27 Mart 2020

Almanya Başbakanı Merkel’i dinlerken

Konuşmasında hiç bir siyasal motif, iktidar vurgusu yok. Sesi çok yumuşak, sevecen, elinizi uzatsanız sanki tutacaksınız gibi

"Merhaba Dünya,

- Seyahat kısıtlaması nasıl? -Filistin-,

- Okula gidememek nasıl? -Suriye-,

- En sevdiğin lokantanın kapanması nasıl? -Yemen-,

- Sevdiklerinden ayrı kalmak nasıl? -Irak-,

- Korkmak nasıl? -Uganda-,

- Yeterince gıda maddesine ulaşmakta zorluk çekmek nasıl? -Orta Afrika".

Pek çok durumlarda "empati", yani başkasının yerine kendini koymak durumu yaşanıyor mu?.. Hiç sanmıyorum.

Ama, işte şimdi yaşam tarzı, ülkenin koşulları açısından, belli kısıtlamalar, belli yoksunluklar altında dünyanın çeşitli yerlerinde yaşamakta olan insanlar, özellikle de çocuklar dünyaya böyle sesleniyor. Yaşadıkları koşulların Koronavirüs nedeniyle anlaşılması artık mümkün olabilir ihtimaline dayanarak.

Galiba, insanın kendi başına gelmeden, sıkıntıları anlaması her zaman pek görülen bir durum değil.

Eve kapanmış, pek çok olaya, eyleme, eğlenceye, okula, arkadaşlarına, sevdiklerine erişmenin çok güç, hatta imkansız olduğu koşullarda, dünyanın pek çok yerinde yıllardır benzer kısıtlamalarla yaşamak zorunda kalan insanları anlamaya çalışmak için bir fırsatla karşı karşıya mıyız?

Dünyayı değiştirecek olan bu duygular ve düşünceler mi?

Bir yandan virüsle mücadele ederken, bir yandan bilim bu sorulara yanıt arıyor. Sadece ekonomik ve sosyal anlamda dünya düzeninin "yeniden ele alınması, yeniden şekillenmesi" değil, insanlar arasındaki ilişkilerin niteliğinin de değişmesi anlamında.

"Her insan değerli"

"- Dokunmak çok önemlidir... Şimdi ondan yoksunuz...

- En zor olan, birbirini görmekten uzak kalmaktır... Şimdi ondan yoksunuz...

- Annelerden, babalardan, çocuklardan, dostlardan, sevgililerden, okullardan, parklardan, sinema, konser ve tiyatrolardan uzak kalmak... Şimdi bunları yaşamak zorundayız...

- Kısaca toplumsal hayatı en aza indirgemek zorundayız."

Almanya Başbakanı Merkel’in halkına yaptığı konuşmayı dinliyorum, bu cümlelerin altını özellikle çiziyor. Konuşması aynı anda Türkçe'ye çevriliyor, söyledikleri Türkçe alt yazı olarak yayınlanıyor.

Konuşmasının özünde dönüp dolaşıp vurguladığı kavram "dayanışma".

"Virüse karşı mücadele ederken, her insan değerlidir. Onun için toplumda herkesi korumak, herkesin korumaya katkıda bulunması asıldır. Birbirimizi düşünerek davranmamız asıldır. Hayatlarımızı ancak böyle bir dayanışma içinde kurtarmamız mümkündür. Bu aynı zamanda demokrasinin gereğidir. Virüsün bir kişiden diğerine geçmesini önlemek ne kadar devletin demokratik görevi ise de, bireylerin de bu göreve katkıda bulunmalarıyla mümkündür. Herkese yardım etmek yine demokratik bir görevdir."

Virüse karşı mücadelede bizde günlerdir pek çok kişiyi, özellikle de ülkemizi yönetenleri dinliyorum. Virüse karşı mücadele ile demokrasi arasında bağlantı kuran bir cümleye rastladığımı pek hatırlamıyorum. Atlamış olabilirim, ama hatırlamıyorum.

Huzur bulabilirsiniz

Merkel eklemeyi ihmal etmiyor:

"Virüsle mücadelede devletin getirdiği kısıtlamaların demokrasiye aykırı olduğunu düşünenler olabilir. Bu kısıtlamaları yine dayanışma içinde aşabileceğimize inanıyorum, kimseyi yalnız bırakmadan."

Merkel bir tarih vermeden, bugünkü durumun ne kadar süreceği konusunda tahmini olmadığını belirtiyor.

Ve tekrar ana temaya dönüyor:

"Hep birlikte el ele vermek gerek, hayat kurtarmak bizim elimizde."

Konuşmasında hiç bir siyasal motif, iktidar vurgusu yok. Sesi çok yumuşak, sevecen, elinizi uzatsanız sanki tutacaksınız gibi.

Çalışan sağlık personeline teşekkür etmeyi elbette unutmuyor.

İnsana huzur ve güven veren, korunmak için bilinenlerin dışında, yeni bir öneri getirmese bile, "biz bu zorluğu aşarız" inancı aşılayan bir konuşma.

Türkçe alt yazılı olduğu için dinlemenizi öneririm. Huzur bulabilirsiniz!..

Yazarın Diğer Yazıları

"Hizmette", pardon "cömertlikte" sınır olmayınca...

Başka ülkelere yardımda Türkiye dünyada ilk sırayı alıyor, "öylesine cömert bir ülke". Bugün o "cömertliğin" faturası ortada. Virüsle mücadele için "halktan para toplama kampanyası" açıyor, çünkü para yok!..

Sosyal devletten "sosyal halk"a!..

Yıllardır dilinden düşürmediği "ekonomimiz güçlü" sözü, yardım çağrısıyla iflasını ilan ediyor. Yardım çağrısı aynı zamanda "devlette para yok" anlamı taşıyor

Bekir Pakdemirli gördüğüm en kötü Tarım Bakanı

İthalat yapmayı herkes biliyor, mesele ithalat değil, bizim çiftçimizin üretmesi. Onun yoksulluğunun önlenmesi. Bizim topraklarımızın verimli işletilmesi