11 Ekim 2020

"Bu çılgın COVID yılında Nobel Ödülü almak"

Bu yıl, 2020 Nobel Tıp Ödülü, üç kişiye ortaklaşa verildi. Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice'a. "Hepatit C virüsünün keşfi için."

2017 yılında Avrupa Halk Sağlığı Kongresi için gittiğimiz Stockholm'deki en önemli duraklarımızdan biri idi Belediye Binası. Erdal ve Filiz hocalarım ile birlikte anabilim dalımızdan çok uzakta bu kırmızı kiremitli binanın önünde öylece durduk. Mälaren Gölüne bakan konumu ve özgün mimarisi ile görkemli bir binaydı. Hoş bir de tezatı var gibi geldi bana. Dış görüşünü yalın ve sakin; iç kısmı ise görkemli ve çoşkun.

Bu binada sekiz milyon tuğla kullanıldığı söyleniyor. Kırmızı kiremitli binaları oldum olasıya sevmişimdir. Okuduğum Ege Tıp Fakültesi'nin hemen yanındaki Bilgisayar Fakültesi'nin binası örneğin. Çam ağaçlarının yeşili arasından kırmızı rengiyle her zaman sıcak ve davetkârdır. Neden orası değil okulumuz diye hayıflandığımı hatırlıyorum.

Ancak burayı ziyarete değer kılan sadece mimari özellikleri değil. Daha önemli bir nedenimiz var. Bu bina her yıl Nobel Ödül Törenleri'ne ev sahipliği yapıyor.

Nobel Ödüllüleri'ni farklı komiteler veriyor. Tören de iki kentte yapılıyor. Nobel Tıp Ödülü'nün seçim sürecinden Karolinska Enstitüsü sorumlu ve ödül töreni de bu binada, Stockholm'de yapılıyor.

Bu yıl, 2020 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, üç bilim insanı arasında paylaştırıldı.

Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice arasında.

"Hepatit C virüsünün keşfi için."

"İnsanlarda siroza ve karaciğer kanserine neden olan önemli bir küresel sağlık sorunu olan kanla bulaşan hepatite karşı mücadelede belirleyici bir katkıda bulundukları için."

Komitenin resmi basın açıklamasında, üç bilim insanı Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice, "yeni bir virüs olan Hepatit C virüsünün tanımlanmasına yol açan ufuk açıcı keşifler yaptı".

Hepatit daha önce de bir bilim insanının Nobel almasına vesile olmuştu. Baruch Samuel Blumberg 1960'lı yıllarda kanla taşınan hepatitin bir türü olan Hepatit B virüsü (Avustralya Antijeni) ‘nü belirledi. Bu keşif, tanı testleri ve etkili bir aşı geliştirilmesine yol açtı. Blumberg bu önemli keşfi için 1976 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'ne layık görüldü.

Harvey J. Alter o dönemde hepatit ile ilgili çalışmalarına başlamıştı. 1969 yılında, henüz 33 yaşında genç bir araştırmacı olarak ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinde (NIH) hepatit ile ilgili çalışmaya başladı. Hatta ödül için gösterilen ana çalışmalarından biri 1972 yılına ait. Alter, bir iç hastalıkları uzmanı.  Ulusal Sağlık Enstitüleri'ne bağlı bir kan merkezinde çalışırken kan nakli (transfüzyonu) yapılan kişilerde hepatit gelişimini inceliyordu. Bu dönemde önce Hepatit B, sonra da Hepatit A için geliştirilen testlerle hastalanan kişilerde hangi virüs olduğunu tespit etmek olanakları oldu. Ama şaşırtıcı bir sonuçla karşılaştılar. Her iki virüsün de bulunmadığı hastaları izlemeye başladılar. İşte o hastalardan serum alarak şempanzelere verdiklerinde, şempanzelerde de hastalığın oluşmasına neden olan gizemli bir bulaşıcı  hastalık etkeni ile karşı karşıya olduklarını anladılar.  Böylece, "neA, neB veya  A - olmayan, B- olmayan (non A-non B)" olarak isimlendirdikleri bir hepatit (karaciğer iltihabı) tanımını yaptılar.

Bundan sonraki on yıl boyunca, virüsü bir testle tanımlayabilmek için tüm geleneksel yöntemler denendi; başarılamadı.

İşte bu anda sahneye Michael Houghton çıktı. Michael Houghton, viral proteinleri kodlayan klonlanmış viral DNA parçalarını tanımlamak için hasta serumlarını kullandı. Kapsamlı bir araştırmanın ardından, bir pozitif klon bulundu. Daha ileri çalışmalar, bu klonun Flavivirüs ailesine ait yeni bir RNA virüsünden türetildiğini gösterdi ve etken, Hepatit C virüsü olarak adlandırıldı. Kronik hepatit hastalarında antikorların varlığı, bu virüsü eksik ajan olarak güçlü bir şekilde suçladı.

Sıra bulmacanın eksik parçasına gelmişti. Klonlanan virüsün çoğalıp hastalığa neden olup olmadığını araştırılması gerekiyordu. Charles M. Rice, Hepatit C virüsünün bir RNA varyantını üretti. Bu RNA şempanzelerin karaciğerine enjekte edildiğinde kanda virüs tespit edildi ve kronik hastalığı olan insanlarda görülenlere benzer patolojik değişiklikler gözlendi. Bu, tek başına Hepatit C virüsünün, açıklanamayan transfüzyon sonrası hepatit vakalarına neden olabileceğinin son kanıtıydı.

Bir hekim, bir virolog, bir gen mühendisi. Bu üç bilim insanının keşifleri sayesinde, Hepatit C virüsü için test ve sonrasında tedavide etkili ilaç geliştirildi.

Böylece;

Kan nakli güvenli hale geldi.

Hastalık tedavi edilebilir hale geldi.

"Bundan sonra virüsün ortadan tamamen kaldırılmasının hedeflenmesi gerekli" deniyor Nobel Ödülü'nün basın bülteninde. Genç araştırmacılara hedef gösterilmiş. Hâlâ gidilecek yol var.

Her üç araştırmacı içinde beni en çok Alter'in öyküsü etkiledi. Birçok nedenle.

En çok da bir ömür boyunca adanmışlık ve kurumu ile olan güven ilişkisi nedeniyle.

Alter, ilk röportajlarından birinde ödülü öğrendiği anı ve bu iki konuyu anlatmış.

Telefonun zili onu sabaha karşı saat 4.45'te uyandırmış. Ancak, üçüncü ısrarlı çalıştan sonra açmış telefonu. Karşısında Komite Başkanını Profesör Thomas Perlmann'ı bulunca, kızgınlığı şaşkınlık dolu bir sevince bırakmış yerini.

"Tuhaf, tuhaf bir deneyimdi" diyor.

"Bu, asla olmayacağını düşündüğünüz bir şeydir ve bazen olmasını hak ettiğinizi düşünmezsiniz. Ve sonra bu çılgın COVID yılında, her şeyin tersine döndüğü bir yerde oluyor. Bu benim için başka bir güzel baş aşağı durumu...

"Biliyorsunuz, pek çok insanı içeren çok, çok uzun bir çalışma. Ve bunların hepsi NIH'de yapıldı ve muhtemelen başka hiçbir yerde yapılamazdı çünkü gerçekten bulmayı beklediğiniz şeyi bulmamız çok uzun sürdü. Onlarca yıl ve birçok insan...

"Gerçekten 50 yıllık bir hikâye.

"Önemli olduğunu düşündüğüm mesaj, nereye gittiğini her zaman bilmediğin. Şimdilerde araştırma çok yönlendirildi ve bu yüzden hızlı bir ilaç bulmak zorundalar, ama NIH'de bana sadece… kendi yoluma gitmeme izin verdiler. Ve böylece, karşılığını alındı, çok ötesinde… Bilirsiniz, bir tedavi görmek, ilk vakayı görmek için, resmi olarak 'A olmayan, B olmayan' denen olguyu, ilk olguyu ve sonra bu iyileştirici ilaçları görmek ve bu kadar çok insanın iyileştiğini ve hiç kimsenin transfüzyon sonrası Hepatite yakalanmadığını görmek şaşırtıcı."

Komite Başkanı Profesör Thomas Perlmann'a başka bir röportajda hepimizin merak ettiği soru sorulmuş. "Peki neden şimdi? Bu kadar zaman sonra?"

Perlmann, bu soruyu, "Hepatit C tanı ve tedavisi ile bütünleşen şekilde sonuçlarının belirgin şekilde görünür olması nedeniyle zamanlamanın doğru olduğunu düşündükleri" şeklinde yanıtlamış.

Bu yıl da ödül alanların dışında, iki konu Nobel Ödülleri ile ilgili olarak çokça konuşuldu.

İlki, Nobel Ödüllerinin cinsiyetçi yanı.

Nobel ödüllü alan kadınların oranı giderek artsa da toplamda %10'u geçmiyor. Bugüne kadar ödül alan 57 kadının 17'si Nobel Barış ve 16'sı da Nobel Edebiyat ödülü almış. İki kez alan hem de fizik ve kimya olarak ayrı iki alanda, Marie Curie. Onun iki ödülüyle kadınlara verilen sayı 58'e ulaşıyor. Bu yıl, CRISPR tekniğini tanımlayarak gen düzenleme konusunda çığır açan çalışmalarından dolayı 2020 Nobel Kimya Ödülünü alan Jennifer Doudna ve Emmanuelle Charpentier bu alanda onurlandırılan altıncı ve yedinci kadın ve daha önemlisi belki sadece kadınlardan oluşan ilk ekip. İlk açıklamalarında, "Bilimde yeni nesil kadınlara ilham vereceğini umduklarını" söylediler. Bu hafta içinde, Andrea Ghez Nobel Fizik ve Louise Glück de Nobel Edebiyat Ödülüne layık görüldüler. 1901 yılında başlayan Nobel Ödülleri 2020 yılı itibariyle 601 ödül 959 bilim insanına verilmiş oldu ve böylece ödül alan kadınların toplam sayısı 58'i bulmuş oldu.

İkinci konu,  ödüllerin bir alanda çok sınırlı sayıda kişiye verilmesi. Nobel ödülleri, ödülün kuralları gereği bir alanda en fazla üç kişiye verilebiliyor. Bu durum, araştırma sürecindeki pek çok bilim insanının katkılarının giderek daha fazla gözden kaçırdığı için eleştiriliyor. 2017 yılındaki Nobel Fizik Ödülünün yerçekimi dalgaları ile ilgili verilmesiyle bu konu gündeme gelmişti. Ödülü alan üç bilim insanının muhteşem katkıları olduğu gerçek, ancak LIGO (Laser Interferometer Gravitational-wave Observatory ) gibi büyük  bir projede bunu sınırlamak çok zor, deniyordu. Bilim her geçen gün daha da multidisipliner oldukça, bu sorun devam edecek gibi görünüyor.

Nobel zamanı, bana biraz da Noel zamanını çağrıştırır.

Her yıl Ekim'de açıklanır ve Aralık'ta tören gerçekleşir.

Merakla beklerim.

Bilimsel yönü dışında, biraz masalsı bir tarafı da vardır.

Belediye Binası'ndaki tören biraz peri masalı gibidir.

Kırmızı halılar, mumlar, ışıklar, görkemli sofralar, frak ve tuvaletlerle salınan insanlar. Hatta kral (XVI.Carl Gustaf) ve kraliçe.

Mavi Salon'daki akşam yemeklerini bitiren davetliler, mozaiklerle kaplı Altın Salon'a geçerler.

Burada kuzey duvarı boyunca yer alan Mälar Gölü Kraliçesinin önünde dans ederler.

İnsanlığın büyük başarısını coşkuyla kutlarlar.

Komitenin işi bu yıllık bitti. Ama gelecek yıl çalışmalarına başlandı bile. Önce adayları kimlerin belirleyeceği belirlenecek. Sonra da... Ekim 2021'e kadar yoğun bir çalışma.

Bitirmeden iki değerli hocamı anacağım.

Biri, Prof. Dr. Melih Bulut.

Türkiye'ye Tıp Nobel'i kazandırmak için kurdukları bir grup var, "Hedef Nobel İnsiyatifi". O kent senin bu kent benim bu hedefi anlatıyorlar genç bilim insanlarına. Edebiyat'ta Orhan Pamuk ve Kimya'da Aziz Sancar, iki insanımız bu ödülü alan. Tıpta niye olmasın diye yola çıkmışlar. Hayal etmekle başlıyor her şey.

İkinci anacağım hocam da Prof. Dr. Emin Kansu.

Sevgili hocamın ödül sabahında mesaj kutumda üç ardışık mesajını buldum.

  • "Pınar, bence bu ödülü veren kurul pandemiden etkilendi!
  • "Çok güzel, biraz geç ama mükemmel bir Ödül oldu. Transfüzyon tıbbı, karaciğer hastalıkları ve toplum sağlığı konularında İnsanlığa da büyük hizmetleri oldu.
  • "Alfred Nobel'in 1895 de Vasiyetinin son cümlesinde Ödüllerin 'Greatest Benefit to Human Mankind' yapanlara verilmesini istemiş." diye yazmıştı.

Haklıydı.

İnsanlığa büyük bir hizmet yapılmıştı.


*Kişisel bir mesajlaşma olduğundan sayın hocamdan izin aldım. Bu arada bir de güzel haber aldım. Emin hocamın önsözünü yazdığı "Nobel Ödülü Alan Kadınlar. Şükran Köse ve Eren Akçiçek (Editörler)" baskıya verilmiş; Ekim 2020'de yayımlanacakmış.


Kaynaklar

  1. MLA style: Prize announcement. NobelPrize.org. Nobel Media AB 2020. Sat. 10 Oct 2020.
  2. Lunnemann, P., Jensen, M.H. & Jauffred, L. Gender bias in Nobel prizes. Palgrave Commun 5, 46 (2019).

Yazarın Diğer Yazıları

COVID-19 ve HIV/AIDS

1 Aralık 2020 Dünya AIDS Günü yaklaşıyor. 1988'den beri bir kez daha Dünya AIDS Günü vesilesiyle HIV/AIDS'i konuşacağız. Bu sefer konuşmalarımızda mutlaka COVID-19 pandemisinin etkisi de yer almalı

Millet Mekteplerinden COVID-19 günlerine: Öğretmenler Günü

COVID-19 nedeniyle bizim öğretmenlerimiz de çok zor günler geçirdiler; geçiriyorlar. Hele artık, okulları kapandı ve çocuklarından uzaktalar...

Pfizer ve BioNTech aşısının akla getirdikleri

Kafalara belki de şu soru takılabilir. Bu kadar yatırım yapılıyor; ya virüs mutasyon geçirir de aşılar etkisiz hale gelirse?