Türkiye’de geniş bir kesim vuma gününden beri CHP’nin Meclis’teki ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’na üye vermiş olmasına rağmen İmralı’ya gitmeyişini tartışıyor. AKP, MHP yani iktidarın iki partisi ile DEM Parti ise Ada’ya gidecek. CHP tabanının çoğunluğunun, kimi kanaat önderlerinin parti yönetiminin aldığı kararı desteklediği anlaşılıyor. “Öcalan’ın ayağına mı gidilir”den açılan kapı, “iktidar partisi-partileri ya da başka partilerin kuyruğu olunmaz-kuyruğuna takılınmaz” noktasına değişik şekillerde tartışılıyor. Öcalan’ın sürecin kritik aktörlerinden biri oluşu göz ardı ediliyor. Bu arada Kürtlerin 2019 yerel seçimlerinde başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tüm memlekette CHP’yi doğrudan desteklerken ‘kuyrukluk’ bahsini hiç açmayanlar, “Her partinin bir siyaset anlayışı var”a geliyorlar. Elbette var ama şu anda yaşananlar da hem Türkiye’de hem de başta Suriye’de birbirinden bağımsız olmayan potansiyel bir barışın yakalanabilme ihtimali. Ve şu çok açık ve net ki Kürtler bu barış arayışını sadece iktidar ortaklarıyla değil CHP’nin de katılımıyla daha geniş bir çerçevede yapmak istiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu konuyu kendi pozisyonu açısından ağırdan almasını göz ardı etmeden konunun seçimlerde avantaj sağlamaktan öte bir anlamı olduğunu da hatırlamak gerekiyor.
Şu notu da ekleyeyim. AKP ve MHP’ye devlet yetkililerinin Öcalan ile yaptığı görüşmelerin notları geliyordur. DEM Parti’den de zaten doğrudan görüşen isimler var. CHP’den bir isim Ada’ya gidip oradaki konuşulanları doğrudan kamuoyuna aktarsaydı ‘ne olduğuna dair’ daha tarafsız bir noktadan bilgi de aktarılmış olurdu.
Daha önce de yazdım ‘barış arayışının İmralı’ya gidip gitmemeye kitlenmesi’ ne kadar yanlış ise ‘gitmeme kararı üzerinden CHP’nin süreçten tamamen kopuşu-kopartılma çabası da o kadar’ yanlış. Şurası bir gerçek. CHP’nin kararı Kürt kesiminin hatırı sayılır bir kısmında hayal kırıklığı yaratmış durumda. Barış arayışlarının toplumsallaşması noktasında sıkıntı yaşanacak. Selahattin Demirtaş-Selçuk Mızraklı’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir mesajda bahsettikleri “barışı toplumun bağrında inşa etme dönemi” zorlanacak.
Yine de CHP’nin süreçte kalışının sağlanması gerekiyor. Özgür Özel’in ve Ekrem İmamoğlu’nun sözleri kopmama arzusunu yansıtıyor. İmamoğlu’nun dünkü açıklamasındaki ‘ihtiyatlı tutum’ noktasının öne çıktığı şu bölüm tartışılsa da çözüme destek vurguları da göz ardı edilmemeli:
“Ancak sürecin milletin büyük kısmının onayını almayan biçim ve yöntemlerle sürdürülmesine katkı vermeyi doğru bulmuyoruz Sürecin iktidar tarafından ciddiye alındığını gösteren demokratikleşme adımları atılmadıkça ve millet sürecin parçası kılınmadıkça, CHP sürece ihtiyatlı tutumunu sürdürerek katkıda bulunmaya devam edecektir…”
Bitirirken…
CHP, başta Kürt sorununun çözümü bugün Türkiye’nin en önemli denge noktalarından birisi. Tutuklu belediye başkanlarından partinin kurumsal kimliğine yapılan yargısal ataklara karşı duruş sergilemekte, kritik konuları siyaset üstü görerek tavır almakta. Partinin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘sanki bağımsız yargı varmış’ gibi mevcut soruşturmalarla ilgili aldığı tutum-yayınladığı video mesaj, ‘parti içinde büyütülmek istenen bir tartışmanın’ varlığını gösteriyor. Önümüzdeki haftaki Kurultay öncesi de zamanlaması hayli manidar. Son olarak partinin güçlü isimlerinden ve kimilerine göre potansiyel cumhurbaşkanı adaylarından Mansur Yavaş’a da açılan yeni soruşturmalar da mı bir şey çağrıştırmıyor bir önceki genel başkana?
Her şeye rağmen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kurultay’a rahat gireceği gözüküyor. Parti içinde de tabanda da desteği var. Ancak hem Özel’in hem İmamoğlu’nun CHP’nin barış arayışlarının içinde yer alması DEM ile ipleri de koparmaması gerekiyor. Bu arada DEM içinden kimi isimlerin de CHP’ye düzeltilmesi zor kimi ithamlarda bulunduğu da ortada. CHP’nin ve DEM’in ayrıştığı tablonun kimseye yararı yok. Parti ayrımı gözetmeden her türlü fikrin ‘itibarsızlaştırılmadan’, söyleyen hedefe konmadan tartışılması önemli. Her birimizin kaderini etkileyecek günler…


