19 Haziran 2019

Hrant Dink toplumsal hafızamızın neresinde?

Hatırlamak, belleğin acı suyunu içmeyi göze almaktır

Halaskargazi Caddesi numara 74’ün önünden geçerken, başımı gayriihtiyari eğip kaldırıma bakarım. Türkçe ve Ermenice harflerle “Hrant Dink Burada Öldürüldü” yazılı siyah kare mermer taşa basmamak için etrafından dolanırken, bembeyaz bir kağıtla örtülmüş yüzü koyun yatan cansız gövdesi gelir aklıma.

Kafasındaki üç kurşun barış, eşitlik ve kardeşliğe sıkılmıştır aslında.

Elden düşme bir masa etrafında toplanıp zorluk ve yokluklara rağmen çıkarılan, itibarsızlaştırma politikalarına, baskı ve engellemelere inat yayın hayatını kararlılıkla sürdüren Agos’a yıllarını adamış, önyargı ve nefretin kökünü kazımak için ama’sız diyalogun önemini sabırla vurgulamış, hep yanlış anlaşılmış, hedef gösterilmiş, nihayet aramızdan ve hayattan kalleşce koparılmış Hrant Dink’in nefes almadan uzanan bedeninin bembeyaz bir kağıtla örtülmesi kaderin tuhaflıklarından, hayatın esrarengiz sembollerinden biri gibi gelir bana.

Hrant Dink geçmiş hesapları bir yana bırakıp Ermeni ve Türk halkı arasında bembeyaz bir sayfa açmak için didinmiştir ömrü boyunca.

O bembeyaz kağıda yazıyor gibi hissediyorum şu an. Sürekli bir geç kalmışlık ve yetişememişlik duygusu içinde.

Kendi tabiriyle ve elbette onu gerçekten tanıyanların katıldığı gibi, hem iyi bir Ermeni hem iyi bir solcu olmanın bedelini, 19 yaşında bıyığı yeni terlemiş bir tetikçi tarafından arkadan vurularak ödedi Hrant Dink.

Çoğunluğun katıldığı doğruları haykırmak kolaydır, O her iki tarafın milliyetçilerini karşısına almak suretiyle yeni bir diyalog imkanının doğması için sözünü yükseltti daima. Ne terör örgütü üyesiydi, ne adam öldürmüştü ne de şiddeti savunmuştu. Ömrü hayatında tek bir suç işlememişti. Şer odaklarının nefesini her an ensesinde hissetmesine rağmen, sözcüklerin tılsımlı gücüyle iki halk arasındaki mesafeyi kısaltacak bir köprü kurabilmeyi dert edinmişti sadece. Türkiye’de Ermeni olmanın eğitim hayatından askerliğe, toplumsal ilişkilerden siyasete zorluklarını anlatırken tek istediği duygudaşlık kurulmasıydı, birlikte yaşamayı şans saydığı Türkleri asla kötülemedi.

Ölümünün üzerinden on iki yıl geçmesine rağmen sonuçlanmayan dava sürecine baktığınızda Türkiye’nin hukuk ve insanlık bakımından nasıl yozlaştığını görürsünüz. Sosyal medyanın gerçeklerin çarpıtıldığı vahşi ortamında Hrant Dink’in hatırasına çamur atılmaya, leke sürülmeye çalışılıyor hâlâ. Nefret suçu yasalaşmadığı sürece sivil itibarsızlaştırmanın önünü kesmek mümkün değil. Yeni neslin hakikatten kasten uzak tutulması, kollektif hafızanın resmi tarih teziyle uyumlu bir algı yönetimiyle şekillendirilmesine yol açıyor maalesef.

Bu nedenle, hafıza mekanlarının varlığı hem simgesel bir mekanın inşasıyla tarihe tanıklık etme fırsatı sunulması hem kollektif hafızanın diri tutulması açısından son derece önem taşıyor.

23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı homojen toplum algısını kırmak için kapılarını geçtiğimiz günlerde ziyaretçilerine açtı.

İlk defa 2001'de gidip Hrant Dink'le tanışma fırsatı bulduğum Agos gazetesinin eski yerinin bol ışık alan yüksek tavanlı odaları, yenilenen mutfak ve Hrant Dink'in aynen korunan odası hariç, geçmiş ve şimdinin iç içe geçtiği yaşayan mekanlara dönüştürülerek kollektif hafızayı hakikatle buluşturuyor. 

Hrant Dink'in güvercin tedirginliğine rağmen cesaretini her daim koruduğu onurlu ve haklı mücadelesinin, Agos gazetesinin kuruluşundan itibaren maddi yetersizliklere, örtük ve aleni baskılara rağmen varlığını özveriyle sürdürmesinin kronolojisini video, fotoğraf, yazı ve yerleştirmelerle görmenin yanı sıra, gazetenin 2007 yılına kadar olan arşivine ulaşmanız da mümkün.

Koridor duvarlarındaki küçük ekranlarda Hrant Dink’in gazete zamanlarında çekilmiş görüntüleri size eşlik ediyor. Sanki yan yana yürüyor, siz hafızanızı tazeleyen görsel ve yazınsal materyallerle dolu odalara girerken aynı anda ekrandaki Hrant Dink mekanın eski haline adım atıyor.

Dilerseniz zihninizden geçenleri kağıda dökebileceğiniz gibi, paylaşmak istediklerinizin videoya kaydedilebileceği özel bir alan da mevcut.

Muktedirlerin suni bir geçmiş yaratarak varlıklarına meşruiyet kazandırmasına karşın toplumun hakikatle buluşmasında hafıza mekanlarının payı büyük. 

23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı hatırlama ve yüzleşme imkanı sunuyor ziyaretçilerine. Ayrımcılığın da bir tür şiddet, hatta şiddetin en yaygını olduğunu görebilmek için. İmha ve inkâr politikasıyla uygulanan zulüm ve kötülüklerin olağanlaşmaması için. Toplumun eşit, adil ve özgür olmasında geçmişle hesaplaşmanın önemini kavramak için.

Hatırlamak, belleğin acı suyunu içmeyi göze almaktır. Başka türlü iyileşmez bazı yaralar.

Yazarın Diğer Yazıları

Narmanlı Han’da bir gün

Narmanlı Han’ın adı yok artık, marka değeri var sadece

Bir Cümle’de Ahmet Altan

“Bir Cümle” adlı denemesi tam da Ahmet Altan’ın kalemine yakışır şekilde, gösterişsiz bir meydan okuma

'Biz mevsimi' başladı; Susamam!

"Silahımız, dil" ise susmayacağız. "Saygı, tohum" ise ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırı bileceğiz, yönünü şaşırana sabırla, tane tane anlatacağız