Dev derbiymiș!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Dev derbiymiș!

"1-0 öne geçen sonrasında skoru korumak isteyen eksik Galatasaray, yan paslarla bizi uyutan Fenerbahçe ve inanılmaz kötü bir hakem performansı. Beklenen oldu, futbol unutuldu dağ fare doğurdu…"

Dev derbiymiș!

İlhamını John Ford filmlerinden alan, kadro kurgusunu ise ‘sağlamlık’ ilkesine adayan Okan Buruk’un satranç tahtasında attığı radikal adım ve o büyük derbinin “küçük” oyunu.

Kadıköy'de, haftalardır süren o büyük gerginlik fırtınasının nihayet kopacağı düşünülürken, futbol sahası beklenenin aksine bir "sessizlik anıtı" haline geldi. Klipler, tribune yansıyan o alevli atmosfer ve haftalarca süren polemik... Bunlar, bize Shakespeareyen bir dram vadediyordu. Fakat dün gece izlediğimiz, orta okul piyesi kıvamında, gergin bir hazırlık maçından farksızdı. Bir yabancı dostum tribünde otursa, maçın bitmesini beklemez, "Sizin en büyük derbiniz buysa, ben hangi kıtanın futbolunu izliyorum?" diye sorup stadı terk ederdi.

Zorunluluğun dramatik kurgusu

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un Kemerburgaz’dan Kadıköy’e getirdiği kafile, adeta "Yedi Samuray" filminin başlangıcını anımsatıyordu: Elinde ne kadar sağlam ve hafif sağlam oyuncusu varsa kadroya dahil etmişti. Zira sakatlık listesi, takımın bir değil, birkaç kemerini kırmıştı.

En kritik zorunluluk, sağ bek pozisyonundaki boşluktu. Buruk, burada radikal bir geri dönüş yaptı ve tıpkı Gilloise maçının ikinci yarısında olduğu gibi, Davinson Sánchez’i sağ bek pozisyonuna çekti. Bu, domino etkisi yaratan bir hamleydi: Sánchez-Abdülkerim ikilisi ikinci kez bozulmuş oldu. Daha önce sadece Onuachu’yu tutma gerekliliği hasıl olduğunda bozulan bu uyum, bu kez bir korku ya da güven kararıydı.

İlginç olan, Buruk’un Lemina ile görüşerek onu stoperde Abdülkerim’in yanına yerleştirme kararıydı. Teknik direktörün, oyuncunun görüşüne saygı duyarak savunmanın temel taşlarını değiştirmesi... Futbolun taktik savaş alanında bu, duygusal bir risktir.

Sara’nın sırrı ve Fenerbahçe’nin ilk kezliği

Kadroda bu kadar büyük gedikler açılırken, orta saha Torreira-Sara ikilisine emanet kaldı. Ve dün gece, Gabriel Sara belki de sezonun en verimli, en sessiz kahramanlığını sergiledi. Blok arasına yerleşmesi, sırtı dönük topu alıp pas bağlantısını kurması... Bir orkestra şefinin metronomu gibiydi. Keza Lemina da sahada güçlü bir figürdü.

Öte yandan, 7 eksikle Kadıköy'e gelen Galatasaray, geçen yılki 2-1’lik galibiyetin kadrosundan sadece üç yeni isimle sahadaydı (Uğurcan, İlkay, Kazımcan). Fenerbahçe cephesinde ise durum tam tersiydi: Skriniar ve En-Nesryi dışındaki oyuncuların çoğu, o büyük rekabetin ağırlığını ilk kez yaşıyordu.

Bu ikili haricindeki geri kalanlar, golü yiyene kadar sahada sıradan bir lig maçı oynadıklarını sanıyordu. Ya o kliplerin, o gerginliğin getirdiği psikolojik yükü unuttular, ya da bu kadar biliyorlardı. Zira saha içindeki reaksiyon hızı ve derbi bilinci, hazırlık maçı temposunu aşamadı.

Kader ağları ve futbolsuzluk senfonisi

İlk yarıda aradığı golü bulan ve akıllıca geriye yaslanan Galatasaray, aslında 3 puanı cebine koymuştu. Fakat futbolun o ince çizgisi, bir oyuncu değişikliğiyle koptu.

Okan Buruk’un zorunluluktan oyundan almak zorunda kaldığı İlkay’ın yerine Genç Arda’nın girmesi, kaderin ağlarını ördü. Arda oyuna girip Jhon Duran’la eşleşince, 90+5’te Duran’ın kafa vuruşunda genç oyuncu etkisiz kaldı. O an, bir teknik direktörün mecburiyetle yaptığı değişikliğin, maçın son nefesini nasıl belirlediğini acı bir şekilde gösterdi.

Galatasaray, 1-0 öndeyken skoru koruma konforu yerine, bir gol daha arayıp maçı bitirme cesaretini gösterse, skor çok daha farklı olabilirdi. Ama kabul etmek gerekir ki, lider gelip, 1 puana razı olmak ve lider dönmek de bir tercihtir ve bu tercihin getirdiği mutluluk, sıfır futbol gecesinin üzerini örtebilir.

Derbiden bize kalanlar, özetle şunlardı: Gergin ama tatminsiz bir maç, tartışmalı bir hakem performansı, gözünü kurtaran bir Kazımcan ve iki golün ardına gizlenmiş koskocaman bir futbolsuzluk.

Bu topraklarda yüzlerce derbi gördük. Ama böylesine büyük bir beklenti balonu şişirilip de, böylesine küçük bir fare doğuranını uzun zamandır izlememiştik. Futbolun melodramı bazen sadece bir pantomim olmaktan öteye gidemiyor. Ve dün gece, Kadıköy'de tam olarak buydu

Sizce Okan Buruk, kısıtlı kadroda kaleyi koruma tercihinde haklı mıydı, yoksa 1-0’dan sonra ikinci golü araması gereken bir futbol borcu mu vardı?

Gelelim hakeme. Çok kötüydü.. 65. Dakikada Skriniar’in Gabriel Sara’ya yaptığı hareketi görmedi ardından Sara yerde yatıyor diye Fenerbahçe’nin atağını kesti. Bu nasıl bir hakem yönetimi olduğunu size anlatır. Fazla uzatmayalım..

 

İlgili İçerikler