05 Temmuz 2021

Haydi barış ve demokrasi yürüyüşüne, hep birlikte ERDOĞAN'A HAYIR diyerek...

Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi: Asla umutsuzluğa kapılmayın, yol yakındır, diktatörleri indireceğiz.

Barış diyorsak...
Demokrasi diyorsak...
Adalet diyorsak...
Hukuk diyorsak...
Özgürlük diyorsak...
Kadın-erkek eşitliği diyorsak...
İnançlara, inançsızlıklara saygı diyorsak...
Kimse kimsenin hayatına karışmasın diyorsak...
Hayat tarzlarına saygı diyorsak...
Şiddete hayır diyorsak...
Toplumda, siyasette cepheleşmeye,
kutuplaşmaya hayır diyorsak...
Barış ve huzur içinde yaşamak diyorsak...
Önce Erdoğan'ın gitmesi gerekiyor!
Çünkü bir numaralı sorun Erdoğan'dır,
yıllardır iyiliklerin, çözümlerin
önünü tıkayan bir nolu sorun...
Bunun için diyorum ki: 

Haydi barış ve demokrasi
yürüyüşüne, hep birlikte
ERDOĞAN'A HAYIR diyerek...

Çok iyi hatırlıyorum o günü.
15 Haziran 2017.
Demokrasi tarihimizde bir dönüm noktası,
diye yazmıştım.
CHP lideri Kılıçdaroğlu,
Ankara'da Güvenpark'a gelmiş,
tane tane konuşmaya başlamıştı:      

Bir diktayla karşı karşıyayız.
Bıçak kemiğe dayandı!
Artık yeter diyoruz!
Adaletin olmadığı
bir ülkede yaşamak istemiyoruz.
Bütün dünya bilsin,
bir dikta yönetimiyle
karşı karşıyız.
Adalet! Adalet! Adalet!
Bu yürüyüşün bir siyasi
partiyle ilgisi yok.
Adalet ve demokrasi isteyen
herkes için bu yürüyüş.    
Dikta istemiyoruz.
Darbeci görmek istemiyoruz.
20 Temmuz darbesini
yapanları istemiyoruz.
Hapishaneleri tıka basa dolu
bir ülkede barış olmaz, huzur olmaz.
Özgür bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Bedel ödemek gerekiyorsa,
o bedeli önce biz ödeyeceğiz.
Hep beraber mücadele
edeceğiz demokrasi ve adalet için...

Ben de büyük bir heyacanla
koşa koşa katılmıştım
"adalet yürüyüşü"ne...
Bu yürüyüşten yükselen ruh,
iki yıl sonra 2019 yerel seçimlerinde
Erdoğan'ı başta İstanbul olmak üzere
büyük şehirlerden silip süpürmüştü.
Yine yapabiliriz.
Bunun için de
hep birlikte,
bütün muhalefet
bir araya gelerek,
el ele tutuşarak büyük bir
barış ve demokrasi yürüyüşü
başlatmanın zamanıdır.

Saray iktidarı hızla çürüyor,
büyük bir çöküş yaşıyor.
Şimdi çare eski defterleri
karıştırmak değil,
yeni defterler açmaktır.
Yeni yol haritaları çizmektir.
Farklılıkları hedefin önüne koymak değil,
farklılıklarımızla birlikte
yeniyi inşa etmeye koyulmaktır Türkiye'de.
Bunu yapabiliriz.
Öncelik birbirimizle uğraşmak değil,
önümüze bakmak,
bir numaralı sorun olan
Erdoğan'a hadi güle güle, demektir.
Bunun için gerekli diyalogları, uzlaşmaları
kuyumcu titizliğiyle örmektir.
Bunu yapabiliriz.
2019 yerel seçimlerinde Erdoğan
büyük belediyelerde,
İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da
nasıl kapının önüne konulduysa,
bundan sonraki seçimlerde
bütün Türkiye kendisinden kurtulabilir.
Bu çok yakın bir ihtimaldir.
Evet, bunu yapabiilriz.
Hiç unutmayın,
sakın küçümsemeyin,
dudak bükmeyin,
yaşadığımız acılar
bizi siyaset olarak olgunlaştırmış durumda...
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun
geçen ay İzmir'de dediği gibi:

Asla umutsuzluğa kapılmayın,
yol yakındır.
Diktatörleri indireceğiz.
Huzur ve demokrasi gelmeden
asla yorulmayacağım.
Yorulmak bize haram.
Demokrasiyi mi, otoriter rejimi mi?
Hep beraber demokrasiyi getireceğiz.
Hiç umutsuzluğa kapılmayın.
Birlikte güzel Türkiye'yi
yeniden demokratik anlamda inşa edeceğiz.
Ampulü patlatacağız,
güneş yeniden doğacak

Haydi barış
ve demokrasinin
büyük yürüyüşüne,
hep birlikte
ERDOĞAN'A HAYIR
diyerek...

Yazarın Diğer Yazıları

Evet, umutsuz olmaya hakkımız yok!

Hoşgörü-diyalog-uzlaşma... Tek adamlığa karşı güçler ayrılığı, yetki paylaşımı... Koalisyon korkusu değil uzlaşma kültürü... Yarınki Almanya seçimlerini düşünürken böyle bir halkayı çekiyorum.

Kürt sorunu... Kılıçdaroğlu... HDP... İmralı... Kandil... Ve barış...

Kılıçdaroğlu'nun, "Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz" derken olumlu bir çıkış yaptığını düşünüyorum ama, "aması" da var.

Hrant Dink'ten: “Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim!”

Sevgili Hrant’ın bu sözüydü, yaşadığı acılardı, Erivan’da bir sabah vakti gün doğarken Soykırım Anıtı’nın önünde bana duygu fırtınası yaşatan...