20 Temmuz 2019

Yaptırump

Yazık oluyor ülkemize, demokrasimize, sonra Trump’lara muhtaç hale geliveriyoruz

Trump bizi yaptırumplayacak mı, yoksa yaptırumplamayacak mı? Trump  ne dedi? Yes mi, dedi, yoksa no mu, yoksa may be mi? Trump ‘şu anda düşünmüyoruz’ mu dedi, yoksa ‘bu anda bakmıyoruz’ mu? Trump’un işi mi çokmuş? Ne zaman bakabilir? Ya düşünürse?

Şu hale bak! Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Trump’un ağzına bakar hale geldi. En büyük diplomatik faaliyetimiz Trump’un bize kıyak geçmesini sağlamaya çalışmak. Trump bir “Nayır, nolamaz!” çekse, dünyalar bizim olacak.

Trump seviyor bizi, sevmesine. Açıkça söylüyor. Sevmesinin nedenini açıklarken hep rahip örneğini veriyor. ‘Bir telefon etttim. Hemen serbest bıraktırdı’ diyor, özetle. Ancak, bu açıklamasını tuhaf bir bağlam içinde yapıyor. Yabancı ülkelerdeki ABD’li rehineleri kurtarma operasyonlarından biri olarak anlatıyor. İlk önce sanırsınız ki, üçüncü bir ülkede bir ABD’li rahip rehine. Biz araya giriyoruz, onun serbest bırakılıp yurduna dönmesini sağlıyoruz. Öyle değil elbette. O zaman, Trump’ın akıl yürütmesini yorumlarsak, ona göre, devletimiz rahibi rehin almış, Devletimizin başı da Trump’un ricası üzerine müdahale ederek, rahibin özgürlüğüne kavuşmasını sağlamış. Tuhaf bir tablo ortaya çıkmıyor mu? Böyle şeyler ancak hukuk kavramından yoksun üçüncü dünya ülkelerinde olmaz mı?

Evet, biz hukuk devletiyiz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni yazan ve en iyi şekilde uygulaması gereken ülkelerden biri olduğumuza göre, hukuk devleti yönümüz bizim en gelişmiş yönümüz olmalı.

Ne yazık ki, her gün yargımızın niteliğinin, bağımsızlığının tartışılmasına yol açan bir gelişme görüyoruz.

Şimdi de Canan Kaftancıoğlu davası. Canan Hanım siyasetimizin yükselen bir yıldızı. Davanın nedeni bilmem kaç yıl önce attığı tweetler. Şimdi mi akıllarına geldi? Ayrıca, ne var o tweetlerde? Bu davada, Canan Hanımın önüne kesmek, İstanbul İBB seçimi yenilgisinin acısını çıkarmak niyetini görüyor kamuoyu. Yanlış mı?

Aynı gün, bakıyoruz, Zuhal Olcay’a gene muhalif içerikli tweetleri yüzünden 11 ay hapis cezası verilmiş.

Biz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olduğumuza ve Anayasa'mızın 90'ncı maddesine göre bu gibi durumlarda tek ölçüt sözleşmedir. İster Türkiye’den, İster Avrupa Konseyi’nden, ister başka bir yerden; tarafsız, insan hakları uzmanı, objektif hukukçulara gösterin bu dosyaları. Bu tweetlerde suç unsuru bulmayacakları kesindir. Deneyelim, görelim.

İfade özgürlüğü, demokrasinin, toplumsal huzurun orta direğidir. Yazık oluyor ülkemize, demokrasimize. Sonra Trump’lara muhtaç hale geliveriyoruz.

Trump, Türkiye’nin bu yönüyle ilgileniyor mu? Bilemem. Ancak, Trump tweet atmaya bayılıyor, biliyoruz. Bir söylentiye göre, “İyi ki var” dediğimiz Trump, Türkiye’de tweetlerin bu şekilde takip edildiğini öğrenince, ‘İyi ki, Türkiye’de değilim. Yoksa benim de bir tweetime takar, içeri atarlar, çıkamam” demiş.

Şaka! Şaka elbette!

Her şeyin çok güzel olması dileğiyle…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Mutlu musunuz?

Barış Bıçakçı’nın son kitabı Seyrek Yağmur’dan şu kısacık bölüm her şeyi anlatıyor aslında, anlayana...

Jacques Chirac

Chirac, kendi partisinin, ülkesinin kamuoyunun genel eğiliminin tersine Türkiye ile müzakerelerin açılmasını ve müstakbel üyeliğimizi desteklemiştir

Yanlışlıklar silsilesi 

ABD ile iyi kötü iş birliği varken, Suriye ile genel hava yumuşamış iken bizim Fırat’ın doğusuna geniş çaplı bir askeri harekat yapmamızı uluslararası hukuk açısından gerekçelendirmek bana olanakdışı görünüyor