20 Eylül 2020

COVID-19 günlerinde Cebelitarık'ta evlenmek

O bulutlar gibi, gün gelecek bizler de birbirimize koşacağız, yeniden kucaklaşacağız. Umudumuzu yitirmeyelim. Pandora-o güzel kadın, "umud"u bizim için kutuda tuttu. Umudumuzu yitirmeyelim

Pandora, "her şey bahşedilmiş, tanrılar armağanı".

Binlerce yıllık erkek egemen bakış açısının mitolojide kendisini bulmuş halidir. Yunan mitolojisinde yaratılan ilk kadındır.

Zeus, baş tanrı, ateşi insanlara götürdüğü için Prometheus'a kızmıştır. Onu cezalandırır.

Ama yeterli bulmadığından olsa gerek, Prometheus'un kardeşini kullanarak bir başka sürpriz hazırlar insanlar için. Hephaistos'u o güne kadar yaratılmış en güzel yaratığı yaratmakla görevlendirir ve her tanrıdan ona bir yetenek vermesini ister. Balçıktan ilk kadın yaratılır-ondan önce sadece erkekler vardır-Bu kadın, Pandora'dır. Güzel Pandora'yı, eline de asla açmaması tembih edilerek verilen bir kutunun eşliğinde Hermes'e teslim eder. Hermes de Pandora'yı çeyiz sandığı ile Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a götürür. Prometheus, Zeus'a güvenmediğinden olsa gerek, çok daha önceden kardeşini Zeus'tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesi için uyarmıştır. Ama, Pandora'yı gören Epimetheus ne yapsın? Kulak asmaz; asamaz bu uyarılara.

Pandora'ya gelince, mutlu mutlu oturmaz kocasının dizinin dibinde, merakına yenilir. Yanında getirdiği kutuyu açar. Kutuyu açmasıyla da olan biten tüm kötülükler kutudan çıkar ve dünyaya yayılır. Zavallı Pandora, yaptığının farkına vardığında çaresizce kapatmaya çalışır kutuyu. Bunu başarabildiğinde ise, kutunun içinde bir tek "umut" kalmıştır.

Öykü böyledir.

Öyküleri seviyorum.

COVID-19 ile ilgili epidemiyoloji dışı yazıları, hele de hayat öykülerini daha çok seviyorum.

Bu öykülerden biri, kocası Kasım ayında ona evlenme teklif ettiğinde, memleketi Los Angeles'ta büyük bir tören yapmayı ve burada çok sayıda arkadaşı ve ailesiyle çevriliyken bembeyaz bir gelinlikle kilisede süzülmeyi hayal eden bir gelin adayı ile ilgili. Ama gelinimiz koronavirüs salgınıyla hayali alt üst olunca, sekiz ay sonra kendisini Cebelitarık'ta bir otelinin küçük bir konferans salonunda yemin ederken bulmuş. Üstelik, İber Yarımadası'nın güney ucundaki bu yeri daha önce hiç duymamış.

Los Angeles'tan Cebelitarık'a Londra'nın Heathrow Havaalanı üzerinden uçarken, "Rüyadan çok farklı; ama sonunda, evleniyoruz" diye düşünüyormuş. Bu çiftinki gibi Cebelitarık'ta gerçekleşen evliliklerin birçoğu, Trump yönetiminin göçmenlik ve seyahat konusunda getirdiği sayısız engel nedeniyle, bir Amerikan vatandaşının başka bir ülke vatandaşı ile yaptığı evliliklerden oluşuyor. Mutlu gelinimiz, İngiliz nişanlısının kendisini Birleşik Devletler'de ziyaret etmesini engelleyen kapsamlı seyahat yasağına atıfta bulunarak, "Bize karşı çalışan tüm göçmenlik kısıtlamalarından dolayı sürekli hayal kırıklığına uğramaktan yorulduk" diyordu yazıda.

Cebelitarık, pandemiden önce de, işlemlerin kolayca gerçekleştirebilmesi nedeniyle popüler bir evlilik mekanıymış. Çiftlerin pasaportlarını ve doğum belgelerini göstermeleri ve düğünden önce veya sonra bir gece bölgede kalmaları yeterli; evlilik cüzdanlarını da üç hafta içinde posta yoluyla gönderiliyor. Bu kolaylıklar nedeniyle olsa gerek, John Lennon da, diğer ülkelerde bir dizi aksilikle karşılaştıktan sonra, 1969'da Yoko Ono ile burada evlenmiş.

Kötü bir haberim var. Korkarım bu son saklı cennet de COVID-19'dan bu günlerde nasibini aldı. Son haftalarda vakalar arttı ve sağlık bakanlığı bazı kısıtlamalara gitti.

Benimle aynı yaşta olanlar hatırlarlar. Bizim bir Kaptan Cousteau'muz vardı. Denizi bize sevdiren adam. Kaptan Cousteau'nun, Kur'an'da "Acı ve tatlı iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar. Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar."* ayetlerini okuyunca, ayetlerde tarif edilen suyun Cebelitarık olduğunu söylediği yolunda haberler çıkmıştı.

Dört yıl önce, orada durup, bu görkemli boğaza bakarken, bunu hatırlamıştım.

Bu öyküde bulduğum ve beni heyecanlandıran anlam; acı ve tatlı, ya da tatlı ve tuzlu iki deryanın, iki farklı dünyanın birbirlerinin yanında, kendi özelliklerini koruyarak, biri diğerine kendine benzemesini dayatmadan durması, kimliklerini koruyarak birlikte var olması.

Sonra o muhteşem dağı gördüm. Tarık'ın dağı ya da kayasını. Denizin kıyısında birden bire yerden fırlayıvermiş gibi. Aslında bir boğazı tuttuğunu düşünürseniz doğal bir kale. Boğazın güvenliğini sağlamak için buraya bir kale yaptıran Tarık bin Ziyad'dan adını almış zaten. Endülüs fâtihi 711 yılında ordusuyla birlikte ilk ayak bastığında burayı askeri karargâh olarak kullanmış. Bu nedenle de İslam kaynaklarında "Cebelü Târık" (Tarık'ın Dağı) diye adlandırılmış. Bu isim İtalyancaya Gibilterra, öteki Avrupa dillerine de Gibraltar şeklinde geçmiş. Şimdilerde de Gibraltar diye bilinen bir İngiliz sömürgesi. İspanya ile sorun olduğunu biliyorum konunun. Karşı taraf İspanya'ya ait. İspanya'yı ikiye bölmüş gibi. Buranın halkı İngiltere'den ayrılmak istemiyorlarmış. Bu nedenle, sınır kapısında sizi İngiliz memurlar bekliyor. En az bir yıllık Birleşik Krallık vizeniz yoksa giremiyorsunuz. Cebelitarık, birbirine karışmadan var olan iki deniz gibi, farklı kökenden gelen vatandaşları ile de biliniyor. 35 bin nüfusunda farklı din ve ülke kökenlerinde insanlar var. Tarık'ın dağının serin gölgesinde huzur içinde yaşıyorlar.

Giderseniz göreceksiniz, o devasa dağının üzerinde hep bir bulut var. Dağ ve bulut olunca da, Şadan Abinin (Gökovalı) Çerkez Efsanesi düşüyor aklıma.

"Dağlar kanatlıydı eskiden.
Canları çektiğinde, vurup kanatlarını kalkar,
Canlarının çektiği yere konarlardı.
Dağların kalkıp konmaları zor geliyordu toprağa.
Toprakana'nın canını yakıyor, acıtıyordu.
Sonunda Tanrı acıdı da toprağa,
Dağların kanatlarını kesti.
Dağların kopan kanatları bulut oldu.
Bundandır bulutların dağlara dağlara koşması."

O bulutlar gibi, gün gelecek bizler de birbirimize koşacağız, yeniden kucaklaşacağız.

Umudumuzu yitirmeyelim.

Pandora-o güzel kadın, "umud"u bizim için kutuda tuttu.

Umudumuzu yitirmeyelim.

Bilim insanları çalışıyor. Aşı da bulunacak, tedavi de.

O zamana kadar önleminizi alalım; kurallara uyalım.

Ve, sağlığımız için gayret ve emeklerini esirgemeyen tüm sağlık çalışanlarına sahip çıkalım.

Özellikle de hekimlere ve onların meslek örgütü Türk Tabipleri Birliğine.


*Rahman Suresi 19. ve 20. Ayetler


Kaynakça

  1. NYT - How Gibraltar Became Europe’s Pandemic Wedding Hot Spot
  2. Wiki - Cebeiltarık

Yazarın Diğer Yazıları

Toplum bağışıklığı, Great Barrington ve John Snow Bildirileri

Aşılar, tedaviler, hızlı antijen testleri yolda. Hadi üzerimize düşeni yapalım. Her zamankinden daha dikkatli, özenli ve sorumlu olalım

Sindemi, Horton ve diğerleri

İnsan unutmaya eğilimli. Bugünün her şeyi bildiğimizi zannetmemize neden olan kibrimizle, insanlığının yüzyıllar içindeki emek emek birikimlerine, zaman içinde kör olmuşuz

"Bu çılgın COVID yılında Nobel Ödülü almak"

Bu yıl, 2020 Nobel Tıp Ödülü, üç kişiye ortaklaşa verildi. Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice'a. "Hepatit C virüsünün keşfi için."