Sofranın bilgeleri
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Sofranın bilgeleri

Ehlikeyf olmak öyle sıradan bir iş değildir. Yıllarca bilgi biriktirmek, okumak, gözlemlemek, dinlemek, gayret sarf etmekle, yani emek vermekle ehlikeyf olunur. Yani biraz zor iştir...

Sofranın bilgeleri

Ehlikeyf dediğin biraz da malumatfuruştur. Sofralar böyle bilge insanları sever.

Zaten sofralarda meze kadar malumat da önemli değil midir?

Yani bir iki yudum arasında, bir kaç dedikodunun da belini kırsanız fena mı olur!

Ehlikeyfin bilgilisi makbuldür. Onun ağzından bal damlamalıdır ki sofranın neşesi tam olsun.

Ehlikeyf, yediğinin içtiğinin gelmişini, geçmişini bilir. Araştırır, okur, öğrenir.

Çaba sarf eder.

Akşamcılar, acele etmezler. Vakti kerahati sabırla beklerler. Bilirler ki sabrın sonunda küçük lezzetlerle donanmış bir masa ve bir kaç kadeh rakı onları bekliyor olacak.

Bilmeyenlere söyleyelim:

Vakti Kerahat, güneşin batmasına bir mızrak boyu mesafe kaldığı andır. Bütün renkler bu saatlerde güneşi uğurlamak için gök yüzüne üşüşürler.

Bu zaman, tüm dünyada insanların en mutlu oldukları zamandır. Bir kaç yudumdan sonra tüm dertler unutulur, yaşam gökyüzündeki renklerle boyanır. Yani toz pembe olur.

Akşamcılar arada bir öğle kaçamağı da yaparlar. Bunun adı “Öğle Rakısı”dır veya yaşamın ara gazıdır.

Bildikleri lüzumlu bilgiler olduğu kadar lüzumsuz da olabilir.

Örneğin, enginarın modern çağın başlarında saray şölenlerinin en rağbet edilen sebzesi olduğunu ve o dönemin enginar yemeklerinden örnekler vermesi, dinleyenlerin dikkat kesilmesine neden olabilir.

Ehlikeyf acele etmez. Yudum yudum anlatır.

Zaten keyif sofraları bilgi bombardımanına müsait değildir.

Biraz ondan biraz bundan.

Tam yarısındayken unutulan cümleler!

Ehlikeyiflik öyle kolay iş değildir. Gayret ve emek ister. Hem damağının hem de hafızanın kuvvetli olması gerekir.

Önüne konanı bilmeden yemez. Hangi malzemenin ne zaman tüketileceğinin farkındadır. Yazı kışa karıştırmaz.

Damak tadının ne demek olduğunu, pişirme tekniklerini, tat almanın inceliklerini, mutfağın tarihini çok derinlemesine olmasa da bilir.

Bilgiyi kendisine saklamaz, paylaşır. Tıpkı ortaya konan mezeyi paylaştığı gibi.

Dinleyenler onun ağzından bal damladığını söylerler. Onunla sofraları paylaşmak bir ayrıcalıktır.

Ehlikeyf sadece yemekleri bilmez, araç gereçler hakkında da bilgisi vardır.

Örneğin çatalın 16. yüzyıla kadar sofralarda yer almadığını, Avrupa’ya Bizanslı prensler tarafından getirildiğini anlatırken dinleyenlerin şaşkınlığı onu keyiflendirir.

Veya domates, patates ve mısırın Batı mutfağına yine 16. yüzyılda girdiğini, pizzanın domates sosuyla çok sonraları tanıştığını, ondan önce fakirlerin yediği basit bir hamur olduğunu masal anlatır gibi anlatır.

Sıkmadan, dediğim gibi tane tane, yudum yudum…

Anlattıkları çok lezzetli mezeler gibidir. Herkes payına düşeni alır.

Ehlikef, malumatfuruştur dedik ya, bilmediği şey yok gibidir.

Biranın uzun yıllar kahvaltı sofralarının değişmez içeceği olduğunu, patatesin bir ülkeyi nasıl darmadağın ettiğini, yağın geçirdiği evreleri, buhar devriminin beslenme standartlarını nasıl yükselttiğini, ünlü şefleri, yemeklerin öykülerini, nerede ne yemek gerektiğini...

Hepsini bilir ve paylaşır. Cimri değildir.

Ehlikeyf olmak öyle sıradan bir iş değildir.

Yıllarca bilgi biriktirmek, okumak, gözlemlemek, dinlemek, gayret sarf etmekle, yani emek vermekle ehlikeyf olunur.

Yani biraz zor iştir.

İlgili İçerikler