Pardon!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Pardon!

Kendi insanının hikâyesine kulak vermeyen toplum, bir gün kendi hikâyesini de kimseye anlatamaz

Pardon!
Cem Yılmaz, T24 Yıllık Konferansı'nda

Öznesi olmadığımız şakalara gülüyoruz en çok. Bu tespiti T24 Yıllık Buluşmaları’nda güne noktayı koyan Cem Yılmaz yapmıştı.

Seyircisini analiz etmeyi, onlardan şakalar üretmeyi seviyor Yılmaz, bu analizi yaparken de sahnesi, bir sosyoloji laboratuvarına dönüşüyor.

Gerilimden gerilime koştuğumuz güzelim ülkede, onu dinlerken, gülmeye olan ihtiyacımızın ne acil bir durum olduğunu da anlıyordum ve fakat bunun da bencil bir yanı vardı işte, başkasının başına gelmesi şartı gibi.

Dürüst olmak gerekirse; gülmeyi, şaka yapmayı fazlasıyla seven biri olsam da üzerimden yapılan şakayı pek keyifli bulduğumu söyleyemem…

O nedenle, Yılmaz’ın tespiti bana da cuk oturuyor. Ve dersimi almakla kalmayıp buradan yola çıkarak bir tespit de ben yapmak istiyorum.

Sizlere de oluyordur, bazı anlar, bazı anlatılar ya da diyaloglar sebepli sebepsiz kafanızda döner durur; zamanını bekler gibi...

Bu da öyle bir şey, aklımda kalmasın:

Bize dokunmayan yaşasın!

Aslında biraz da bu içerikte bir parantezi açmıştı Cem Yılmaz; sadece öznesi olmadığımız şakalara gülmekle kalmıyor, öznesi olmadığımız suçlamalarda da şüpheyi kesin bir yargıya vardırıyorduk epeydir.

Ülkenin son çeyreğinde dönüştüğümüz halin mutsuzluğu; bu yılların getirdiği kaygının bir eseri şüphesiz.

Güne, geleceğe duyulan endişe yanında artık dünden kalanlarla başa gelen keyfi yargılamalar, bireyin ülkesine olan güven duygusunu zedelerken; devletin kurumlarının kuralsız ya da duruma göre değişen kural ve yasaların yorumlanmasıyla bir dejenerasyona, bir toplumsal travmaya varıyor iş.

Bir gün, pardon(!) denilerek geçiştirilecek hukuk ihlalleriyle, sadece birileri ihbar ediyor ya da iftira atıyor diye doğan şüphe, sizi baştan suçlu ilan edebiliyor mesela.

Ya da siyasi rekabette bir mıntıka temizliği için adaletin ve vicdanların kirletilmesi göze alınabiliyor ve sırf başınıza gelmediği için evrensel hukuk ve bir insan hakları teminatı olan, masumiyet karineside hükümsüz bırakılabiliyor.

Sonra; tutukluluk cezaya, karşılığında sağlanacak şartlı özgürlük ise başka bir esarete kapı açıyor.

Ve sanılıyor ki bir pardonpürü pak yapacak kirletilen her şeyi!

Hatırlatmak istedim:

Kendi insanının hikâyesine kulak vermeyen toplum, bir gün kendi hikâyesini de kimseye anlatamaz.

Eyvallah.

İlgili İçerikler