03 Mayıs 2022

Utanmadan kutladığınız bu bayram neyin bayramı?

Kimsenin bayramını kutlamıyorum. Herkesin, özellikle muhalefetin; şehit cenazeleri gelirken, insanlar açken, binlerce kişi keyfî tutuklamalarla zindanlardayken, “bu neyin bayramı” diye güçlü, eylemli ve cesaretli şekilde sormalarını, kan dökülürken bayram kutlanamayacağını, şehit kanına bulanmış bayram olmayacağını, bu savaşın durması gerektiğini kitlelere anlatmalarını istiyorum.

Ziyaretler, mesajlar, nutuklar, vaatler, kutlamalar… Bayrammış... Ve ben; kederle, öfkeyle, çaresizlikle “Bu neyin bayramı?” diye soruyorum başta  iktidar mensupları olmak üzere tüm siyaset erbabına; soygundan talandan pay almak için muktedirlerin çevresine kümelenmiş çanak yalayıcılara; yıkama yağlamacı medya kalemşörlerine; ahlaklarıyla birlikte vicdanlarını da yitirmiş adları yorumcu, sıfatları prof., uzman, stratej olan ekran güllerine; “engereklere, yılanlara, aşımıza ekmeğimize göz koyanlar”a.

Kutladığınız bayram neyin bayramı? Neyi kutluyorsunuz? Fütuhatçı emelleriniz, savaştan rant kazanma planlarınız, iktidar hırsınız, halklara düşmanlığınızla kendi bekanız uğruna komşu ülkelerin topraklarında ölmeye ve öldürmeye gönderdiğiniz evlatlarımızın şehit olmalarını mı? Her gün birer ikişer gelen şehit cenazelerini mi?

Neyin bayramını kutluyorsunuz? Geçtik tatlıyı, baklavayı, bayram şekeri bile alamayan, çocuğuna torununa üç kuruş bayram harçlığı veremeyen, ucuz ekmek için bayramda bile kuyruğa giren halkın açlığını, yoksulluğunu, çaresizliğini, umutsuzluğunu mu?

Neyi kutluyorsunuz? Sizler gibi riyakâr değil gerçek yurtsever, topunuzdan daha temiz, suçsuz günahsız binlerce insanı: misal, Gezi kumpas davasında engizisyon mahkemelerini aratan yargı aparatının eliyle rehin aldığınız  ülkenin övünç kaynağı namuslu aydınları demir parmaklıklar ardına attırmanızı mı?

Neyi kutluyorsunuz? İktidarınızı sarsabilecek, koltuklarınızı altınızdan çekecek muhalif güçleri, barış, özgürlük, hak, adalet diyenleri bertaraf etmek için uyguladığınız baskıları, zulmü mü; anayasayı, yasaları fütursuzca ilga etmenizi, yerine ucube “şahsım” rejimini geçirmenizi, hukuku guguk yapmanızı mı?

Neyi kutluyorsunuz? Ülkemizi uyuşturucu ticareti, kara para aklama, yolsuzluk, mafya-siyaset-devlet ortaklığının payitahtı haline getirme başarınızı mı, kirli siyasetinizi mi?

Kitlelere afyon niyetine sunduğunuz yalanlarla bu ülkenin masum, iyi insanlarını kendi suretinizde kötücülleştirip vicdansızlaştırma, birbirlerine düşürme, “bebeklerden katiller yaratma” başarınızı mı?

Bunları kutluyorsanız, evet kutlayın, yiyip için, çalın oynayın, nutuklar atın, görkemli kabuller, törenler düzenleyin; bu bayramı hak ediyorsunuz.


Bu bayram bizim bayramımız değil

Bayram, sözcük anlamıyla da insanların algılayışıyla da “milletçe sevinç içinde kutlanan dinî veya millî özel gün”dür. Bayramlar; sevinç, neşe, barışma, kucaklaşma, birbirine sevgi saygı gösterme vesilesidir. Acının, ölümün, zulmün, mağduriyetin, gaddarlığın bayramı olmaz. Açlığın, yoksulluğun, yoksunluğun bayramı olmaz.

İşte bu yüzden 2022'nin Ramazan Bayramı halkın bayramı değil. Birbirimize ilettiğimiz buruk bayram tebrikleri alışılmış ezberlerden, büyüklere yapılan ziyaretler giderek unutulan geleneklerimizin son kırıntılarından, birbirimizi aramamız yalnızlığımızı aşma çabasından ibaret. Belki bir tek mezar ziyaretleri bu bayramın ruhuna uygun, çünkü acıyı ve yası hatırlatıyor.

Bu ülkenin ne zamandır gerçek bir bayramı yok. Yok, çünkü ne sevincimiz ne de yasımız ortak. Yok, çünkü bu toplumun bağrına kama sapladılar, eylemleriyle söylemleriyle milleti birbirine düşman ettiler. Birilerinin sevinci ötekilerin acısı, kederi, yası oluyor. Birilerinin mutluluğu ötekilerin mutsuzluğuna dönüşüyor. Gerçek bayramımız yok, çünkü toplumsal dokusu lime lime edilmiş bir ülkenin ortak sevinci, ortak değerleri, ortak umudu olmaz. Yok, çünkü sevinçler elimizden alındı, yerine yalanlara bulanıp yutturulmaya çalışılan sözde müjdeler, sabun köpüğü hayaller, sahte umutlar ve düşmanlıklar kondu. Yok, çünkü kin ve nefret söyleminizle, kirli siyasetinizle, sizler gibi düşünmeyen, sizlerin inandığına inanmayan, sizin gibi yaşamayan, dünyaya sizin gözlerinizle bakmayan herkese yönelen düşmanlığınızla toplumu böldünüz, ayrıştırdınız, ortak değerleri berhava ettiniz.

Kimsenin bayramını kutlamıyorum. Herkesin, özellikle muhalefetin; şehit cenazeleri gelirken, insanlar açken, binlerce kişi keyfî tutuklamalarla zindanlardayken, “bu neyin bayramı” diye güçlü, eylemli ve cesaretli şekilde sormalarını, kan dökülürken bayram kutlanamayacağını, şehit kanına bulanmış bayram olmayacağını, bu savaşın durması gerektiğini kitlelere anlatmalarını istiyorum.

Dilimize pelesenk ettiğimiz “daha iyi bayramlar” dileği de “gelecekte gerçek bayramlar kutlayacağız” vaatleri de boş sözden öteye geçmiyor. Daha iyi bayramlar görebilmek için, “bu neyin bayramı” sorusunu sormak, kitlelerin bu soruyu sormalarını sağlamak ve doğru cevapları hep birlikte verebilmek gerekiyor. Yapabilecek miyiz?   

Yazarın Diğer Yazıları

İyi Parti'nin merkez sağ sayıldığı bir Türkiye'nin vay haline!

6'lı masa; özellikle de ittifakın ikinci büyük ortağına çok önem veren, gücendirmekten çekinen Kılıçdaroğlu ve diğer liderler İyi Parti'yi, İyi Parti ile birlikte de merkezi, aşırı sağdan ortaya çekmeye gayret edebilirler. Bu da oy kaygısıyla Meral Hanım'ın peşine takılıp uygun adım sağa, daha da sağa gitmek yerine kamuoyu yoklamalarının rüzgârına kapılıp yüksekten uçmaya meyleden Akşener'i merkeze yönlendirmekle olur

Muhalefetin soramadığı sorular, muhalefete sorulamayan sorular…

Bu konuları sorgulamayan, soruları cesaretle soramayan 6’lı muhalefet, “Kim bu kardeşinize saldırırsa Türkiye’ye saldırıyor demektir” diyen Erdoğan’ın seçim stratejisine bilerek bilmeyerek su taşıyor.

Boko Haram, yoga haram…

Son günlerin art arda gelen yasakları ve daha önce toplumun maruz bırakıldığı benzerleri gençliğe, neşeye, aydınlığa, sese, insan sıcaklığına, evrenin bin bir rengine, yaratıcı özgürlüğe, özgürleştirici aşka ve de kadına, bedene düşman Boko Haram zihniyetinin utangaç karikatürü