Trump görüşmesi kapalı kapılar ardında ayarlandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan nihayet muradına eriyor, bugün Beyaz Saray’da Trump’la görüşecek. Gerçi randevu biraz dolambaçlı yollardan ve geç alındı ama Sayın Erdoğan memnun. Çok istediği Beyaz Saray fotoğrafını pahalı bir bedel ödeyerek elde edecek.
Sayın Erdoğan, Beyaz Saray’da en son 2019 yılında yine Trump tarafından ağırlanmıştı. Ama o görüşmeden sadece bir ay önce meşhur “aptal olma” mektubuna muhatap olmuştu. Trump bu konuda hiç adım geri atmadı. Mektubun bir örneği halen New York’taki Trump Tower’da sergileniyor. Üniversitede ders verirken bu mektubu bir devlet başkanının karşılaşabileceği büyük bir nezaketsizlik ve aşağılayıcı davranış örneği olarak işledim. Trump’ı salı günü BM Genel Kurulu’nda dinlerken karakterinden milim sapmadığını gördüm. Trump’ın kimseye müdanası yok. Birçok ülkeyi ve liderini isim vererek suçladı, azarladı. Belki üzerine gitmediği iki lider vardı. Biri Çin lideri Xi Jinping, diğeri İsrail Başbakanı Netanyahu. Beyaz Saray’da Sayın Erdoğan’a iyi şanslar diliyorum.
Trump’tan sonra iktidara Biden gelince Beyaz Saray’ın yolları Sayın Erdoğan’a dört yıl boyunca kapanmıştı. Ocak 2025’te başlayan ikinci Trump döneminde Sayın Erdoğan istediği randevuyu bir türlü alamadı. Rum Patrik Bartholemeos bile Trump tarafından Beyaz Saray’da ağırlanırken, birkaç gün öncesine kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın adı hiç telaffuz edilmiyordu. Ama son hafta içinde manzara aniden değişti.
Erdoğan’ın Trump’la görüşeceğine dair ilk bilgi, malum, CHP lideri Özgür Özel’den geldi. Kuşların bir şekilde haber uçurduğu Özgür Bey, Cumhurbaşkanımızın Trump’ın iş takipçisi oğlu Donald Junior’la Dolmabahçe çalışma ofisinde kapalı kapılar ardında bir görüşme yaptığını, Sayın Erdoğan’ın THY için 250 Boeing uçağı alma taahhüdü karşılığında randevuyu kaptığını açıklayıverdi. Saray bu konuda sessizliğini korurken, teyit Trump’ın kendisinden geldi. Trump sosyal medya hesabından, Cumhurbaşkanımızla Beyaz Saray’da görüşmek için sabırsızlandığını, gündemde ticari (Boeingler) ve F-16 askeri uçak satışları olduğunu, ayrıca CAATSA ambargoları nedeniyle Türkiye’ye verilmeyen F-35’ler konusunun çözümü yolunda da olumlu bir görüşme yapmayı umduğunu açıkladı.
Sayın Cumhurbaşkanımız ancak Trump açıkladıktan sonra haberleri doğrulayarak, ABD Başkanı ile başta Suriye ve Gazze olmak üzere bölgesel konuları da görüşeceğini söyleyerek, meseleyi diplomatik bir çerçeveye oturtmak istedi. Ama Erdoğan ABD’ye vardıktan sonra bazı ABD mallarına 2018’de konan ek vergiler kaldırılınca görüşmenin Trump’ı ticari alanda memnun etme ekseninde cereyan edeceği iyice anlaşıldı. ABD’nin Tesla otomobilleri, alkollü içkileri, makyaj malzemeleri ve yaprak tütünü Türk pazarına daha ucuza girecek mi, bunu ileride göreceğiz. Karşılığında ne aldığımız ise meçhul.
Görüşmenin süresi ve formatı henüz belli değil
Trump-Erdoğan görüşmesinin günü ve yeri belli ama saati, süresi ile formatı konusunda açık kaynaklardan herhangi bir bilgi edinemedim. Eğer bu görüşme Beyaz Saray’daki önceki bazı kabuller gibi cereyan ederse, Trump ve Erdoğan ilk önce Oval Ofis’te basın mensuplarının sorularını alabilirler. İşte orada pantomim kopabilir. Trump’ın basından soru almakta bir sıkıntısı yok. Ama Sayın Erdoğan bilindiği gibi basından serbest soru almayı hiç sevmiyor. Muhtemelen bu toplantıya Türkiye’den seçilmiş gazeteciler kabul edilecektir. Bu yüzden Türkiye’den gelenlerden aykırı soru beklemiyorum, hatta buram buram yağcılık kokan çanak bir soru gelirse şaşırmam.
Ama ABD ve uluslararası basının elini tutmak mümkün değil. Bunlardan, Türkiye’de muhalefete yönelik baskılar hakkında soru gelmese de Erdoğan’ın Hamas sevgisi ve Çin-Rusya blokuna ilgisi, Rusya’dan petrol ve doğalgaz ithalatına son verip vermeyeceği gibi can sıkıcı sorular gelebilir. Yunan-Rum diaspora basını da Ege, Kıbrıs, Doğu Akdeniz gibi konuları açabilirler. Keşke yabancı basın Türkiye’deki iç durum hakkında gereken hassasiyeti gösterse, mesela Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu sorsa. Ancak, herkes bugünlerde kendi iç durumu ile meşgul. Trump’ın iç politikada sanki Erdoğan’ın izini takip ediyormuş gibi bir hali var. Bu sadece Trump’a özgü bir durum değil. Pek çok yerde demokrasi, insan hakları baş aşağı gidiyor. Bir zamanların astığı astık, kestiği kestik ABD’li komutanı David Petraeus’un eski terörist El Şara’ya Alevi katliamlarını sormak yerine yağ çekmesi ibretlikti. Washington’da kafaların nereye doğru meylettiği bu örnekten çok iyi anlaşılıyor.
Ama Hamas, Filistin Devleti’nin tanınması ve Gazze soykırımı gibi konularda sorular olursa, Beyaz Saray’da pantomim kopar. Zira Erdoğan ve Trump o konularda taban tabana farklı düşünüyorlar. Türkiye İsrail’in Gazze’deki soykırımını ağır sözlerle eleştirirken, Trump BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında İsrail aleyhinde tek bir söz dahi sarf etmedi. ABD ayrıca İsrail’in BMGK’de kınanmasını yalnız kalmak bahasına veto etti. Trump, Filistin Devleti’nin tanınmasını da teröre destek olarak görüyor. Bu laf en başta Fransa, İngiltere, Kanada, Portekiz ve Avustralya gibi Filistin’i son tanıyan ülkelere gidiyor ama ucu Türkiye’ye de dokunuyor, zira Türkiye Filistin Devleti’ni 1988’de ilk tanıyan ülkeler arasında. Diğer yandan Erdoğan Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye eşdeğer bir kurtuluş örgütü olarak görürken, Hamas sadece ABD tarafından değil, tüm Batı ülkeleri tarafından terör örgütü olarak tanınıyor. Hamas liderlerinin Katar’da İsrail tarafından bombalanmasından bir gün önce Türkiye’de bulunduklarına dair rivayet çıkaranlar, bunu Türkiye-Hamas yakınlığına işaret olarak gösteriyorlar.
Boeing siparişi Trump için çok önemli
O yüzden belki de basın toplantısı hiç yapılmaz. Böyle bir olasılık çok güçlü. Zira Trump bu görüşmeyi kârlı bir iş müzakeresine çevirmek istiyor. Boeing zarar ederken THY’nin 250 uçak sipariş vermesi bu şirkete gerçek anlamda hayat öpücüğü etkisi yapar. Türkiye’nin dünya piyasalarında sıcak para ararken böyle bir sipariş vermesi hayli paradoksal bir durum. Güney Kore gibi zengin bir ülke olsak anlarım. Güney Kore Havayolları bu ağustos ayında Boeing’den 103 uçak alacağını açıkladı. Bu siparişin toplam bedeli yedek parça ve hizmetler dahil, 50 milyar dolar civarındaymış. Demek ki bizim sipariş 125 milyar doları bulacak. Bu miktar evvel Allah bize dokunmaz. Ne de olsa Nas ekonomisi uğruna 122 milyarı havaya atmış ülkeyiz.
Ama yine de dikkatli olmak lazım. ABD’ye verilen yüklü siparişler “en kayrılan ülke” (most favoured nation) muamelesini garanti etmiyor. Güney Kore Cumhurbaşkanı’nın Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin üzerinden daha bir hafta geçmeden Georgia Eyaletindeki Hyundai-LG fabrikasının ABD Göç İdaresi ajanları tarafından basıldığını unutmamak lazım. Ülkelerine geri gönderilen Koreli teknik personelin aşağılayıcı bir şekilde tutuklandığını hatırlayacaksınız. Şimdi ülkelerine dönen bu personel “daha da gitmem” diyormuş. Bu sebeple Boeingleri alırız ama, Trump’tan iyi muamele göreceğimizin garantisi yok.
Rusya’dan S-400 alımı Türkiye’ye yaptırım getirdi
ABD Kongresi’nde temsil edilen Cumhuriyetçi ve Demokratik partilerin her ikisinde de çok derin bir Türkiye karşıtlığı var. Bu durum yıllar boyu izlenen keyfi/ideolojik AKP dış politikasının sonucu. Türkiye, ABD tarafından “hasım devlet” sıfatıyla hakkında askeri yaptırım uygulanan tek NATO müttefiki. Türkiye’yi CAATSA kapsamına alarak yaptırımlara çarptıran, Trump’tan başkası değildi.
CAATSA medeniyle üreticisi olacağımız F-35 beşinci nesil savaş uçağı projesinden çıkarıldığımız gibi, bizim için üretilen altı adet savaş uçağı bedelini ödediğimiz halde teslim edilmedi. 1,9 milyar dolarlık bu meblağ, yeni alınacak F-16’ların bedelinden mahsup edilir umarım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2017 yılında FETÖ darbe teşebbüsüne tepki olarak Rusya’dan 2,5 milyar dolar ödeyerek S-400 hava savunma füzeleri satın alırken herhalde işin buralara varacağını hiç düşünmemişti. Şimdi başkanın CAATSA yaptırımların kaldırılması konusunda Kongre’yi ikna etmesi için bu füzelerin sınırlarımızın dışına çıkarılması gerekiyor.
Bu konuda Putin ikna edilir mi, çok şüpheliyim. Putin NATO’un içine bir kama sokmuşken, yarayı iyice kangren etmeden bırakmaz. Bıraksa da Trump’ın ABD Kongresi’ni ikna etmesi hayli zor. Zira Kongre’deki Türkiye karşıtlığı Hamas düşmanlığından ve Yahudi lobisinin gücünden besleniyor. Graham Lindsey gibi Kongre üyelerinin bileğini bükmek Trump için pek kolay değil. Zaten F-16 siparişinin gecikmesi de bu sebepten kaynaklanıyor.
İsrail ve Yunanistan’a dikkat
Güvenilir bir hava savunma sistemimiz yokken, yeni nesil uçaklarımız yokken, elimizdeki 1980 model F-16’lar iyice eskimişken, İsrail’le didişmek hiç mantıklı değil. Bir gözümüz de Ege’de olmalı. Yunanistan yakında ilk F-35’lerini envanterine katınca, Ege’de denge onun lehine değişecek. Bizim yeni nesil Kaan uçağını ve Demir Kubbe hava savunma sistemini geliştirmemiz en iyi ihtimalle daha yıllar alacak. Kaldı ki, üniversitelerimizi tahrip ederken, yetişmiş insan gücümüzü ülke dışına kaçırırken, hangi elemanlarla bu projeleri gerçekleştireceğimiz sual konusu.
Suriye konusu
Sayın Erdoğan Beyaz Saray’da Suriye konusunu da görüşmek istiyor. Trump’ın SDG/PYD/YPG üzerine bir operasyona yeniden yeşil ışık yakacağı hayli şüpheli. Her şeyden önce buna ABD askeri cenahı karşı çıkıyor. Trump’ın bu konuda bir kulağı da İsrail’de olacaktır. Ama görüşmeden El Şara ile Mazlum Abdi arasında yeni bir uzlaşma sağlanması konusunda mutabakat çıkabilir. SDG’nin geri çekilerek, nüfusu Arap ağırlıklı olan bazı bölgeleri Şam’a bırakması söz konusu olabilir. Ama SDG’nin Ankara’nın istediği şekilde silahlı güçlerini dağıtıp HTŞ’ye teslim olmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Böyle bir sonucun Erdoğan’ı ne kadar tatmin edeceği ise meçhul. SDG ve PYD/YPG üzerine yapılacak baskıların Türkiye’deki “süreç” üzerinde olumsuz etkilerini de hatırda tutmak lazım.
Çalışma yemeği olacak mı?
Trump ve Erdoğan’ın Suriye konusunu tüm boyutlarıyla kapsamlı şekilde görüşüp görüşemeyecekleri belli değil. Araya tercüman girmesi nedeniyle görüşmenin süresi zaten yarı yarıya azalıyor. Eğer Trump Sayın Erdoğan’a yeterli vakit ayırmazsa, özellikle öğle yemeğinde ağırlamazsa, bu konular yeterli ölçüde konuşulmayabilir. Öğle yemeğini de “en kayrılan ülke” kapsamında düşünmek gerekiyor. Bakalım teşrifata düşkün Trump, Sayın Erdoğan için bir çalışma yemeği düzenleyecek mi? Bildiğim kadarıyla Güney Kore Cumhurbaşkanı’nı öğle yemeğinde ağırlamıştı. Bu muamele her konuk cumhurbaşkanına nasip olmuyor.


