21 Mayıs 2020

Covid-19, Türkiye’ye Mart'tan önce mi geldi?

Size aktaracağım olay, bu virüsün Türkiye’ye çok daha önce gelmiş olabileceğini düşündürtüyor

Çin makamlarının açıklamalarına göre Covid-19 ilk kez geçtiğimiz yılın 1 Aralık günü, Vuhan kentinde saptanmış, yerel Çin yetkilileri bu bilgiyi halktan ve dünya kamuoyundan saklamıştı.

Ancak Çin yönetiminin bunun insandan insana bulaşan yeni bir virüs oluğunu resmen açıkladığı tarih 20 Ocak 2020.

Covid-19 virüsünün de ABD’de ilk teşhis edildiği gün 21 Ocak idi. Virüsü getirdiği tespit edilen kişi, Çin’in Vuhan kentinden 15 Ocak günü ABD’ye dönmüştü.

Ancak hafta başında ajansların geçtiği bir haber, virüsün ABD’ye çok daha önce geldiğini gösteriyor.

Washington eyaletinin Snohomish kasabasında, Aralık ayında benzer belirtileri göstererek tedavi altına alınan iki hemşirede, Koronavirüs'e karşı gelişmiş antikor tespit edildi.

Yukarıda sözünü ettiğim ilk ABD’li hasta da zaten aynı kasabada yaşıyordu.

Bu haberi okuyunca çoktan beri kafamı kurcalayan bir bilgiyi paylaşmak istedim.

Türkiye’deki ilk Koronavirüs vakası, Sağlık Bakanı’nın açıklamasına göre 10 Mart günü teşhis edildi.

Ancak şimdi size aktaracağım olay bu virüsün Türkiye’ye çok daha önce gelmiş olabileceğini düşündürtüyor.

Gazeteci arkadaşım Işın Görmüş, 21 Kasım 2019 günü, Çin’den gelen aşçıların yemek yaptığı bir etkinliğe katıldı.

Aşçılar ile el sıkışıp, tanıştı, sohbet etti.

4 Aralık 2019 günü hastaneye kaldırıldığında, şu belirtileri gösteriyordu:

Yüksek ateş, nefes darlığı, yüksek tansiyon, migren ağrısına benzer baş ağrısı, kesilmeyen kuru bir öksürük, halsizlik ve mide bulantısı, koku kaybı, bulanık görme, şiddetli ishal.

3 gün üst üste acil servise kaldırıldı ve her seferinde oksijen verildikten sonra evine gönderildi.

Bilim Kurulu üyelerinin Covid-19 bulaşan insanlarda ortaya çıkan belirtiler ile ilgili açıklamalarını okudukça, Işın’ı iki hafta süreyle perişan eden hastalığın belirtilerinin neredeyse karbon kopya aynı olduğunu görüyordum.

Tanık olduğum bu durumu yazmak için bugüne kadar beklememin nedeni, bu tür olaylarda spekülasyonun, hastalığın kendisi kadar zararlı olabileceğini düşünüyor olmamdır.

Ancak ABD’den gelen haberden sonra, artık bu kuşkumu yazabileceğime karar verdim.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri harekete geçip, bir antikor testi ile durumu aydınlatabilirler.

Çin hakkında başlatılan uluslararası soruşturmada bu tür bilgilere de ihtiyaç duyulabilir.

Ve eğer hastalık Türkiye’ye gerçekten, ilk tanı/teşhisin duyurulduğu 10 Mart vakasından önce geldiyse, bunu nasıl olup da tespit edememiş olduğumuz ciddi bir tartışma konusu olabilir.

Ve virüsün Türkiye’deki yayılma hızı konusundaki bilgilerimizi de gözden geçirmemiz gerekebilir.

Virüs Türkiye’ye çok daha önce geldiyse, acaba sürü bağışıklığı konusunda önemli bir mesafe elde etmiş olabilir miyiz?

Yazdığım gibi, amacım spekülasyon yapmak değil, yetkililerin bu konuya dikkatini çekmek.

* * *

19 Mayıs 2020

2020 yılı mayısının 19'uncu günü, saat 19.19’da terasa çıktım. Genel vaziyet ve manzara:

Covid-19 salgını nedeniyle sokağa çıkma kısıtlaması uygulandığı için sokaklar boştu. Evlerdeki müzik sistemlerinin ve televizyonların hoparlörleri sanki birbirlerine seri bağlanmışlar gibi, aynı anda İstiklal Marşı’na başladılar. Adeta bir stadyumun müzik sistemi harekete geçmiş gibiydi.

Marşın ardından telefonuma yağmur gibi akan görüntülü mesajlar, benim tanık olduğum manzaranın Türkiye’nin birçok yerinde aynen tekrarlandığını gösteriyordu.

Yüzümde bir tebessümle içeri girdim, son haberlere de baktıktan sonra Türkiye ile ilişkimi keserek, dizi filmler alemine geçebilmek için bilgisayarımı açtım.

Trabzon Kanuni Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kaşüstü Kampüsü'nde görev yapan Onkoloji Uzmanı Doktor Ahmet Yaşar Zengin, 19 Mayıs için sosyal medyadan bir mesaj yayımlamış:

"Buna bayram diyen şerefsiz ve şahsiyetsizdir, din düşmanı zihniyeti kınıyorum."

Dr. Zengin adına endişelendiğimi belirteyim, çünkü onun bu mesajını okumadan az önce Cumhurbaşkanı’nın 19 Mayıs’ı, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutladığı mesajı okumuştum.

İster misiniz şimdi Mahir Ünal adamın yakasına yapışsın, "sen kime şerefsiz, şahsiyetsiz, din düşmanı diyorsun bakalım" diyerekten?

Biliyorsunuz bir de Süleyman Soylu’nun "siber ekibi" var, sosyal medyada göz açtırmayan. Mahir Bey’den kurtulsa, Soylu’ya yakalanacak!

Ama sonra bir anda jeton düştü bende tabii.

Dr. Zengin açısından sorun yok, zihniyeti iktidarda çünkü.

Mesela devletin televizyonu TRT bile bayramı ciddiye almıyor, ekranına "19 Mayıs Cumhuriyet bayramı kutlu olsun" diye yazıyor.

Bunun "bir yanlışlık, dalgınlık" olduğunu düşünmeyin.

İranlı uyuşturucu baronu adına adalete baskı yapmak suçlamasıyla yargılanacak olan Burhan Kuzu bakın attığı tweette ne diyor:

"Mustafa Kemal Paşa, 30 Nisan 1919’da Resmi Gazete’de yayınlanan Sultan Vahdettin imzası ile Samsun 9. Ordu Müfettişliğine tayin edilmiştir. Mustafa Kemal, Samsun’a herhangi bir kişi olarak değil Osmanlı’nın en parlak subayı olarak çıkmıştır. Sultan Vahdettin Han’ı rahmetle anıyorum."

Yani diyeceğim o ki bizim "Müslüman Kardeşler" için 19 Mayıs aslında bir matem günü.

Fesli Kadir, "keşke Yunan kazansaydı" diye konuşurken, belli ki bunlar içlerinden aynı sözleri tekrarlıyorlarmış.

Memleketin "Hain İlan Kurumu Genel Müdürü" Devlet Bahçeli’nin kulaklarını çınlattım, bu işleri en iyi o bilir diyerekten!

 

Yazarın Diğer Yazıları

Hadi gir ruhuma sar beni!

"Mükemmel erkek" ya da "mükemmel kadın" bekleyerek, en güzel yılları yalnız geçirmek, çok da akıllı bir insan davranışı sayılmaz

Artık yeni şeyler söylemek lazım

İdeolojik bir saplantısı olmadığı bilinen yeni seçmeni çekecek, AKP’nin geniş kitlelerin ekonomik durumunu ve işsizliği ciddiye almayan politikaları karşısında kararsız kalmış seçmeni etkileyecek şey, açık, kolay anlaşılır ve tereddüde yer bırakmayacak, çözüm vadeden bir programdır

İmamoğlu, İmamoğlu’na karşı

Şimdi bu atamaya bakarak, şöyle mi düşünmeliyiz: CHP, iktidara talip ama daha içinden İstanbul’u yönetecek yetkinlikte bir adam bile çıkaramıyorsa, Türkiye’yi yönetme hakkı kazandığında ne yapacak?