05 Aralık 2021

1908 Nüsha-i Mefharet... 5 Aralık 1934

Şubat 1935'te yapılan seçimlerde, kadınlar ilk kez oy kullanıyor ve  Meclis'e ilk kez kadın milletvekili seçiliyor, on yedi kadın

1876 Anayasası, madde 65:

"Osmanlı tebaasında her elli bin erkek nüfusa karşılık bir milletvekili seçilir."

"Her elli bin erkek nüfusa..."

Kadın yok!.. Rahmetli arkadaşım Duygu Asena'nın unutulmaz deyimiyle, "kadının adı yok".

Kadınlar seçimde oy kullanamıyor, milletvekili seçilemiyor ve hatta:

"Nüfus sayımında sayılmıyor bile!.."

Yani, kadınlar yurttaş değil!..

1908'de II. Meşrutiyet ilan ediliyor, ağzından çıkan her sözü kanun yerine geçen despot bir padişahtan, II. Abdülhamit'in baskıcı rejiminden nisbi demokratik bir yönetime geçiliyor. Ama Meşrutiyet kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermediği gibi, nüfus sayımında sayılmalarını yine engelliyor.

Tunalı Hilmi Bey

1923 yılında, Cumhuriyet'in ilanından önce Meclis'te "Milletvekili Seçilme Kanunu" kabul edildiğinde, kadınların seçme ve seçilme hakkı hâlâ yok.

Olmadığı gibi, nüfus sayımında sayılmaları yine söz konusu değil.

O kanun görüşülürken Tunalı Hilmi Bey söz alıyor:

"Nüfus sayımında kadınlar da, sayılsın."

Meclis karışıyor!.. Meclis'teki gericiler ayaklanıyor, bağırıp çağırıyor.

Tunalı Hilmi Bey yeniden kürsüye geliyor:

"Ben kadınlar seçilsin ve seçilme hakkı verilsin demiyorum, sadece nüfus sayımında sayılsın, diyorum."

"Bolşeviklik, dine saygısızlık"

Kadınların siyasal hakları Birinci ve İkinci Meclis'in en fırtınalı konuları arasında.

Meclis'te 1924 Anayasası görüşülürken... Yeni Anayasanın bir maddesi var:

"30 yaşını dolduran her Türk seçme ve seçilme hakkına sahiptir."

"Her Türk" denildiğine göre, kadınlara da seçme ve seçilme hakkı mı tanınıyor?..

Hayır!..

Komisyon sözcüsü:

"Her Türk derken, sadece erkekler söz konusudur, kadınlar değil."

Birkaç milletvekili itiraz edecek oluyor:

"Kadınlar Türk değil mi?.."

Meclis'te gericiler yeniden kıyameti kopartıyor:

"Bu dine saygısızlıktır... Bu bolşevikliktir!.."

Cumhuriyet'i dine saygısızlıkla suçlamak o tarihte başlıyor ve bugünlere kadar geliyor. Komünizm tehdidi ise ayrı bir macera.

Medeni Kanun'da yine yok

1926... Atatürk'ün en büyük, en çağdaş devrimlerinden biri...

"Medeni Kanun kabul ediliyor."

Kadınlar da artık "yurttaş" kabul ediliyor, yani "nüfus sayımında sayılıyor".

Ama, onlara siyasal haklar hâlâ tanınmıyor.

Atatürk kadınların siyasal haklarına kavuşmaları amacıyla çok uğraşıyor. Çevresinde yer alan Afet İnan ile Halide Edip'in aynı konuda çalışmalarını istiyor, konferanslar düzenleniyor, broşürlerle halkın bu yönde aydınlatılmasına çaba harcanıyor ancak, zaman akıp gidiyor.

Bir dergi

Daha 1908'de... II. Meşrutiyet ile birlikte...

"Nüsha-i Mefharet" isimli bir kadın dergisi yayımlanıyor.

TDK sözlüğüne göre, "nüsha" örnek, sayı anlamında. "Mefharet" sarı kırmızı çiçekleri olan, ufak yapraklı, arıların çok sevdiği bir türlü çalı. Ama, ayrıca övünme, onurlanma anlamında.

Günümüz Türkçesi ile 'Onurlanma Örneği' olarak nitelenebilir.

O kadın dergisi, 1908'de yayımlanan bir sayısında:

"Yaşasın Millet Meclisi başlıklı bir kapakla çıkıyor."

O dönem için öylesine önemli ki:

"Osmanlı'da Millet Meclisi kavramı ilk olarak bu kadın dergisinde kullanılıyor." (Sinan Meydan, Hafıza, s. 258)

Dergi aynı zamanda kadın hakları için çalışıyor.

Bir örgüt

"Nüsha - i Mefharet" dergisinin devamını bir örgüt getiriyor.

1924 yılında "Türk Kadınlar Birliği" kuruluyor. Başkan Nezihe Muhittin öncülüğünde, 1927 yılında derneğin tüzüğüne "kadınların siyasal haklarını elde etmeleri için çalışır" biçiminde bir madde ekleniyor.

Dergi ve örgüt bu yöndeki çalışmalarını aksatmadan yürütüyor.

"Aksatmadan..."

Hiç kolay değil!..

Bağnazlık... Kadının "yurttaş sayılmayışı..."

İkinci sınıf muamelesi görmesi...

Atatürk döneminde bile....   

Başbakan İnönü kürsüde

Toplumu bu yönde olgunlaştırdıktan sonra...

5 Aralık1934, Başbakan İsmet İnönü Meclis kürsüsüne çıkıyor:

"Kadınlarımız, erkeklerle beraber milletin ve memleketin kaderi üzerinde söz sahibi olmalıdır. Kurtuluş Savaşı'nda erkeklerle beraber canla başla çalışan kadınlarımızın eşit haklara sahip olmaları gerekir. Türk devrimi aynı zamanda kadının kurtuluş devrimidir."

Bu konuşmadan sonra 1924 Anayasasının ilgili maddeleri değiştiriliyor, 258 milletvekilinin oy birliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınıyor:

"5 Aralık 1934'te... 87 yıl önce bugün..."

Fransa, İtalya, Japonya, Çin, Belçika, Hindistan ve İsviçre'de aynı haklar yok iken!..

17 kadın milletvekili

İki ay sonra, Şubat 1935'te yapılan seçimlerde, kadınlar ilk kez oy kullanıyor ve  Meclis'e ilk kez kadın milletvekili seçiliyor, on yedi kadın:

Meliha Ulaş, Nakiye Elgüm, Fakihe Öymen, Fatma Memik, Seniha Hızal, Sabiha Gökçül, Mihri Bektaş, Şekibe İnsel, Benal Arman, Bediz, Esma Nayman, Ferruh Güpgüp, Mebrure Gönenç,  Türkan Baştuğ, Huriye Öniz, Satı Çırpan, Sabiha Görkey.

O kadınlarımızın anıları önünde saygıyla eğilirken...

Türkiye bugün tarihinin en ağır siyasal ve ekonomik krizini yaşıyor. Her gün bir krizden diğerine dört nâlâ koşuyor.

Yine de, 5 Aralık kadınların siyasal haklarına kavuştuğu bugünü vurgulamadan geçmek olmaz.

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan'ın enflasyonla tangosu: Örnek Hooverville

Ne kendisinin, ne yardımcılarının bir türlü anlaşamadığı enflasyonda, bir de bakmışsınız ki, günün birinde gecekondu semtlerine yeni isimler veriliyor: "Erdoğanville!.."

II. Ramses’ten II. Elizabeth’e: İmreniyorum, hem de çok

II. Ramses’ten II. Elizabeth’a “ADALET” anlayışı; biri en sevdiği ve en güvendiği vezirini gözünü kırpmadan adaletin terazisine gönderirken, diğeri öz oğlunu hiç tereddüt etmeden yargıya teslim ediyor. Her türlü yolsuzluk ve adam kayırma iddialarının havada uçuştuğu Türkiye’den başımızı biraz kaldırdığımızda, bizim payımıza tarihte ve dünyada bu olup bitenleri ibretle izlemek düşüyor. Ne adalet kalmış, ne hukukun üstünlüğü...

Tarihte ve bugün siyasal üslup... Ve Kesici'den herkese lazım analizler 

"Biri iktidar, biri ana muhalefet lideri, hiç fark etmiyor, kol kola... Saygı ve nezaket şöleni!.."