10 Haziran 2020

Laf olsun, torba dolsun!

Gazeteciler hapse atılırken, özgürlüğü boğan zincirlere yeni halkalar eklenirken yazı yazmak...

Kendi kendime konuşuyorum.

            Laf olsun torba dolsun!

Bir zamanlar 141, 142, 163 vardı.
O meşhur maddeler...
Özgürlüğün zincirleriydi.
Hapsin yolunu açarlardı.
Komünizm propagandasından...
Komünist örgüt kurmaktan...
Yani komünistlikten hapsi boylardın.
Kürtçülükten de kendini bulurdun
demir parmaklık arkasında...
163. maddeye gelince...
Şeriatçılık, İslamcılık...
Bu yüzden de içeri atarlardı.
Gık diyen kendini hapiste bulurdu.
İfade özgürlüğü yıllar yılı 141,142, 163'le
boğuldu. Demokrasinin kolu kanadı
bu maddelerle kırıldı.


Sonra Soğuk Savaş bitti.
1989'da Berlin Duvarı yıkıldı.
Komünizm çöktü.
Bizde de çağa uyuldu ve 141, 142, 163
şıpın işi kaldırıldı.
O zamanlar demokrasi geldi diye şöyle bir
bayram havası bile esmişti memlekette...
Kısa sürede uyandık.
Baktık, değişen bir şey olmamış.
141, 142, 163 gitmiş ama...
Yerine Terörle Mücadele Kanunu
gelmiş 1991'de.
Bu kez ifade özgürlüğü bu yasayla
ölümcül darbeler yemeye başlamış.
Hapishaneler eskisi gibi yine boş kalmamış.
Daha önce 141, 142, 163'le dolan cezaevleri
bu defa Terörle Mücadele adına doldukça dolmuş.
Konuşuyorum kendi kendime: 

            Laf olsun torba dolsun!         

Bugün de ne istersen var.
Muhalefeti ezmek için her türlü
suç fışkırıyor yasalardan.
Teröristlik mi istersin?..
Terörle işbirliği de olabilir.
Ya da silahlı çete kurmak...
Silahlı çeteye yardım ve yataklık mı?..
Halkı kin ve düşmanlığa teşvik ve tahrik...
Ya darbecilik?
Anayasal düzeni ortadan kaldırmak...
Hükümeti yok etmek...
Olmadı, casusluk verelim.
Gizli bilgileri ifşa etmek de olabilir.
Cumhurbaşkanı'na hakarete ne dersin?
Daha ilginci:
Bugün yazmadıklarından dolayı da hapsi
boylamak mümkün...
Heyy sen!
Farkında mısın?
Memleketin hapishaneleri gazeteciyle
dolup taşıyor.
Geçen gün iki meslektaşım daha
sabahın köründe gözaltına alındı:
 

TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel
ile Oda TV Ankara Haber Müdürü
Müyesser Yıldız...

Gazetecilik yaptıkları için gözaltına alındılar.
Heyy sen!
Farkında mısın?
Bu ülkede gazetecilik çoktan beri suç sayılıyor.
Bu iki meslektaşım bu nedenle
demir parmaklık arkasındalar.
İşte ben de öyle, kendi kendime konuşuyorum: 

            Laf olsun torba dolsun!

Özgürlüğe vurulan kelepçeler yeni değil.
Yıllardır var.
İfade özgürlüğü yıllardır boğuldukça boğuluyor.
Devlet hoyratlaştıkça hoyratlaşıyor.
Medya biat kurumu haline geldikçe geliyor.
Gazeteciye boyun eğdirildikçe eğdiriliyor.   
Kılıçdaroğlu kürsüde: 

Özgür gazeteciler zor koşullarda görev 
yapıyor. Bir sabah bir haber geliyor, iki
gazeteci sabahın köründe gözaltına
alınmış. İsmail Dükel, Müyesser Yıldız.
Su vermiyorlar su! Müyesser Hanım’a
su verilmiyor su...

Ali Babacan kürsüde:

Tutuklu gazeteciler var, yargılaması
sürenler var, iktidarın baskısıyla işinden 
olan gazeteciler var. Bu baskılar altında
gazeteciler özgürce soru soramıyor.
Gazeteciler rahatça konuşamadığı için
memleketin problemleri ortaya
çıkamıyor. İfade özgürlüğü, 
problemlerin çözümünün anahtarıdır.
İktidar problemleri çözemediği için
konuşulmasını da yasaklıyor.

HC de yazısını yazıyor.
Hakkı, hukuku, özgürlüğü savunuyor.
Yani kendi kendine konuşuyor.

Maksat laf olsun, torba dolsun! 

Yazarın Diğer Yazıları

1000 gündür bir hücrede tek başına yatıyor; Osman Kavala'ya özgürlük!

Daha kaç gün dayanabilir bir insan... Bir hücrede, kurtarılmadan...

Yazılara ara...

Yazılarıma iki hafta ara veriyorum

Devlet ana mı, baba mı bilmem ama yeniden sahne alıyor!

Ve Koronavirüs kriziyle birlikte "devletin geri dönüşü" yaşanırken Kılıçdaroğlu'ndan "yeni devletçilik" çağrısı...