T24 Haber Merkezi
Tatillerde normalden biraz daha fazla alkol almak birçok kişi için alışıldık bir durum. Ancak uzmanlar, nadiren bile olsa aşırı alkol tüketiminin hem kısa hem de uzun vadede bazı sağlık riskleri taşıyabileceğine dikkat çekiyor.
Federal sağlık yetkilileri, aşırı alkol tüketimini kadınlar için tek bir seferde dört veya daha fazla, erkekler için ise beş veya daha fazla içki olarak tanımlıyor. Bu tanım, üniversite partileriyle sınırlı kalmıyor; özel günlerde birkaç kadeh şarap ve bir kokteyl de bu kapsama giriyor.
The Newyork Times’tan Caroline Hopkins Legaspi’nin haberine göre, Missouri Üniversitesi’nde alkolün davranış üzerindeki etkilerini inceleyen psikoloji profesörü Denis M. McCarthy, alkolün vücutta asetaldehit adlı toksik bir maddeye dönüştüğünü ve bu maddenin DNA’ya zarar verebildiğini söylüyor. McCarthy, bu tür zararların genellikle yıllar süren düzenli içki alışkanlığıyla ortaya çıktığını belirtiyor.
Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde alkol üzerine çalışan halk sağlığı profesörü Dr. Michael Siegel ise tek bir gecelik aşırı içmenin kanser gibi ciddi hastalıklara yol açmasının düşük bir ihtimal olduğunu söylüyor. Ancak Siegel, ara sıra yapılan aşırı alkol tüketiminin uzun vadeli etkilerini inceleyen çalışmaların çok sınırlı olduğunu ve bu nedenle kesin konuşmanın zor olduğunu vurguluyor.
Vanderbilt Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden emekli profesör Mariann Piano, tek gecelik bir içki aleminin yıllar sonra ortaya çıkan bir hastalıkla doğrudan ilişkilendirilmesinin bilimsel olarak neredeyse imkânsız olduğunu ifade ediyor. Buna rağmen Siegel, alkolün bağımlılık yapıcı özelliğine dikkat çekerek, “eğer tek bir gece daha fazla içmek, bunu takip eden birçok geceye dönüşürse risk artar” değerlendirmesinde bulunuyor.
Kısa vadede riskler daha somut
Uzmanlara göre ara sıra yapılan aşırı alkol tüketiminin kısa vadeli riskleri daha belirgin. Dr. Mariann Piano, özellikle tatil dönemlerinde daha sık görülen “tatil kalbi sendromu”na dikkat çekiyor. Piano, alkolün kalpteki elektrik sinyallerini bozabildiğini ve bunun hızlı ve düzensiz kalp atışına yol açabildiğini söylüyor.
Piano, bu durumun özellikle 65 yaş üstü kişilerde ve yüksek tansiyonu olanlarda felç ve kalp yetmezliği riskini artırabildiğini belirtiyor. Çoğu vakada belirtilerin 24 saat içinde düzeldiğini aktaran Piano, kalp çarpıntısına göğüs ağrısı veya baş dönmesi eşlik ediyorsa acil servise başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Davranışsal riskler de artıyor
Aşırı alkol tüketimi yalnızca bedeni değil, davranışları da etkiliyor. Alkollü araç kullanımı kaynaklı kazalar Noel ve yılbaşı döneminde artış gösteriyor.
McCarthy, bu durumu şöyle açıklıyor:
“İçtiğinizde, ‘sarhoş olup olmadığınıza’ karar veren organın kendisi de etkilenir.”
Alkolün karar verme süreçlerini yöneten beyni etkilediğini belirten McCarthy, kişinin ne kadar içtiğini doğru değerlendiremeyebileceğini söylüyor.
Riski azaltmak mümkün mü?
Uzmanlar, tatillerde tamamen içkiyi bırakmanın herkes için gerçekçi olmayabileceğini, ancak bazı önlemlerle risklerin azaltılabileceğini söylüyor.
Piano, alkol almadan önce yemek yemenin önemli olduğunu belirtiyor. Dolu bir midenin alkol emilimini yavaşlattığını ve karaciğere toksinleri işlemesi için zaman kazandırdığını söylüyor. İçkiler arasında su veya alkolsüz içecek tüketmenin de hem susuzluğu önlediğini hem de toplam alkol miktarını azalttığını ifade ediyor.
Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde epidemiyoloji yardımcı doçenti Kara Wiseman, kırmızı şarabın diğer içkilere göre daha masum olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu söylüyor:
“Şarap, bira ya da likör olması fark etmez. Vücut alkolü her durumda asetaldehide parçalar.”
Dr. Siegel ise nadiren içen kişilerin toleransının düşük olabileceğine dikkat çekiyor ve bunun riskli davranışlara daha açık hale getirebileceğini belirtiyor.
McCarthy, hızlı ayılma beklentilerine de temkinli yaklaşıyor:
“Ayıltan bir hap yok. Ayılmanızı sağlayabilecek tek şey zamandır.”
Uzmanlar, ara sıra bile olsa aşırı alkol tüketiminin tamamen risksiz olmadığına işaret ediyor ve özellikle tatil dönemlerinde sınırları bilmenin ve temkinli davranmanın önemini vurguluyor.



