20 Ekim 2020

Dua ezberleterek çağı yakalayamazsınız

Erdoğan'ın üzüldüğü konu, okullarımızda çocuklarımıza matematik, fizik, kimya öğretemiyor olmamız değil. Üzüldüğü şey, "dinine ve kinine sahip çıkacak nesiller" yetiştirmeyi başaramamış olmak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "18 yılda eğitim, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık, bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum" dedi.

Bu sözlerini, konuşmasının bütününden soyutlayarak okuduğunuzda PISA testleri gibi eğitimin genel kalitesini ve seviyesini ölçen testlerdeki başarısızlıkları kast ettiğini zannedebilirsiniz.

Hayır, öyle değil.

Erdoğan'ın üzüldüğü konu, okullarımızda çocuklarımıza matematik, fizik, kimya öğretemiyor olmamız değil.

Bırakın bir yabancı dili iyi öğretmeyi Türkçe okuma, yazma ve okuduğunu anlamayı bile öğretemiyor olmamızdan da şikayetçi değil.

Üzüldüğü şey, "dinine ve kinine sahip çıkacak nesiller" yetiştirmeyi başaramamış olmak.

Vaktiyle böyle açık ifade etmişti, bu kez daha kibar bir yolla açıklamaya çalışmış, şöyle diyor:

"Önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir. Tek ihtiyacımız olan değerlerini iyi bilen, kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmektir. Diğer hususlar için endişe etmeye gerek yoktur. Onlara sahip olabilmeleri için yeterli eğitim-öğretim hayatı vardır."

Gördüğünüz gibi Cumhurbaşkanı hiç değişmiyor: Kafasında bir "genç" tipi var, onu yaratmak peşinde.

Bu tür şeyler, faşist ve komünist rejimlerin işidir aslına bakarsanız.

Belli ki fırsatını bulsa bir tür kültür devrimi ile kendince zararlı gördüğü her fikri yok etmeye çalışacak.

"Diğer hususlar için endişe etmeye gerek yok" diyor ama asıl endişe etmemiz gereken şey "diğer hususlar" olmalı.

Türkiye, genç bir nüfusa sahip olmanın avantajlarını bir türlü kullanamadı çünkü bu genç nüfus eğitimsiz, vasıfsız bir kitleden ibaretti.

Gençlerin çoğunluğunun iş bulmak için tek ümitlerinin "devlet kapısı" olmasının nedeni de budur zaten.

Otomasyon, yapay zeka ve dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte, Türkiye'de 2030 yılına kadar 7 milyon 600 bin iş kaybolacak.

Şu anda adı bile olmayan yeni meslekler çıkacak.

Bugünkü Türkiye'den yola çıkılarak yapılan bir projeksiyona göre 1 milyon 800 bin iş, bugün adını bile bilmediğimiz yeni oluşacak mesleklerle yaratılacak.

Otomasyon, yapay zeka ve dijital teknolojiler nedeniyle işgücünden yeni yetkinlikler beklendiği bir çağa doğru ilerliyoruz. (Kaynak: McKinsey Türkiye. İşimizin Geleceği: Dijital Çağda Türkiye'nin Yetenek Dönüşümü.)

Cumhurbaşkanı eğitimde reform yapmaktan söz ediyor.

Reform yaparken şunu aklında hep tutmalı: Bu işler çocuklara, gençlere dua ezberleterek olmuyor!

* * *

Şırnak'a da İstanbul'daki kadar!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarını dinleyemediğimi biliyorsunuz; daha önce de yazmıştım.

"O ses" radyolardan, televizyonlardan dalga dalga yayılmıyor mu, kimyam bozuluyor.

Bunun nedeni siyasi olarak farklı düşünmemiz değil elbette.

Farklı fikirlere saygılıyım yeter ki onlar da benim fikirlerime saygılı olsunlar. Onların fikirlerini açıklamaya ne kadar hakları varsa, benim de o hakka sahip olduğumu unutmasınlar.

Erdoğan'ı dinleyememe nedenlerimden birincisi çok bağırmasıysa, ikincisi vaaz veriyor gibi konuşması.

Ancak okurken bazen beni çok güldürüyor, onun için konuşmalarının tümünü eksiksiz okuyorum.

Mesela önceki gün Şırnak'ta yaptığı konuşmada şunu söyledi:

"(Türkiye'nin diğer illerinde demokrasi, hak ve özgürlük adına ne varsa Şırnak'ta da aynısının mevcut olduğunu belirterek) Şayet tüm bu konularda herhangi bir eksik, aksaklık varsa işte ülkenin Cumhurbaşkanı ve AK Parti'nin Genel Başkanı burada, muhatabınız doğrudan benim. Size hem demokrasi hem kalkınma anlamında en küçük bir ayrımcılık yapılıyorsa, failinden hesabını sormak boynumun borcudur."

Sabah bunu okuyunca sesli sesli gülmeme engel olamadım.

Ancak biraz güldükten sonra beni bir düşüncedir aldı: Ya Şırnaklılar bu sözleri ciddiye alırlarsa?

Onun için Şırnaklı kardeşlerimi uyarıyorum ki sakın ola Türkiye'nin diğer yerlerinde demokrasi var da sizin orada yok zannetmeyin!

Merak etmeyin, bizim buralarda da demokrasi yok.

On yıl önce attığınız bir tweet nedeniyle 5 yıl hapse girebiliyorsunuz, haberiniz olsun.

"Osman Kavala, Selahattin Demirtaş filan uzun süredir görünmüyorlar, acaba yurtdışına gezmeye mi gittiler" diye de düşünmeyin; bildiğin hapishanede yatıyorlar!

Allah sizi inandırsın, neden yattıklarını, savcıların kendileri bile tam olarak bilmiyor.

Aman diyeyim, tuzağa düşmeyin!

Cumhurbaşkanı elbette doğru söylüyor, ona inanmayıp da kime inanacaksınız?

Memleketin her yerinde ne kadar demokrasi yoksa, Şırnak'ta da o kadar olmayacak!

* * *

El kesesinden hovardalık!

Mobil telefon operatörlerinin baz istasyonu kurmalarını kolaylaştıran ve bu konuyla ilgili olarak kesilen cezaların affedilmesini öngören kanun teklifi, AKP – MHP koalisyonu tarafından kabul edildi.

Buna göre operatörler baz istasyonu, kule, konteyner, kabin gibi yapıları için İmar Kanunu'nun bazı maddelerinden muaf tutulacaklar.

Muhalefet milletvekillerinin affedilecek cezaların 7 milyar TL'yi bulacağından söz etmeleri üzerine, ilgili bürokratlar cezaların o kadar olmadığını "belki yüzde 1 – 2'si kadar olduğunu" açıklamışlar.

Ben de bu "belki" kelimesine takıldım.

Kanun teklifi belli ki ilgili bakanlıkta hazırlanmış, TBMM'ye öyle gelmiş.

Anayasa değişirken "artık kanunlar sadece TBMM'de yapılacaktı" demişlerdi.

Bu vesileyle bir kez daha öğreniyoruz ki Meclis artık dış kapının mandalı muamelesi görüyor.

Ancak hazırladıkları teklifi anlatmak için Meclis'e gelen bürokratların bile duruma tam vakıf olmadıklarına bakarak, "acaba kanun teklifi operatörlerin hukuk servislerinde mi hazırlandı" diye merak ettim.

Çünkü, kanunu hazırlayıp, bir de cezalara af öngören bürokratlar, bunun tam rakamını niye bilmiyorlar da "belki yüzde 1 – 2'si kadar" diye açıklama yapıyorlar.

7 milyar liranın yüzde 1'i ile yüzde 2'si arasında 70 milyon lira fark var.

Bu bilinmeyecek kadar küçük bir rakam mı?

Silinen cezaların tam tutarının ne kadar olduğunu bilmiyorsanız, neyi affettiriyorsunuz?

Kusura bakmayın ama buna "el kesesiyle hovardalık" denir ki alemde en azından ayıp karşılanır!

Yazarın Diğer Yazıları

Posta Gazetesi’nin 25. yılı: Basın tarihi yeniden mi yazılıyor?

Malum iktidar bizleri basından kazıyıp atmayı başaramadı ama belli ki basın tarihinden de silmek yolunda bir çaba içindeler. Buna izin veremezdim, onun için bu yazıyı yazmak zorundayım

Milletin vekili, milletin ordusu, milletin iradesi

Milletvekili dokunulmazlığı, seçimle tecelli etmiş millet iradesini korur. Ama görüyoruz ki bir cümle bile muktediri çıldırtabiliyor. Asker adına bakanlık haddi olmayan bir açıklamayı yapabiliyor, savcı haddi olmayacak şekilde milletvekilinin fikrini açıklama hakkını kısıtlamaya soyunuyor

Erdoğan'ın bir çiftliği var

Kamu malları söz konusu ise "canı kaça isterse" satamaz. Nitekim Türkiye Varlık Fonu denilen kurum, Cumhuriyet tarihi boyunca yaratılan kamu varlıklarını içinde barındırıyor. Bunun kaça satıldığını öğrenmemizi istemiyorlarsa bir tek neden vardır: Mal, ölmüş eşek fiyatına satılmıştır!