Nasıl bir ekonomide yaşamaya çabalıyoruz?
Ülkede ekonomi düzeni kalmadığını birkaç kez yazdım. Böyleyse, enflasyon tartışması yapmak, program hazırlamak, o programın tutmasını, başarılı olmasını beklemek boş.
Teoride enflasyon türleri bellidir: Maliyet enflasyonu, talep enflasyonu, uluslararası piyasalardan döviz kurları üzerinden yansıyan enflasyon, ki o da maliyet enflasyonun içine gömülüdür.
Devlet enflasyonu
Hiç devlet enflasyonu, yani merkezi hükümetin uygulamalarıyla yarattığı ve beslediği enflasyon diye bir şey duydunuz mu? Ben de duymamıştım, gazete başlıklarına bakınca maliye bakanının fiyat artışlarını hesaba katan yeni vergi oranlarından söz ettiğini okudum, şaşırdım. Bula bula bunu mu buldun şaşıracak diyebilirsiniz, haklısınız, o kadar çok şey var ki!
Domates-patates kuru
Yurt dışı piyasaları takip eden birisi olarak, belirli mallar itibariyle kur hesaplaması yapmayı tasarlıyorum. Örneğin Londra ile İstanbul dana kıyma döviz kuru, elma döviz oranı, patates – soğan döviz kuru gibi basit hesaplamalar acaba ne gösterir? Yaşamızı etkileyen değerleri gördüğümüzde şaşırıyoruz. Çoğumuzun yakınları çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşıyor, her gün onlardan haber alıyorsunuz. Daha geçen hafta et türlerinin fiyatının Londra’da, İstanbul’dan daha ucuz olduğunu kendi gözlerimle gördüm.
Sizler de zaten gündelik görüşmelerinizde dertleşiyorsunuz. İsterseniz böyle istatistikler oluşturabilir, bir Alman’a, İsviçreliye, Fransız’a oranla gerçek anlamda ne kadar yoksul olduğunuzu hesaplayabilirsiniz. Bu hesaplamalar yanına gelirinizi ekleyince kim bilir nasıl bir tablo çıkacaktır.
Devlet enflasyondan söz etmemin, ülkede ekonomi düzeni kalmadı dememin nedenine dolaylı vergi oranlarıyla başlayacağım
Dolaylı vergiler
Dolaylı vergi, devletin tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetleri fiyatı üzerine koyduğu, tüketicinin gelirinden bağımsız ve istese de istemese de ödemek zorunda olduğu vergidir. Tüketici bütçesini hazırlarken, yani hangi mal ve hizmetleri satın alacağına karar verirken, ihtiyaçlarını geliriyle denkleştirir. Geliri zaten vergilenmiştir, yani eğer vergi bir ulusal görevse, bunu yerine getirmiştir.
İhtiyaçlarını belirlerken onların fiyatı üzerinde ayrıca bir dolaylı vergi ödeyeceğinin genellikle farkında değildir. Kısaca tüketici aldatılmaktadır ve aldatan, gelir vergisini vatandaşlık görevi olarak ödediği devletidir. Örneğin her ay ödediğimiz elektrik faturaları, TV, telefon, ulaşım, aracımıza koyduğumuz yakıt bu dolaylı vergileri taşımaktadır.
Alışveriş maliyetleri (Transaction Cost)
Üreticiye gelince, o işçilik, malzeme ve kullandığı çeşitli elektrik, ulaşım gibi hizmetlerin üzerindeki dolaylı vergileri ödemektedir. Bunlar teoride ve uygulamada transaction cost veya alışveriş maliyeti olarak adlandırılmaktadır. [1]Kitapta bu vergilerin “transaction cost” olduğunu uzun uzun anlattım. Bunu Türkçeye alışveriş maliyeti, işlem maliyeti olarak çevrilebiliriz. Böylece dolaylı vergiler yükseldikçe hem üreticinin hem tüketicinin, ulusal ekonomi ile ilişkiye geçtiği ortam kirlenmektedir. İkisinin de karşılaştığı rakamlar, gerçek maliyetleri değil, devletin kontrol edemediği, hepimizin nelerden oluştuğunu artık çok iyi bildiğimiz ücret ve çeşitli diğer giderlere kullanılmaktadır.
Enflasyon kontrol altına alınamıyorsa önemli bir nedeni budur. Bir yandan ekonominin işleyişi bozulmakta, hem üretici-yatırımcı, hem tüketici nesnel üretim unsurlarının, (ücret, ithal girdi, hammadde, yarı mamul) maliyetini, hem de devletin bu gibi giderlerini karşılamak için dolaylı vergiler yoluyla topladığı vergileri ödemek zorunda kalmakta ve fiyatlar genel düzeyi elbette yükselmektedir.

Tabloda birçok ülkede uygulanan dolaylı vergi oranları görülmektedir. Pek çok alanda sondan birinci olan ülkemiz, bu konuda, yani ekonomiyi tahrip eden, hem tüketiciyi hem üreticiyi sürekli olarak şaşırtan dolaylı vergiler itibariyle 31 ülke arasında birinci konumdadır. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı Türkiye’de yüzde 65.9 iken, en varlıklı Avrupa ülkesi olan Lüksemburg’da yüzde 26.6, Almanya’da yüzde 25.4, Norveç’te yüzde 25.3 ve tüm dünya zenginlerinin servetlerini bulundurdukları istikrar ülkesi İsviçre’de yüzde 19.8 olarak hesaplanmıştır.
Nasıl bir anti enflasyonist politika?
Pekâlâ bu durumda hükümet şu anda neyi planlamaktadır? Her biri dolaylı vergi kalemi olan harçlar, emlak vergileri, araç vergileri, trafik cezaları çeşitli oranlarda yükseltilmektedir. Bu yeni harç ve vergiler neyi üstüne konulacaktır? Enflasyonla zaten şaşırtıcı yüzeylere yükselen fiyatların üstüne. Yani ne kadar yüksek enflasyon, o kadar yüksek kamu dolaylı vergi geliri.
Şaşırmadınız mı hâlâ?
Daha vergi adaletinden söz etmedim. Gelir vergisi çok kazanandan artan oranda vergi alınmasını gerektirir. Burada öyle bir şey yoktur. Dolaylı vergi oranı herkes için aynıdır. İçtiğiniz sigara için, geliriniz ne olursa olsun, ülkenin en varlıklısı ile aynı vergiyi ödersiniz.
Keyfiniz bol olsun.
[1] Değer Zincirinin Evrimi, Eflatun Yayınevi (EFİL), Ankara, 2022


