19 Eylül 2019

Bakan Gül, Albayrak’ı mı ima etti, yerine Uçum mu geliyor?

AKP içindeki ‘küçük-büyük iktidar’ kavgaları her geçen gün genişliyor

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, "Daha düne kadar FETÖ’cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar bugün çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi vermeye, asil şerefli Türk yargısına saldırmaya kalkmasın" dedi. Niye dedi bunu? İktidarın propaganda aygıtı Sabah’ta çıkan bir köşe yazısı nedeniyle… Ne diyordu o köşe yazısında?

“Hassas kaynaklarımdan aldığım bilgilere göre, FETÖ'nün kumpas davalarını karara bağlayan hâkimler ile terör soruşturmalarını yürüten savcılar, herkesin 'cemaat' dediği dönemde meslekten ihracı bile göze alıp örgüte karşı suç duyurusunda bulunanlar, 15 Temmuz hain darbe planında eline silah alıp adliyeleri korumaya gidenler ya sürgün yedi, ya da kızağa çekildi. Onların yerine telefonunda ByLock çıkanlar, sahte tanıklar üzerinden KOM Başkanlığı'nın illere yolladığı ByLock listelerinden isimlerini sildirenler, darbeci akrabaları olanlar vb. getirildi. Anlayacağınız, tarih tekerrür ediyor ama kimse yargıdaki tehlikenin büyüklüğünü fark edemiyor. Şimdi soruyorum: Yarın öbür gün şu anda yargıyı ele geçiren bu grupların içine sızan FETÖ'cüler eliyle 17-25'teki gibi yeni bir kumpas davası hazırlansa! O zaman kim, ne diyebilecek? Herkes sormayacak mı? Hani, FETÖ'cüler yargı içinden ihraç edilmişti" diye… Hani Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Yargıyı FETÖ'den temizledik' demişti diye… Hani, "işler ehline veriliyordu" diye…”

Köşe yazısı ve Bakan Gül’ün yanıtından sonra biri hâlâ AKP’ye yakın üç kaynakla bu sözlerin ne anlama geldiğini konuştum. Şu notları aldım:

-Bir süredir yargıda istediklerini yaptıramayan AKP içinde bir grup, Abdülhamit Gül’den rahatsız idi. Cumhurbaşkanı’na kadar şikâyet de etmişlerdi. Gül, üzerindeki baskıdan rahatsız idi.

-Yazının çıktığı yere dikkat edin. Sabah Gazetesi’nin başında kim var? Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak. Doğrudan bir bakanı hedef alan bir yazı habersiz/bilgisiz çıkar mı? Orada tüm haberlerden yazılara, yayın baskıya girmeden kontrolden geçirildiğini bilmeyen var mı?

-Yakın çevresinde konuşulana göre Bakan Gül o yüzden bu yazıyı ‘yazanı’ değil yayınlatanı hedef almış. Buradaki ‘maklubeye kaşık sallama’ metaforu ile bir zamanlar Berat Albayrak’ın Gülen okulunda okumasının ima edildiği konuşuluyor.

Burada kaynaklardan aldığım bilgiye ara verip AKP sözcüsü Ömer Çelik’in dün (18 Eylül) Gül’ün bu cümlelerinin ne anlama geldiği sorulunca verdiği yanıta bakalım:

“Sosyal medya veya başka yerlerde Sayın Bakanın, Adalet Bakanlığı’nın tasarruflarıyla ilgili FETÖ ile mücadele konusunda bir zaaf varmış gibi yorumlar söz konusu olunca Sayın Bakan da buna cevap vermiş.”

(Olay bu kadar basit değil tabi. Oda TV’de Müyesser Yıldız’ın ‘şu anda görevde olan 1509 hâkim ve savcı FETÖ şüphelisi’ yazısı çok önemli. HDP milletvekili gazeteci Ahmet Şık’ın tweetleri de…)

                                                                                  Mehmet Uçum

Tekrar kaynaklardan aldığım notlar:

-Ömer Çelik’in bahsettiği sosyal medya hesapları deyince… ‘Pelikan’ olarak adlandırılan grubun hesapları bunlar. Abdülhamit Gül hedeflerinde. Ama Gül’ün kendisine böyle bir FETÖ yaftası yapıştırmaları imkânsız.

-Yıpratıp, yerine ilk kabine değişikliğinde Mehmet Uçum’u getirmek istiyorlar.

 Evet aldığım notlar böyle. Kısa bir hatırlatma: Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hukuk başdanışmanlığı yapmış bir isim. En çarpıcı çıkışı Anayasa’da kararları tartışmasız her kişi-kurumu bağlar denilen Anayasa Mahkemesi’nin kararının (Mehmet Altan davası) uygulanmamasını sağlamak için zemin oluşturmasıydı. (Anayasa Mahkemesi’nin haksız tutukluluk kararını Uçum’dan aldığı destekle 27. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı uygulamamış, Altan’ı tahliye etmemişti. Aradan geçen uzun aylar sonra Yargıtay, Mehmet Altan’ın beraat etmesi gerektiği yolunda karar aldı. Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan hâkim şimdi Yargıtay’a terfi etti.)

 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Selahattin Demirtaş’ın avukatları yargılamanın-tutukluluğun ‘keyfiliği ve siyasiliği’ üzerine sağlam bir savunma verirken… Yargıtay Cumhuriyet Davası gerekçeli kararında ‘basın özgürlüğünün nasıl ayaklar altına alındığını’ tarihe not düşerken… Osman Kavala’dan Selçuk Kozağaçlı’ya yüzlerce isim içi boş iddianamelerle hapiste gün sayarken… AKP içindeki ‘küçük-büyük iktidar’ kavgaları her geçen gün genişliyor. Kendileri kazanırken Türkiye’ye kaybettirmeyi göze alanların kavgası bu.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tutuklanan Selçuk Mızraklı’nın fotoğrafı ve demokrasinin geleceği 

Selçuk Mızraklı’nın fotoğrafı ve tutuklanmasıyla topluma-seçmene nasıl bir mesaj verildi?

Türkiye, Suriye’nin kuzeyi için silahtan söze geçer mi?

Herkes daha çok bağırdığı zaman kendi sesinin kabul göreceğini, haklı görüneceğini sanıyor ama...

Kürtlerle konuşmak bir meczubun elinde oyuncak olmaktan daha mı zor?

İnsan hayatından belki de uzun yıllar sürecek bir çatışmadan bahsediliyor. Ekonomi tehdidini al da çek git diyecek yok mu?