16 Haziran 2019

Yiğit Aksakoğlu'na açık mektup

Kendi çocukların bir yana, tüm çocukları ne kadar sevdiğini biliyor seni tanıyan herkes. Zaten öyle olmasaydı hayatını çocuklar için çalışarak geçirmezdin ki!

Sevgili Yiğit,

Bu mektubu aslında doğum gününde yollayacaktım sana… Olmadı… Babalar Günü'ne kısmetmiş…

Hala ne yazacağımı, nasıl yazacağımı bilmiyorum. Bugün Silivri Cezaevi'nde, tecritteki 211. günün. Dışarıda hızla akan zamanın orada nasıl katı halde olduğunu yaşamadan bilmem mümkün değil sanırım. Ama 2 çocuğunun çok çok özlediği bir baba olduğunu biliyorum tüm arkadaşların gibi. Kendi çocukların bir yana, tüm çocukları ne kadar sevdiğini biliyor seni tanıyan herkes. Zaten öyle olmasaydı hayatını çocuklar için çalışarak geçirmezdin ki!

30/4/2019 tarihli mektubunda "Sivil toplum alanında çalışmanın zorluklarından biri de çevremize ne iş yaptığımızı anlatamamaktır." demiş ve devam etmiştin: "Ben tam anneme anlattım derken 7 yaşındaki kızım "yani sen ne iş yapıyorsun" diye ikinci defa sordu." Öğrenciliğinden beri daha iyi bir dünya için çalışan biri olduğundan, ne iş yaptığını anlatamaman çok normal. Ama 7 yaşındaki kızın büyüyüp kocaman bir insan olduğunda babasıyla gurur duyacak. Çünkü sen hiçbir zaman aileni, sevdiklerini utandıracak bir iş yapmadın.

Ekmeksiz de kaldığın oldu, ekmeğini taştan çıkarttığın da yanındakilerle ekmeğini paylaştığın da. Alnının akıyla kazandığın, kıymetini bildiğin ekmeği.

Çocuk tecavüzcüleri, hırsızlar, katiller, şiddet yaratanlar, nefret saçanlar sokaklarda serbest gezerken senin 10 metrekare içinde bir başına olduğunu düşünmek adaleti tekrar tekrar ve tekrar sorgulatıyor hepimize. Yukarıda bahsettiğim aynı mektubunda "Burada ve başka cezaevlerinde binlerce insan adalet bekliyor. Ve maalesef bu yeni değil." yazmıştın… Adaletin ne olduğunu sorgulatan bir dünyada yaşarken mahallenin bakkalına, birlikte çalıştığın insanlara, kızgın dolmuş şoförlerine saygını hiçbir zaman eksiltmedin. Memleketten gidip başka yerlerde yaşama şansın varken yapmadın. Hiç yaşamadığın şehirlerdeki insanları anladın, dünyanın öbür ucundaki insanların acılarını paylaşabildin. Bu yüzden de bu adaletsizliğin vuku bulduğu ilk günden beri dostların hep yanında.

Ne şanslısın ki şu an fiziksel olarak yalnız olsan da çevren şahane güçlü kadınlarla dolu. Eşin Ünzile, kız kardeşin, annen…  Eşin Ünzile'yle seneler önce ayaküstü tanışmıştık. Şimdi uzaktan, hayranlıkla izliyorum güçlü duruşunu. Araya hayat girmiş, kaç zamandır görüşmemişiz ikinizle de… Hiç görüşmesek de kaç kez çınlattım kulağını. "Keşke benim de böyle abim olsaydı" dediğimi kaç kez anlattım seni tanıyan ve tanımayanlara… Kız kardeşin ve seninle ilk tanıştığımız an dün gibi canlı aklımda. Oysa üstünden 20 yıl geçmiş…

Yiğit, 20 yıl sonra bugünleri de hatırlayacağız elbette. Ama daha çok bu haksızlığın sona erişini nasıl kutladığımızı hatırlayacağız.

Bu memleketin hafızası zayıf denir hep. Çünkü senin de dediğin gibi "Memlekette sular durulmuyor." Hiçbir dönemde durulmamış. Hangi bir kötülüğü hatırlasın insanlar? Hem hafıza seçicidir, kötüyü değil; iyiyi hatırlamayı tercih eder.

Herkes hatırlamasa da bazılarımız hiç unutmayacak. Yaşananları ve yaşanamayanları. Yani boş yere orada değilsin Yiğit. Çocukların babalarıyla gurur duyacak. Arkadaşların, ailen ve hayatına dokunduğun herkes senin yanlış bir şey yapmadığını ve yapmayacağını bilecek. Çünkü sevgi parayla, ekmekle, kömürle, betonla, silahla, tehditle, despotlukla, cezayla elde edilemez.

Olduğun yerden düşmekten korkarak, başkalarının hakkını yiyerek, annelerin babaların ahını alarak elde ettiğin paraya, altın varaklara sarılarak, güçle gelen insanlarla poz vererek, hırs ve açgözlülükle yaşayanlar içindir yalnızlık.

Sen hiç yalnız değilsin.

Hadi gel Yiğit.

Gel de adalet yerini bulsun.

Sevgiler,

Heja

(Yiğit Aksakoğlu 24 Haziran 2019'da Silivri'de ilk kez hakim karşısına çıkacak. Hem Yiğit hem de hukuki süreç hakkında detaylı bilgi için: www.yigitaksakoglu.com

"Yiğit Aksakoğlu'nun tutuklanmasının temel gerekçesi; 'sivil itaatsizlik' ve 'şiddetsiz eylem' üzerine olduğu savcılık tarafından ifade edilen bir sivil toplum seminerinin kolaylaştırıcılığını yapmak olarak belirlenmiştir. Tutuklanma kararında hakimlik "toplantının içeriğine ulaşılamadığını ve karanlıkta kalan yönleri bulunduğunu, ancak buna karşın amacının Gezi Parkı eylemlerinin yaygınlaştırılmasına ve derinleştirilmesine yönelik olduğu kanaatine ulaşıldığı"nı belirtmektedir. Bu türden bir toplantının hangi nedenlerle yasaya aykırı olduğu ve ulaşılan somut kanıtların neler olduğu ise belirsizdir. Ayrıca Yiğit Aksakoğlu'nun, Osman Kavala ile ilişkide olduğuna dair hiçbir iddia ya da delil de gerekçeler arasında yer almamaktadır."

Hem Yiğit hem de hukuki süreç hakkında detaylı bilgi için: www.yigitaksakoglu.com

Yiğit'in ailesi ve arkadaşlarının faaliyetlerini izlemek için Twitter ve Instagram'da @hadigelyiğit hesaplarını takip edebilirsiniz.)

Bu çizim Beyhan Gültaşlar tarafından Babalar Günü hediyesi olarak yapıldı.

Mutlu haberler

Eskişehir Çevre Derneği geliştirdiği proje ile hem plastik atıklarının geri dönüşümünü sağlayacak hem de sokak hayvanlarının aç kalmasını önleyecek. Proje, özetle ödüllendirme sistemi ile pet şişe atıklarını attıkça sokak hayvanlarına mama ve su veren bir geri dönüşüm otomatı. Üstelik bu otomat güneş enerjisi ile çalışıyor. Ancak bu projenin hayata geçebilmesi için 26 bin 500 TL gerekli. Her şehirde yapılsa şahane olacak proje için Fongogo üzerinden kampanya başlatıldı. Kampanyaya 50-100-150 TL veya daha fazla yardımda bulunmak için şu adrese gidebilirsiniz.

Mabel Matiz bir süre önce sosyal medyadan bir yarışma yapmış ve "Boyalı da Saçların" şarkısına çekilecek klip için dinleyicilerden senaryo fikirlerini paylaşmalarını istemişti. Tam 2 bin mail yani 2 bin senaryo fikri gelmiş. Aralarından bir tanesini seçmek zor olsa da Bursalı fotoğraf sanatçısı Veysel Kaya'nın fikrini seçmiş ve birlikte Sultaniye'de şahane bir klip çekmişler. Klip 2 günde 1.3 milyon kez izlendi. Yorumlara birisi "Kliplerinde Anadolu'yu anlatıyorsun" yazmış. Sadece kliplerinde değil; şarkılarında sesinde Anadolu olan Mabel'i böylesine güzel yapan da bu zaten. Üstünde sakil durmuyor yaptıkları çünkü empati kurabildiği mutlulukları ve acıları anlatıyor. Gerçek bir "Anadolu pop" çıkıyor ortaya da. Klipleri de bu şekilde giderse ileride "Anadolu hatıraları" olarak derlenebilir.

 

Müzikte yeniden mutlu haberler çoğalmaya başladı. Hatta ne kadar temkinli adım atılsa da İstanbul'u yeniden eski günlerdeki gibi konserlerle, festivallerle dolu bir kent olma yoluna girildi gibi görünüyor. 22 Haziran'da Kilyos Burç Beach'deki Oscar and The Wolf konseri de bunun ispatlarından. İstanbul'daysanız kaçırmayın.

Yazarın Diğer Yazıları

Siz hiç 5 bin yaşında oldunuz mu?

Sanal gerçeklik kadar güzel olan tek şey, hâlâ daha doğa

Mutlu haberler

Güzel şeyler de oluyor!

6 Eylül rap darbesi

İçimizde bir umut, çocukların arkasına sığınıp biz de susmamayı, işe yaramayı, birlik olmayı öğrenebiliriz şimdi