Merhaba Karaoğlan!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Merhaba Karaoğlan!

Muhtemelen isminin siyasetle birlikte anılmasını isteyecek son insanlardandı Nuri Sesigüzel ama seçimden başka hiçbir şeyin konuşulamadığı şu günlerde ne yazık ki nereden başlarsan başla sonuç hep TBMM merkezli siyasete çıkıyor

Türk Halk Müziği ve sinema sanatçısı Nuri Sesigüzel'in ölüm haberini İbrahim Tatlıses'in attığı bir tweet üzerinden öğrendiğimde önce gerçekliğinden pek emin olamadım. Malum, bu tür ölüm haberleri ile sık sık karşılaşıp, sonra söz konusu kişinin, "Ne münasebet, hayattayım!" yönündeki açıklamasıyla çok sık karşılaşıyoruz. Daha iki yıl önce, yine Nuri Sesigüzel'in vefat ettiği söylentisi yayılmıştı da sonra vefat edenin bir başka müzisyen, Nuri Serigüzel olduğunu öğrenmiştik. Asıl adı Münir Erduş olan sanatçı, sesinin Nuri Sesigüzel'e benzemesi nedeniyle ismi aynen alıp soy isminde küçük bir harf değişiklik yaparak albümler çıkarmıştı.

300'ü aşkın plak doldurmasına, 54 filmde baş rol oynamasına, defalarca altın plak kazanmasına rağmen sansasyonel olaylardan epey uzak olmasıyla oldukça farklı bir stardı Nuri Sesigüzel. Politikacılarla yakın ilişkilerine, defalarca siyasi partilerden milletvekilliği teklifi almasına rağmen hiçbir zaman siyasete meyletmemesi de ilgi çekici bir özelliğiydi. Üstelik bunu 60-70'li yıllardaki, ünlüler siyasi tavırlarını belli etmez, tuttukları futbol takımını söylemez klişesine rağmen, oy verdiği siyasi partiyi de söyleyerek yapmıştı.

27 Mayıs'ın emirle yapılan şarkıları

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra paşaların, "darbeye şarkı türkü yaptıralım" diye özetlenebilecek "inkılap hareketlerinin manasını belirtecek marş yazılması" emri doğrultusunda pek çok besteci beste yapar. Mesela Münir Nurettin Selçuk konserlerini, kendi yazdığı marşla bitirir: "Türk milleti gençliğiyle, ordusuyla el ele…" Çağrıya cevap verenlerden biri de Abdullah Nail Bayşu'dur. Bayşu'nun, "Türk Ordusu Geçti Başa" şarkısını Nuri Sesigüzel plağa okur:

"Türk ordusu geçti başa/ Yaşa şanlı ordu yaşa/ Hürriyeti verdin bize/ Türk ordusu binler yaşa /Türk ordusu hazır oldu/ Gece saat üçü vurdu/ Yirmi yedi Mayıs günü/ İçimiz sevinçle doldu/ Yaşa yaşa yaşa, Türk ordusu sen çok yaşa/ Yaşa yaşa yaşa, Türk milleti sen çok yaşa/ Türk milleti, Türk milleti, kim istemez hürriyeti/Hürdür daim hür …"

Despotların bu marş saplantılarının tedavisi var mıdır abaca? 12 Eylül 1980 darbesinde de darbeciler Müşerref Akay'a "Türkiyemşarkısını yaptırmışlardı.

Meclis'e girmem

1998'de, Nuri Sesigüzel'in adı ilk kez siyaset içinde anıldı. 1999'da yapılacak genel seçimlerde Fazilet Partisi'nin (FP) milletvekilliği teklifine ret cevabını veriyordu. Yüzde 10'luk seçim barajı ve d'Hondt sisteminin uygulandığı bu seçimde FP, Demokratik Sol Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin ardından üçüncü parti olarak TBMM'ye girmişti.

Sesigüzel, teklifin ardından medyaya yaptığı açıklamada, CHP kökenli olduğunu ama politikaya sıcak bakmadığını söylüyordu:

"Ben toplumun sevdiği bir insan olup da sonradan milletvekili olduktan sonra, hırsızdır, uğursuzdur, arsızdır, zamparadır laflarını kendime söyletmem. Halkın gözünde sevilmişken kalkıp milletvekili olup da halkın nefretini kazanmak istemiyorum. Kendi mesleğinde zirveye gelmiş insanların bu tip şeylere karışmaması lazım. Kendi bildikleri dalda halka bir şeyler versinler. Sanatçı sanatçılığını, tiyatrocu tiyatroculuğunu yapsın. Kendini yetiştirmiş o kadar politikacı varken, yanlış anlaşılmasın, Arif Sağ, İbrahim Tatlıses gibi isimlerin Türkiye'yi içte ve dışta temsil etme kapasitesi yeterli değildir. Bırakın onu Kamuran İnan'lar yapsın. İlla RP'li olmam gerekmiyor. Ecevit bana rica etmişti, isteseydim 1967'de milletvekiliydim. Ama ben politika istemiyorum."

Sesigüzel sonrasında milletvekilliği teklifi aldığı Bülent Ecevit'le tanışmasını da şöyle anlatıyordu:

"Bir gün Adana'dayım, oranın en lüks oteli İnci Palas'ta kalıyorum. (...) Otelin camı kırılıyor, kapıda yüzlerce kişi var; ortalık yıkılıyor. Polis geldi, beni kaldırdı; 'Bir el salla, bunlar dağılsın,' dedi. Benim için toplanmışlar, ille beni görecekler. Tesadüfen Bülent Ecevit de gelmiş otele, 'Bu kalabalık niye?' diye sormuş. O dönem onu çok tanımıyorlar. Ardından 'Çağırın, tanışacağım,' diyor. Ben iniyorum, gayri ihtiyari 'Merhaba Karaoğlan!' diyorum. Sonra dağa, taşa 'Karaoğlan' yazılıyor ve slogan oluyor."

12 Mart 1971 muhtırasıyla hükümetten düşürülen Süleyman Demirel'le 12 Mart'ın gergin günlerinde ev muhabbeti yapan, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la birlikte çiğköfte yapıp türküler söyleyen ilginç bir karakterdi Nuri Sesigüzel. Muhtemelen isminin siyasetle birlikte anılmasını isteyecek son insanlardandı Nuri Sesigüzel ama seçimden başka hiçbir şeyin konuşulamadığı şu günlerde ne yazık ki nereden başlarsan başla sonuç hep TBMM merkezli siyasete çıkıyor.

Şengün Kılıç kimdir?

Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti.

1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. 

Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı.

İlgili İçerikler