03 Temmuz 2022

Paralar yine ABD'ye gidiyor

Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan gerginliğin, yine ABD'nin işine yaradığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Çünkü Türkiye de Yunanistan da en nihayetinde illa da savaş uçaklarını satın almak için ABD'ye milyarlarca dolar ödeyecek

ATİNA

Yunanistan geçen hafta ABD yönetimine bir mektup yazarak F-35'lere talip olduğunu resmen bildirdi. İngilizcede "letter of request" olarak tanımlanan bu mektupla Yunanistan, ABD yapımı 20 X 20 yani 40 adet F - 35 almayı arzu ettiğini bildirdi.

F-35'lerin beherinin kaç dolara mâl olacağı, ne zaman teslim edilebileceği, çünkü sırada bir çok ülkenin beklediğine dair ABD'nin vereceği yazılı yanıtlara göre belli olacak. Yunanistan ilk aşamada 20 adet F-35 savaş uçağını 2028'e kadar hava kuvvetlerinin envanterine sokacağını hesaplıyor.

Aynı şekilde Türkiye, bilinen nedenlerle F-35 yapım ve sipariş programından çıkarıldıktan sonra ABD yapımı F-16 savaş uçaklarının satın alınması ve elindeki F-16'ların modernleştirilmesi, daha doğrusu güncellenmesi amacıyla ABD kongresinden çıkacak kararı bekliyor.

Basında çıkan yorumlara bakılacak olursa, ABD yönetimi, Türkiye'ye F-16'ları, Yunanistan'a da F-35'lerin satılmasından yana bir tutum içinde. Ancak her iki durumda da nihayi karar Kongre'den çıkacak. Kongrenin bugünkü yapısı, kasım ayında yapılması beklenen ABD'deki senato seçimlerinden sonra nasıl bir şekil alacağını ise şimdiden kestirmek mümkün değil.

Böylece Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan gerginliğin, yine ABD'nin işine yaradığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Çünkü Türkiye de Yunanistan da en nihayetinde illa da savaş uçaklarını satın almak için ABD'ye milyarlarca dolar ödeyecek.

Madrid zirvesi sürerken Yunan Savunma Bakanlığı önünde "ABD'nin ölüm üsleri dışarı", "NATO'ya Hayır", "Halklar mali sıkıntılar çekerken silahlara para verilmesin" slogan ve pankartlarla protesto gösterisi yapılıyordu. 

Madrid zirvesiden ateşe körükle giden kimi yayın organlarının beklediği "hır" çıkmadı.

Yunan medyasının büyük bir çoğunluğu , Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Madrid'deki NATO zirvesinin gündemine "Yunan adalarının egemenliği" konusunu getireceğinden neredeyse emindi. Bunun karşılığında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis'in bu olasılıkta Türkiye'ye vereceği yanıtların sert olacağından söz ediliyordu.

Türk medyasında da tam tersi bir hava estiriliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mitsotakis'in gündeme getireceği Türkiye aleyhtarı tutumuna karşı sert cevaplar vereceği vurgulanıyordu..

Her iki ülkenin medya organlarına bakıldığında zannedersiniz, NATO zirvesi İsveç, Finlanya'nın NATO'ya daveti , ya da NATO'nun Rusya'ya ve Çin'e karşı alacağı pozisyonu için değil de sanki Türk-Yunan ilişkileri için yapılacaktı. Ama her zaman "gerginliklerden" nemalanan kimi yayın organlarının öngörüleri bu sefer tutmadı. Hiçbir taraf Türk-Yunan ilişkilerini NATO zirvesinin gündemine gündeme getirmediği gibi, liderler kışkırtıcı açıklamalar yapmadı.

Hatta Mitsotakis, Türkiye'nin "teröre karşı olan endişe ve kaygılarında haklı olduğunu" bile söyledi. Üstelik, Cumhurbaşkanı her ne kadar "görüşmek istemediğinde" ısrar ediyorsa da, Mitsotakis "Türkiye ile görüşmelere devam etmemiz şart, bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün mutlaka görüşeceğiz" dedi.

Buna rağmen her iki ülke de birbirine "göz dağı" vermek amacıyla silahlanmalarla ve tatbikatlarla ilgili haberler öne plana çıkarılıyor.

Tahıl koridoru

Rusya'nın Ukrayna'ı işgal operasyonlarının sürdüğü bir sırada dünyanın karşı karşıya kaldığı "tahıl krizi"nin de Türk - Yunan ilişkileri için fırsata dönüştürülebileceğine inananlar var. Bunların başında NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg vardı. Türkiye ile Yunanistan'ın tahıl krizinde işbirliği yapabileceğine değinen Stoltenberg, Karadenizdeki tahıl koridorunun Türkiye'nin denetimi altında, dünyanın en büyük filosuna sahip Yunanistan'ın gemileri ile açılabileceğinden söz etmiş, Yunan Başbakanı böyle bir işbirliğine sıcak bakan açıklamalarda bulunmuştu.

Hayat pahalılığı her iki ülkenin bir numaralı gündem maddesini oluştururken, üstüne üstlük silahlanmalar, tatbikatlar, karşılıklı provokasyon ve tahriklerle ilgili yapılan açıklamalar, halkları daha da tedirgin ediyor.

Ama siyaset bu diyeceksiniz.. Her iki ülke de de seçimler yaklaşırken halkları bir nebze yatıştıracak "işbirliği" olanakları yerine "kim daha çok milliyetçi" yolundaki söylemlerin karşı tarafın iktidarına yaradığının da unutulmaması lazım.

Yazarın Diğer Yazıları

Tekerrürden ibaret olan ilişkiler...

Amerikan raporlarının detaylarına inilen "Karanlık bir Oda" kitabından anlaşılıyor ki Türkiye ile Yunanistan, hâlâ boğuştukları Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi anlaşmazlıklara zaman zaman çözüm formülleri bulunmuş; ama "bir vesileyle" hiçbir zaman uzlaşma sağlayamamışlar

Lozan'dan hiç bahsetmesek mi?

Türkiye ve Yunanistan'ın bugünkü sınırlarını tayin eden ve iki devletin "tapusu" olarak tanımlanan "Lozan'ı ihlal ettikleri" nedeniyle suçlayacakları yerde kendi özeleştirilerini yapsalar bence çok daha iyi ve yararlı olur

Kısa bir mola...

Tekrar görüşmek üzere