T24 Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada 2026 Nevroz'unun "kurucu bir Nevroz" olduğunu söyledi. Meydanlardan çıkan mesajın barış, demokratik çözüm ve eşit yurttaşlık talebini açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Hatimoğulları, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci"nde artık ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini ifade ederek, iktidar, parlamento ve devlete somut, net ve şeffaf adımlar atma çağrısı yaptı. Konuşmasında ayrıca İran'a yönelik saldırıların bölgesel savaşa dönüşme eşiğine geldiğini belirterek, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne yönelik saldırıları da kınadı.
Grup konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, İmralı’da bir konut yapıldığını doğrulayarak, “Sayın Öcalan henüz taşınmış değil” dedi. Hatimoğulları, “Esas mesele, baş müzakereci statüsünün tanımlanması, bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir hukuki forma kavuşması” diye not düştü. Hatimoğulları, “Sayın Öcalan Türkiye’deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı birçok kesimle görüşmek istiyor. Bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama. Bizim de tam da statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz şey bu iki ana şeydir” diye konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu.
Kızıldere
Hatimoğulları, konuşmasının başında 30 Mart 1972'de Kızıldere'de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarıyla, 30 Mart 1995'te Hatay Samandağ'da öldürülen DEP eski ilçe başkanı Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci'yi andı. Kızıldere'nin Türkiye sosyalist hareketi açısından "unutulmayacak bir dönüm noktası" olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Mehmet Latifeci'nin de Türkiye sosyalist hareketi ile Kürt özgürlük hareketi arasındaki tarihsel ittifakın savunucularından ve örgütçülerinden biri olduğunu ifade etti.
Nevruz
Konuşmasının devamında 2026 Nevruz'una özel bir bölüm ayıran Hatimoğulları, "2026 Nevroz'u ruhuyla ve sözüyle kurucu bir Nevroz oldu. İsyandan inşaya geçişin somutlaştığı bir eşik oldu. Bu Nevroz, 27 Şubat Asrın Çağrısı'nın milyonlar tarafından sahiplenildiği tarihi ana tanıklığın Nevroz'u oldu. Bu Nevroz'la milyonlar, demokratik, adil, eşit bir düzenin kurucu gücü olduklarını gösterdiler" dedi. Hatimoğulları, Nevruz meydanlarından devlete ve iktidara beş net mesaj çıktığını belirterek, "Yüzlerce Nevroz meydanında milyonlarca insan, Sayın Öcalan'ın adı her geçtiğinde tek ses ve tek yürek oldu. Bu, Sayın Öcalan'a özgürlük mesajıydı. Nevroz meydanlarına katılan çocuklardan kadınlara, Alevilerden Sünnilere, Hristiyanlardan Türklere, Kürtlere kadar milyonlarca insanın yüreği barış sevdası için attı. Milyonlar barışa sahip çıktı" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, Nevruz'da ortaya çıkan iradenin yalnızca bir toplumsal destek gösterisi olmadığını, aynı zamanda ortak yaşam vurgusu taşıdığını söyledi. "Milyonlarca Kürt, Nevroz'da demokratik birlik iradesine sonuna kadar sahip çıktı. Bu irade, jeopolitik bir ayrışmanın değil, ortak yaşamda ısrarın adıdır. Bu irade; Şam'a, Tahran'a, Bağdat'a ve Ankara'ya bir arada, eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşam çağrısıdır. Milyonlar, demokrasi olmadan barış, barış olmadan özgürlük olmaz şiarıyla omuz omuza durdu. Milyonların mesajı net: Demokratik gerileme durmalı, barış ile demokrasi el ele büyümelidir" diyen Hatimoğulları, Nevruzmeydanlarının aynı zamanda "zehirli dil" ve "düşmanlaştırıcı ifadelere" karşı da fiili yanıt verdiğini söyledi.
"İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada başlar"
Hatimoğulları, konuşmasının merkezine ise "Barış ve Demokratik Toplum Süreci"ni yerleştirdi. "Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde artık sözün değil, somut adımların zamanı gelmiştir. İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada başlar" diyen Hatimoğulları, ikinci aşamayı şu sözlerle tarif etti: "İkinci aşama, niyet beyanlarının yerini bağlayıcı, kurucu ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Sorunun kabul edilmesinin ötesine geçilerek, çözümün kurumsallaştırıldığı, hukuksallaştırıldığı ve toplumsallaştırıldığı evredir. Sayın Abdullah Öcalan'ın yaptığı 'Barış ve Demokratik Toplum' çağrısıyla demokratik çözüm ufkunu açmış, demokratik siyasetin güçlendiği, eşit yurttaşlığın tesis edildiği ve toplumsal barışın kurumsallaştığı bir düzenin kapılarını açmıştır. Çağrı, stratejik ve tarihsel bir yönelimdir."
Hatimoğulları, bu aşamadan sonra sorumluluğun iktidar, parlamento ve devlette olduğunu söyledi. "Bu çağrının sunduğu perspektifle, sürecin ikinci aşamasında milyonların barış umudunun gerçeğe ulaşmasının muhatabı iktidar, parlamento ve devlettir. Bu aşamada gözler ve kulaklar başka yerlerde değil; yasama, yürütme ve yargı erkinde olacak. Açık söyleyelim. Bu sürece toplumsal destek yüzde 90'ları gördü. Ama iktidarın ve devletin somut adımlar atmaması, desteği azaltıyor. Bugün destek ile güven arasındaki makas farkını kapatarak 86 milyon insan için demokratik ve müreffeh bir geleceğe kapı aralamanın sorumluluğu iktidardadır" dedi.
"Sorun, hızlı adım atıp atmamanın ötesindedir"
Sürecin yasal ve siyasal çerçevesine ilişkin de konuşan Hatimoğulları, iktidarın net bir takvim ortaya koymadığını söyledi. "Süreçle ilgili saatler yasal adımlara kurulmuştur. 'Süreci aceleye getirmeyelim' anlamına gelen çoklu mesajlar, bölgenin gerçekliğinin ve sürecin öneminin yeterince anlaşılmadığına işaret ediyor. Fakat bilinmeli ki sorun, basit anlamda hızlı adım atıp atmamanın ötesindedir. Sorun, siyasi iktidarın net bir irade geliştirmemesidir. Bu aşamayı net bir takvime bağlamamasıdır. Yasal düzenlemeler için Meclis'in hâlâ aktif olarak çalıştırılmamasıdır" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, iktidara çağrısında sürecin ikinci aşamasının kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde ilan edilmesini istedi. "Barış Süreci'nin ikinci aşaması, öngörülebilir, net ve şeffaf şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu, hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir. Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar, direnç göstermekten vazgeçmelidir. Bugün itibarıyla kayyım uygulaması, süreci zedelemekten başka bir şeye yaramıyor" dedi. Hatimoğulları, "ipe un seren tutumlardan" vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, 86 milyonun geleceği ve Ortadoğu'nun barışı için Kürt meselesinin çözümünde adım atılması çağrısı yaptı.
Parlamento, AİHM ve AYM kararları, hasta mahpuslar, kayyımlar
Hatimoğulları, çözüm için gerekli gördüğü başlıkları da sıraladı. "Türkiye'nin önünü açacak, Ortadoğu'ya nefes aldıracak yol haritası bellidir. Acil olarak parlamento devreye girmeli, kapsayıcı, bütünlüklü bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalıdır. Sayın Öcalan'ın silahsızlanma ve demokratik entegrasyon süreçlerini sağlıklı yürütebilmesi için koşullar sağlanmalıdır. AİHM ve AYM kararları vakit geçirilmeden, amasız fakatsız uygulanmalıdır. Hasta mahpuslar, toplumun vicdanını yaralıyor. Bir an önce serbest bırakılmalıdır. Kayyımlar tarihe gömülmeli, seçilmişler Türkiye'nin her yanında görevlerini yargı sopası olmadan, özgürce yapabilmelidir. Siyasal alanın genişletilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması bu sürecin vazgeçilmez parçasıdır. Özgür siyaset, demokratik uzlaşı ve evrensel haklarla ilgili güvenceler sağlanmalıdır" dedi.
Ortadoğu ve savaş
Hatimoğulları, Ortadoğu'daki gelişmelere de değinerek İran'a yönelik saldırıların 32. gününe girildiğini ve savaşın sınırlarının genişlediğini söyledi. "Savaşın sınırları günbegün genişliyor. Körfez ülkeleri, Irak, Lübnan… Kısacası bölgesel bir savaşa dönüşüyor. Federe Kürdistan Bölgesi'nde Sayın Mesud Barzani'nin ofisi beş kez vurulmuş. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Neçirvan Barzani'nin konutu bombalanmış. Sivil yerleşim yerleri hedef alınıyor, insanlar ölüyor, yaralanıyor. Bunlar yönünü şaşıran füzelerin tahribatı değil. Bu; Kürtleri, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni savaşın içine çekme politikasıdır" dedi. Hatimoğulları, "Kürtleri ve Kürdistan'ı ateşin içine çekmeye çalışan akıl, tehlikeli bir oyun oynuyor. Bu kirli oyundan derhal vazgeçilmelidir. Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne ve Sn. Barzani'ye yönelik saldırıları kınıyoruz" ifadelerini kullandı.
Grup konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, İmralı’da bir konut yapıldığını doğrulayarak, “Sayın Öcalan henüz taşınmış değil” dedi. Hatimoğulları, “Esas mesele, baş müzakereci statüsünün tanımlanması, bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir hukuki forma kavuşması” diye not düştü. Hatimoğulları, “Sayın Öcalan Türkiye’deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı birçok kesimle görüşmek istiyor. Bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama. Bizim de tam da statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz şey bu iki ana şeydir” diye konuştu.


