Üstünde konuşulması gereken birçok konu biriktiği ve biraz da bu konuların beni ilgilendirenlerini seçmekte hakikaten zorluk çektiğim için böyle başlık attım.
Haleti ruhiyemi (Ruh halimi) de ifade ediyor.
Hatta sadece yangınlar ile ilgili de değil…
Neden olduğunu tam söyleyemiyorum. Sizlerle dertleşemiyorum! Yasak.
TÜRKONFED ve kurucusu Enis Özsaruhan yazmalıyım. TED ve ebed müddet başkanı Pehlivanoğlu yazmalıyım, Manisa çin otomobili işgalini yazmalıyım. Özellikle bu konuda bir mücadele sürdürüyorum; çok önem verdiğim bir kişi ile hala görüşemedim. İnşallah önümüzdeki hafta…
Ayrıca, adı konamayan, kiminin Kürt, kiminin terör, kiminin demokrasi dediği “İsimsiz Komisyon”u da yazmalıyım...
Çocukluğumda Ankara’da “Adını Çocuklar Koysun” adlı tiyatro oyunları vardı. Bugün o çocuklar büyüdüler ve artık ad koymakta zorlanıyorlar.
Halbuki ayni soruyu bugünkü çocuklara sorsanız, hemen “Ön Anayasa” komisyonu deyiverirler!
Bu konular arasında en güncel olan ve çok teknoloji isteyen yangın konusunda karar kıldım..
1960’lı yıllarda Ankara Koleji’nde belletenimiz olan Ekrem Abi’mizin (Ekrem Pakdemirli) oğlu, üstelik kendisi de bir pilot olan Tarım Bakanı Bekir Bey zamanında çıkan yangınları ve THK’nin durumunu epeyce yazmıştım.
Ülke 28 Temmuz’da başlayıp 100’ den fazla bölgede ortaya çıkan orman yangınları konuşuyor. Bütün dünya, “global ısınma” sonucu bu yangınları bekliyor, hazırlık yapıyordu. Bizim beyzadeler hariç!
AKP Başkanı TV demeçlerinde kaç tane uçak, personel, araç, arozöz filan olduğunu ve bunların nasıl da fedakarlıkla çalıştığını anlatıyor.
Güzel de bugün 1 Ağustos, yangınlar hala devam ediyor… İnsanlar yolda geçirdiğin fırtınalar ile değil, gemiyi limana getirip getirmediğine bakarlar. Geminin limana varması bir yana, çok sayıda gemi birden tamamen battı, Sayın Genel Başkan…
Hiç sorumlu aramayın; dünyanın her ülkesinde orman yangını önlenmesi, “ülke müdafaası” sayılır, devlet kuvvetlerinin ve yöneticilerinin sorumluluğundadır. Yani hiç kimse, “ama belediyeler” falan diye bir şeyler gevelemesin; belediyeler şehir yangınları ile ilgilidir.
Devleti hükümet yönetir, sorumlu hükümetin başıdır.
Dünyada bilinen en eski itfaiye teşkilatı, Antik Roma'da İmparator (Devlet Başkanı) Marcus Egnatius Rufus tarafından, kölelerin askere alınarak bir “özel ordu” kurulması ile oluşturuldu.
Bunlar yangına “elden ele kova” metodu ile müdahale ediyorlardı.
Ayrıca “yangın önleme” kuralları konuldu ve bu orduya, “kuralı ihlal edene ceza verme” yetkisi tanındı.
Rufus’tan sonra İmparator Augustus, MÖ 24'te Roma'da yedi itfaiye istasyonu kurarak ilk “resmi kamu itfaiye teşkilatını” kurmuş oldu.
İtfaiye teşkilatları buna benzer kurumlar ile asırlarca çalıştı.
1666'daki Büyük Londra Yangını'ndan sonra 17. yüzyıldan itibaren Gayrimenkul sigorta şirketleri tarafından “profesyonel itfaiye ekipleri” kuruldu.
Her şirketin kendi logosu, sigortalı binaya yapıştırıldı.
Bir şirketin itfaiyesi, kendi yangın işaretine sahip olmayan binaya müdahale etmezdi.
Hollanda öncülüğünde Avrupa’da yangın söndürme alet ve ekipmanı (Yanmaz hortum, pompa vs.) geliştirildi. ABD’nin kurucusu Benjamin Franklin (1706/1790) zamanında, Londra’daki sistem ABD eyaletlerinde kuruldu.
Boston şehri, ABD’de 1679'da ilk kamu finansmanı ile ücretli itfaiye teşkilatını kurdu. Takip eden ABD şehirleri, sigorta şirketlerinin davranışından bıkarak halka kamu hizmeti olarak kendi itfaiye teşkilatlarını kurmaya başladılar, böylece şirketler kapandı, birçok itfaiye istasyonu şehrin itfaiye teşkilatıyla birleştirdi.
ABD Springfield şehrinde Knox Automobile Company, 1905 yılında ilk modern itfaiye aracını üretti.
İlk havadan yangın söndürme görevi, 1924'te ABD Orman Servisi'nin Kaliforniya'daki bir yangının üzerine “yangın geciktirici köpük” bırakmak için küçük bir uçak kullanmasıyla gerçekleşti.
Bugün Çeşitli ve farklı miktarlarda “söndürücü sıvı” taşıyan uçaklar yapılmakta.
Bunlar arasında en büyük olup; tam 74 ton sıvı taşıyan 747 Boeing Süpertanker en büyükleri. Konvensiyonel uçaktan 14 misli çok sıvı.
747, ilk kez 2009 yılında İspanya'nın Cuenca kentinde bir yangınla başarı ile kullanıldı. İlk ABD operasyonunu ise aynı yıl Kaliforniya'daki Oak Glen yangının’da yaptı.
Bu dev uçak için geliştirme hala çalışmaları devam ediyor.
Biz bunu; Sn. Cumhurbaşkanımıza Katar Emiri tarafından hediye edilen uçak olarak biliyoruz.
Sn. Cumhurbaşkanının uçak ile işi bitince, ABD’ye yollanıp en modern şekilde yangın uçağı olarak modifiye edilmesi iyi olur. Tabii daha da iyisi, Sayın Cumhurbaşkanının kendi 747’sini THK bağışlayıp, değişimin de TUSAŞ tarafından yapılması olur…
Planetimizin batısında bunlar olurken, bakalım bizde neler olmuş..
Kanuni, 1560 yılında, Sultan II. Selim’in 1572 yılında, en son 1579’da Sultan III. Murat, İstanbul kadısına bir ferman göndererek, İstanbul ahalisinin evinde, damına yetişecek bir merdiven, bir büyük fıçı su bulundurmasını, bulundurmayanlara ceza verileceğini ferman etmiş.
İlk itfaiye teşkilatı ise 1714 de, Yeniçeri Ocağı'na bağlı olarak Dergâh-ı Âli Tulumbacı Ocağı adıyla kurulmuş. (Dikkat buyurun, Avrupa dan daha geç değil, ABD’den epey evvel). Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılması ile 1827 yılında ordu içinde Yangıncı Taburu olarak kurulmuş.
Cumhuriyet ile birlikte, yüce lider Mustafa Kemal Atatürk’ün özel talimat ve gözetimleriyle 16 Şubat 1925 tarihinde Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu.
Cevat Abbas Gürer kurucu ve başkan idi ve dernek "Türk Tayyare Cemiyeti" adını taşımaktaydı. 1935 yılında "Türk Hava Kurumu" adını aldı.
THK, Uluslararası Havacılık Federasyonu (Federation Aeronautique Internationale – FAI) nezdinde Türkiye'nin "Havacılık Federasyonu" temsil yetkisini taşır.
5 Ağustos 1925 tarihinden itibaren "kamu yararına çalışan dernek" statüsündedir. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu THK'nın manevi koruyucularındandır. Cumhurbaşkanı, Kuvvet Komutanları, Ankara Valisi doğal üyeleri arasında bulunmaktadır.
THK kuruluşundan bu yana on binlerce genci havacılıkla tanıştırmış ve tekamül kurslarıyla da profesyonel pilot, sportif paraşütçü ve model uçak dallarına kazandırmıştır.
Kıbrıs’a yapılan hava indirme harekatında da “atlatıcı öğretmen” (Jump Master) görevlerini de THK Türkkuşu paraşüt öğretmenleri yapmıştır. Ayrıca, harekat sırasında THK, Türk Silahlı Kuvvetleri emrine girmiş ve harekat boyunca envanterindeki hava araçlarıyla lojistik hizmetleri vermiştir.
THK’nin ilk yangın uçağı ise ilk kez 1986'da uçurulan, Polonya yapımı tek motorlu tarım uçağı M-18 Dromader'dı. Sıvı zirai mücadele uçuşları yapan uçak filo orman yangınları için de kullanılmaya başlanmıştır.
Yangının havadan erken tespiti ve 2,5 ton su kapasitesiyle, ani müdahale kapasitesine ulaşmıştır.
2 Haziran 2009'de, Türk Hava Kurumu İktisadi İşletmesi iki adet amfibik CANADAIR CL 215 tipi yangın söndürme uçağı aldı.
O dönem ki hedef, göl, deniz ve barajlardan su alabilen 12 adet yangın söndürme uçağı ile filoyu güçlendirmekti.
2010 yılına gelindiğinde Türkiye, yedi adet CL-215 tipi söndürme uçağı ile orman yangınlarına müdahale konusunda dünyanın önemli ülkeleri arasına girmişti.
İsrail'de, Arnavutluk ve Suriye’ye de başarı ile yangın söndürme yapıldı
CL-215 Amfibik uçaklar (Pilot Bakan Bekir Pakdemirli bu uçakları “hurda” ilan etmiş olmasına karşın dört adet CL-215 yıllık bakımları yapılınca uçmaya başlamış ve yangınlarda çok etkin olmuşlardır. Yani, hurda olmadıkları görülmüştür.
Bu yazıyı 70 yıllık arkadaşım Atilla Parla’nın bilgileri ve yol göstermesi ile yazdım.
Ankara koleji yıllarımızda, 1950’ lerde orta okulda, yemekhanede gördüğümüz “maket uçak kurslarında” o birinci olurdu.
THK'dan gelen hocalarımız; bize lastik kurgulu pervane ile uçan balsa ağacından Planörler yaptırırdı.
İşte zannederim Atilla’yı “ruhen havacı” yapan o kurs oldu. Biraz da Eskişehirlilik! Hem dünya çapında bir paraşütçü hem de ülkeye çok faydalı hizmetler yapan bir “havacı” oldu.
THK Genel Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Vekili oldu.
EUROCONTROL (Brüksel) de yıllarca yöneticilik yaptı.
“İstikbal göklerdedir” öz deyimi için bir ömür harcayıp, ülkemiz havacılığına bir şeyler de katarak, hükümetin bu işlere bakan en tepe resmi kuruluşu Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürü de oldu. THK Model Uçak Okulu, bu misyonla faaliyetlerini 2011 yılına kadar devam etti. 1935’ten bugüne 600 bin kişiye kurs ve sertifika verdi. Şimdilerde ne oluyor bilmiyorum.
AKP hükümeti, yangınlar, depremler ile modern metotlar ile savaşan AFAD kurucusu, kadim dostum Nasuh Mahruki’yi hapse attı, havacılığa yarım asır veren Atilla Parla’nın adını anan yok.
Ordumuzda, yarım milyon genç, felaketleri (nedense?) TV’den seyrediyor. Oysa bu işler tamamen tecrübe ve teknoloji geliştirme işleridir.
Hükümetimiz, arkasında 600 yıllık tecrübe barındıran müesseseler ve bu yetişmiş insanlar varken, yeni icatlar çıkartıp, bir takım “kerameti kendinden menkul” adamlara yetki verirse, Yangınlar bir daha sefere bir ayda sönmez.
Zaten insanlar kurs dedi mi; Kuran kursu akla geliyor artık.


