03 Mart 2021

Avrupa futbol yapılanması rekabete ne kadar izin veriyor? (I)

Bu analizimizde merkez liglerin ve çevre liglerin öncelikle genel ekonomik, finansal, demografik ve sportif genel rekabet yapılarına bakacağız

Avrupa futbolu son yirmi yılda hiç olmadığı kadar parasallaşıp finansallaştı.1990-2000 arası ticari karakteri daha baskın olan Avrupa futbol yapılanması, UEFA aracılığıyla bir dönüşüm sürecine sokularak, finansal bir niteliğe büründürüldü. Ortaya çıkan bu yapı, ligler arasında Avrupa futbol kaynaklarının ve gelirlerinin dengesiz ve adil olmayan dağılımını daha da artırdı. 

İki bölüm olarak planladığımız bu yazı dizisinde ilk bölümde merkez ligler ve çevre ligler arasındaki rekabet yapılanmasını ele alacağız. Bu analizimizde merkez liglerin ve çevre liglerin öncelikle genel ekonomik, finansal, demografik ve sportif genel rekabet yapılarına bakacağız.

Avrupa futbolunda merkez-çevre yapılanması  

Bu değişim ve dönüşüm sürecinde Avrupa'da gelirlerin beş büyük lige aktığı, sermaye yoğunlaşmalarının ve servet birikiminin en üst düzeye çıktığı merkez ligler diye nitelendirdiğimiz kartelci bir yapılanma oluştu. Bu ligler doğal olarak, sportif performansta rekabet üstünlüklerini kalıcılaştırıp Avrupa kupalarını tekellerine aldılar. Avrupa futbolunu sportif, ekonomik ve finansal olarak domine eden, futbol pastasından daha fazla pay alan bu kartelci yapıya merkez lig yapılanması diyorum.   

Tablo: 1'den de görülebileceği üzere UEFA'ya bağlı elli beş ülke federasyonu bulunuyor. Bu liglerden İngiliz Premier Lig, Alman Bundesliga, İspanyol La Liga, İtalyan serie-A ve Fransız Lig1 merkez ligleri oluşturuyor. Bu ligler tablo:1'de çember içine alınmışlardır. Yine, Avrupa futbolunda UEFA'ya bağlı diğer elli ülke ise çevre ligleri temsil ediyor. Bu liglerden içerisinde Hollanda, Rusya, Türkiye, Portekiz, Avusturya, Belçika, İskoçya, Norveç, İsveç, Danimarka, Polonya, Avusturya, Yunanistan gibi ligler ise yarı çevre ligleri oluşturmaktalar.  

Tablo: 1) UEFA'ya bağlı ülke federasyonları

Diğer tarafta ise, bu gelişim ve değişimden yeterli payı alamadığı için ekonomik, finansal ve sportif rekabet güçlerini yitiren; giderek yoksullaşıp finansal kriz sarmalına giren çevre lig yapılanması bulunuyor. Ekonomik yetersizlik ve kırılgan mali yapıları ile bu ligler, merkez ligler karşısında rekabet edemez duruma geldiler. Avrupa futbol kaynaklarından ve gelirlerinden yeterli payı alamayan çevre ligler, rekabeti devam ettirebilmek için yoğun borçlanmaya yöneldiler.   

Merkez ile çevre ligler arasındaki gelir farkları milyar Eurolar seviyesinde

Avrupa futbolunda merkez- çevre lig yapılanmasında en önemli ayrımlardan birisini bu liglerin yıllık gelirleri arasındaki fark belirliyor. Nitekim koyu lacivert olarak görünen beş büyük ligin (Premier Lig, La Liga, Bundesliga, Serie-A ve Lig1) yıllık gelirleri milyar Euro üzerinde gerçekleşmektedir. Yarı çevre (semi-periferi) olarak nitelendirdiğimiz ligler ise 100 milyon Euro ve üzeri gelir yaratan liglerdir. Açık mavi ile bu ligler tablo: 2'de gösterilmektedir. 1 ile 10 milyon Euro arasında geliri olan ligler ise diğer çevre liglerdir. Şüphesiz ki, merkez-çevre ayrımında tek kriter sadece yıllık yaratılan gelir değildir. Bu liglerin aynı zamanda sahip oldukları kadrolar üzerinden hesaplanan servet değerleri arasında da önemli farklar bulunmaktadır.   

 Tablo: 2) 2018/19 itibariyle avrupa futbolunda merkez, yarı çevre ve çevre ligler yapılanması [1]

Merkez liglerde kulüp başına ortalama gelir 272 milyon Euro düzeyindeyken, bu tutar yarı çevre liglerde 84,7 milyon Euro, diğer çevre liglerde ise kulüp başına ortalama gelir 810 bin Euro seviyesindedir. Yani, merkez ligler ile yarı çevre lig kulüpleri arasındaki ortalama gelir farkı 3,2 kat; merkez ligler ile çevre ligler arasındaki gelir farkı tam 312 kat kadardır.[2]  

Merkez liglerde lig başına ortalama gelir tutarı 3.8 milyar Euro iken, çevre liglerde lig başına ortalama gelir 204 milyon Euro olarak gerçekleşmiştir.    

Merkez liglerin servetleri, çevre liglerin tam otuz üç katına ulaşıyor!

Tablo: 3 bize liglerin bonservis bedellerinin konsolide edilmesiyle oluşan lig değerlerini gösteriyor. Bu değer aynı zamanda liglerin servetleri anlamına geliyor. Bu bağlamda değerlendirildiğinde, Avrupa'nın en fazla servete sahip ligi olarak 8.84 milyar Euro'luk değeriyle İngiliz Premier Lig'i görüyoruz. Premier Lig'i 5,11 milyar Euro'luk değeriyle İtalyan Serie-A izliyor. İspanyol La Liga'nın 4,85 milyar Euro, Alman Bundesliga'nın 4,52 milyar Euro ve Fransız Lig1'in de 3,55 milyar Euro lig değeri, kadro servetlerine sahipler.

Tablo:3) Şubat 2021 itibariyle Avrupa futbolunda servet eşitsizliği artıyor[3] 

Tablo üçte yaptığımız hesaplamalar bize Avrupa futbol aktiflerinin yüzde 77'sinin merkez liglere ait olduğunu gösteriyor. 34,9 milyar Euro'ya ulaşan Avrupa futbol aktiflerinin 26,9 milyar Euro'luk kısmı merkez liglerin.    

Yarı çevre ligler içinde milyar Euro'nun üzerinde servete sahip sadece iki lig bulunuyor. Bunlardan Portekiz Liga Nos 1.16 milyar Euro ve Hollanda Eredivisie de 1,03 milyar Euro'luk kadro değerlerine sahipler. Süper Lig'in sahip olduğu kadro değerleri üzerinden serveti ise 814,2 milyon Euro.    

Merkez liglerde lig başına ortalama lig değeri 5,38 milyar Euro olarak gerçekleşirken, çevre liglerde lig başına ortalama kadro serveti 160 milyon Euro düzeyinde. Yani, Merkez ile çevre ligler arasındaki servet farkı lig başına ortalama 5,220 milyon Euro. Bir diğer ifadeyle merkez liglerin sahip oldukları kadro değerleri üzerinden servetleri, çevre liglerin servet değerlerinin tam 33,6 katına karşılık geliyor.    

Yukarıdaki açıklamalarımızdan da görülebileceği üzere, merkez liglerde lig başına ortalama gelir tutarı 3.8 milyar Euro iken, bu liglerde lig başına ortalama servet 5.380 milyon Euro olarak gerçekleşti. Buna karşın, çevre liglerde lig başına ortalama gelir 204 milyon Euro olarak gerçekleşirken, lig başına ortalama lig değeri de 160 milyon Euro oldu.  

Gelir dağılımı ve servet paylaşımındaki bu dengesizliğin en tipik yansımasını ise lig ve kulüplerin bonservis bedelleri üzerinden hesaplanan takım değerleri arasındaki derin uçurumlarda görüyoruz. Bu kapsamda merkez liglerde lig başına ortalama lig değeri ile çevre liglerin ortalama lig değerleri arasında merkez ligler lehine 5.084 milyon Euro'luk değer farkını görüyoruz.    

Özetle; 2000'den itibaren Avrupa futbolunda UEFA eliyle oluşturulan yeni futbol yapılanmasının bir tarafında, Avrupa futbol kaynaklarının ve varlıklarının önemli bir kısmına sahip, refah içindeki zengin merkez ligler; diğer tarafta da merkez liglere payandalık görevini üstlenen, borçlanmaya dayalı rekabet modeliyle finansal krizler sarmalına girip yoksulluğa sürüklenen çevre lig yapılanması bulunuyor. Bu dönüşüm sürecinde Avrupa'da ligler arasında gelir, servet ve sportif bakımından merkez ligler lehine, çevre ligler aleyhine haksız rekabete dayalı yeni bir futbol örgütlenmesi gerçekleşti, buna göre rekabet yeniden düzenlendi.    

UEFA ülkelerinde demografik üstünlük çevre liglerde  

2021 İtibariyle UEFA ülkelerinin toplam nüfusu 749,2 milyon kişiye ulaşıyor.[4] Bu liglerdeki nüfusun yüzde 58'ini oluşturan 434.5 milyon insan çevre liglerde, kalan yüzde 42'lik kısmı ise ( 314.7 milyon kişi) merkez liglerde yaşıyor. Bu kapsamda UEFA ülkelerinde çevre liglerin, merkez liglere karşı bir üstünlüğü bulunuyor. Bu üstünlük ise endüstriyel futbol ile iyice ticarileşip finansallaşan futbolun pazarlama ve satış gücünden geliyor. Çünkü, endüstriyel futbol ile bir tüketiciye dönüşen taraftar, bu bağlamda futbol ürünlerinin temel tüketicisi olarak önemli bir talep oluşturuyor. Çevre ligler bu anlamda futbol ürününün pazarlanması ve satışında önemli bir pazarı konumunda. Merkez liglerin küreselleşmeye bağlı olarak başta maçların yayın hakları olmak üzere, tüm futbol ürünlerini dünyanın dört bir tarafına pazarlayarak, çok önemli deniz aşırı gelirlere ve buna bağlı karlara ulaşıyorlar. Bu ise servet birikimi anlamına geliyor. Sadece sermaye transferi değil, aynı zamanda yetenekli oyuncuların da merkez liglere transferinin bu demografi ile yakından ilgisi bulunuyor.   

Buradan çıkartılabilecek temel sonuç: UEFA ülkelerinin demografik üstünlükleri, merkez liglerin gelir ve kârlarını maksimize ederek, servet birikimlerini artırmalarına hizmet ediyor. Diğer taraftan çevreden, merkeze kas göçü de artarak devam ediyor. Bir yandan gelir ve sermaye transferi, diğer taraftan da yetenekli genç oyuncuların transferleri merkez liglere çok önemli rekabet üstünlüğü sağlıyor. Bu da yeşil sahalarda sportif üstünlük; finansal anlamdaysa, hızla artan servet birikimi olarak yanıyor. Buna bağlı olarak merkez ile çevre arasında ekonomik, finansal ve sportif uçurumlar oluşuyor.  

Tablo: 4) UEFA'ya bağlı ülkelerde 749 milyon nüfus bulunuyor

Merkez liglerin çevre liglere karşı GSYİH üstünlüğü

2020 itibariyle UEFA'ya bağlı ülkelerin yarattıkları yıllık toplam GSYİH (Gayri safi Yurt İçi hasıla) 23.5 Trilyon Dolar civarında. Bu tutar, 83,4 trilyon dolara ulaşan dünya GSYİH'nın yüzde 28,1'ine karşılık geliyor.[5] merkez liglerin yıllık GSYİH'ları toplamıysa 12,4 trilyon dolar. Buna göre merkez ligler, Avrupa'da UEFA'ya bağlı ülkelerin üretmiş oldukları GSYİH'nın yüzde 53'üne sahipler. Kalan yüzde 47'lik payı oluşturan 11.1 Trilyon Dolarlık kısım ise diğer elli ülke tarafından üretiyor.

Tablo: 5) UEFA'ya bağlı ülkeler 25 trilyon dolarlık GSYİH yaratıyorlar 

Yukarıdaki bilgilere göre merkez liglerin bağlı bulunduğu ülkelerin yıllık yaratmış oldukları toplam GSYİH, ülke başına ortalama 2,48 trilyon dolar olarak gerçekleşirken, çevre ülkelerde ise ülke başına GSYİH tutarı 222 milyar dolar olmaktadır. Yani merkez liglerin içinde bulundukları ekonomik gelir, çevre liglerin bağlı bulundukları ülkelerin GSYİH'nın yaklaşık 11katına ulaşıyor.   

Avrupa futbol gelirleri merkez liglere akıyor

Avrupa futbolunun parasal gelirleri son yirmi yılda yüzde 416 artarak, 28,9 milyar Euro'ya ulaştı. Bu süreçte merkez liglerin gelirleri yüzde 396 artarak 19,9 milyar Euro'ya; çevre liglerin gelirleri de yüzde 467 artarak 9 milyar Euro'ya ulaştı. [6]  

Tablo: 6) Avrupa futbol gelirlerinin paylaşımı

Bu süreçte merkez liglerde ortalama gelir yüzde 720'lik bir artışla 484,8 milyon Euro'dan, 3.98 milyar Euro'ya ulaşırken; çevre liglerde ortalama gelir artışı da yüzde 467'lik artışla, 31,7 milyon Euro'dan 180 milyon Euro'ya yükseldi. Buradan da görülebileceği üzere, merkez ligler ile çevre ligler arasında nominal olarak lig başına ortalama gelir farkı 3,8 milyar Euro olarak gerçekleşti. merkez liglerde ortalama gelir çevre liglerde lig başına ortalama gelirin tam 21,1 katına yükselmiş oldu.

Merkez liglerin kaynaklarına göre 2018/19 sezonu itibariyle elde ettikleri gelirler tablo: 7'de gösterilmektedir. Bu tabloya göre Premier Lig yıllık yarattığı 5.851 milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer alıyor. Premier Lig'i 3,375 milyon Euro'luk geliriyle İspanyol La Liga izliyor. Almanya 3,345 milyon Euro, İtalyan Serie-A 2,495 milyon Euro ve Fransız Lig1'de 1,902 milyon Euro gelire sahipler.

Merkez ligler içinde Premier Lig'in payı yüzde 20'ye ulaşıyor. Merkez liglerin alt liglerinin gelirleri de dahil merkez liglerin toplam Avrupa futbol gelirleri içindeki payı yüzde70'e yükseliyor. 

Tablo:7) merker liglerin Avrupa futbolundan aldıkları paylar (milyar Euro) 2018/19 [7]

Merkez liglerde kulüp başına ortalama gelir 173,6 milyon Euro olarak gerçekleşirken, kulüp başına en fazla ortalama gelir ise 293 milyon Euro ile Premier Lig'de görünüyor. 

Yarı çevre liglerin 2018/19 itibariyle parasal gelirleri tablo: 8'de paylaşılmaktadır. merkez ligler ile çevre ligler arasında sıkışıp kalmış, çevre liglere görece ekonomik, finansal ve sportif üstünlükleri bulunan ama merkez liglerin gerisinde bulunan ligler olarak karşımız acıkan onbir tane lig Avrupa futbolunda rekabet etmeye çalışıyor.

Yarı çevre ligler içinde Rusya Ligi 752 milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer alırken, Türkiye Ligi 748 milyon Euro ile yarı çevre ligler içinde yarattığı gelir bakımından ikinci sırada kendisine yer buluyor.  

Tablo: 8) Yarı çevre liglerde bazı temel göstergeler (Gelirler- milyon Euro) 2018/19 [8]

Yarı çevre liglerde kulüp başına ortalama gelirlere bakıldığında ise, Rus Ligi kulüplerinde ortalama gelir 47 milyon Euro iken, Süper Lig'de kulüp başına ortalama gelir 42 milyon Euro olarak gerçekleşmiş durumda.   

Yarı çevre liglerde ücretler/ gelirler rasyosu içinde ise en yüksek orana yüzde 79 ile Türkiye sahip görünüyor. Türkiye'yi yüzde 75'lik oranla Portekiz ligi takip ediyor. Yarı Çevre ülkelerde bu rasyonun pandemi ile birlikte daha da yükselmesi, kulüpleri çok önemli bir finansal darboğaza sürükledi. Düşen gelirler ortamında, bir türlü ücretlerde gerekli maliyet indirimlerini sağlayamayan çevre ligler, önemli maliyet oluşturan oyuncuları serbest bırakmak durumunda kaldılar. Bu da, onların rekabet güçlerini olumsuz etkileyen önemli bir faktörlerden birisi olarak karşımıza çıkıyor.


[1] Tuğrul Akşar, Finansal Futbol, Literatür yayınları, İstanbul 2020, sh. 87.   

[2]Tuğrul Akşar, Finansal Futbol, Literatür yay., İstanbul 2020, sh. 88. 

[3] https://www.transfermarkt.com/wettbewerbe/europa/wettbewerbe?plus=1 

[4]  https://www.worldometers.info/world-population/population-by-country/ linkinde yer alan verilerden UEFA ülkeleri için hesaplanmıştır. 

[5]  https://statisticstimes.com/economy/projected-world-gdp-ranking.php adresinde yer alan verilerden hesaplanmıştır. 

[6] Tuğrul Akşar, Finansal Futbol, Literatür Yay., İstanbul 2020, sh. 83. 

[7] https://www2.deloitte.com/uk/en/pages/sports-business-group/articles/annual-review-of-football-finance.html

[8]  https://www2.deloitte.com/uk/en/pages/sports-business-group/articles/annual-review-of-football-finance.html

Yazarın Diğer Yazıları

Avrupa Süper Ligi oluşumunun çevre liglere etkisi ne olur?

ASL oluşumu zenginlerin lehine, yoksulların aleyhine olan mevcut futbol yapılanmasının bir adım daha öteye götürülerek, yoksulların futbol zenginliğinden alacakları paydan mahrum bırakılmasını hedefliyor

UEFA neyin peşinden koşuyor?

UEFA'nın Avrupa Süper Ligi nedeniyle, genel olarak ekonomik ve finansal durumunu da anlatarak, futbolu hangi aşamaya getirdiğini ve oyunun temel aktörü olan kulüplerin bu organizasyondan ne para kazandığını analiz edelim

UEFA ve on iki kulüp arasında gelir paylaşım savaşı

Başlangıçta UEFA'nın hükümranlığına çok karşı çıkmıyormuş gibi görünen, ancak yeterli sermaye birikimi ve taraftar gücüne ulaştıktan sonra UEFA'yı tasfiye edip kendi hegemonyasını kurmak isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız