Afetler tümüyle doğanın yarattığı yıkıcı olaylar mıdır? Bu yıkıcı olaylara insanların ne kadar etkisi vardır? Afetler çok yönden ekonomik bunalımlara (krizlere) benzer diyebilir miyiz? Bu yazıda kısaca bu sorulara yanıt vermeye çalışıyorum.
Afetleri tümüyle doğanın üstüne atarsak, hatta afetler "kaderdir" dersek, canı ve malı koruyacak önlemler zayıf ve geç kalır. Zaten, "afetler tümüyle doğa olayıdır" diyen görüşün artık yeri yok. Bilimsel görüşe göre; doğada başlayan bazı olaylar, insanların etkisi veya etkisizliği ile afete dönüşüyor.
Bu bağlamda, devlet organlarını ve belli bir nüfusu Ankara'dan deprem riski yüksek İstanbul'a taşıyan yaklaşıma ne diyeceğiz?
Ekonomik bunalımlar konusunda geçerli ve tartışmasız görüş şudur: Ekonomik bunalımları insanlar, daha açık olarak, bunalımdaki ülkenin yöneticileri başlatır.
Aşağıda Haiti ve Şili depremlerini karşılaştırıyorum. Burada, babası darbeci Pinochet tarafından öldürülen Şili'nin ilk kadın başkanına rastlıyoruz. Ona da kısaca yer verip depreme karşı ve eğitim için neler yaptığına bakıyorum.
Afetlerde insan ve devlet organlarının Ankara'dan İstanbul'a göçü
Deprem, kasırga/tayfun, yanardağ patlaması, sel baskını, toprak kayması, kuraklık, orman yangını gibi olayları tümüyle doğal afet olarak tanımlayanlar hâlâ olabiliyor.
Ancak insan unsuru, bu olayların yıkıcı etkisinin artmasına, birçok kez bunların oluşumuna ve sayısının yükselmesine katkı yapıyor. Diğer yandan yine insanlar, kuruluşlar ve yönetimler bu yıkıcı etkileri düşürüp, afete dönüşmesini engelliyorlar.
BM Uluslararası Stratejik Afet Azaltma kuruluşu (UNISDR) 1999'da bu yıkıcı etkileri geriletme düşüncesiyle kurulmuştur. Bu kuruluş 2019'da BM Afet Riskini Azaltma (UNDRR) adını almıştır. Bakınız UNDRR (2023). Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi konusunda bakınız Wannous ve Velasquez (2017).
UNDRR yaklaşımına göre, doğal olayların tehlikeleri vardır, tümüyle engellenemez. Ancak bunların afete dönüşmesi başka bir aşamaya geçiş demektir.
1) Ormanlara, akarsulara, toprağa, denizlere, genel olarak doğanın kendisine verilen zararlar, çok yağan yağmur gibi bir doğa olayını sel baskını, toprak kayması gibi afetlere çevirir. Aynı zararlar nedeniyle az yağmur yağdığında tersine kuraklık, orman yangını gibi afetler ortaya çıkar.
2) Yerleşimin ve yapılaşmanın belli bölgelerde olması, nüfus yoğunluğuna neden olur. Nüfus yoğunluğunu caydırmak yanında, bu nüfusu doğa olayları konusunda sürekli eğitmek, uyarmak ve korumak yönetenlerin görev ve sorumluluğudur.
"Bu görev ve sorumluluklar yerine gelmez, ihmaller ve kayıtsızlıklar oluşursa, depremler, yanardağ patlamaları, sel baskınları ve diğer doğa olayları büyük can ve mal kaybına neden olup afete dönüşür." Chmutina, Von Meding, Gaillard ve Bosher (2017).
Bu bağlamda, son yıllarda devlet organlarını ve nüfusun bir bölümünü deprem faylarından uzak olan Ankara'dan, deprem riski yüksek İstanbul'a taşıyan yaklaşıma bakalım. Bu yaklaşım depremi afete dönüştürme riskini gerçekten arttırıyor.
UNDRR yaklaşımına göre İstanbul'a göçün azaltılması, hatta tersine çevrilmesi gerekiyor. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde imar aflarının, riskli alanların risk haritasından çıkarılmasının can ve mal kaybına neden olduğu açıktır.
2010 Haiti ve Şili depremleri
Bu bağlamda her ikisi de 2010'da yaşanan Haiti ve Şili depremleri irdelenebilir, çünkü önemli dersler içeriyorlar. Haiti depremi Ocak 2010'da gerçekleşti. Richter ölçeğine göre 7.0 büyüklüğünde ve derinliği 13 kilometre idi.
Yapılar çok zayıf olduğundan büyük ölçüde yıkıldılar. Bir milyon dolayında insan evsiz kaldı. Elektrik, su ve telefon haberleşme şebekeleri çöktü. Ancak internet haberleşmesi olabiliyordu. Bu sayede yardım ve kayıp bilgileri paylaşılıyordu.
Yapılar ve şebekeler konusunda hiçbir önlem alınmamıştı. Halbuki bu deprem bekleniyordu. Haiti'de aynı fay hattı üzerinde yaklaşık 250 yıl önce deprem olmuştu. Enerji birikmesi uyarısı yapılıyordu. Ayrıca, komşu ülke Dominik Cumhuriyeti’nde 1946'da 8.0 ölçekte bir deprem olmuştu.
Haiti
Çöküntüler nedeniyle özellikle başkentte yollar da kapanmıştı. Kurtarma çalışmaları iki hafta bile olmadan durduruldu. Ancak haftalar sonra bile canlı bulunanlar oldu. Hükümet can kaybını önce 222 570 olarak açıkladı. Sonra bu sayı 316 000'e çıkarıldı. Fakat bu sayılar hâlâ tartışmalıdır. Pallardy (Ocak 2023).
Dış yardımlara rağmen konut ve altyapı yapım çalışmaları yavaş ilerledi. Depremden tam iki yıl sonra evsiz kalan nüfusun yarısı hâlâ çadırlarda yaşıyordu. 2014 sonunda yaklaşık 100 bin kişinin, 2016 sonunda yaklaşık 62 bin kişinin kalıcı konutu yoktu.
Şili depremi Haiti depreminden yaklaşık bir buçuk ay sonra Şubat 2010'da oldu. Büyüklüğü 8.8, derinliği 35 kilometre idi. Deprem derinde idi ama Şilinin Pasifik Okyanusu kıyısında olmuştu ve bazı yerlerde yüksekliği 15 metreyi bulan dalgalar taşıyan bir tsunami yaşandı. Rafferty ve Pallardy (Şubat 2023)
Şili'de 1960'ta 9.5 ölçeğinde bir deprem olmuştu, bu dünyada kaydedilen en büyük depremdi ve bu depremden sonra yapı standartları sürekli yükseltildi. Buna karşılık 400 bin ailenin evleri yıkıldı.
Şili çok sıkı yapı standartlarının yararını gördü; çok güçlü depreme karşılık can kaybı ilk başta 800 olarak açıklandı, sonra bazı kayıpların bulunmasıyla 500'e düşürüldü. Tsunamiden ölenlerin sayısı 150 idi.
Elektrik, su ve gaz şebekeleri burada da başta devre dışı kaldı. Depremden ancak iki gün sonra elektrik verilmeye başlandı, yine de sistemde zaman zaman aksamalar oldu.
Hükümete göre depremden yaklaşık 2 milyon kişi etkilendi. Ulaşım zorlukları nedeniyle gıda sıkıntısı oluştu ve başta gıda tüm maddelerde yağmalama başladı. Bunun üzerine sosyalist Başkan Michelle Bachelet riskli bir karar aldı; hükümet bölgeye gıda maddeleri gönderdi, satıcılar isteyene belge karşılığı ve kârıyla ücretsiz gıda verdi.
Başkan Bachelet'in deprem bölgesine ordu birliklerini sevk etmekte birkaç saat de olsa tereddüt ettiği söylenir. Çünkü orduyu darbeci Pinochet'nin gücü olarak düşünmüş olabilir. Rafferty ve Pallardy (Şubat 2023)
Kısa tereddüt sonrası ordu bölgeye hızla gönderilmiş ve kurtarma faaliyetinde, gıda dağıtımında ve yağmalama olaylarına müdahalede etkili olmuştur. Depremde ihmali olan görevlilere 2012'de davalar açıldı ve mahkûm oldular.
Depremden yaklaşık üç ay sonra 50 bin geçici portatif ev tamamlanmıştı. Kalıcı evlerin yapımı ise sürüyordu. Depremden bir yıl sonra altyapı yatırımları bitirilmişti. Depremden yaklaşık üç yıl sonra kalıcı evlerin yaklaşık yüzde 74'ü, dört yıl sonra ise tamamı yapılmıştı. Konut yapımının aceleye getirilmesi doğru bulunmadı.
Ekonomik bunalım ve Başkan Bachelet
Ekonomik bunalım genellikle iktidardaki yönetimin yanlış politikaları ile başlar. Aynen depremde olduğu gibi, bir gerginlik birikimi ile gelişir. Bu gerginlik sonunda bazı değişkenlerde bir sıçrama getirir.
Zamanlamayı kestirmek zordur ama, bu sıçrama cari denge/açık, döviz kuru, bankacılık kesimi dengesi, hiper veya çok yüksek enflasyon gibi değişkenlerin birinde veya birkaçında olabilir.
Örneğin, Türkiye'de 2021 sonlarında döviz kurunda, sonra da enflasyonda yaşanan sıçramalar bunalım göstergesidirler.
Bazen de bunalım, örneğin 2008'de ABD'de başlayan küresel bunalım gibi bir dış şokla gelebilir. Böyle şokları yönetebilmek de başarı göstergesidir.
Şunu söyleyelim; yanlış politikalarla ekonomik bunalım yaratılan bir ülkede, afet yönetimi de zayıftır. Bu konuda Türkiye maalesef bir örnek olarak gösterilebilir.
Şili'de Başkan Bachelet yönetimi ise bu konuda bir başarı örneğidir; daha önce 2008 küresel bunalımında ülkesini bu bunalımdan etkilenmeden yönetmiştir. Şöyle ki, böyle bir dönemde bile sosyal güvenlik, emeklilik ve eğitim reformları yapmıştır. Sosyal programlarla fakirliği önemli ölçüde azaltmıştır.
2010'daki deprem afeti öncesinde, sırasında ve sonrasında da ülkesini ve bu afeti iyi yönetmiştir.
İyi yönetimi ve başarıyı şuradan anlıyoruz. Şili'de başkanlık bir dönem ile sınırlıdır. Başkan Bachelet ilk dönemini tamamlayıp bir dönem ara verdikten sonra yine aday olmuş ve yüzde 62 gibi çok yüksek bir oy oranıyla ikinci kez başkan seçilmiş, yine başarılı bir yönetim göstermiştir.
Kaynaklar
Chmutina, Ksenia, Jason Von Meding, J. C. Gaillard ve Lee Bosher (2017) "Why Natural Disasters Aren't All That Natural"
https://www.opendemocracy.net/en/why-natural-disasters-arent-all-that-natural/
Pallardy, Richard (Ocak 2023) "2010 Haiti Earthquake"
Encyclopaedia Britannica
https://www.britannica.com/event/2010-Haiti-earthquake/Humanitarian-aid
Rafferty, John P. ve Richard Pallardy (Şubat 2023) "Chile Earthquake of 2010"
Encyclopaedia Britannica
https://www.britannica.com/event/Chile-earthquake-of-2010
UNDRR (2023) United Nations Office for Disaster Risk Reduction
https://www.undrr.org/
Wannous, Chadia ve German Velasquez (2017) United Nations Office for Disaster Risk Reduction (UNISDR)
https://www.researchgate.net/publication/317588897_United_Nations_Office_for_Disaster_Risk_Reduction_UNISDR-UNISDR's_Contribution_to_Science_and_Technology_for_Disaster_Risk_Reduction_and_the_Role_of_the_International_Consortium_on_Landslides_ICL
World Bank (2000) World Development Report 2000/2001: Attacking Poverty.
https://openknowledge.worldbank.org/handle/10986/11856
Ercan Uygur kimdir?Türkiye'nin önde gelen ekonomistleri arasında yer alan Prof. Dr. Ercan Uygur, 1969'da ODTÜ'yü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) ‘uzman yardımcılığı' sınavına girdi. Ancak, Uygur'un da aralarında olduğu sınavda başarılı olan üç kişi göreve başlatılmadı. Uygur, daha sonra sınavına girdiği Maliye Bakanlığı'nda göreve başladı. Bir yıl sonra iki yıllık lisansüstü öğrenim bursu için OECD'ye yaptığı başvuru, davet edildiği mülakatın ardından kabul edildi. İngiltere Warwick Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimi aldı. Doktorasını East Anglia Üniversitesi'nde yaptı; bu sırada bir yıl ‘ekonometri' dersi verdi. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat ve Maliye Bölümü'ndeki ‘ekonometri' kürsüsünde asistanlık sınavına girdi; aynı yıl bu kürsüde göreve başladı. Doçentlik çalışmaları için 1981'de dokuz aylık Norveç Hükümeti bursu ile bu ülkeye gitti, Prof. Dr. Leif Johansen ile çalıştı. Türkiye'deki doçentlik sözlü sınavının yapılacağı gün, 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile iki jüri üyesi, Prof. Dr. Tuncer Bulutay ve Prof. Dr. Nuri Karacan üniversiteden uzaklaştırılınca yapılamayan jüri toplantısı yedi ay sonra gerçekleştirilebildi. 12 Eylül 1980 darbesini izleyen süreçte üniversiteden uzaklaştırılan Türkiye'nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Bulutay'ın "Bizleri temsilen Mülkiye'de kalacaksın" dediği Uygur, 1983'te ‘doçent' unvanını aldı. 1988'de Fulbright bursu ile ABD'ye gitti, Prof. Dr. Lawrence Klein ile LINK projesinde çalıştı. 1989'da ‘profesör' unvanını aldı. 1994-2012 döneminde Koç Üniversitesi'nde yaz dersleri verdi. Mülkiye'den 2010 sonunda erken emekli oldu. Mülkiye'de öğretim üyesiyken şu kurumlara danışmanlık yaptı: - İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (1986-1994) - Wharton Econometric Forecasting Associates (1988-1991) - T. C. Merkez Bankası (1988-1993 ve 1997-1998) - Devlet İstatistik Enstitüsü, TÜİK (1990-1996) - ILO / Uluslararası Çalışma Örgütü (proje danışmanı, 1990) - T. C. Hazine Müsteşarlığı (proje danışmanı, 1992-1993 ve 1997-1999) - Dünya Bankası (proje danışmanı, 1999, 2002, 2009, 2010-2011) - Birleşmiş Milletler ECE (proje danışmanı, 1999-2000) - Third World Network (2009) Yeni Yüzyıl gazetesinde köşe yazarlığı (1995-1998), Mülkiye'de İktisat Bölümü Başkanlığı (1996-2008), Ankara Üniversitesi Bilim Kurulu üyeliği (2002-2010), Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanlığı (2003 -2019), Ekonomi-Tek dergisi editörlüğü (2012-2020), Uluslararası Final Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ve İİBF Dekanlığı (2016-2021) yaptı. 2011'de Uluslararası Ekonomi Birliği (IEA) Danışma Kurulu üyeliğine seçildi, bu görevi halen devam ediyor. 2012'de Kyoto Ödülü Danışma Kurulu üyeliğine davet edildi; editörlüğünü yaptıkları dahil olmak üzere Türkçe ve İngilizce 12 kitabı yayımlandı, 50'nin üzerinde bilimsel makale yazdı. Eylül 2021'den itibaren, Mülkiye'den öğrencilerinin kurup yönettiği T24'te köşe yazısı yazıyor. Prof. Dr. Ercan Uygur, 38 yıllık üniversite hayatını; 18 Mayıs 2017'de davet edildiği Mülkiyeliler Birliği Çarşamba Söyleşileri'nde Prof. Dr. Tuncer Bulutay'ın konuşması için koyduğu başlıkla özetliyor: "ODTÜ'de Öğrenci, Mülkiye'de Hoca…" |


