“Karanlıkta kar yağıyor,
sen Madrit kapısındasın.
Karşında en güzel şeylerimizi
ümidi, hasreti, hürriyeti
ve çocukları öldüren bir ordu...”[1]
Nâzım Hikmet’in 1937 biterken yazdığı “Karanlıkta kar yağıyor” şiiri İspanya İç Savaşı’nı anlatır.
“Ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları öldüren ordu”dan kastı Franco kuvvetleridir.
* * *
Yaklaşık 88 yıl sonra, yine Madrid kapısında, “ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları” öldüren bir başka orduya dikkat çekiliyordu.
İspanya Bisiklet Turu, La Vuelta’nın 14 Eylül Pazar günü Madrid'de biten final etabını izlemek için ekran başına geçenler, bisikletçilerden çok, İsrail’i protesto eden eylemcileri gördü. On binlerce insan ellerinde Filistin bayraklarıyla İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı lanetliyordu.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Eylemin çapı o kadar büyüktü ki, etap yarım kaldığı gibi ödül töreni de yapılamadı. Ancak akşam saatlerinde bir otel otoparkında kurulan mütevazi podyumda, şampiyon Jonas Vingegaard, ikinci Joao Almeida ve üçüncü Tom Pidcock yerlerini aldılar.
* * *
İsrail protestoları Madrit’ten ibaret değildi. İlk etabın yapıldığı 23 Ağustos’tan son güne kadar devam etti. Bazı şehirlerde yapılanlar tura damgasını vurdu.
Bunlardan biri Salvador Dali’nin kasabası Figueres idi. O gün, adına “takım zamana karşı” dediğimiz yarış vardı. Eylemciler, adı İsrael-Premier Tech olan takımın önünü kestiler. Ses getiren ilk eylem bu oldu.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Netanyahu’nun destek mesajları yolladığı takım yarıştan çekilmedi ama kıyafetlerindeki İsrael ibaresini yok etmek zorunda kaldı.
İkinci büyük eylem 3 Eylül’de Bilbao’da oldu. Güçlü sol geleneğiyle bildiğimiz Bask ülkesinin başkentinde etap yarım kaldı. Aynı Madrit’te olduğu gibi herhangi bir galip ilan edilmedi.
Bilbao’da bunlar olurken, bir gün önce Barcelona limanından hareket eden bir filo, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıktı. Küresel Sumud Filosu aslında 31 Ağustos’ta yola çıkmıştı ama fırtına nedeniyle geri dönmek zorunda kalmış, iki gün sonra tekrar yola koyulmuştu.
Büyüyerek yoluna devam eden filonun an itibariyle nerede olduğunu şu siteden takip etmek mümkün.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
(İspanya Bisiklet Turu’ndaki İsrail protestolarına dair daha geniş bilgiyi, Eurosport’tan arkadaşlarımızın yaptığı söyleşilerden edinebilirsiniz. Youtube linklerini yazının sonuna bırakıyorum.)
Fethiye’de adalet arayışı
İspanya’da eylemciler, başka bir ülkede yaşanan insan hakları ihlallerini dile getirirken, Türkiye’de bir grup insan kendi ülkelerindeki insan hakları sorununa işaret ediyordu.
17 Eylül çarşamba günü Fethiye adliyesi önünde toplanan grubun taşıdığı pankartlarda “TRAFİKTE ADALET İSTİYORUZ” , “GÜVENLİ ULAŞIM HAKTIR”, “ARTIK YETER, TRAFİKTE ÖLMEK İSTEMİYORUZ” “BİSİKLET TAŞITTIR, SAĞ ŞERİT YASAL HAKKIDIR” vb. sloganlar yazılıydı.
Beş ay önce, 17 Nisan’da, Fethiye- Muğla Karayolu’nda Göcek yakınlarında emniyet şeridinde yol alan bir grup bisikletlinin arasına dalan otomobil, iki bisikletçinin ölümüne, bir bisikletçinin yaralanmasına sebep olmuştu.
Fethiye adliyesi önü
47 yaşındaki Özgür Alkan aynı gün hayatını kaybederken, 42 yaşındaki İlker Muallim iki hafta süren yaşam mücadelesini kaybetmişti. 41 yaşındaki Rahmi Gözele ise yaralı olarak kurtulmuştu.
Beş ay sonra Fethiye Adliyesi’nde davanın karar duruşması vardı. Ancak karar 22 Eylül pazartesi verilecek. Yarın sanık A.T.’nin ne kadar ceza aldığını öğrenmiş olacağız.
Türkiye, insan hayatının pahalı olduğu bir ülke değil. (“Ucuz” dememek için kelimelere takla attırıyorum.)
Maalesef gücü eline geçirenin, (ki bu olay özelinde otomobil) kendinden zayıf olanın canına kolayca kıyabildiği bir coğrafyada yaşıyoruz.
İşin en kötü yanı ise: Cezasızlık... Bu tür vakalarda verilen cezalar ne caydırıcı oluyor ne de adalet duygusunu tatmin ediyor.
Daha önce gördüğümüz birçok davada böyle oldu.
* * *
Türkiye bir bisiklet ülkesi değil. Bisiklete binen insan sayısının nüfusa oranı çok düşük... Buna rağmen geçtiğimiz ay dört bisikletçi motorlu araçların çarpması sonucu hayatını kaybetti. Hollanda, Danimarka gibi bir ülke olsaydık nasıl bir manzarayla karşılaşırdık, insan düşünmeye korkuyor.
Bisiklet cinayetleri Türkiye’nin insan hakları sorunun bir parçası.
Sorunun çözülmesi için kat edilmesi gereken yol çok uzun ve tehlikelerle dolu.
Linkler:
Caner Eler, İnan Özdemir ve Ömer Şentürk’ün katıldığı söyleşi
Sarper Günsal, Berkem Ceylan ve Enes Kanbur’un katıldığı söyleşi
Bir de küçük imza ricası
Seyhan Nehri’ni besleyen en önemli kaynak olan Zamantı Irmağı kuruma tehdidiyle karşı karşıya.
Uzunyayla’ya Sahip Çık Platformu’nun başlattığı kampanya imza desteğimizi bekliyor ve teşekkür ediyor.

[1] Nâzım Hikmet, Bütün Şiirleri, YKY, İstanbul, 2020, s. 772.


