Evet, endüstri evriliyor. Endüstride evrim, yaşamak, ayakta kalmak için doğal seçimdir, kabuk değiştirmektir. Aynı zamanda kendisine yeni yaşam ortamı, tedarikçi, çalışan kişin tilojistikçi, finansman modeli, müşteri bulmak ve yeni bir ekosistem kurmak demektir.
İflas kötü bir şey mi?
Bir süredir şu şekilde ifadelerle karşılaşıyoruz: Ünlü falan iş adamı, tarihi filan şirket konkordato ilan etti veya düpedüz iflas etti. Ticari yaşamda doğal bir aşama olan, anonim şirketin borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi, nedenleri soruşturulmadan bir felaket haberi olarak duyuruluyor.
İflas elbette hoş bir şey değil, önemli olan nedenini bilmek ve süreci yönetmektir. Yoksa anonim şirketlerin borcu da “anonim” olduğu, yani bir kişi ile özdeşleşmediği için, yatırımcı borcu şahsen yüklenmediği sürece, bir sorunu olmaz. Ödenmeyen borç alacaklıları için elbette sorun oluşturur. Bunu yönetmek için işletilecek mekanizmalar vardır. Medyanın alevlendirmesine layık olan, şirketin neden, hangi kişisel kötüye kullanım, kötü nakit yönetimi, yanlış strateji, uluslararası ticaretteki hangi hesaplanmamış gelişme ve benzeri olay nedeniyle borçlarını ödeyemez hale geldiğidir. Bu ise hem iş aleminin, hem finans kurumlarının, hem de ekonominin yöneticisi olan kurumların esas alacağı “bilgi ortamını” bozar, yanlış kararlara yol açar. .
Değer zinciri nedir?
Değer zinciri, taleple karşılaşacak değer önerisiyle başlar, bu öneriyi kabul edecek olan müşterinin belirlenmesi, ürünün üretilmesi, depolanması, üretimin finansman modelinin düzenlenmesi, üretim sürecinde birlikte çalışılacak tedarikçilerin belirlenmesi, o sürecin yönetilmesi ve satış aşamasının organize edilmesiyle zincir tamamlanır.
Rekabet nedir?
Anlatılan bu tablonun her aşamasında yeni bir değer önerisi ve onun ekosisteme tanıtılması, onunla bütünleştirilmesi evrimin tanımlanmasıdır. Yani ekosistem hiçbir zaman sabit durmaz. Rekabet anlık bir ürünün, pazarın, fiyatın tanıtılması değildir. Piyasa dediğimiz kavram, her bir alışveriş anında alıcıyla satıcı arasındaki arayüzdür ve bu arayüz sürekli olarak ürün, fiyat, alıcı ile satıcının kim oldukları, alış veriş ortamı gibi faktörler itibariyle değişmektedir. Yani karşımızda ki çok değişkenli, çok oyunculu, birçok politika etkenli bir karmaşık tablodur.
Uluslararası ekosistem
Karmaşık politika etkenli derken şu örnek verilebilir. Polonya yeni Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. Rusya’nın Baltık kıyısındaki toprak parçası Katalingrad ile Beyaz Rusya, Çekya, Litvanya, Almanya, Ukrayna ve Slovakya arasındaki bu ülkede bulunan endüstrilerin nasıl bir değer yönetimi problemi ile karşı karşıya olduğunu düşünelim. 38 milyon nüfusun yaratacağı tüketim, malları, giyim, gıda malları talebi ile komşu ülkelerin havayollarının yaratacağı hava geçiş doğacak hakkı, imalat endüstrisinin her bir ekosistem grubunun yaratacağı etkileşme kümelerini düşünebiliyor musunuz? Bu etkileşmeler ne gibi iş fırsatlarına yol açacaktır? Bu iş fırsatları doğarken, değer zincirinin hangi eski baklaları kendilerine başka coğrafyalarda pazar, müşteri, tedarikçi arayacaktır.
Küreselleşme kavramı uzun yıllar sorgulandı, kimileri ulusal koruma ortamının bulunmadığı, özellikle tedarik ve yeni pazarlara, talebe satış fikrinden mutlu olmadı. ABD geçen dönemde üretim sektörünü bu evrime, değişikliğe hazırlamamanın sonuçlarıyla, yani yerleşik dokuma, döküm, mobilya, otomotiv gibi sektörlerde son 60 yıla yakın süreyi anlattığımız değişim ve evrimden payını almakla geçiren ülkelerin rekabetiyle karşılaşınca, vahşi koruma önlemlerine başvurdu.
Türkiye
Söze iflastan yakınan iş adamları ve onları haber yapan medya ile başladık. Çalışmalar, ülkede kapasite kullanımının yavaşladığını, ekonominin büyüme hızının yavaşladığını gösteriyor. Bunun yansımasını çarşıya çıkan görebiliyor. Geçen hafta Maliye Bakanlığı’nın dolaylı vergiler yoluyla hem kaliteli mamul mal ithalini ve tüketimini, böylece teknolojinin öğrenilmesini önlediğini, üretim maliyetlerinin yükselmesine neden olduğunu yazdım. Yağmurdan kaçarken, sert, ilerlenmesi güç yollara yöneltiliyoruz.
Her ölüm, yeni bir doğumdur
Somut sorunlarla karşı karşıya gelenler, uzun erimli önlemler yerine ani tedbirler alır. Bunun bugün için yansıması da, değer zinciri üzerinde hem tedarikçi, hem tüketiciye ürüne sunan iş adamının, ürünlerin fiyatını, yani TL’nin değerini düşürmesidir. Galiba yıllarca devalüasyon lobisi yapanlar artık bunun çıkar yol olmadığını kabul ettiler, ama yangınla karşı karşıya olanlar, yeni ürün, yeni tedarik yöntemi, yani ekosistemi yenilemek alternatifinin kaçınılmazlığını da kabul ediyorlar.
Türk otomobil endüstrisi ara malı tedarikçiliğinden çıkamamaktadır. Bunu yapabilen bir örnek Hırvatistan’da Rimac, kuruluşunun hemen arkasından VW grubunda ünlü BUGATTI ile birlikte üretime başlamıştır. Bunlar adeta özel imalat türü otomobillerdir ve Türkiye’deki örneği de özel tasarım yarış teknesi, deniz kuvvetlerinin ihtiyacı olan hız ve yarış otomobili yapan Ekber Onuk'tur. Ekber Onuk’un ekibiyle birlikte tasarımını yaptığı sahil muhafaza sürat teknesinin hızının, denizde 170 km’ye çıkması planlanıyor.
Mühendisin sermaye tarafından desteklenmesi gerekir
Bu örnekleri vermemin nedeni giyim endüstrisinde tedarikçi sıkıntısı, değerli TL ile ihracat zorluğu çeken üreticilerin, iş adamlarının, doğru değer zincirine yönelebileceklerini göstermektir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, sahip olduğu mühendislik, tasarım ve imalat gücü, eskimiş ekosistemlerde ısrar etmeyi değil, Ekber Onuk örneğinde olduğu gibi, zincirin yüksek katma değerli halkalarında yoğunlaşmaktır. Hiçbir finansman, tedarik, personel sorunu buna engel olmaz. İş adamlarının da kısa değil, uzun erimli hedeflere odaklanmaları gereklidir.


