22 Eylül 2019

'Helâl teşhir'de Türkiye'nin gururu: Modanisa

Online tesettür giyim alışveriş sitesi Modanisa'nın kurucularından Kerim Türe, "tesettür modasını dünyada ana akım yapacağız" diyor. Ah bir bilse, bütün yapabileceğinin sadece ve sadece, tatlı mı tatlı bir şekilde kapitalizmi Müslümanlığın içinde ana akım yapmak olduğunu!..

"Modanisa" ile 2015 yılı Ağustos'unda "patlattığı" reklam filmi ile tanıştım.

Filmde, Füsun Önal'ın 1970'lerde hepimizin kanını tutkuyla kaynatmış şarkısı "Senden Başka"nın sözleri değiştirilmiş sürümü eşliğinde hoplaya-zıplaya, şen-şakrak bir performansla birbirinden renkli, göz alıcı, iç açıcı tesettür giysileri tanıtılmaktaydı.

Kendisini "En popüler muhafazakâr moda sitesi" olarak tanımlayan bu online alışveriş şirketi ("Modanisa Elektronik Mağazacılık ve Ticaret A.Ş."), Türkiye'de "tesettür endüstrisi", daha geniş anlamda "inanç endüstrisi"nin on yıllardır süre gelen işlerliğinde kanımca hayli önemli bir dönüm noktasına imza atmaktaydı.

Reklamda karşımıza gelen şarkıda sözler şöyleydi: "Bulunmazdı yaz ayı gelince / Uzun kollu tunikler / Düğün nişan abiye ararken / Hep o meşhur panikler // Moda nisa nokta kom'da /Bulurum ben her bir şeyi / Moda nisa moda nisa / Giymem artık hep aynı şeyi…"

Elbette bu sözleri dinlerken Füsun Önal'ın orijinal şarkısının sözlerine çağrışımları engellemek de öyle pek kolay olmamaktaydı!..

"Daha mutlu olamam ömrümde / Beni öpüşün var ya / Aklımdan çıkmaz bütün ömrümce / O çapkın gülüşün var ya / Yaktı bir ateş gibi inan ki / O kor dudakların var ya…"

Meşhuriyet-çağı Müslümanlığı

 Yıllarca Müslümanları dine, ibadete teşvik yolunda tekbirler, "salât u selâm"lar, "na't-ı şerif"ler terennüm edilmişken şimdi böylesi erotik çağrışımlı bir pop şarkısının uyarlanması, Modanisa'yı var edenlerin zamanın ruhunu ne kadar doğru okuduklarının göstergesiydi aslında.

İktidardaki yaşlı mı yaşlı dinbaz taassup ne yaparsa yapsın "yeni-nesil muhafazakârlık", dijital tüketim kapitalizminin isterleriyle uyarlı bambaşka bir rotada işte böyle yol alıyordu.

Karşımızdaki bir başka deyişle de "Meşhuriyet-çağı Müslümanlığı"ydı.

Ve bu Müslümanlığın talepleriyle uyarlı ticaret mızrağını taassup çuvalına sığdırmak da olanaksızdı.

Amaç, tesettürü "ana akım" yapmak!

2011'de kurulmuş ve 2014-15'ten itibaren bilinirliğini artırmak amacıyla yukarıda belirttiğimiz türden televizyon reklamları da vermeye başlamış olan Modanisa, şimdi tam bir e-ticaret başarı hikâyesi yazarak Financial Times'ın Ortadoğu'da belirlediği umut vaat eden 25 şirket (FT Future 25: Middle East) arasına girmeyi başardı.

Gazete buna bağlı olarak Modanisa ile ilgili Laura Pitel imzasıyla çarpıcı bir haber-analiz yazısına da yer verdi ("Modanisa targets first Turkish unicorn status with Muslim womenswear", FT, 16 Eylül 2019)

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu Kerim Türe'nin 3 arkadaşıyla birlikte 500 bin dolarlık bir sermaye ile online alışveriş portalı olarak kurduğu Modanisa, özellikle son birkaç yılda hızlı, baş döndürücü bir büyüme kat etmiş.

Haberde Müslüman tüketiciyi hedef kitle yapmış Londra-merkezli pazarlama ajansı Ogilvy Noor'un başkan yardımcısı Shelina Janmohamed'in, Modanisa'nın tesettür giyim mağazaları arasında diğer iki firmayla birlikte küresel bazda çok büyük bir atılım ve başarıya imza attığına ilişkin sözlerine de yer verilmekte.


Kerim Türe

Çoğu Türkiye'de küçük atölyelerden oluşan 800 civarında elbise üreticisini dünyanın her tarafından müşterilerle buluşturan Modanisa, yapılan analizlere göre bugün 120 ile 150 milyon dolar arası yıllık gelire sahip. Web-sitesi her yıl 150 milyon ziyaretçi ağırlıyor. Siteden bir kereden fazla alışveriş yapmış müşteri sayısı da 3 buçuk milyonu bulmakta.

Şirket, küresel profilini İstanbul, Dubai, Jakarta ve Londra'da düzenlenen "Tesettür Moda Haftası"nın ana sponsoru olması itibarıyla da yükseltmiş durumda.

550 çalışanıyla İstanbul-Altunizade'de büyük bir ofise yakınlarda taşınmış olan Modanisa, İngilizce konuşan, dünyayı hedefleyen Londra ofisini de yılbaşına kadar açmayı planlamakta. Türe, 2023-24 hedeflerinin şirketin hisse senetlerinin halka arzı yoluyla borsada çok daha yukarı sıralarda yer almak olduğunu da belirtiyor.

Bunun yanı sıra şunları ekliyor:

"Amacımız, tesettür modasını ana akım hale getirmek. Bu, sezonluk bir şey değil, fakat bir yaşam biçimi. Büyük bir Pazar bu ve insanların bunu bilmesi lâzım."

Modanisa'nın dölyatağı: Tekbir Giyim

2011'de kurulmuş Modanisa'nın sahibi Kerim Türe'nin 2010'ların sonunda sarf ettiği bu sözler benim aklıma 1970'lerin sonunda kurulmuş Tekbir Giyim'in kurucusu ve sahibi Mustafa Karaduman'ın bir zamanlar söylediklerini getirdi.

Tekbir Giyim, Modanisa'nın dölyatağıdır.

Ve bakın onun kurucusu Karaduman da 1994'te kendisiyle yapılmış bir söyleşide neler söylüyordu:

"Dünyanın akışını değiştireceğiz. Mini etek dünyaya nasıl yayıldı? Aynı şekilde tesettürü bütün dünyaya yayacağız."

Heyhat şimdi de Modanisa'nın kurucusu aynı minval üzere, "tesettür modasını dünyada ana akım yapacağız" diyor!..

Ah bir bilseler, bütün yaptıklarının sadece ve sadece, tatlı mı tatlı bir şekilde (dünyanın değil) İslam'ın akışını değiştirmek ve kapitalizmi Müslümanlığın içinde ana akım yapmak olduğunu!..

Tekbir Giyim-Mustafa Karaduman

Dinî normdan ticari nimete tesettür

İslami kadın giyim tarzının ticari-endüstriyel bir etkinlik alanı (iş kolu) haline gelmesinde yalnız Türkiye'de değil dünyada da öncü olan Tekbir Giyim'in kuruluşu 1978'e kadar geriye gitmekte.

Müslüman kadınların "Allah'ın emri"ni yerine getirmesine yardımcı olmak gibi "hayırlı" bir arayışla yola çıkan Tekbir Giyim'in o ilk ve mütevazı başlangıç yıllarından sonra zaman içinde geldiği nokta, İslam'ın ve Müslümanlığın kapitalizmle teşrik-i mesaisinde hayli ibretlik bir tabloyu önümüze koyar.

Tabii bu tabloda, "kapitalizmin dijitalleşmesi" ile de bağlantılı şekilde yukarıda aktardıklarımız doğrultusunda bayrağın artık Tekbir Giyim'den Modanisa'ya devredildiğini düşündürecek fırça darbelerini görmemiz gerekir.

Tesettürün bir dini norm olmaktan "ticari nimet" olmaya evrildiği, onun endüstriyel üretim süreci içerisinde giderek bir güzellik aksesuarı, bir "meta" haline geldiği artık bir sır değil.

Tesettür defileleriyle, moda dergileriyle gelinen noktada İslâmî örtünme adına mahremiyetten çok teşhirin, buna bağlı olarak da cazibe, arzu ve "tutku"nun bilinçli-bilinçsiz, isteyerek ya da istemeyerek öne çıkartıldığı söylenebilir.

Böylece giderek, "Allah'ın emri olduğu için örtünün, ama (Peygamber'in 'Allah güzeldir, güzeli sever' hadisinden beslenerek!) güzel görünmek için de örtünün" düsturundan çıkış bulan tesettür giysi üretimi, zamanla kaçınılmaz olarak aracın amaçsallaştığı, amacın da (dinî hüküm) araçsallaştığı bir işlerlik arz eder oldu.   

Kıran kırana rekabete, kâr güdüsüne ve tüketimciliği teşvike dayalı bir "piyasa" ortaya çıktı.

"Müslümanlar olarak havlu attık!"

Bu doğrultuda süreç içerisinde Tekbir Giyim'in sahibi Mustafa Karaduman'ın "tesettürü bütün dünyaya yayma" ideal ve iddiasının hangi çerçevede gerçekleştiğini görmek, İslami kesim içinde pek çokları açısından hiç de zannedildiği gibi iç açıcı yorumlarla karşılanmadı.

Çünkü İslâm'ın kapitalizme eklemlenip onunla bütünleştiği; örtünmenin dünya ölçeğinde takva ve mahremiyete dönük değil, "masiva" (dünya zevkleri) ve teşhire açık şekilde işlevselleştiği tesettür, İslami-iffet için bir "gösterge" olmaktan çıkarak kendi başına bir "gösteren"e dönüşmüştü. (Bkz., Y. Navaro-Yaşın, "Kimlik Piyasası: Metalar, İslâmcılık, Laiklik", Kültür Fragmanları, Metis, İstanbul, 2002.)

Böyle olunca da Tekbir Giyim'e yönelik olarak İslamcı kesim içinden mesela Atilla Özdür, şu düşünceleri seslendirmekten geri kalmadı:

"Biz havlu attık. Kapitalistleşmedikçe müslüman olunamayacağı realitesi karşısında mağlup olduk. Bu işin çözümü yok. Zira İslâm'a uygun, müslümana yaraşır ve tasavvufu ön plânda tutan takvaya dayalı hayat tarzı, bütün piyasayı felç eder. Dengelerin üzerine kurulduğu defileli israfçılığı tekmelediğimiz an, kapitalistik bina çöker. Ya bir defa Allah için bu çöküntünün altında kalacağız, ya da ömrü billah emperyalizmin borç halkasıyla haysiyetsiz ve şahsiyetsiz dolaşarak birbirimize İslâm satacağız" (Navaro-Yaşın, aynı yazı).

Gayet açık, değil mi?..

Tesettürü bütün dünyaya, İslâm'ı "satarak" yayıyorlar.

Helali hoş olsun bu "kapitalistik" helâl teşhirin!..

Son sözü, "sahibinin sesi"ne, yukarıda da aktardığımız ifadesiyle, Modanisa'nın genç, dinamik ve hırslı kurucusu Kerim Türe'ye bırakalım:

Büyük bir "Pazar" bu ve insanların bunu bilmesi lâzım!..

Yazarın Diğer Yazıları

Siyasetin Z-hali: 'The Politician'

"Yavaşla deli çocuk//Genç yaşına rağmen//Baksana şu hırsına//Hani yangın nerede, nedir bu acele//Biraz yatışman gerek//Yıpranmadan önce…"

T24 Pazar, 'Haftalık' koşusuna başlarken…

Bir "Güzellikler Kumpanyası" ile, kalacak bir türkü söyleye söyleye, bildiğimiz-inandığımız yolda aşkla yürümeye, yürümek ne kelime, koşmaya devam ediyoruz. Pazar'lara sığmayıp Hafta'lara taşarak!..

Kalecinin ters-köşesi dokunaklı olur!

Erkan Kolçak Köstendil'in tek kişilik tiyatro oyunu "12 Numaralı Adam", bize Kaleci Halim'in dokunaklı hikayesi üzerinden emeğe, fedakârlığa, gönüldaşlık, kadirşinaslık ve vefakârlığa alabildiğine yabancılaşmış "plastik-toplumsal" halimizi anlatıyor. Halim, halimiz aslında!