20 Ekim 2021

Mali üzerinde Fransız-Rus bilek güreşi

Bu aralar Mali ile Fransa'nın arası çok gergin. Rusya ile askeri işbirliğine sıcak bakan darbe hükûmetini kızdıran husus, Fransa'nın, 2013 yılında bu ülkeye konuşlandırdığı 5 bin kişilik askeri müdahale gücünü (Barkhane) tek yanlı biçimde geri çekme kararı. Wagner ve Rusya kartına, Batıya gözdağı vermek yanında, iktidarlarını uzatmak ve şubat seçimlerini ötelemek üzere başvuruyor olmasınlar?

Sömürgeci devlet ile sömürüye konu Afrika ülkesi arasındaki ilişkiler çoğu zaman inişli çıkışlıdır. Söz konusu bağlar ikide bir gerilir, bazen kopma noktasına gelir, bir süre sonra her şey tekrar normale döner. Bu tür ilişki genellikle "aşk ve nefret birlikteliği" şeklinde adlandırılır. Bu aralar Mali ile Fransa'nın arası çok gergin. Aşk ve nefret birlikteliğinin tartışma, hakaret ve kavga dönemine girdikleri anlaşılıyor. 

Mali'de, 2020 Ağustos darbesi sonrası oluşturulan geçiş döneminin asker ağırlıklı hükûmeti, son dönemde, Rusya ile askeri ilişkilerini geliştirme çabası içinde. İki ülke arasında, 2019 yılında gözden geçirilen bir askeri işbirliği anlaşması zaten mevcut. Ancak bu defa, Malili yetkililer, Rusların kötü şöhretli özel güvenlik kuruluşu Wagner ile görüşmelere başlayacağını duyurunca, başta Fransa olmak üzere, AB ülkeleri ve ABD şöyle bir irkiliverdiler. Wagner milislerinin, Mali'nin, cihatçı ve ayrılıkçı gruplara karşı on yıldır sürdürdüğü mücadeleye dâhil edilecek olmaları olasılığı, Mali'ye komşu ülkeleri ve Batı Afrika'nın güçlü bölgesel örgütü ECOWAS'ı da benzer şekilde rahatsız etti. 

Rusya ile askeri işbirliğine sıcak bakan darbe hükûmetini kızdıran husus, Fransa'nın, 2013 yılında bu ülkeye konuşlandırdığı 5 bin kişilik askeri müdahale gücünü (Barkhane) tek yanlı biçimde geri çekme kararı. Mali Başbakanı geçenlerde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Fransa'nın, terörle mücadele sürecinde, ülkesini yolun ortasında bıraktığını ileri sürerek, eski sömürgecisini tüm dünyaya şikâyet etti. 

Barkhane operasyonu, Fransa'da da kamuoyunun desteğini kazanamadı, Mali halkı nezdinde de yeterince başarılı görülmüyor ve tepkilere konu oluyor. Söz konusu görev bünyesinde, 8 yıl içinde 50’yi aşkın askerini kaybeden Fransa, netice itibariyle kimseye yaranamamış durumda. Cumhurbaşkanı Macron, 2022 seçimlerini de dikkate alarak, destek kaybını önlemek amacıyla, Barkhane operasyonunun yükünü Mali'de konuşlu AB görev gücü Takuba'ya kaydırmak istiyor. Barkhane'da görevli askerlerin belki de yarısı AB bünyesindeki göreve transfer edilecek, Takuba öne çıkarılacak, Mali'de Fransa'ya karşı ortaya çıkan tepkiler gerileyecek, Fransa'daki muhalefet çevrelerinin, Barkhane üzerinden Macron'un Sahel bölgesinde terörle mücadele stratejisine dair eleştirileri son bulacak. Kanaatime göre gayet iyi planlanmış, akıllı bir çıkış stratejisi söz konusu. 

İmkân ve kabiliyetleri ile ateş gücü yüksek Barkhane olmadığı takdirde, Mali ordusunun ve ülkede konuşlu 5 bin askere sahip "G5Sahel" adlı ortak ordunun, günümüz koşulları altında, cihatçı örgütler ile baş etmeleri mümkün değil. Sahra-Sahel kuşağında cihatçı gurupların her sene daha da güçlendikleri ve bölgenin güneyine doğru yayıldıkları biliniyor. Mali hükûmeti bu gerçeğin bilincinde ve bu sebeple Macron'a kızmış durumda. 

Mali'deki askeri yönetimin, uluslararası toplumla yolların tamamen ayrılmasına sebep olacağı anlaşılan bir Wagner macerasına girişeceğini sanmıyorum. Wagner teşebbüsüne, Mali'nin komşuları ile bölge ülkelerinin de karşı oldukları biliniyor. 4 yıldır Orta Afrika Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren, 2 yıldır Libya'da general Haftar'ın etrafında gezinen Wagner'in paralı askerleriyle ilgili yoğun eleştiriler herkesin malumu. Kötü namı iyice yayılan bu kurumu Mali'ye davet etme konusunu ortaya atmakla, Bamako'daki askeri liderlik, muhtemelen, Wagner üzerinden Fransa'ya bir mesaj veriyor : "Terörle mücadele sürecinde tek yanlı karar alma, istişareden kaçınma, iç işlerime de fazla karışma" diyor; "güvenlik konusunda beklentileri karşılayamadın" diye, Paris'i halka şikâyet ediyor. 

Mali'ye dair gelişmeleri, 2009 yılından itibaren, imkânlar ölçüsünde takip ediyorum.  2011 yılında, Libya'da Kaddafi rejiminin yıkılmasının ardından, Sahel bölgesinde ve özellikle Mali'de mevcut güvenlik sorunları had safhaya ulaştı. Ayrılıkçı güçler (Tuareg milliyetçiliği) ve cihatçı guruplar (Al-Kaida ve Daeş iltisaklılar) 2012 yılı sonlarına doğru, neredeyse tüm ülkeyi ele geçirecek iken, o dönemde Fransa'nın gerçekleştirdiği askeri müdahale sayesinde, ülke bütünlüğü korunabildi. Güçlü Fransız müdahalesi, söz konusu silahlı gurupların ilerlemesini durdurdu, geri çekilmelerini sağladı, ancak bunları ülke sathından tamamen silemedi. 

Şu hususu açıklıkla ortaya koyalım: Söz konusu gurupların askeri yollardan veya uygun görülürse siyasi çözümler aracılığıyla tesirsiz veya zararsız hale getirilmeleri, Mali'deki siyasi liderliğin ve Mali Silahlı Kuvvetleri'nin yetkisindedir ve vazifesidir. Mali'yi terör guruplarından arındırmak 3. ülkelerin görevi değildir. Dost ve müttefik ülkeler size maddi manevi destek olurlar, askeri eğitim ve teçhizat sağlarlar, geriye kalan esas ağır yük Mali halkının ve liderliğinin omuzlarındadır. Albay Assımi Goita ve ekibi, "güvenlik sorunumuzu Fransa çözemiyor ise Rusya yardımımıza koşar" şeklinde düşünüyor ise yazık olur Mali'ye. Putin'in önderliğinde Afrika'ya geri dönen Rusya'nın, 2017 yılında müdahil olduğu Orta Afrika Cumhuriyeti'nin durumu ortada; Ruslar sayesinde ülke istikrar, huzur ve  refaha mı kavuşmuş? 

Afganistan'da olanları unutmayalım: Afgan halkı ve liderliği, ülkenin esenliğe kavuşması için 20 yıl sırtını ABD'ne dayadı. Vahim sonucun ne olduğunu yaz aylarında hep birlikte izledik. Paris'in ve uluslararası toplumun ilelebet Mali'nin güvenliğini sağlaması düşünülemez. Fransa'da seçimler yapılır, hükûmet değişir, anlayış değişir, yeni hükümet askerlerin Mali'den çekilmesini kararlaştırır, bunlar dış ilişkilerde rutin ve olağan gelişmelerdir. 

Bamako'daki asker ağırlıklı geçiş dönemi yönetiminin başında hakikaten dünya kadar dert mevcut. Darbe yaptılar ama hastayı iyileştiremediler. Kendilerine uluslararası toplum tarafından tanınan süre 2022 Şubat ayında sona eriyor. Bu tarihte yeni bir anayasa eşliğinde serbest seçimler düzenlemeleri ve ülke idaresini sivillere devretmeleri icap ediyor. Acaba, Wagner ve Rusya kartına, Batıya gözdağı vermek yanında, iktidarlarını uzatmak ve şubat seçimlerini ötelemek üzere başvuruyor olmasınlar?

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Avrupa Birliği üyeliği Bulgaristan'a ne sağladı?

Brüksel makamları, Sofya'daki siyasetçilere, zaman zaman havuç ve sopa göstermekte, doğrular ve yanlışlar konusunda, başöğretmen edalarda, ikazlarda bulunmaktadır

Somali'de geciken seçimler ve güvenlik sorunları

Onaylanan "Somali Geçiş Planı" doğrultusunda, 2024 sonuna kadar, AMISOM güçlerinin yerini peyderpey alacak ulusal ordu, El Şebap karşısında başarılı neticeler elde edemez ise, yeni Somali hükümetinin durumu zora girecektir

Sırbistan'ın Moskova aşkı; nereye kadar?

Eski bir Belgrad sakini sıfatımla, Sırbistan'ın, diğer Balkan ülkelerinin gerisinde kalmadan, AB yolculuğuna sorunsuz devam etmesini samimiyetle temenni ediyorum