
Müzik, tarih boyunca insan ruhunun derinlerine sızmayı ve onu etkilemeyi başarmış bir sihir.
O, farklı kültür ve coğrafyalarda farklı şekillerde karşımıza çıksa da bambaşka coğrafya ve bambaşka zamanlarda şaşılacak derecede aynı ezgilerle karşımıza çıkıp bizi şaşırtabiliyor. 200 bin yıl önce, günümüzün Afrika kıtasındaki bir anne, bebeğini sakinleştirmek için ona çok da farklı bir melodi fısıldamış olamaz değil mi?
Müzik insanlık tarihi boyunca ruhani ayinlerde, dini törenlerde, savaşlarda, yaslarda, kutlamalarda, protestolarda, eğitimde kullanıldı… Ve tedavide. Özellikle depresyon ve anksiyete gibi durumları hafifletmek adına "evvel zaman içinde" diyebileceğimiz zamanlardan bu yana müzik terapisinden yararlanıldı.
Yapılan araştırmalarda, müziğin insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği gözlenmiş. Müziğin sadece insan üzerinde değil bitki ve hayvanlar üzerinde etkilerine dair yakın zamanda yapılmış yüzlerce araştırmaya rastlamak mümkün. Müziğin ve tıbbın birlikteliğiyle ilgili tarihsel bilgileri merak ettiğinizde ise Osmanlı'dan Selçuklu'ya, Roma'dan Mısır'a, oradan Çin'e derken coğrafyalar ve çağlar ötesi keyifli ve şaşırtıcı bir yolculuk sizi bekliyor.
Yapılan tıbbı araştırmaları -mesleğiyle ilgili değilse- kaç kişi okuyor acaba? Bizler "şu anda beynimdeki oksijen miktarım yüzde üç seviyesinde artış gösterdi" diye tarif etmesek de, beklenmedik bir anda duyduğumuz bir melodiyle aniden sadece beynimiz ve kalbimizin değil tüm organlarımızın dikkat kesildiğini biliyoruz zaten. :)
Bu melodik sihir, her ne hissediyorsak o duyguyu perçinleyebileceği gibi duygu durumunuzu tersi yönde aniden değiştirebilme gücüne de sahip.
Kabul edelim ki 2023 -ülkemiz ve dünya genelinde- kolay bir yıl değildi. Bizzat yaşadıklarımız ya da maruz bırakıldıklarımız sebebiyle kimilerimiz sürüklendikleri depresyon halini kendi içine kapanarak, kimilerimiz daha çok kalabalıklara dahil olup o hali görmezden gelerek atlatmaya çalıştı. Böyle durumlarda herkesin tepkisi kendine özel olsa da pek çoklarının ortak paydasında müzik vardı.
Sahi neydi cümle?
"Müzik iyileştirir!"
Madem müzik iyileştiriyordu, biz de farklı yaş ve meslek gruplarından on isme kendi "müzik reçeteleri"ni sorduk.
Zihni Göktay (tiyatro ve seslendirme sanatçısı)

Zihni Göktay dendiğinde tuluat geleneğinin son temsilcilerinden olması ve tüm oyunculuk kariyerindeki rollerinin görüntülerinin ötesinde, sizin de zihninizde bir Cemal Reşit Rey bestesi olan Lüküs Hayat çalmaya başlamıyor mu?
"…bak keyfine yan gel de yat, ne güzel şey, oh ne rahat, yoktur eşin lüküs hayat." Bu operetin, hem sözleri hem de müziğiyle bu yazıyı okuyanlardan birinin iyileştiren şarkılarından biri olması kuvvetle muhtemel. Peki çok değerli Göktay'a iyi gelen şarkı neydi?
Göktay: Türk musiki tarihinin önde gelen bestekarları Itri ve Dede Efendi gibi bestecilerimizin musikilerinin ruhsal anlamda iyi geldiği söylense de bu besteler bana oldukça ağır gelir. Yine Yesari Asım Arısoy'un bestesi "Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır. Yalnız senin aşkınla ruhum solacaktır" gibi aşktan zarar görmüş ya da ölümden bahseden güftelere sahip eserler dinlemekte zorlanırım, uzak dururum.
Batı klasiklerinden Mozart'ın Türk Marşı, G. Bizzet'in Carmen operası kendimi iyi hissettirir. Fakat G. Verdi'nin opera aryalarını ya da G. Puccini'nin Tosca operasını tercih etmem.
Bana iyi gelen, beni dinamik hale getiren Balkan müzikleridir. Balkan ve Romen müzikleri benim için umut, hareketlilik ve bahar demek. Bunlar arasından tek isim söylemem gerektiğini biliyorum ama iki isim söyleyeceğim; Kočani Orkestrası ve Goran Bregovic. Bir Balkan orkestrası konseri bulalım ve hep beraber gidelim.
Alper Hasanoğlu (psikiyatr, psikoterapist, yazar)
Alper Hasanoğlu, antropolog ve psikiyatr Bülent Usta ile Açık Radyo'da yayınlanan Normalin Sınırları isimli programında bizi mutluluğun, öfkenin, korkunun sınırlarında dolaştırırken müziğin huzurlu kollarında dinlendiriyordu. Hasanoğlu şu sıralar pek çok çalışmasının yanı sıra, Akbank Sanat'ta her ay, psikiyatrist Cengiz Arca ile "Psikoloji ve Sanat Söyleşileri" gerçekleştiriyor. Bu yolculuklarında sinema, edebiyat, felsefe ve farklı alanlardan konuklarla akıl hastalıklarının sanatla ilişkisine bakıyorlar. Bir psikiyatrın iyileştiren şarkısını kopyalayıp tek seferde almak ağır gelir mi? Tok karnına ve sulandırarak mı almak gerekir?
Hasanoğlu: Ave Maria. Bu eser bende, yalnız kaldığımda kendi üzerimde düşünebilme gücü veriyor. Hüzün, huzur, hayatımdan memnuniyet ve hayatın ne olursa olsun güzel olduğu duygusu veriyor. Kendime özen gösterme hakkına sahip olduğumu ve dünyanın sıradan dertlerini bırakabilme bencilliği gösterme konusunda vicdan azabı hissetmememi sağlıyor. Sabahları kimi zaman bu aryayı dinleyerek güne başlarım, sade, sütsüz bir filtre kahve ile.
Brahms: 21 Hungarian Dances (21 Macar Dansı). Yıllardır ne yazarsam yazayım bu albümü dinlerim. Benim için entelektüel üretkenlik demektir bu albüm.
Dilan Bozyel (fotoğraf sanatçısı)

Dilan Bozyel'i bir titre sıkıştırmak gerektiğinde onu fotoğraf sanatçısı olarak tanımlasak da sanki o, hayatın kıyıda kalmış detaylarına sızabilmiş, gördüklerini kalbiyle okuyabilen bir hikâye anlatıcısı. Bu gönlü kocaman insanın kalbine neyin iyin geldiğini merak ettik.
Bozyel: Bu sorunuzu Şubat 2023' den önce cevaplasaydım muhtemelen başka şarkılardan bahsederdim. Sözlü, belki 70'lerden bir Türkçe şarkıyı seçerdim. Kapımın girişinde "Sev Kardeşim" şarkısının "Her gün bu şarkımı söyle" sözleri yazıyor hatta.
Fakat hayat hep böyle değilmiş, 6 Şubat ve sonrasında uzun bir süre, müzik dinlediğim platformun da kayıtlarından gördüğüm üzere, hiç müzik dinlemedim. Haftalar sonra ilk dinlediğim müzik ise İtalyan besteci ve orkestratör Ennio Morricone'nin eserleriydi. Hatta yine aynı platformun yıllık dinleme özetine baktığımda açık ara farkla neredeyse sadece İtalyan besteciyi dinlemişim. Sözlü şarkılara pek tahammülüm kalmamış gibi. Belki çocukluğumdan beri sevdiğim filmlerin müziklerinin bestecisi olması da bir nedendir.
Beni yönlendirmesini istemiyorum dinlediğim müziğin, klasik müziği tercih etme sebebim de bu, çok müzik kültürüm olduğundan değil; ben kendi yolculuğumu yapabiliyorum bu müziklerle. Bence her kişiye göre göreceli anlamıyla "iyi" bir müziğin kişiye etkili bir terapi özelliği var.
Deniz Altunay & Olcay Mağden (Yayıncı, içerik üretici - True Crime: Meçhule Giden Gemi)

Deniz Altunay ve Olcay Mağden yayıncılık sektörünün -fazlaca- içinden iki arkadaş. Bu süper ikilinin, dünya genelindeki gerçek suç dosyaları üzerine araştırmalar yapıp, kendi "muhteşem" yorumlarını da katarak anlattıkları "True Crime: Meçhule Giden Gemi" isimli bir podcast kanalları var. Anlattıkları kanlı, meçhul olaylar ve hayatın genel akışında yaşadıkları iç gıcıklayan mevzular sonrası onların iyileştiren şarkılarını merak ettik.
Altunay: Belçikalı sanatçı Stromae'nin Multitude albümündeki "Pas Vraiment" parçası sanırım son zamanlarda beni neşelendiren, sakinleştiren şarkılardan biri. Fransızca sözlere sahip şarkının nakaratının sonunda derin bir nefes sesinin ardından hiç beklenmedik bir ney sesi kulaklarımızı adeta şenlendiriyor. Ben de ney ustası ile beraber kendimi nefes alırken buluyorum. Stromae zaten kötü bir şey anlatırken bile bizi hayata tutunduran inanılmaz bir sanatçı. Umarım bir an önce sağlığına kavuşur ve kendisini canlı izleyebiliriz.
Mağden: 90'lar Türkçe pop. Canım sıkıldığında bana en iyi gelen şey, araba kullanmak ve o sırada 90'lar Türkçe pop dinlemek. Sanırım böylece birlikte büyüdüğüm şarkıların güvenli limanına sığınabiliyorum. Bu yıl da fazlasıyla zorlayıcı bir yıldı, dolayısıyla Mustafa Sandal'a ve Tarkan'a doydum. =)
Mehmet Emre İnal (sanat tarihçisi, yazar, içerik üretici)
Eski İskandinav ve mitoloji araştırmacısı olan, aynı zamanda mitolojikevren hesabını yöneten Mehmet Emre İnal'a karşımıza "pan"lı, "arp"lı bir eser çıkacağı tahminiyle iyileştiren şarkısını sorduk.
İnal: Aslında genel olarak şarkıların mental açıdan iyi geldiğini, onarıcı bir özelliği olduğunu düşünenlerdenim. Ancak üç şarkı var ki gerçekten bana çok iyi geliyor ve o anki modumu bir anda değiştirebiliyor.
Bunlardan ilki en sevdiğim gruplardan birisi olan ve her şarkısı içerisinde barındırdığı hikâyesiyle, melodisiyle benim için ayrı bir anlam taşıyan Led Zeppelin'in "Since I've Been Loving You" adlı şarkısı. Bu şarkının büyülü melodisi benim için adeta bir antidepresan etkisi yaratıyor. Ayrıca şarkının hikâyesi bir dönem içerisinde bulunduğum bir durumu bana hatırlatıyor. Geçmişte benim için oldukça zor olan bu anıyı, şimdi o zorluktan uzak bir şekilde anımsayınca her şeyin elbet bir gün geçiyor olduğunu ve yaşanan herhangi bir şey için çok fazla üzülmemek gerektiği düşüncesini zihnimde uyandırıyor. Son bir şarkı dinleme fırsatım olsaydı o kesinlikle "Since I've Been Loving You" olurdu.
İkinci olarak kesinlikle Parov Stelar'ın "All Night" adlı şarkısı! Öyle bir şarkı ki, dansın ne olduğunu bilmeyen ve hayatı boyunca hiç dans etmemiş bir insana bile dans ettirir bu şarkı. Oldukça eğlenceli melodilere sahip bu şarkıyı üzgün ve karamsar olduğum zamanlarda dinleyince modum bir anda değişiyor. Hiçbir şeyi kafaya takmayan, umursamaz ve eğlenceli bir adama dönüşebiliyorum.
Üçüncü olarak ise İskandinav halk müzikleri üreten, şarkılarını çok sevdiğim Skáld grubunun 'Grótti' adlı şarkısıdır. Bu şarkıda İskandinav mitolojisinde denizlerin neden tuzlu olduğu hakkındaki, Şiirsel Edda'nın "Grottasöngr" şiirinde anlatılan bir efsaneden ilham alınmıştır. Bu şarkının, insanın içerisindeki savaşçıyı uyandıran türden bir şarkı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca melodisiyle insanı kuzeyin karanlık ormanlarındaymış gibi hissettirme özelliğine de sahip…
Murat Cem Orhan (orkestra şefi, besteci, CRR Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni)
Gerek yönettiği konserlerde dinleyiciyle buluşturduğu eserlerle olsun gerek kendi besteleriyle dinleyicinin ruhuna dokunmayı başaran maestro Murat Cem Orhan'a onun ruhuna dokunan eseri sorduk.
Orhan: Charles Trenet'in "La Mer" eseri, benim için bir şarkıdan çok daha fazlasıdır. Bu parça, beni her dinlediğimde bambaşka bir dünyaya götürüyor. Özellikle umutsuzlukla boğuştuğum anlarda, bu şarkının melodi ve sözleri bir rahatlama yolculuğuna çıkarır. Trenet'in bu eseri, denizlerin sonsuz ve sakin gücünü yansıtırken, aynı zamanda doğanın muazzam düzenini ve vericiliğini de hissettiriyor bana.
Doğa, kendi içinde bir affedicilik ve yenilenme kapasitesine sahip. "La Mer" ise bu yenilenme sürecini, pastoral melodileri ve huzur verici ritmiyle ifade ediyor. Bu şarkıyı dinlerken, doğanın bu büyüleyici yönlerini hissediyor ve içimde bir umut ışığı yeniden alevleniyor. Denizin ruhunu ve doğanın döngüsünü derin şekilde hissediyorum.
Özkan Akgiş (arkeolog, içerik üretici)

Arkeolog Özkan Akgiş Instagram'daki _byarchaelover_ isimli hesabı üzerinden ülkemizdeki antik kent ve tarihi eserlerin, arşivlerdeki yakın geçmişine ait fotoğrafları takipçileriyle paylaşıyor. Bunu yaparken paylaşımlarının arka planına -bu yöndeki hesaplardan alışageldiğimiz dışında- beklenmedik müzikler ekliyor. Örneğin, Ara Gürer'in objektifinden Geyre Deveci Han'ın fotoğrafının arkasından Simply Red veya Pink Floyd parçası duyabilirsiniz. Farklı türlere ait oldukça geniş müzik zevkine sahip olan Akgiş'in iyileştiren şarkısı:
Akgiş: Bu noktada benim için en anlamlı parça "Send me an Angel". Şarkının "bilgelik" merkezli çağrısı, bilgeliğin önemi ve yaşama verdiği şekil adeta 'var olmanın' dışa vurumu gibi. Zor zamanlarda ayakta kalmanın, düşmek üzere iken düşmemeyi başarmanın, uyumak üzere iken inadına yatağından bir çırpıda kalkıp yüzünü yıkamanın… Hayata tutunmanın, en doğru yolda yürümenin… Ve bir meleğin o an seninle olduğunu bilmek gibi. Onun sana verdiği güven gibi. Kanatlarının altındaki serinlik gibi…
Ünsal Ünlü (gazeteci, yayıncı)

Kariyeri boyunca çeşitli gazetecilik ödülleri kazanan ve parlamento muhabirliği yapan Ünsal Ünlü, uzun süredir kendi "Ünsal Ünlü" Youtube kanalında gündemi yorumlayarak gazetecilik kariyerine devam ediyor. Ünlü, Coşkun Aral, Timur Akkurt ve Yekta Kopan'ın da bulunduğu "Takımdan Ayrı Düz Koşu" yayınlarıyla seyrek de olsa gündem dışı bir "oksijen alanı"na giriyor olsa da; kesintisiz ülke ve dünya gündemini takip etmeyi gerektiren bir mesleğe sahip olmak kuşkusuz kolay değil. İşte onun cevabı:
Ünlü: Benim "zor zaman şarkım" Ari Barokas'ın "Yaşıyorum Sil Baştan" adlı parçası. Hem ritmi hem melodisi hem de sözleriyle, kendimi ne zaman karamsar ve umutsuz hissetsem açıp dinlediğim bir şarkı. Yeniden başlamak işin müthiş bir coşku veriyor bana.
Cenk Erdem (psikolog, DJ)

Erdem, 2009 yılında psikolog ve DJ kimliğiyle "İyileştiren Şarkılar" isimli bir albüm derledi. Yunan filozof Platon'un, Cumhuriyet adlı eserinde gençlerin bedenleri için jimnastiğe ve ruhları için müziğe ihtiyaçları olduğu fikrinden yola çıkarak hazırladığı albüm o yılın en çok satan derleme albümler listesinde başı çekti. Aşk derdindeki dinleyiciyi acısıyla yüzleştiren ve duyguları sakinleştiren şarkılardan oluşan bu albümü ikincisi takip etti. Erdem'in İyileştiren Şarkılar'da seçtiği parçalar, "hayat ne güzel, eğlen, coş" mesajı vermenin ötesinde; duyguları ve hayatı olduğu gibi kabul etmemize, ruhumuzu güçlü ve güzel kılmamıza önderlik eden şarkılardı.
Bu yazının isim babası olarak Cenk Erdem ile konuşmasak olmazdı… Ve elbette söyleyeceği çok şey vardı:
Erdem: Şarkıların ruhumuza iyi geliyor olmasının esas nedeni her türlü duygumuza tercüman olmaları. Kimi zaman dertlerimize kimi zaman isyanımıza, kimi zaman aşkımıza ya da heyecanımıza ve çoğu zaman neşemize eşlik etmeleri… Duygusal ihtiyaçlarımıza göre, ortama göre dinlediklerimiz değiştiği gibi dinlediklerimizle de ruh halimiz değişebilir çünkü müzik psikoaktiftir. Müzik içinde bulunduğunuz duyguyu değiştirebilir; sizi coşturabilir ya da hüzünlendirebilir.
Bu açıdan diyelim güne başlarken hüzünlü bir türkü dinleyip "açmıyor güller, ötmüyor bülbüller" gibi sözlerle kendinizi aşağı çekmenin de alemi yok; bir Ajda, bir Donna Summer, bir ABBA ya da 80'lerden bir pop şarkısı bana çok iyi geliyor. Tabii tüm zevkleriniz ailenizle, sosyokültürel çevrenizle ve özellikle dış dünyaya bir kimlik tanımlamaya başladığınız ergenlik dönemiyle şekilleniyor.
Her zaman neşe veren şarkılar değil kimi zaman canınız yandığında derdinize ortak şarkıların da yeri başkadır; diyelim sevdiğinizden ayrıldığınızda, aşk acınızda ya da yasınızda bir "Haram Geceler" de güzel gidebilir…
Ancak ne olursa olsun farklı farklı duyguları en güçlü aktarabilen şarkılarda illa ki güzel bir melodi, güzel bir ses ya da güçlü sözler olmalı… Kişisel olarak yüksek enerjili, hayat dolu, mutlu şarkıları seviyorum… 80'lerin nefis melodileri olan synthpop ya da punk şarkılarını, Akdeniz'in 70'lerdeki ince duygularla işlenmiş İtalyanca, Fransızca, İspanyolca aşk şarkılarını, disko klasiklerini ve hareketli mutlu swingler gibi caz şarkılarını…
Sözleriyle güç veren şarkılar da var tabii. Melankolik zamanlarımızda sözlere daha çok dikkat ediyoruz bu anlamda Miley Cyrus'ın "Flowers" şarkısı gibi ya da disko klasiği, Gloria Gaynor şarkısı "I Will Survive" gibi şarkılar da keyif verebilir. Etta James gibi, Nina Simone gibi Ella Fitzgerald gibi sesiyle şarkıların duygusunu veren sesler de gönül dostu olabilir.
Sabahları güne Madonna, Burning Up ya da Laura Branigan, Gloria gibi enerji veren şarkılarla başladığım da oluyor, yumuşak caz ya da folk şarkılarla başladığım zamanlar da… Ama bir Sezen dinliyorsam orada bir dert vardır; çok da güzel dokunur kalbe, sizi anlar sesi ve şarkıları…
Bu yazıyı okuduysanız buraya kadar olan süreçte siz de iyileştiren şarkınızı düşünmeye başladınız sanırım. Belki de zaten ara ara çıkarıp kullanıyordunuz.
İyileştiğimize göre şimdi de güçlenme zamanı!
Sizi, Cenk Erdem'in "Güçlendiren Şarkılar" listesiyle baş başa bırakıyoruz.
*** Bu listede Zihni Göktay'ı herkesin büyüğü olarak ilk sıraya konumlandırıldıktan sonra aşağıya doğru alfabetik bir takip izlense de bir isim özel bir sebepten sona kaldı.


