa. Ancak su gibi akan bir Walliams klasiği olduğu da net!

Patricia MacLachlan
İçimdeki Şiir Dilimdeki Söz
çev. Şiirsel Taş
resimleyen: Hülya Özdemir
HayyKitap
2012
88 s.

Neden okumalı?

Çocuklarınızın kelimelerin gücüyle tanışmasını istiyorsanız bu kitap bunun için gerçek bir fırsat. Bir gün sınıfa konuk bir yazar gelir ve beş arkadaşın hayatı sonsuza kadar değişir. Bayan Mirabel onlara yazı yazmayı hayatı değiştirmenin bir yolu olarak sunarken bunu farklı yöntemlerle yapar. Bir çocuğa “bir metin yaz” demek mi yoksa başına hafifçe dokunup “burada gizli kalmış bir öykü var” demek mi? Sizce hangisi bir çocuğu dönüştürür?

Bayan Mirabel çocukları cesaretlendirmek konusunda uzman. Onun sayesinde beş arkadaşın kendilerini ifade etmek, hayatlarını değiştirmek ve sahip olduklarını korumak için çıktıkları yolculuğa eşlik ediyoruz.

Kitap kısa pasajlar, şiirler ve denemelerle dolu. Bu yolculuğa eşlik eden bir çocuğun yazarlığa merak sarması kaçınılmaz.

Gordon Korman
Suç Dehaları
çev. Oğuzhan Aydın
resimleyen: Kevin Keele
Bilgi Yayınevi
2019
304 s. (serinin son kitabı).

Neden okumalı?

Suç Dehaları bu yaş grubunun en çok ilgisini çeken seri kitap akımının en başarılı örneklerinden. Serinin Başlangıç, Kaçaklar ve İntikam olmak üzere üç kitabı var. Gordon Korman bir yazar olarak tam da bu yaş grubunu avucunun içine almayı iyi beceriyor. Sadece bu seride değil, Korman’ın tüm kitaplarında yaptığı tam olarak da bu. Ergenliğe girmek üzere olan çocukları nasıl etkileyeceğini iyi biliyor.

İnsanı güldüren gerçekçi karakterler, sürpriz gelişmeler ve gizem bu serinin özeti diyebiliriz. Suç Dehaları’ndaki espri bombardımanı sayfaları su gibi içip tüketmenize sebep oluyor. Merakla tutuşan bir grup gencin maceralarını anlatan Suç Dehaları için temponun hiç düşmediği, soluk soluğa bir macera demek hiç de yanlış olmaz.

Dominique Demers
Bayan Charlotte’un Maceraları
çev. Tuğçe Özdeniz
resimleyen: Tony Ross
Can Çocuk
2020, 72 sayfa (serinin son kitabı).

Neden okumalı?

Bayan Charlotte Kanadalı yazar Demers’in yarattığı bir karakter. Kimilerine göre fazlaca çatlak, tuhaf kıyafetler giyen, acayip hareketleri olan, bu dünyadan olduğuna inanmakta zorlanılan bir kadın. Bayan Charlotte’un Maceraları şimdilik dört kitaptan oluşuyor: Yeni Öğretmen, Gizemli Kütüphaneci, Acayip Bir Bakanve Yeni Futbol Öğretmeni. Dört kitapta da kurmacanın kaygısı aynı: Çocuklara eğitim alanında normal gösterilen acayipliklerin altının çizilmesi. Kitaplarda otoritenin Bayan Charlotte tarafından nasıl yerle bir edildiğini ve yerine nasıl bir çözüm getirildiğini okuyoruz. Anormal olanın kime göre anormal olduğunu düşündüren, sıradan olanın ruhsuzluğunu kabul etmeyen Bayan Charlotte, çocukların mutlu olma yöntemlerinin de bakış açımızı değiştirmekten geçeceğini gösteriyor bizlere.

Luigi Ballerini
Doğaya Fısıldayan Çocuklar
çev. Tülin Sadıkoğlu
resimleyen: Morena Forza
Günışığı Kitaplığı
2019
100 s.

Neden okumalı?

Çocuk edebiyatı alanında birçok ödülün sahibi, İtalyan yazar Ballerini’nin bu kitabı en çok arkadaşlığı anlatıyor. Bir çocukken arkadaş edinmenin aslında sanıldığı kadar kolay bir şey olmadığını hatırlatıyor bize. Kitabın kahramanı Andrea bir çiftlikte yaşıyor. Disleksik olduğu için arkadaşlık kurmak yerine kendi hayal dünyasını tercih ediyor. Ancak bir gün kendisiyle yaşıt Nico geliyor ve Andrea’yı kendi mucizesiyle tanıştırıyor. Çiçeklerle konuşabilme yeteneğine sahip Nico sayesinde çocukların kendilerini doğanın liderliğine teslim ettiği, akıl almaz bir macera başlıyor. Kitap doğanın iç sesini çocuklar aracılığı ile bize satır satır duyuruyor.